Askerî Savcı, Bilirkişi ve Şüpheli Ergenekon’dan sanık

17.01.2011 17:35

Emre Uslu

Bir süredir Balyoz davasına ilişkin ek delil klasörlerini detaylı bir şekilde inceliyorum. İncelemelerin sırasında önüme çıkan her yeni belgeyle gözüm bir kez daha faltaşı gibi açılıyor. Bugün size Ergenekon soruşturmasında bilirkişi olarak atanan bir bilirkişinin Balyoz davası kapsamında Gölcük’te çıkan belgelerden sonra “casusluktan” tutuklanışını anlatacağım.

15 Aralık 2008 tarihinde F.A. isimli bir şahıs İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir ihbar mektubu yazarak Astsubay Ahmet Şafak Serpin isimli bir şahsın Ergenekon örgütüyle ilişkisi olduğunu iddia edip şahsın açık adresini verir. Bunun üzerine yapılan aramalarda gizlilik dereceli evraklarla, bir ucu Ergenekon’a ulaşan fuhuş soruşturmasının ipuçlarını barındıran belgeler ve bilgisayar dokümanları bulunur. Bu belge ve dokümanlar arasında ele geçirilen bir CD’nin içerisinde “bazı üst düzey askerî şahısların özel hayatına ilişkin gizli bilgi ve resimlerin bulunduğu tesbiti yapılır ve gereği için konu askerî birimlere iletilir. Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askerî Savcılığı aramalardan çıkan dokümanlar ve belgelerle ilgili soruşturma başlatır. Soruşturmayı Askerî Savcı Cumhur Eryüksel açar.

İşin tuhafı şu: Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranmaya başlanan şüpheli Ahmet Şafak Serpin’in “ne yapmalıyım” diye aradığı ilk kişi, kendisinin soruşturmasına bakan Askerî Savcı Cumhur Eryüksel görünüyor. Eryüksel de hemen evi aranan Serpin’in evine geliyor. Bu durumu, ifadesine başvuran Eryüksel şu şekilde alatıyor: “Bu soruşturma kapsamında Ahmet Şafak Serpin evinin arandığı gün beni telefonla aradı. Evinin arandığından bahsetti. Ne yapınası gerektiğini bana sordu. Daha sonra arama işlemine Adlî Müşavirle birlikte bizzat gittim. Daha sonra da evinde ele geçirilen bir CD nedeniyle hakkında Ergenekon soruşturması kapsamında işlem yapıldı.”

Durum şu: Evi Ergenekon kapsamında aranan bir şüphelinin yardım istemek için aradığı ilk kişi olan bir askerî savcı, soruşturmanın askerî ayağında şüpheliyle ilgili dosyayı da alan ve soruşturma başlatan savcı olarak görünüyor. Bu durum teknik bir zorunluluktan doğdu diyelim. Tuhaflıklar burada da bitmiyor. Askerî Savcı konuyu araştırmaları için birkaç bilirkişi belirler. Bilirkişiler Ahmet Şafak Serpin’de ele geçirilen CD’lerin izini sürüp CD’lerin Binbaşı Cem Can Erol’un bilgisayarında hazırlandığını belirlerler. İki şüphelinin bilgisayarlarında gizli bilgilerin bulunduğu gerekçesiyle yeni bilirkişi atanır. Atanan bilirkişilerden biri İsth. Yb. Behçet Altıntaş’tır. Asıl karmaşa da bundan sonra başlar.

Askerî Savcı Cumhur Eryüksel iki şüpheli hakkındaki iddialar ve askerî bilirkişilerin tesbitlerine rağmen iki sanıktan 1. Şüpheli Dz. Bnb. Cengiz Can Erol’un “Zincirleme emre itaatsizlikte ısrar ve zincirleme amire ve üste hakaret” suçundan cezalandırılmasını ister. Diğer şüpheli Ahmet Şafak Serpin’in de “suç delillerini gizleme” suçundan cezalandırılmasını ister. Dava dosyalarını inceleyen birçok bilirkişinin işlenen suçları daha ağır bulmasına rağmen Ergenekon örgütüyle ilişkili olmak suçlamasıyla suçlanan şüphelilere Askerî Savcı daha hafif cezalar talep etmiş.

İşin tuhafı Askerî Savcı Cumhur Eryüksel’in adı 11 numaralı Balyoz CD’si içinde bulunan 2002-2003 Dz. KK BILGI NOTU EKD.doc isimli word belgesinde “ÖNCELİKLİ VE ÖZELLİKLİ GÖREVLENDİRME LİSTESİ” içinde geçiyor. Bu nedenle Balyoz soruşturmasını yürüten sivil savcılar tarafından şüpheli olarak ifadesi alınmış.

Askerî Savcı’nın atadığı bilirkişi Behçet Altıntaş da geçenlerde Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki aramalarda fuhuş ve casusluk çetesinin dokuz çuvallık arşivin saklandığı odanın sahibi İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Kemalettin Yakar ve Binbaşı Behçet Altıntaş, ‘örgüt üyeliği’nden tutuklandı. Milli sırları yabancı istihbarata satan casusluk çetesine yönelik soruşturma kapsamında dün yedi muvazzaf subayın ifadesi alındı.

Casusluk çetesine üye olmaktan tutuklanan Binbaşı Behçet Altıntaş’ın bilirkişilik yaptığı Askerî Savcı Cumhur Eryüksel’in soruşturduğu davada verdiği mütalaa da oldukça ilginç: “Süphelinin şahsi bilgisayarında bulunan belgelerin, TSK. bilgi varlıklarının güvenlik sakatlanmasına neden olma ihtimali, devletin güvenliğine ulusal varlık ve bütünlüğüne zarar verme ihtimali, yabancı bir devlete fayda sağlama ihtimali, devletin menfaat ve prestijini zedeleyebilme ihtimali nedeniyle AS.C.K’nun 89. maddesinde belirtildiği şekilde memleketin veya bir askerî birliğin güvenliğini, savaş hazırlığını veya eğitimini önemli derecede ihlal ettiği, K.K.Güvenlik Yönergesi’nde gizlilik dereceli verilmiş her çeşit bilgi ve belgenin herhangi bir sebeple kontrolsüz olarak birlik/kurum ve karargâh dışına çıkarılamayacağı bu çerçevede şüphelinin gizlilik dereceli bilgilerin kişisel bilgisayarında bulunmasının mevzuat gereği uygun olmadığı değerlendirilmektedir.”

Ortaya çıkan manzaranın özeti şu: Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranan kişi Askerî Savcıdan yardım istiyor. Yardım istenen savcı yardım isteyenin davasına bakıyor ve bilirkişinin daha ağır ceza verilmesi görüşünü hiçe sayarak daha hafif ceza istiyor. Soruşturmayı yürüten savcının adı Balyoz davası CD’lerinde “öncelikli ve özellikli görevlendirme” listesinde geçiyor. Ele geçen belgeleri inceleyen bilirkişi, “bu belgelerin kurum dışına çıkarılmış olması, devletin güvenliğine ulusal varlık ve bütünlüğüne zarar verme ihtimali ve yabancı bir devlete fayda sağlama ihtimali var” şeklinde mütalaa veriyor ama aynı kişinin ofisinin altında saklanmış torbalar dolusu belge çıkıyor. Casusluk soruşturması kapsamında tutuklanıyor. Bu karmaşık ilişkiler tuhaf bir sonuç doğuruyor: Sanık, savcı ve bilirkişi Ergenekon’la ilişkili davalardan sanık olarak yargılanıyor.

acilim1@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim