1. YAZARLAR

  2. Hasan Cemal

  3. Askerin kurtarıcılığı’ndan kurtulmadan demokrasi kurtulmaz!
Hasan Cemal

Hasan Cemal

Yazarın Tüm Yazıları >

Askerin kurtarıcılığı’ndan kurtulmadan demokrasi kurtulmaz!

A+A-

Notlarıma bakıyorum.

Taraf gazetesinin haziran ayındaki manşetleri çarpıcı ve düşündürücü...

6 Haziran:

“Anayasa Mahkemesi Anayasa’yı ihlal etti!

Meclis’ten 411 milletvekilinin kabul oyuyla geçen türban değişikliği iptal edildi. Egemenlik kayıtsız şartsız yargıçlarınmış!”

7 Haziran:

“Cumhuriyet Çalışma Grubu!

Ordu, siyaseti ve sivil toplumu bu merkezden yönlendiriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, 28 Şubat’ı yöneten Batı Çalışma Grubu’nu lağvettikten sonra Jandarma İstihbarat Dairesi bünyesinde kurduğu CÇG’de siyasi faaliyet yürütüyor. AKP’nin Kasım 2002’de iktidara gelmesinden hemen sonra Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur tarafından kurulan CÇG halen aktif.”

8 Haziran:

“Asker-Rektör Kumpası!

15 üniversite rektörünün 2003’te dönemin Jandarma Genel Komutanı Eruygur ile yaptığı toplantının tutanaklarında, ‘Devletin alt kademelerinin 28 Şubat’ın önemini kavramadığı’ şikâyeti var.”

9 Haziran:

“Türbana karşı olanı seç!

Cumhurbaşkanı Sezer’in rektör atamaları öncesinde adayların karnesini Jandarma İstihbarat hazırlamış...”

13 Haziran:

“Paksüt-Başbuğ buluşması!

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt’ün, türban ve kapatma davaları sürecinde Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ ile gizli görüşme yaptığı ortaya çıktı.”

14 Haziran:

“Fena yakalandılar!

Taraf’ın Paksüt-Başbuğ buluşmasına ilişkin manşeti doğrulandı. Osman Paksüt bir grup gazeteciye Başbuğ ile bir değil, üç kez görüştüğünü söyledi.

15 Haziran:

“Osman Paksüt:

Görüşmedim, görüşmedim, görüştüm!

Hürriyet’in Ankara temsilcisi Berberoğlu, Paksüt-Başbuğ buluşmasına ilişkin haberi Taraf’ın manşeti öncesinde Paksüt’e iki kez sorduklarını ama Paksüt’ün bunu iki kez kesin dille yalanladığını yazdı.”

20 Haziran:

“Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı!

Yargıçlar ordu çizgisine çekilecek; gazeteciler kullanılacak; Türk Silahlı Kuvvetleri muhalifleri yıpratılacak; kanaat önderleri yönlendirilecek; DTP’nin terörist olarak görüldüğü vurgulanacak; Kürt bölgesi silahla rahatsız edilecek...

Eylül 2007’de hazırlanan, Genelkurmay çıkışlı, elektronik belgesi Taraf’ta bulunan, Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi, Türk ordusunun ‘kamuoyunu kendi çizgisine getirmek’ amaçlı eylemleri sıralıyor.”

Geçen ayki tren yolculuklarım sırasında Taraf gazetesinden aldığım notlar böyle...

Bunların altına da eklemişim:

Bu ülkede, ‘askerin kurtarıcılığı’ndan kurtulmadan demokrasi kurtulmaz! Bu ülkede, ‘askeri ideoloji’ boyunduruğundan kurtulmadan demokrasi düze çıkmaz!

Çünkü demokrasilerde ordu, ‘devlet içinde devlet’ değildir. Çünkü demokrasilerde ordu, ‘siyasal parti’ gibi davranmaz, davranmasına izin verilmez.

Meclis’te 411 milletvekilinin oyuyla geçen bir anayasa değişikliğini yok sayacaksın. Bir iktidar partisinin halktan aldığı yüzde 47 oyu yok sayıp onu kapatmaya kalkışacaksın.

Sonra da kalkıp ‘hukuk’tan söz edeceksin, ‘demokrasi’den söz edeceksin.

Olmaz böyle şey!

Kimseye yutturamazsın.

Bunun adı ne hukuktur, ne de demokrasi!

Bunun adı, bu ülkede asker-sivil bürokrasinin ‘demokrasi korkusu‘dur ya da ‘demokrasiye karşı direnişi‘dir.

Süngünün ucuyla değil, halkın oyuyla...

Küçük Ergenekon, Büyük Ergenekon... Kızıl Elma... Ulusalcılık... Ayışığı, Sarıkız... 27 Nisan Muhtırası, 367... Askersel darbe, yargısal darbe...

Bu konularda çok yazdım.

Yazmayı da sürdüreceğim.

Ayrıca, ‘Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim’ isimli son kitabımın bazı bölümlerinde de bu konulara ve köklerine değindim.

Çok özeti şudur:

Özellikle AKP’nin 2002 yılı sonunda iktidara gelmesiyle bu ülkede bir ‘darbe süreci’ başlatıldı.

Bu sürecin birçok halkası var.

Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in günlüklerine kadar yansıyan bu ‘darbe süreci’nde AKP’nin etkisiz kılınması ve Çankaya’ya çıkmasının önlenmesi, Kıbrıs’ta AB’nin önünü açacak bir çözümün kösteklenmesi ya da Kürt sorununda demokratik açılımların engellenmesi yer alıyor.

Ergenekon’un da böyle bir sürecin parçası olduğu konusunda herhangi bir kuşkum yok.

Mahkemede ne olur bilemem.

Ama kafam çok net:

Bu bir demokrasi kavgasıdır.

Hukuk devleti kavgasıdır.

Lütfen bunu saptırmayın.

İnandırıcı olmanız güçtür.

Ve çağımızda demokrasi ancak halkın oyuyla gerçekleşir, darbesel tertiplerle değil, süngünün ucuyla hiç değil.

Milliyet

YAZIYA YORUM KAT