Asker sorunu devam ediyor!

05.03.2009 13:16

Hasan Cemal

Siyasal tarihimize demokrasi açısından kara bir leke olarak ve ‘post modern darbe’ diye geçen 28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı‘ya atfen internete düşen konuşmaları ve Karadayı Paşa’nın yalanlamalarını okuyorum.

Tam öyle demiş mi, dememiş mi? Ne kadarı montaj, ne kadarı değil? Bunları yayınlamak  doğru mu? Kamu yararı var mı, yok mu?

Tartışılabilir.

Ama 28 Şubat’ı içinden ve yakından yaşayan ve neyin ne olduğunu bilenler açısından fazla kuşkulu bir durum olduğunu sanmıyorum.

Karadayı Paşa’nın yapmış olduğu yalanlamaların anlaşılabilir nedenleri elbette var. Ama özellikle meselenin esası bakımından ne kadar inandırıcı olabildikleri ayrı bir konu...

28 Şubat bir ‘darbe’ydi.

Görünüşte çok şey anayasal çerçevenin içine oturmuş olsa da, zamanın Cumhurbaşkanı Demirel’in çabalarıyla asker nizamiye kapısından dönmüş olsa da bir darbeydi 28 Şubat.

Çünkü hükümet değişikliği namlunun ucunda gerçekleşmişti; arkada asker süngüsü olmadan olamazdı.
Ayrıca, 28 Şubat’la birlikte demokrasi ve hukuk biraz daha budanmış, rejim üzerindeki asker gölgesi biraz daha koyulaşmıştı.

28 Şubat’ın en önde gelen mimarlarından olan Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir Paşa’nın o dönemde el yazısıyla hazırlayıp kendi imzasıyla gönderdiği bazı emirleri okuyunca(*), 28 Şubat’ta askerin nasıl yine ‘devlet içinde bir devlet’ gibi hareket ettiğini bir kez daha görebiliyorsunuz.

Eğer Türkiye’de demokratik rejimi yerli yerine oturtmak ve gerçekten siyasi istikrarı yakalamak istiyorsak, askerin siyasal parti gibi davranmasını ve ‘devlet içinde devlet rolü’nü sona erdirmek zorundayız.

Başka türlü demokrasi olmaz.

Kimileri diyor ki:
“Türkiye’de artık askeri darbeler dönemi sona erdi.”
Askeri darbelerden kasıt, tankların sokağa çıktığı klasik darbeler ise olabilir, doğrudur, belki de böyle darbelerin devri kapanmıştır.

Ama bir dakika!

Klasik darbelerin miadını doldurmuş olması, bu ülkede ‘asker sorunu‘nun bittiği anlamına gelmiyor.
‘Asker sorunu’ çözülmüş olsa, daha bu yakınlarda Sarıkız’lar, Ayışık’ları, 27 Nisan’lar Ergenekon’lar yaşanmazdı.

Şunu bir kenara yazın:
Asker sorunu bu ülkede Kürt meselesi de, ‘laiklik’ meselesi de dahil demokrasi ve hukuk devletiyle ilgili birçok temel sorunun anasıdır.

Asker sorunu öyle bir sorundur ki, örneğin laiklik meselesini de içinden çıkılmaz hale getirerek ve elde silah toplum mühendisliği yapmaya kalkarak, 28 Şubat’la birlikte Tayyip Erdoğan ve partisinin siyaset sahnesindeki yükselişinde de, bugünkü gibi alternatifsiz kalmasında da aslan payına sahip olmuştur.
Askerin siyasetten elini eteğini çekmeye başlaması, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye’nin siyaseten normalleşmesi ve demokratikleşmesinde bir dönüm noktası olacaktır.

Kısacası:
Askeri darbeler devri bitti demekle iş bitmiyor. Esas mesele ‘asker sorunu‘nu çözmekten geçiyor.
Kışlaya dönüp bakma alışkanlığından bir an önce kurtulup, demokratik siyasetin gerektirdiği alternatifler oyununa dönmesinde yarar var, asker dahil bir takım çevre ve odakların...

* Taraf gazetesinde Mehmet Baransu’nun manşet haberi, 28 Şubat 09

MİLLİYET

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim