Asker için değil, Mısır için

11.07.2011 04:07

Fehmi Huveydi

Askerî Konsey'e yönelik saldırıya itirazım var.

Konsey'e yağ çekilmesine itirazım ise daha büyük. Saldırıdan kastım Konsey'in gitmesinin ve başkanının istifa etmesinin istenmesi. Bu çağrılar tutku ve infial halinde sarf ediliyorsa tam bir dikkatsizliktir, kasıtlı ve bilinçli yapılıyorsa da dile getirenlerin suizannına bizi götürmektedir. Özellikle de bu kimseler bizi ikna edecek ve güvence verecek daha iyi bir alternatif sunmazken. Böyle bir alternatif sunulmuş değil ve bu tür çağrıların karşı devrim unsurlarından çıkmasa da bu unsurlara karşılıksız hediye sunulduğundan şüphe etmiyorum. Bilimsel sınırlar içinde ordunun bırakması ve sahneden çekilmesi düşüncesi silahlı kuvvetler yönetimi çevrelerince sunuldu. Ayrıca Askerî Konsey ordunun sahneden tamamen çekilmesi ve kışlalarına dönmesi ihtimaline imada bulunarak meydandan çekilmesi emirleri çıktığı zaman ilgili kimselere bu ihtimale işaret eden mesaj veya mesajlar gönderdi. Yalnız devrimi korumak ve teminat altına almak, bu türden seçeneklerin dışlanması ihtimalini güçlü kılan bir unsurdur.

Askerî Konsey'in muhafaza edilmesi, Konsey'in ordunun devrimi koruma görevini tamamlamasını sürdürmesi ve devrimin hedeflerinin yanında olmasının elzem olduğu çağrısı yapıyorum ancak Konsey üyelerinden gelen fikirlerin eleştirilmesinde de yanlış bir şey görmüyorum. Hatta bu eleştirinin bir yerde kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Sadece bu fikirlerin bir kısmının inceleme ve düzeltmeyi gerektirmesi sebebiyle değil, aynı zamanda bu üyelerden birinin kendisini eleştirilemez görmemesi için eleştiriler kaçınılmaz. Mısır'da bazı iktidar kesimlerinin yakalandığı bir hastalık bu. Mısır sadece firavunlardan muzdarip değil, firavunlar çıkarmakta ve iktidar sahibi yapmakta uzmanlaşan kimselerden de muzdarip.

Bu bağlamda söz gelimi Askerî Konsey üyelerinden üst düzey birinin geçen hafta parti liderleriyle yapılan toplantıda 'şuna şuna izin vermeyeceğiz' vurgusu beni sevindirmedi. Bu üye bu ifadeyi üç kez tekrarlayınca bu durum katılımcılara olumsuz bir izlenim verdi. Katılımcılar konuşmacının üslubunda önceki rejimin gölgesinde yeterince usandığımız vesayet rolü kokusu aldılar.

Askerî Konsey'e yağ çekilmesinin ise birçok kanıtı var. Güçsüz bazı yeni parti temsilcileri 'siyasî güçler' kapsamında oldukları hasebiyle Konsey temsilcileriyle bir araya gelme çağrısı yaptıklarında yağ çekerek, kahraman silahlı kuvvetlere ve Mısır'ı despotluğun darlığından özgürlük atmosferine çıkaran olgun yönetimine övgüler düzerek konumlarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Sokakta olmayışlarını telafi etmek için iktidarın rızasına bel bağlayan eski bir ekole sahip bu partiler.

Kabalığı açık ve net olduğu için bu üslup üzerinde durmayacağız. Fakat ortada yağ çekme olayının sadece ihtimal olduğu bir başka tutum daha var. Belki de buna sevk eden etken siyasî haritanın yanlış okunması ve değerlendirilmesidir. Yani Mısır atmosferinde bazıları Türkiye'deki şartları örnek alarak silahlı kuvvetlerin meşruluğu ve sivil toplumu savunmadaki özel konumuna anayasada yer verilmesi çağrısı yapıyorlar. Benzetmede büyük farklılıklar var. Çünkü Türk ordusu ülkeyi I. Dünya Savaşı'nda galip gelmiş ülkelerin saldırısına karşı koruyordu. Geçen yüzyılın 20'li yıllarında Osmanlı hilafeti kaldırıldı. Sonra ordunun vesayeti altında laik bir rejim kuruldu ve bu vesayet adıyla 3 askerî darbe yapıldı. Son darbe 1980 darbesiydi. Darbenin liderleri şu an Kemalist cumhuriyetin yerine demokratik bir cumhuriyet kurmak için kurtulmaya ve değiştirilmeye çalışılan anayasayı yaptılar.

Türkiye'de ordunun ülkenin vâsisi ve siyaset üzerindeki denetleyici olma statüsü, Mısır'daki ordunun statüsüyle karşılaştırılamaz. Türkiye'de 40 yıldır ordunun iktidara ve topluma saldırısının etkilerini kaldırmak için çalışanlar var ve bu kimseler orduyu siyasî sahneden çıkarmak üzereyken bizde bazıları orduyu sahneye katma ve ardından 40 yıldır demokrasi çevrelerinin reddettiği sürece dahil olma çağrısı yapıyor.

Daha açık söyleyecek olursak Mısır'da orduya anayasada özel bir statü vermek için yapılan bu çağrının Mısır halkına hakaret etmek ve güvenmemek olduğunu ifade etmekte tereddüt etmiyorum. Anayasanın ve sivil toplumun savunulması halka emanettir. Ordunun görevi ise herhangi bir tehdide karşı vatan sınırlarını korumaktır. Bizler bu anayasa teklifçilerine, orduyu çağırma işini veya yağ çekmeyi bırakmaya davet ediyor ve sadakatlerinin askere değil, Mısır ve halkına olmasını rica ediyoruz.

Mısır gazetesi El Şuruk 10 Temmuz 2011

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim