1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Öztürk

  3. Askon iftarında da vardılar ama yapmadılar
Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Askon iftarında da vardılar ama yapmadılar

A+A-

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e biat etmiş olanlara Efendimiz şöyle buyuruyor; “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız.”

Önceki gün iş dünyasının saygın ve seviyeli derneği Askon’un iftar davetine katılmak üzere biraz da erkence yola çıkmıştım. Yolum Beyazıt Meydanı’ndan geçerken tramvaydan inip, kitap fuarına uğramak istedim. Kitaplar arasında dolaşınca stres atıyorum.
Kitaplara bakarken, uzaktan güzel bir insan gördüm. Gözüm bir yerlerden tanıdı ama hafızam kim olduğunu hemen söylemedi. Öyle güzel bir hali vardı ki, “Tam bir mü’min” diye geçti içimden. Bu mü’mini tanımak için yanına yaklaşırken, o da bana doğru geliyordu.
Saçları biraz dökülmüş, traşını olmuş, uzun kollu beyaz gömleğini giymiş, yaka düğmesine kadar gömleğini iliklemiş, elinden yüzünden nur akıyordu. Yaklaşınca şükür ki tanıdım. İstanbul eski müftülerinden Selahattin Kaya hocamdı.
Selahattin hocam da kitaplara bakıyor ve kitap alıyordu. “Okumaya devam ediyorum, ara sıra da sohbete gidiyorum” dedi. Ve bir şey daha söyledi. “Sabah ilk okuduğum gazetelerden biri Vakit’tir, Vakit’i okumadan rahat edemem” dedi.
İftar yaklaştığı için daha fazla sohbet edemedik. Elini öperek vedalaştık. “İşte bir Müslüman böylesine temiz, böylesine saygın, böylesine güler yüzlü, böylesine samimi olmalı” diyerek tekrar tramvayla Topkapı’ya doğru yola çıktım.
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Dr. Murat Yalçıntaş’ın ifadesiyle, Anadolu’nun ve İstanbul’un yüz aklarından biri olan Askon yöneticileri ve üyeleri, misafirleri kapıda karşılayıp, buyur ediyorlardı. Selahattin Kaya hocamdaki yüz ifadesini onlarda da buldum.
Görebildiğim kadarıyla Askon iftarında da büyük bir birlik ve beraberlik vardı. Müsiad yöneticileri başta olmak üzere pek çok sivil toplum örgütü üyeleri vardı. SP Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş başta olmak üzere siyasiler de oradaydı.
Ezan okundu, çorbalar içildi, namazlar kılındı, masalar arası sohbetler başladı, tabii acı ama günün esprilerinden biri de Numan Bey’e karşı “Dış güçlerin (!)” protesto yapıp yapmayacaklarıydı. Biz espri yapaduralım, şaka gerçeğe dönüşmek üzereymiş meğer.
Herkes oturmuş yemeğini yiyor ama salonun belli yerlerinde birtakım insanlar ayakta bekliyor. Yanımdaki tanıdık birine sordum, “Nedir bu vaziyet” diye. O da aldığı duyumu söyledi. Malum “Dış güçler (!)” adına birisi arayıp, yine protesto yapacaklarını ihbar etmiş.
Askon yöneticileri de bu ihbar üzerine önlem almışlar ve önlemlerini başarıyla uyguladılar. Yine de inanamadım, bir iki kişiye daha sordum, “Gerçekten yapabilirler mi, dış güçler burada mı” diye. Dediler ki; “Gelmişler ama yapmadılar ya da yapamadılar.”
Allah hayırlısını versin, Allah insanı şeytana uydurmasın, bu nasıl bir hırstır. Yazının başındaki Hadisi-i şerif hiçbir şey ifade etmiyor mu acaba. Ya da “Mü’minler kardeştir” ayeti kerimesi de mi yetmiyor birtakım kişi ya da kişilere veya kişileri yönlendirenlere? Geçelim.
İftar sonrası Askon Genel Başkanı Mustafa Koca, Abdülaziz Bayındır, İTO Başkanı Dr. Murat Yalçıntaş, Pakistan İstanbul Konsolosu ve SP lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş birer konuşma yaptılar. Davetlilerden büyük alkış aldılar. Konuşmaların bütünü “mutlak birlik ve beraberlik” üzerine vurguluydu.
Numan Kurtulmuş, konuşmasının bir bölümünü “Evet”e ayırdı. 1876 yılından bu yana hiçbir anayasanın millet tarafından hazırlanmadığını, mevcut yasaları vesayetçi zihniyetlerin yaptığını, ilk defa milletin önüne bir fırsat çıktığını ifade ederek şöyle dedi:
“Bu değişiklikler yetmez ama büyük bir güçle evet diyeceğiz. Ondan sonra da bütün bir millet kendi anayasasını yapıncaya kadar mücadelemiz sürecektir.” Evet dostlar; hangi şartlarda olursa olsun, Numan Kurtulmuş’a bu memleketin ve milletin ihtiyacı var.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT