Askerlik ve vesayet rejimi…

23.03.2011 16:52

Lale Kemal

CHP’nin, genel seçimlere kısa bir süre kala gündeme getirdiği için popülist kokular saçan bedelli askerlik kanun teklifi, bu uygulamadan yararlanmak isteyen pek çok genç için yeniden bir umut ışığı oldu. Nasıl olmasın ki; askere gittiklerinde, ehil olmadıkları aşçılık, garsonluk gibi işlerde çalıştırılıyorlar ya da paşaların ayakkabı cilası gibi onur kırıcı işlerle zamanlarını heba ediyorlar. Balyoz şüphelisi emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın, duruşmaya girmeden önce bir yaverinin ayakkabılarını cilaladığını gösteren fotoğraf karesini gözlerinizin önüne getirin, onur kırıcı.

Zorunlu askerlik hizmetini yapanların, zamanlarının nasıl heba edildiğine, üstüne üstlük nasıl horlandıklarına, dayak yediklerine ve onurlarının kırıldığına dair binlerce haber yapılıyor artık bu ülkede. Ben de yaptım bunlardan çok sayıda, hem de belgeleriyle kanıtlayarak. Bir erin, “Anne artık dayanamıyorum uğradığım kötü muameleye, intihar etmek istiyorum,” diye başlayan mektubu, iç acıtıyordu. Daha da beteri, bizim gazetede de yayımlanan ve TSK tarafından doğrulanan pimi çekilmiş bomba ile ölen erler. Ya da şimdilerde Genelkurmay askeri mahkemesinde görülmekte olan Çukurca Hantepe’de, askeri bilirkişi raporuyla bizzat askerin döşediği mayınlarla hayatlarını kaybettikleri ortaya çıkan 7 askerin ölümü olayı. TSK içinde bunca iç acıtıcı binlerce olay olurken, siyasilerin derhal önlem almak yerine bu olaylara seyirci kalıyor olmaları kabul edilemez aslında. Dolayısıyla, ana muhalefetteki CHP’nin getirdiği bedelli askerlik önerisi pek çok genç için umut ışığı olmakla birlikte ivedi bir biçimde Türkiye’de zorunlu askerlik sisteminin ne denli akılcı olduğunun siyasiler tarafından masaya yatırılarak tartışılması gerekiyor. Siyasilerin, pozisyonlarından yararlanarak, oğullarının ya da yakınlarının terörün olmadığı bölgelerde rahat askerlik yapmalarını sağladıklarını, ya da terör bölgelerinde bile olsa güvenliklerini sağladıklarını biliyoruz. Keza TSK mensupları ve diğer meslek gruplarındaki “Güçlü kesimin”, benzer torpili, oğullarına ya da yakınlarına yaptıklarını biliyoruz. Bana kanıt sorarsanız, açtırırım dosyaları hep birlikte görürüz o zaman.

Siyasiler popülist yaklaşımları ve çifte standardı bir kenara bırakıp, öncelikle TSK’da yaşanmakta olduğu iddia edilen ve aslında yukarıda değindiğim üzere pek çoğu ayyuka çıkan kötü muamele ve hatta ölümlere kadar giden ciddi insan hakları ihlalleri iddiaları üzerine gitsinler. Aslında ivedilikle el atılması gereken konu bu, zira insan yaşamı söz konusu. Bedelli askerlik uygulamasına geçilmesi de buna paralel bir adım olarak değerlendirilebilir. Ama 12 Haziran seçimleri sonrası yeni oluşacak parlamentonun ele alması gereken öncelikli konulardan biri, böylesine hantal bir ordunun Türkiye’nin dış güvenlik ihtiyacına ne ölçüde hizmet edip etmediği, profesyonel askerliğe geçilmesi sürecinin artık hızlandırılması ve terörün en aza indirileceği Kürt sorununa siyasi çözüm arayışlarına ivme kazandırılması konuları olmalıdır. Zorunlu askerlik uygulaması, ordunun küçülerek, etkinleşmesi yani profesyonelleşmesi önünde de önemli bir engel.

Bakın, emekli Kurmay Albay Dr. Salih Akyürek, zorunlu askerlik üzerine yaptığı saptamalarının bir bölümünde ne diyor;*

“Zorunlu askerlik uygulamasına tabi yükümlülerin (yedek subay, erbaş ve erler) silâh altında bulundukları sürenin büyük bir yüzdesini gerçek askerlik ve eğitimle ilgili olmayan faaliyetlerle ve verimsiz olarak geçirmeleri ve söz konusu yükümlülerin azımsanmayacak bir kesiminin askerî sosyal tesislerde veya askerlikle ilintisi zayıf görevlerde hizmetli olarak veya şahsi işlerde çalıştırılıyor olmaları da sorgulanması gereken temel konulardan birisi durumundadır. Zorunlu askerlerin temel görevleri dışında çalıştırılmasının iki temel konuda sorgulanması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, uygulamanın ne kadar yasal olduğudur ki, bu noktada getirilebilecek delillerin tüm uygulamaları kapsaması da mümkün görülmemektedir. Yasallık tartışmaları hangi çerçevede sonlandırılırsa sonlandırılsın, uygulamanın etik değerler temelinde sınıfı geçmesi mümkün görülmemektedir. Sorgulanacak İkinci konu ise, zorunlu asker mevcudunun 1/5’inden az olmadığı değerlendirilen böyle bir kitle varken, düşük destekleme oranı ile çalışıldığı ve daha fazla askere ihtiyaç duyulduğunun beyan edilmesidir. … Ayrıca, askerliği 15 aya indirmenin etkisiyle kısmi bir küçülme yaşayan ordunun, Soğuk Savaş Dönemi sonrası teşkilat ve kadro temelinde yeniden yapılanarak küçülememekle birlikte eski ancak geçerli kadrolar temelinde bir ihtiyacı sürekli ortaya koymasını, masum bir çelişki noktasından bu işi yapan kişilerin ehliyeti temelinde bir sorgulamaya taşımak da gerekmektedir. Bu noktada, muharip birlikler temelinde 20 yıldır yeniden yapılanamayan ve küçülemeyen ordunun, yönetim fonksiyonu içeren yapılarındaki (karargâhlar) kadrolar bazında, küçülme söylem ve çabalarına rağmen büyüdüğü de görülmektedir. ….Zorunlu askerliğin kültürel ve sosyal dengeleri ve gerekliliği gibi tartışmalardan sıyrıldığımızda, mevcut uygulamanın, hem yükümlüler hem de kurum açısından çok da verimli bir süreç olmadığı değerlendirmesi yapılabilir.”

Ordunun küçülerek etkinleşmesi önünde engel teşkil eden mevcut zorunlu askerlik uygulaması sorunu, mutlaka askerin seçilmiş siyasi otoritelerin demokratik kontrolünün sağlanması gibi geniş bir açıdan bakılarak çözülebilir. Askerin demokratik kontrolünün sağlanmasında parlamentoda bir uzlaşı ruhunun oluşması ise şart.

Dolayısıyla, bedelli askerlik kanun teklifini Meclis’e sunarken CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi’nin, bir soru üzerine, “Bu kararı (Bedelli askerlik) siviller verecek, asker değil. Bunu parlamento olarak çözebiliriz,” şeklindeki açıklamasını, kendisini askeri vesayetten arındırmada ciddi şekilde zorlanan ana muhalefet partisinin sivilleşmeye desteği açısından cesaretlendirilmesi gereken bir hamle olarak görüyorum.

Rixos’un yıldızları söndü…

Rixos, Ankara’nın göbeğinde 5 yıldızlı bir otel. İMEDYA 2010 Ekonominin Yıldızları ödül töreni, önceki akşam bu otelde yapıldı. Bir kadın meslektaşım ile birlikte oturduğumuz yerden, saygısız bir biçimde defalarca kaldırılmak istenmeseydik ve yöneticiler yanlışlarından dönselerdi, bunu yazı konusu yapmayacaktım. Ama mecbur bıraktılar. Etik olmadığı gibi çağdışı olan bu uygulamayı şiddetle kınıyorum.

*Zorunlu Askerlik ve Profesyonel Ordu, Dr. Salih Akyürek, BİLGESAM, Rapor no: 24, 2010

loglu@superonline.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim