Asker irticadan TÜSİAD bütçeden vuruyor

25.06.2009 11:57

Süleyman Yaşar

Türkiye’de yüksek oranda halkoyuyla iktidara gelen partiler daima askeri ve zenginleri korkutur. Asker, vesayet rejiminin kalkabileceği endişesiyle hemen harekete geçer. İrtica korkusuna dayanarak devrim kanunlarının korunması için hamlelerde bulunur.

Zenginler ise halkın yüksek oyuyla başa gelen siyasi iktidarın kendi sermayedarlarını güçlendireceği ve bu yeni zenginlerin kendilerini geçeceği korkusuna kapılırlar. Halkın ezici oyuyla seçilen iktidar karşısında asker ve zenginler ortak paydaları olan “güçlerini kaybetme endişesi” nedeniyle birlikte hareket etmeye başlarlar.

Geçmiş tecrübeler de gösteriyor ki, askerin sürekli irticayı, TÜSİAD’ın sürekli bütçe açığını bu hükümet için risk olarak göstermeleri tesadüfî bir gelişme olamaz. Bu iki gelişme ancak ortak endişenin ürettiği faaliyetler olarak değerlendirilebilir. Amaç, güçlü siyasi iktidarı zayıflatıp iktidardan uzaklaştırmaktır. Yani asıl amaç kendi açılarından riskleri yok etmektir.

Askerin “İrticayla Mücadele Eylem Planı”na, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın AB yasalarını hızla çıkartma kararıyla cevap vermesi, reformlardan ve demokrasiden geri dönüş olmayacağını belirtmesi olumlu bir gelişmedir. Zira askerî vesayet rejiminin kalkması ancak AB müzakere sürecinin hızlanması ile sağlanabilir.

Zenginler cephesine gelince... Onların sorunu, Anadolu’dan gelen yeni sermayedar sınıfın kendilerini geçmesidir. Geride kalmayı içlerine sindiremiyorlar. Turgut Özal döneminde de yeni iktidarın zenginlerine karşı yerleşik zenginler harekete geçmişti. Özal iktidarına da, şimdi olduğu gibi kamu borçlarının yüksekliği ve bütçe açıkları konusunda muhalefet etmişlerdi. Hatta TÜSİAD, Özal’a karşı bir borç raporu hazırlatmış ve devletin borca battığını iddia etmişti. Oysa Özal döneminde devlet borçlarının ulusal gelire oranının en düşük olduğu dönemdi. O dönem TÜSİAD’ın Özal’a karşı borç raporu hazırlattırdığı Tansu Çiller daha sonra başbakan yapıldı ve ekonomi 1994 yılında krize girdi, devlet borçları hızla yükseldi. Ardından 28 Şubat süreciyle irtica tehlikesi gündeme getirilerek kamu maliyesi yağma edildi.

Şimdi yaşananlar da Özal dönemine benziyor. Asker yine irticadan bahsediyor, TÜSİAD bütçenin açıldığını ve devlet borçlarının yükseldiğini öne sürüyor. TÜSİAD sürekli kemer sıkılmasını istiyor. Hükümetin sosyal amaçlı politika izlemesine izin verilmiyor. Böylece dar gelirli kesimin hükümete muhalefetinin yükselmesi arzulanıyor. Oysa irtica ve bütçe açığı somut birer risk unsuru değiller. Ama nedense sürekli gündemde tutuluyorlar. Amaç belli, Anadolu’dan gelen yeni zenginlere yolu kapatmak. Ve, yerleşik iktidar bloğunun çözülmesini engellemek.

Bu sürece destek veren bürokratlar da var. Onlar da kurdukları vakıflar yoluyla devleti soymaya devam ettikleri için düzenin değişmesine karşılar. Bu bürokrat kesim, siyasete asker, ekonomiye IMF gelsin düşüncesiyle geleneksel iktidar blokuna, destek veriyorlar. Amaçları seçilmiş iktidarın bütçeyi yönetmesini engellemek.

Hükümetin bu iktidar bloku karşısında en önemli alternatifi AB sürecini hızlandırmaktır. Ancak AB’ye üyelik süreci hızlandırıldığı takdirde seçilmişlerin ülkeyi ve bütçeyi yönetmesi sağlanabilir. Aksi takdirde geleneksel iktidar blokunu zayıflatmak bu ülkede oldukça zordur.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim