Asker kazığına oturtulmak

18.05.2011 18:38

Rasim Ozan Kütahyalı

Türkiye çok önemli bir dönemeçten geçiyor... Cumhuriyet tarihinde bundan DAHA ÖNEMLİ bir devrimsel dönemeç sürecini yaşamadı bu ülke... Ne 14 Mayıs 1950 dönüşümü, ne Ecevit’in ve diğer sol grupların kontrgerillaya kafa kaldırdığı sonra da gerisin geri indirdiği 70’ler, ne Özal’lı değişim yılları... Tüm bu değişim dönemlerinde askeri vesayet sistemi rövanşı almasını, değişim talep edenleri sindirmesini ve sonrada kendi konumunu eskisine oranla daha da güçlendirmesini bildi... Bu üç dönemde de arkasındaki kitlesel destekle askeri vesayete baş kaldıranların başını silindir gibi ezdi askeri vesayet kuvvetleri...

Peki bu sefer de ezebilecek mi? Bu seferde mi kaybedecek Türkiye? Bu seferde mi askeri vesayet hepimizin kafasını ezdiği zaman akıllanacağız? 27 Mayıs sonrasının demokratları, 12 Eylül sonrasının solcuları gibi yine mi ağlaşacağız? Yine mi “12 Eylül olmasa sol tam anlamıyla iktidar olacaktı, 12 Eylül o yüzden özellikle solu ezdi” diye kimi solcu ağabey ve ablalarımız gibi zır zır zırlayarak mı geçecek geri kalan ömrümüz? Bu ülkenin askeri vesayete karşı milyonları yine mi kıytırık sebeplerden birbirine girecek? Yine mi yenilecekler?

HAYIR... HAYIR... HAYIR... Bu sefer yemezler... Bu sefer askeri vesayet karargahının ve o karargah faşizminin oyunlarına gelmeyeceğiz... Karargah medyasının, karargah yargısının, karargah polisinin, karargah burjuvazisinin ve karargahın devşirdiği, satın aldığı “Görünüşte asker-yandaşı olmayan“ kimi alçakların türlü kumpaslarını, türlü tezgahlarını bu sefer bu millet yemeyecek...

Askeri vesayetle mücadele eden bugünün akıllı demokratları bu numaraları artık yemiyor ve yemeyecek... Askeri vesayetin yeri geldiğinde kimi “Karargah marksistleri“nden ya da “Karargah liberalleri”nden istifade edeceğini, daha inandırıcı olması için onları kullanacağını bizler çok iyi biliyoruz. Hangi marksist/sosyalist grupların istendiği an ASKER KUCAĞINA OTURTULABİLECEĞİNİ bizler iyi biliyoruz... Aynı şekilde kimi “Karargah tarikatleri”nin de nasıl ASKER KUCAĞINA OTURTULABİLECEĞİNİ de iyi biliyoruz. Askeri vesayet bloğunun sadece ulusalcı/kemalist bloktan oluşmadığını bugünün özgürlükçü-demokratları çok iyi biliyorlar... Bilmeliler... Bu durumun bilincinde olmamak askeri vesayetin yeniden galip gelmesinin önünü açmak demektir...

Hatta denebilir ki şu an askeri vesayetin sürmesini isteyen en dürüst ve namuslu,en açık ve net grup ulusalcı/kemalist bloktur. Kemalistlerin ne düşündüğü, ne yaptığı ortadadır. Ayrıca %20 kadar da bir toplumsal karşılıkları vardır toplumda... Esas büyük tehlike askeri vesayet rejimi tarafından kullanılan görünüşte “Anti-Kemalist” olan gruplar ve kişilerdir...

Askeri vesayet rejimi çeşitli yöntemlerle bunları kucağına oturtmuştur, devşirmiştir... Özellikle bazı söylemleri bu devşirilmiş kişilere ve gruplara söylettirmiş, yazdırmış ve yaptırtmıştır ki “daha meşru” bir görüntü ortaya çıksın... Aslında POSTERGENEKON durumu denen şey bizatihi budur... Yani artık askeri vesayet sistemi ERGENEKON tipi klasik ulusalcı taktiklerini bir yana koymuş, daha etkili olacağını düşündüğü “Karanlık işleri “ulusalcıolmayan” grup ve kişilere ihale yöntemi”ni tercih etmiştir... POST-ERGENEKON döneminde işler “Efendim biz de Ergenekon yapılanmasına karşıyız, askeri vesayet istemiyoruz ama...” diyen kimi kişilere ve gruplara ihale edilmiştir... ASKER KUCAĞINA OTURTULMAK İSTEMEYEN tüm dindarlar, Kürtler, liberaller ve özgürlükçü-solcular bu POST-ERGENEKON realitesini görmek ve anlamak zorundadırlar diye inanıyorum... Kafa karıştırıcı, bulanık ve çözümlemesi zor bir döneme girmiş durumdayız, olaylar ilk anda göründüğü gibi çıkmıyor o yüzden de yakın dostum Mustafa Akyol gibi gerçek demokrat ama saf ve temiz insanların ketenpereye getirilebildiğini görüyoruz... Beyaz süt içindeki ak kılı dahi fark edecek bir dikkate ve konsantrasyona sahip olmak zorunda bugünün askeri vesayet karşıtları...

Bu arada şunu da özellikle belirtmek istiyorum; biz bu ülkenin genç demokratları askeri vesayetin detaylı içeriğini özgürlükçü-demokrat üstatlarımızdan öğrendik. Bu üstatlardan biri de Ali Bayramoğlu’dur... Bayramoğlu askeri vesayet rejiminin iliklerine kadar röntgenini çekebilmiş nadir entelektüellerden biridir. POST-ERGENEKON tabirinden Bayramoğlu hoşlanmıyor sanırım, ama adına ne derse desin şu yukarıda anlattığım “Askeri vesayetin, işleri artık kendi pozisyonuna uzak isimlere yaptırtma” döneminde olduğunu en iyi görüp, analiz edebileceklerden biri Bayramoğlu’dur. Ben de Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklamalarına ilk günden beri karşıyım, o olay yanlış oldu ve büyük resimdeki hakikati gölgeledi. Ne olursa olsun bu ikili tutuklu olarak yargılanmamalıdır...

Fakat büyük resim yerli yerinde duruyor... Bayramoğlu’nun iliklerine kadar röntgenini çekip bizlere öğrettiği ASKERİ VESAYET ZİHNİYETİ bütün hırsıyla bu ülkenin demokratlarını yine kazığa oturtmak istiyor... Askerin kucağına oturttuğu kimileri “Askeri vesayet bitti, yerine sivil vesayet başlıyor” derken bu sistemin devamı için çabalıyorlar... Ama dediğim gibi, bu sefer bu millet bu kumpaslara gelmeyecek...

rasim.ozan@hotmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim