1. YAZARLAR

  2. Eser Karakaş

  3. Asker karşıtlığı
Eser Karakaş

Eser Karakaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Asker karşıtlığı

A+A-

Biz bu konuyu yazmaktan bıktık, sıkıldık, birileri hala TSK'yı eleştirenlere "asker karşıtı" ya da "asker düşmanı" demekten bıkmadı, sıkılmadı.

Aslında bu "asker karşıtı" ya da "asker düşmanı" lafı o kadar saçma sapan bir laf ki oturup hakkında yazı yazmak bile gereksiz; zaten bu konuyu her yazdığımda artık "inşallah" bir daha bu tür yazı yazma gereği ortaya çıkmaz diye de ekliyorum ama, burası Türkiye, çıkıveriyor işte.

Genelkurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ bir yerde, galiba Gölcük'te, deniz teğmenlerine bir konuşma yapıyor ve bu konuşmanın bir yerinde yine konu geliyor "asker karşıtlığı" saçmalığına.

Bendenizin hem mevcut Genelkurmay Başkanımıza, hem de Sayın Başbuğ'un potansiyel haleflerine naçiz bir önerim var, lütfen asla ve asla doğrudan militer alana girmeyen konularda konuşma yapmasınlar zira eğitim birikimleri, alışkanlıkları, dünyaya bakışları, eskimiş klişeleri kendilerini büyük kavramsal yanlışlara sürüklüyor ve bu durumdan da en ziyadesiyle TSK'nın kurumsal kimliği zarar görüyor.

Sayın Başbuğ geçenlerde yaptığı o konuşmada yine TSK'nın hukuki ve siyasal statüsünü eleştirenler, TSK'nın, tüm çağdaş, medeni ülkelerde askerin hukuk sistemi içindeki yerini almasını isteyenler için "asker karşıtı" tabirini kullanıverdi.

Asker karşıtı olunmaz mı, olunabilir ama bu "asker karşıtları" ya silahlı terör örgütü üyeleridir ya da felsefi olarak askerlik mesleği ve kurumuna bütünüyle karşı olan kişilerdir.

Ancak, Sayın Başbuğ'un "asker karşıtı" diye nitelendirdiği kişilerin arasında silahlı terör örgütü üyesi hiç yoktur, askerlik mesleği ve kurumunun özüne, varlığına felsefi olarak karşı kişi de, olabilir  ama, ben pek tanımıyorum.

Öyleyse, Sayın Başbuğ'un "asker karşıtı" diye nitelendirdiği kişiler kimlerdir?

Benim anladığım kadarıyla bu "asker karşıtları", mesela İstanbul'da geçenlerde gerçekleşen NATO zirvesine Genelkurmay Başkanı'nın katılmamasının Türkiye'yi aşağılayan, uluslararası kurumlarda küçük düşüren bir durum olduğunu ifade edenlerdir.

Genelkurmay Başkanı Sayın Başbuğ bu zirveye katılmamıştır zira Türkiye'deki Savunma Bakanı-Genelkurmay Başkanı protokoller ilişkisi tüm çağdaş, medeni ülkelerdeki protokolden farklıdır, Genelkurmay Başkanı Sayın Başbuğ, NATO kurallarına göre oturması gerektiği yerden rahatsızlık duyduğu için toplantılara katılmamıştır ve bu durum artık Türkiye'yi utandıran bir duruma dönüşmüştür.

Evet, bizler, Genelkurmay Başkanı'nın tüm batı ülkelerinde, muasır medeniyet seviyesindeki ülkelerde olduğu konuma, protokole girmesini istiyoruz ve Sayın Başbuğ bize, sıkılmadan, çekinmeden, asker karşıtı diyebilmektedir.

Bu örnekler çoğaltılabilir; askeri yargının alanı, YAŞ kararlarının yargı denetimi dışında oluşu, vs. gibi konularda Türkiye'nin mesela İngiltere, Fransa gibi olmasını savunanlara aynı zihniyet utanmadan "asker karşıtı" diyebilmektedir.

TSK'nın Türkiye'deki anormal anayasal statü ve yapılanmasının ülkeyi ve bizzat TSK'yı nerelere getirdiği ortadadır.

Türkiye'de, silahlı terör örgütü üyeleri dışında, asker karşıtı arıyorsanız bunları TSK'nın mevcut anormal statüsünü korumada ısrar edenler arasında aramak kanımca daha doğrudur çünkü mevcut statüde ısrar TSK'ya BÜYÜK ZARAR VERMEKTEDİR.

Makul bir süre sonra Sayın Başbuğ'un "asker karşıtı" dediği kişilerin önerilerinin TSK'nın geleceği, daha etkin bir silahlı kuvvetler ve böylece de daha güvenli ve demokratik bir Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğunu herkes anlayacaktır.

Hatta belki Sayın Başbuğ bile anlayacaktır.

STAR

YAZIYA YORUM KAT