1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Askerlikte adam öldürmek mi öğretiliyor?..
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Askerlikte adam öldürmek mi öğretiliyor?..

A+A-

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, dün Irak’a gitmeden önce havaalanında düzenlediği “basın toplantısı”nı izlediniz mi?..

Irak, Suriye, Libya ve Devlet Bahçeli’nin sözleri ile ilgili sorulara “gayet rahat” cevap veren Başbakan; eğer dikkat ettiyseniz, “Kılıçdaroğlu ile ilgili bir soru” üzerine; “Bu da nereden çıktı?” der gibi, “kısa bir tereddüt” yaşadı.

Tereddüt yaşadı, çünkü;

“Kılıçdaroğlu’nun sözleri”ni, büyük bir ihtimalle duymamıştı.

Oysa, gazeteci soruyordu:

“Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bir açıklama var!.. Bedelli askerliği savunurken dedi ki;

Askerlik, adam öldürme sanatıdır!..

Bunu mu öğreteceğiz askerlere?..

Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri konusunda neler söyleyeceksiniz?”

 

“PARTİ LİDERİNE YAKIŞMAZ!”

Erdoğan, şaşırmıştı...

Çünkü, Kılıçdaroğlu’nun böyle bir sözünü duymamış, söyleyebileceğine de ihtimal vermiyordu.

Kısa bir “tereddüt”ten sonra dedi ki;

“Bir siyasi lider böyle bir ifade kullanmışsa, böyle bir durum karşısında, bana sadece şaşırdım demek kalır!”

Erdoğan, şaşkınlığını attıktan sonra, devam etti sözlerine;

“Askere giden herkes adam öldürme sanatını öğrenmek için mi gidiyor? Asker hangi görevlerle mücehhez (donanmış) olarak döner, bu bellidir. Ve adam öldürmek için de özel bir eğitimden geçmeye gerek yok. Bu eğitimi hiç almamış olanların da nasıl adam öldürdüklerini görüyoruz. Böyle bir şey söylenmişse çok yakışıksız. Bir siyasi platform içerisinde veya bir siyasi partinin genel başkanı olan şahsa bu tür bir açıklama kesinlikle yakışmaz.”

Dikkat ettiyseniz;

Erdoğan son derece “temkinli” konuştu ve “Böyle bir ifade kullanmışsa!.. Böyle bir şey söylemişse” dedi.

O anki ruh halinden anladım ki;

Başbakan, bu konuda “enforme” edilmemiş... Yani, “söyleyip, söylemediğine” dair bilgi sahibi değil!.. Dolayısıyla, “şartlı” konuştu;

“Yapmışsa!.. Söylemişse!”

 

O SÖZ, SANKİ MAKASLANDI!

Ne yalan söyleyeyim; böyle bir soru soruluncaya kadar, Bay Kılıçdaroğlu’nun böyle bir söz söyleyip söylemediğinden benim de haberim yoktu.

“Sözün tam metni”ne ulaşabilmek için; “ajans”lardan Pazar günü geçen “haber metinleri”ni satır satır taradım.

Hayır, “o ifade” yok!..

Bay Kılıçdaroğlu’nun;

“Durumu iyi olana bedelli, iyi olmayana kısa dönem askerlik yaptıracağız!.. Toplanan bedellerle silah almayıp, yurt sorunlarını çözmede kullanacağız!..

Üniversite öğrencilerine yaz aylarında askerlik yaptıracağız!..

Ordumuzu daha profesyonel, daha aktif hale getireceğiz ama, buna onların aklı ermez!”

Şeklindeki sözleri bütün “ajans bültenleri”nde vardı ama; “Askerlik adam öldürme sanatı!.. Bunu mu öğreteceğiz gençlere?” sözü yok!..

“Allah, Allah” dedim;

“Bu kadar önemli bir sözü nasıl atladık?.. Hadi biz atladık, ajanslar nasıl atlar?”

Sonra; “yandaş”ından “yoldaş” ve “candaş”ına kadar, bütün “gazeteleri” tek tek taradım.

Hayır, onlarda da yok!..

“İnternet siteleri”ne girdim!..

Oralarda da yok!..

Allah, Allah;

Nerede bu haber?..

 

GİZLİ BİR EL Mİ SAKLADI?

Yoksa, Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri “sakıncalı” bulundu da, “aleyhinde kullanılabilir” düşüncesiyle “topyekûn bir perdeleme” mi uygulandı?..

Süheyl Batum’un “Ordu, kâğıttan kaplan” ifadesinden sonra zor durumda kalan CHP’ye bir “medya kalkanı” mı oluşturulmuştu acaba?..

Niye olmasın?..

Hatırlarsınız...

Star’daki yazılarına dün “veda” eden ve bugünlerde “Gaziantep’ten milletvekili adayı” olmak için çalışan Şamil Tayyar, 31 Aralık 2010’da, “Kılıçdaroğlu’nun bir gafı” üzerine şunları yazmıştı:

“Önceki gece gazetecilere verdiği yılbaşı resepsiyonunda Fenerbahçe tutkusunu Lefter’e bağlayan Kılıçdaroğlu şöyle dedi: “Çocukluğumuzda Lefter çok iyi bir kaleciydi, ondan etkilenip Fenerli oldum.”

O sırada Lefter’in kaleci olmadığını hatırlayan bir gazeteci devreye giriyor: “Efendim bildiğim kadarıyla Lefter kalecilik yapmadı.”

Kemal Bey biraz şaşkın:

“Sanırım bir ara yaptı.”

Verdiği cevaptan kendi bile tatmin olmadı, “Lefter başarılı bir Fenerbahçeliydi” diyerek geçiştirmeyi yeğledi, konuyu kapattı.

İnsanlık hali, olabilir. Kemal Bey, kendisi 6 yaşındayken gol kralı olan ve 15 yaşındayken futbolu bırakan Lefter’in hangi mevkide oynadığını hatırlamayabilir. Ama bir tutkuya, bir aşka referans yapıyorsanız, dayanak noktanıza ilişkin yanılma lüksünüz yoktur. Aksi halde ortada samimiyet sorunu var demektir, bol keseden atmak, hatta sallamak anlamına gelir.

Burada en az bu gaf kadar vahim olan, bazı gazeteci arkadaşlarımızın tutumudur. Ağızlarından köpürte köpürte “yandaş” salyası akıtanlara misal olsun diye anlatmak isterim.

Bu gaf üzerine bazı arkadaşlarımız “Ne var bunda, dili sürçtü sayın genel başkanın, sakın ha haber yapmayın” diyerek ortalıkta dolaşıyor, diğer meslektaşlarını etkilemeye çalışıyor.

Ertesi gün...

Gazetelerde Lefter haberi yok.

6 ok rozetiyle gazetecilik yapanların cirit attığı, kendileri gibi olmayan herkesi yaftalayarak dışladığı medya sektöründeki bu manzara, bizler için sürpriz değildir.”

İşte bu olayı çok iyi bildiğim için, kendi kendime sordum: “Acaba, yine birileri mi girdi devreye?.. Birileri devreye girip de, o sözün yayınlanmasını mı engelledi?”

Siz olsanız, böyle düşünmez misiniz?..

Öyle ya;

Kılıçdaroğlu’nun o sözleri ne “ajans”larda var, ne “gazete”lerde, ne de “internet siteleri”nde!..

Öyle bir “konuşma” ki;

Sanki “şeytan alıp götürdü!”

Küçüklüğümüzde kaybettiğimiz bir şeyi ararken, öyle derdik ya;

“Şeytan aldı götürdü,

Satamadan getirdi!”

Kılıçdaroğlu’nun sözleri de öyle!..

Üzerine öyle bir “şal” örtüldü ki, öyle bir “perdeleme” yapıldı ki, bul bulabilirsen!..

Yok!.. Yok!.. Yok!..

Hadi, “yoldaş” ve “candaş”lar o sözü görmezden geldi, peki “yandaş”(!)lar niye görmedi?..

Oysa, “atlanacak” bir haber değil!..

 

BU SÖZÜ ERDOĞAN SÖYLESEYDİ!

Hatırlarsınız;

Erdoğan, 2006 yılında Balıkesir’de yaptığı bir konuşmada; “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” demişti de, kızılca kıyamet kopmuştu.

Bodrum CHP İlçe Örgütü Üyesi Tülay Güldamla, Erdoğan’ı “protesto” etmiş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “şehitlere hakaret” ettiğini söylemiş, bir şehit eşi “dâvâ” açmış, o günlerin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Erdoğan’ın “maganda üslûbu” kullandığını iddia etmişti...

Sizin anlayacağınız;

“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözleri üzerine Türkiye ayağa kalkmıştı!..

Ama, Kılıçdaroğlu;

“Askerlik adam öldürme sanatıdır” diyor, hiç kimseden “çıt” çıkmıyor!..

Belli ki, herkes uyumuş!..

Ya da, “Kılıçdaroğlu’na çakmak” hiç kimsenin işine gelmiyor!..

Çıldırma noktasındayım!..

O sözün tamamı ne?

 

O SÖZÜN TAMAMI

Derken, Kılıçdaroğlu’nun; Ankara’da, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi’nde “milletvekili aday adayları”yla yaptığı toplantıyı takip eden bir gazeteci arkadaşa ulaştım... O arkadaş; “sözün tam metni”ni geçti bana...

Kılıçdaroğlu diyordu ki;

“Genç nüfusumuz var... Bu genç nüfusumuzun büyük bir kısmı üniversiteye gidiyor... Okurken askerliğini yapsın yaz tatillerinde... Vay efendim, öyle şey olur mu? Elin oğlu yaptığı zaman oluyor da biz düşündüğümüz zaman mı olmuyor?

Üniversite gencimizi, gencecik bilim insanımızı, düşünen beyni...

Hayatının büyük bir kısmını, 15 ayını insan öldürme sanatıyla mı eğiteceksin?

Yoksa üniversite kuralım, gençler okusun, gençler daha iyi olanaklara kavuşsun, bilim ve teknolojiyi geliştirelim, insanlığa hizmet edelim, insanlık için mücadele edelim... Bunun için mi çaba harcayacağız?”

Şu hâle bakın; Bay Kılıçdaroğlu, resmen ve alenen diyor ki;

“Gençler, askerlik yaptıkları 15 ay boyunca insan öldürme sanatıyla eğitiliyor!”

Beklerdim ki;

MHP’den tutun da, “şehit aileleri”ne varıncaya kadar bütün Türkiye ayağa kalksın ve tepki göstersin Kılıçdaroğlu’na!..

Ama, ne hikmettir bilinmez;

Erdoğan haricinde hiç kimse “gık”ını çıkarmadı, hiç kimse tepki göstermedi!..

Merak ediyorum;

“Gençlere, insanları öldürme sanatı öğretiliyor” sözünü Kemal Kılıçdaroğlu değil de Başbakan Tayyip Erdoğan söylemiş olsaydı, acaba, gündem birdenbire nasıl değişirdi?..

MHP’liler anında “basın toplantısı” düzenler, “nöbetçi uzman”lar anında televizyon ekranlarına çıkarlar ve “bombardıman”a başlardı!..

Erdoğan’ın “asker düşmanı” olduğundan tutun da, “vatana ihanet ettiği”ne kadar bir sürü lâf söylerlerdi!..

Ama Kılıçdaroğlu’na “tık” yok!..

Bir defa daha anladım ki;

“Yoldaşlık ve candaşlık” böyle bir şey!

Erdoğan söylemişse köpürt!..

Kılıçdaroğlu söylemişse, üstünü ört!..

Şal ört!.. Perdele!.. Görmezden gel!..

 

VER PARAYI, YAN GEL YAT!

Kılıçdaroğlu’nun sözleri “bütün” olarak ele alındığında şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza;

Eğer “yoksul” bir genç isen, “cebinde paran yok” ise, git askere ve “adam öldürme”yi öğren!..

Yoook, “zengin” isen, boşver askere-maskere gitmeyi!.. Askere gidip de “adam öldürme”yi öğreneceğine, öde “bedel”ini, işini yapmaya devam et!..

Haa, “vatan savunması” mı?..

Onun da kolayı var!..

O işi, nasıl olsa “CHP neferleri” yapar!.. Sen keyfine bak!..

Yan gel, yat!..

Savaşma!.. Seviş!..

Bırak, “gariban çocukları” gitsin askere!.. Bırak, “sınır”ları onlar korusun, “terörist”lerle onlar çarpışsın, onlar “şehit” olsun!..

Senin paran var ya!.. Öde “bedel”ini, yat sıcak yatağında!..

Bırak, gariban çocukları ölsün!..

“Zengin çocukları” ölmesin ki, “para” getirsinler!.. Para getirsinler ki; “Benim adım Kemal”im, uçuk-kaçık projelerine “kaynak” bulsun!...

Ne dersiniz;

Yanılıyor muyum?..

Değilse, Bay Kılıçdaroğlu; “Askerlik, adam öldürme sanatının öğretildiği yerdir” sözlerine açıklama getirmelidir!..

Çünkü “askerlik”te;

Sadece “öldürmek” değil, “ölmek” de öğretilir... Vatan için ölmek!..

Bay Kılıçdaroğlu’nun “vatan”dan neyi anladığını gerçekten çok merak ediyorum.

Herhalde “millet” de merak ediyordur!

=============

Şeytan kim?

Bay Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da “aday adayları”na hitap ederken, demiş ki; “Basılmamış kitaplar imha ediliyor... Aklı olanların aklına gelmeyecek bir şey... Bu kadar şey, ancak şeytanın aklına gelir!”

Belli ki, Bay Kılıçdaroğlu “şeytan”ları çok iyi tanıyor!.. Yoksa, onların aklına gelebilecekleri nereden bilsin?..

Madem, “basılmamış kitabı imha” etmek “şeytanlık”tır, o halde “yeni(!) CHP”nin genel başkanına “eski CHP”yi hatırlatıp, soralım:

“Yayını devam eden dini tefrikalara derhal son verilmesini istemek” neyin nesidir?..

Öyle ya;

“Dinî yayınlar”dan ancak “şeytan”lar rahatsız olur!..

24 Temmuz 1945’te, gazetelere “talimat” gönderip;

“Dinî yazılar yayınlamayın!.. Yayınlanmakta olan dinî yazılara da derhal son verin!” diyen Matbuat Umum Müdürü, acaba “şeytanlık” mı yapıyordu?!?..

Ya; “dini kitap”ları evlerden tek tek toplayıp “köy meydanlarında yakan” eski CHP’lilere ne demeli?..

“Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim”den kim rahatsız olur?..

Elbette, “şeytan”lar...

Ama bunu yapmaya “şeytan” bile cesaret edemez!..

Ne yazık ki, “eski CHP’liler” cesaret etmişti!..

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT