1. YAZARLAR

  2. Ergun Babahan

  3. Askeri açılım
Ergun Babahan

Ergun Babahan

Yazarın Tüm Yazıları >

Askeri açılım

A+A-

Bahçeli ve Baykal muradlarına erdi, Genelkurmay Başkanı Türkiye’nin bölünmeyeceğine, ana dilin değişmeyeceğine, üniter devlet yapısının bozulmayacağına dair güvence verdi.

Asker sessiz diye adamların uykuları kaçıyordu, kimbilir onlar da Amerikan planının parçası olmayı kabul etmiş olabilirlerdi.

Başbuğ konuşmasa (Gerçi bu sefer konuşmadı, Bahçeli gibi yazdı) sonunda Ferda Paksüt konuşmak zorunda kalacaktı diye ciddi biçimde korkmuştum.

Başbuğ’un 30 Ağustos mesajı onları rahatlatmak için fırsat oldu.

Muhalefetin rahatlaması için askerin sık sık konuşması gerekiyor.

27 Nisan e-muhtırası verildiğinde de çok rahatlamamışlar mıydı?

Şeriattan ve bölünmekten korkuyorlar, asker konuşmazsa daha çok korkuyorlar.

Askerin siyaset sahnesinin göbeğinde yeralmasını, iktidarın her türlü eylemine karşı bir tavır koymasını bekliyorlar.

Onlar da Erman Toroğlu gibi, Genelkurmay Başkanı’nın “Koydu mu, oturtan cinsinden” olanını seviyorlar.

Başbuğ’un açıklamasındaki üsluptan rahatsız olmuşlardır ama olsun istedikleri güvenceyi aldılar.

Bir kere, İlker Başbuğ iki kez “Türkiye devleti” diyerek emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e cevap verdi.

Müsterih olun, devletin adı değişmeyecek, Türkiye kalacak.

Üstelik Genelkurmay Başkanı garantili.

Bu konuyu kapattık, gerçi kimse devletin adı değişssin dememişti ama olsun.

Bu garantiyle kimse bunu düşünemez bile.

Başbuğ, ayrıca Türkiye devletini üniter bir devlet sözü de verdi.

Bu sözler Milli Güvenlik Kurulu bildirisinde de vardı ama olsun, onun içinde “bölücü” siviller var, ona tam güvenilmez.

Biz ne de olsa asker milletiz, şeriat ve bölücülük konularında bir tek askerin sözüne güveniriz.

Bu arada Baykal’ı rahatlatan bir başka açıklama daha yaptı, DTP ile görüşmeyeceğini söyledi, bu gece rahat uyur herhalde.

Onun için MHP’li Şandır’ın tesbiti yerindedir, “Açılım bitmiştir.”

Yani bu çağda bu zihniyetle siyaset yapan insanların varlığı hayret verici.

Tuhaf bir demokrasi anlayışı, emir-komuta zinciri içinde işliyor sanki.

Asker emir veriyor açılım başlıyor, emir veriyor bitiyor.

“Aç-kapa” demokrasisi.

Onun için bu partilerin oyu senelerdir yerinde sayıyor, bir baraj altı, bir baraj üstü oluyor.

Türkiye demokratik açılım sürecine girdi, bu süreci artık AK Parti bile kesemez.

Türkiye’yi asıl bölecek olan, bu süreçten vazgeçmektir.

Bu, bölge halkına “Biz sizinle kafa bulduk” demekle eş anlama gelir ki, Türkiye’yi gerçekten seven kimse böyle davranamaz.

Baykal’ın “Kürtlere Kürtçe öğretirsek bölünürüz” sözleri de bir başka ayıp.

Öğrenmeden konuşsunlar istiyor herhalde.

Bu ülkede Kürt kökenli yurttaşımız varsa, ana dilini doğru düzgün öğrenmek hakkıdır.

Bunun için devletin dilini değiştirme gereği yoktur, ayrıca bu açılım bir gecede gerçekleşecek bir realite değildir.

Toplumun geniş kesimlerini karşı karşıya getirmeyecek adımlarla başlayacak, zamana yayılacak bir süreçtir.

Bugün PKK’ya silah bıraktırmanız yetmez, yarın o gençlerin yeniden dağa çıkmamalarını da garanti altına almanız gerekiyor.

Bunun için de hem demokratik açılımı yapmak, hem de ekonomik, kültürel ve sosyal alanlar da çok ciddi adımlar atmak zorundasınız.

Bu ülkenin birlik ve baraberliğini büyük laflar ederek değil, insanlara aş ve iş sağlayarak, haklarına saygı göstererek sağlarsınız.

Aksi halde dağlarda yoksul Anadolu çocukları ölmeye devam eder ve birlikte yaşama duygusu daha da zedelenir.

STAR

YAZIYA YORUM KAT