1. YAZARLAR

  2. Lale Kemal

  3. Askerden medet umanlara siyaset yolları kapanır...
Lale Kemal

Lale Kemal

Yazarın Tüm Yazıları >

Askerden medet umanlara siyaset yolları kapanır...

A+A-

Bir bürokrat arkadaşım anlatıyor; “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçenlerde İstanbul’da düzenlenen bir fuara katılacak, bu nedenle protokolde yeri belli, oturacağı koltuk üzerinde de adı yazıyor. Gel gör ki bir emekli general, gitti Cumhurbaşkanı için ayrılan yere oturdu, korumaların birkaç kez yaptığı uyarıya rağmen ‘Gelince kalkarım,’ diye terslenmekle yetindi. Müdahale etmek zorunda kaldım ve emekli generale, Gül’e ayrılan koltuktan kalkmasını söyledim. Tepkisi, malum, ‘Sizler, bizler,’ ayrımını kalın şekilde çizer biçimde oldu, sonra da kalktı gitti.” Bu emekli general, Türk ekonomisine halen yük olmaya devam eden bir kurumun başında genel müdür.

İşte bu emekli generalin, “Siz, biz,” ayrımı, askerin artık nafile de olsa ülkeyi yönetme hevesinin ve sivilleri hiçe sayan düşünce yapısının devam ettiğinin bir diğer tezahürü. Daha yakın tarihe kadar, ülkenin Cumhurbaşkanı Gül’e ve eşine, bu askeri vesayet anlayışı nasıl davranıyordu, sonra nasıl davranmaya başladı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hatırlattı. Arınç, Bursa’da hafta sonu yaptığı açıklamada, askeri kastederek, “Gül ve eşine artık topuk selamı veriyorlar,” demişti. Arınç’ın kastettiği, Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine karşı 27 Nisan 2007 muhtırasını verenlerin artık Cumhurbaşkanı ve eşine, eskisinden farklı olarak saygıda kusur etmedikleriydi.

Gelin görünki MHP Lideri Devlet Bahçeli, Arınç’ın bu sözleri nedeniyle “TSK’dan özür dilemesi gerektiğini,” söyleyebiliyor. Bu nasıl bir anlayıştır, senin ve partinin de temsil edildiği parlamento, askerin muhtırasına rağmen oy çokluğuyla Gül’ü Cumhurbaşkanı seçmişti. Böylece Parlamento iradesi tecelli etmiş, muhtara yayınlayan zihniyete, halkın vekilleri gereken siyaset dersini vermişti. Şimdi sen çık, temsil ettiğin parlamento iradesine karşı, bir dönem Cumhurbaşkanı ve eşine sırtını dönen, el sıkışmaktan imtina eden bir zihniyeti eleştirdiği için, Arınç’ın TSK’dan özür dilemesini talep et. Sayın Bahçeli ve partisi, 12 Haziran seçimlerinde baraj altına düşme endişesiyle, TSK üzerinden siyaset yapmayı halen bir meziyet olarak görüyorlarsa eğer, unutmasınlar ki siyaset yolları birgün kendilerine kapanacaktır. Askerden medet uman bu tür siyaset tarzı bir gün gelir bu tarzı benimseyenlere de saygıda kusur eder. Oy uğruna halk iradesini hiçe saymayın lütfen...

Ergekenon ve Balyoz soruşturmaları ve davaları başlayalı beri askerde gelişen aldatmaca bir söylem var...Güya, darbe planı iddialarını haberleştiren ve bu haberler savcılığın harekete geçmesinde önemli dayanak oluşturan Taraf ve diğer bazı medya kuruluşları, hükümet desteğinde, “Aslında TSK’yı yıpratmak, zayıflatmak istiyorlar.” TSK’daki hakim bu anlayış tehlikeli olduğu kadar kendi kendini aldatmacayı da kapsıyor. Zira, “Bizi yıpratmak için çakma iddia ve delil üretiyorlar,” zihniyeti, özellikle kamuoyunda işlenerek, kuvvetli suç şüphesi taşıyan olayların üzerlerinin kapatılması için kullanılıyor.

Askerin yargıya taşıdığı bazı davalardan biliyorum. Yapılan yanlışları belgeleriyle ortaya koyan gazetecileri salt yıldırmak ve bu türden yayınları önlemek için demokratik bir ülkede ciddiye alınamayacak dava dilekçeleri kaleme alınıyor ve maalesef ciddiye alınamayacak içerikteki bu dilekçeler işleme konabiliyor.

Bu türden davaların görülmesi sırasında ise davayı açan, örneğin, askerin avukatı, duruşmada hakimin gözünün içine bakarak, hamasi, belgeye dayanmayan karşı suçlamalarda bulunabiliyor. Oysa ki kimi zaman gazetecilerin kaleme aldığı haberler, hem belgeli hem de ciddi suç teşkil eden nitelikte olabiliyor. Davacı askerlerin avukatları -ki çoğunluğu emekli asker kökenlimahkeme koridorlarında, “Bu gazeteciler cemaat buyruğunda TSK’yı yıpratmaya çalışıyorlar” gibisinden aslında suç teşkil eden eylemleri kamufle etmek amaçlı palavraları fısıldayabiliyorlar. Hatta bu türden hiçbir objektif kritere dayanmayan iddiaları mahkeme heyeti önünde de söyleyebiliyorlar.

Palavra iddiaların arkasına sığınıp suç işleme lüksüne sahip olamazsınız beyler..

Hükümete soruyorum

Bir askeri hakim kaynağım adına hükümete soruyorum, “İleri demokrasi yolunda askeri yargının yolculuğu nasıl olacak?.”

Bu kaynağımın yorumunu ve sorularını özetleyerek aşağıda veriyorum;

“Anayasa paketinin (Referandumda kabul edilen) içinde; askeri yargının askerlik hizmetlerinin gereğine göre değil hakimlik bağımsızlığı ve tarafsızlığına göre düzenleneceğine ilişkin anayasal düzenleme mevcut idi. Bu kapsamda askeri yargı alanındaki uyum yasalarının çıkarılması gerekiyordu.. Anayasa paketinin 5 Nisan 2010’da Cumhurbaşkanı’nca onaylandığı dikkate alındığında neredeyse 1 yılık bir zaman süreci bu anlamda boşa geçirilmiş oldu. Adeta Anayasa paketinin içinde böyle bir konu düzenlenmemiş gibi davranılıyor. Bu tesadüf olamaz, zira AK Parti’nin büyük bir organizasyon ile duyurduğu “Alnımızın Ak’ıyla 8,5 Yıl” isimli icraatlarını anlattığı kitapta bu konuyla ilgili tek bir satır bile yok. Hükümet adeta askeri yargı konusunda yapmış olduğu bu değişiklikten utanmış gibi.

Cevap bekleyen sorular:

1. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay yeni anayasada olacak mı?

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu karara bağlanan “Disiplin Mahkemeleri” ve “Oda hapsi cezaları” konusunda ne gibi düzenlemeler yapmayı düşünüyorsunuz?

3. Adeta Genelkurmay Başkanı’na bağlı gibi görev yapan Milli Savunma Bakanı ve Bakanlığın bu anlamda askeri yargı ile ilgili tasarıyı hazırlamasını nasıl görüyorsunuz?

4. AB’ye sunulan Yargı Reformu Stratejisi Eylem Planı’nda askeri mahkemelerin kışla dışına çıkarılması gerekirken (sorumluluk MSB’ye verilmiştir) aradan geçen süre içinde kaç mahkeme kışla dışına çıkarılmıştır? (Cevap: Kışla dışına çıkarılmış tek bir askeri mahkeme yoktur. Genelkurmay Askeri Mahkemesi yeniden yapılmış ancak Ankara’da başka yer yokmuş gibi Genelkurmay’ın bir köşesine kondurulmuştur.)”

loglu@superonline.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT