1. YAZARLAR

  2. Sami Selçuk

  3. Askeri yargı-I
Sami Selçuk

Sami Selçuk

Yazarın Tüm Yazıları >

Askeri yargı-I

A+A-
Askeri yargı tartışılıyor. Dünyadaki eğilimlere uygun ve Türkiye için ufuk açıcı bir tartışma bu.

Esasen askeri yargı dünyada da sürekli tartışma konusu olmuştur. Çünkü askeri yargı, olması gerekenin dışında bir yargıdır, yargılamadır ve adalettir.

Fransa’da Dreyfus, bir askeri mahkemece yargılanıp hüküm giymişti. Etkileri yıkıcı olan dünyaca ünlü bu yargısal yanılgı, ancak on iki yıl sonra düzeltilebilmiştir.

İşte bu Davadan sonra askeri yargı, dolayısıyla askeri adalet, hem siyaset, hem de hukuk alanında gündemden hiç düşmemiştir.

Dreyfus Davası üzerine Clemenceau’nun söyledikleri siyaset ve adalet tarihine geçmiş ve bu sözlerin aşağıdaki iki biçimden hangisiyle söylendiği sürekli tartışılmıştır: ‘Askeri müzik ne kadar müzikse askeri adalet de o kadar adalettir’ ya da ‘Anlamını bozmak/yitirtmek için bir sözcüğe ‘askeri’ sözcüğünü eklemek yeterlidir. Bu doğrultuda düşünülürse, askeri adalet, adalet değildir; askeri müzik, müzik değildir.’

Askeri adaletten ya da doğru deyişle yargıdan söz edildiğinde hemen daha işin başında şu saptamayı yapmak gerekir: ‘Erkler ayrılığı’ ve ‘temyiz merciinin (yargıtayın ve danıştayın ya da yüksek mahkemenin) biricikliği’ ilkesini içselleştirerek yaşama geçirmiş hiçbir demokratik hukuk düzeninde iki yargıtayın (ve de danıştay ya da yüksek idare mahkemesi) olmaması gerekir.

Gerçekten bu saptama, ilke düzeyinde bir gerçeğin dile getirilmesidir.

Ancak bu ilkeleri göz ardı eden ve bu konuda yazılı hukukunu çağcıl gelişmeye uyduramayan iki ülke vardır: İsviçre ve Türkiye.

İsviçre’de askeri yargının 14. yüzyıla dek inen altı yüzyıllık bir geçmişi ve bu hukuk düzeninin yerleşikliği söz konusudur. Bu yüzden, demokraside sorunlar yaratmadığı sürece statükoya ilişilmemektedir. Askeri Yargıtay da, halkça özümsenen demokrasinin oturmuş olması nedeniyle, bu ülkede pek bir sorun yaratmamış, buna karşın Askeri Yargıtayın varlığı öğretide eleştirilmiştir.

Kuşkusuz bu durum, çok ayrıktır ve bu ülkeye özgüdür. Genel bir örnek oluşturamaz; ilkeden ayrılmanın gerekçesi de olamaz.

Üstelik Türkiye’nin terisini gerektiren özel bir durumu vardır. Zira Türkiye, Avrupa Birliğinin kapısında bekleyen, demokrasisini geliştirmeye çabalayan ve çağcıllaşmak, hukukunu bu Birliğin içinde yer alan ülkelerin hukuku ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin görüşleri doğrultusunda gözden geçirerek o hukukla bütünleşmek zorunda olan bir ülkedir.

Bu nedenlerle bir an önce ‘yargıtayın biricikliği ilkesi’ni yaşama geçirmek durumundadır.

Bu açıdan unutulmaması gereken önemli bir nokta vardır: Yüksek mahkeme dizgesini benimseyen düzenlerde, yüksek mahkeme, bulunduğu her ülkede aslında tektir. Bu mahkemeler, zaten anayasal, adli, idari yargı görevlerini birlikte yapan, her üç görevi birden üstlenen organlardır. O nedenle bu dizgeyi benimseyen düzenlerde, bırakınız ayrı bir sivil/askeri yargıtayı ve danıştayı/askeri yüksek mahkemesini, ayrı bir anayasa mahkemesi ve danıştay yoktur. Olamaz da.

Bu konuya ve sonuçlarına ileride değinilecektir.

Dönelim askeri yargı konusuna.

Bir kez askeri yargı her ülkede var diyenler yanılıyorlar. Çünkü her ülkede yok.

Sözgelimi, Japonya, Avusturya, Danimarka, İsveç, Norveç’te askeri yargı yok.

Almanya’da ikinci dünya savaşının sonuna dek askeri yargı vardı. Demokrasiye geçilince barış dönemi için yukarıdaki ilkelerin zorunlu sonucu olarak kalktı, askeri yargı. 1998’de 1974 tarihli Askeri Ceza Yasası büyük değişikliğe uğradı. Savaş döneminde kurulan askeri mahkemelerin temyiz mercii Yargıtaydır (Federal Mahkeme). Barış döneminde Almanya’da yalnızca askeri disiplin mahkemeleri var. İdari yargı görevini yerine getirdikleri için bu mahkemelerin kararlarının temyiz mercii elbette Danıştaydır.

Kimse yanılmasın. Almanya’da askeri danıştay ya da bizdeki gibi askeri yüksek idare mahkemesi yoktur. Hiçbir zaman da olmadı. Kimsenin de aklına gelmedi. Bu tür ayaküstü doğuluca buluşlar sadece doğu ülkelerinde yaşanır.

Şu da doğru. Evet, askeri yargının bulunmadığı ülkeler azınlıktadır.

Özellikle iki büyük hukuk dizgesi açısından konuya baktığımızda Anglo-Sakson hukukuna dáhil ülkelerde aşağıdaki durumlar gözlenmektedir.

İlkin, bu ülkeler, yüksek mahkeme dizgesini benimsedikleri için, yukarıdaki ilke doğrultusunda, hiçbirinde askeri yargıtay (ve de danıştay ya da askeri yüksek idare mahkemesi) yoktur.

İkinci olarak, askeri mahkemeler genelde geçicidir. Suç oluşturan bir olay söz konusu olduğunda bu mahkemeler oluşturulur ve göreve başlarlar.

Üçüncü olarak, asla sivilleri yargılayamazlar.

Dördüncü olarak, katılımcı demokrasinin zorunlu sonucu olarak halk üç erke de katılacağından ve dolayısıyla ‘halkın yargılama erkine katılması ilkesi’ gereğince askeri mahkemelerde bulunan hukukçu olmayan subaylar jüri görevini yerine getirirler.

Amerika’da askeri mahkemelerde jüri üyesi niteliğindeki subayların yanı sıra askeri yargıçlar da bulunur ve jüriye yol gösterirler. Askeri mahkemeler, sadece askerlerin askeri suçlarına bakarlar. Askeri istinaf mahkemeleri vardır.

Temyiz mercii ise Yüksek Mahkemedir.

İngiltere’ye baktığımızda, bu ülkede genel nitelikteki askeri mahkemelerde (general court martial) bir sivil yargıç ile jüri görevini üstlenen beş subay bulunmaktadır. Ayrıca Lordlar kamarası Başkanına (Lord chancellor) bağlı olan Askeri Adalet İşleri Başkanlığınca seçilen sivil yargıçlar ve bölge askeri mahkemesi (distrect court martial) de bulunmaktadır. Bunların nezdinde görev yapan savcılar da sivildirler.

Kuşkusuz bu mahkemeler, sadece askeri suçlara bakarlar.

İngiltere’de istinaf yolu vardır ve buna sivil yargıçlardan oluşan istinaf mahkemeleri (courts-martial appeals court) bakarlar. Temyiz mercii Yüksek Mahkemedir.

Kanada’da durum daha çok İngiltere’ye benzemektedir. Bu da doğaldır. Çünkü bu ülke İngiliz topluluğuna dáhildir. Mahkemede jüriyi oluşturan subayların yanı sıra sivil bir yargıç bulunur. Askeri istinaf mahkemeleri de öyle. Temyiz mercii Yüksek Mahkemedir.

Afrika ülkelerinden Güney Afrika, Kenya, Nijerya, Swaziland ve Zambiya İngiliz hukuk dizgesinden esinlenmişlerdir.

Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, Anglo-Sakson hukuk dizgesinde Kara Avrupa’sı hukuk dizgesindeki anlamda Yargıtay, doğru terimle ‘Bozma Mahkemesi’ (cour de cassation) yoktur. Ancak kavram olarak vardır: (court of cassation). Kimileri yanlış çeviriyle istinaf mahkemelerini (courts-martial appeals court) temyiz mercii olan yargıtay ile karıştırmaktadırlar.

Kara Avrupa’sı hukuk dizgesindeki askeri yargıya gelecek yazıda değinilecektir.

YAZIYA YORUM KAT