1. YAZARLAR

  2. Abdullah Ali Ulyan

  3. Aşırı laikler demokrasinin içini boşaltmak istiyor
Abdullah Ali Ulyan

Abdullah Ali Ulyan

Yazarın Tüm Yazıları >

Aşırı laikler demokrasinin içini boşaltmak istiyor

A+A-

Kapatılma davasıyla karşı karşıya kalan AKP'ye yöneltilen suçlamalar doğru değil. Parti ne cumhuriyet rejimine ne de Anayasa'ya düşman oldu. Güçlerini geri kazanmak isteyen laikler, demokrasinin içini boşaltma peşinde

AKP'nin son seçimlerdeki büyük yükselişi ve Abdullah Gül'ün Türkiye cumhurbaşkanlığını teslim alma başarısı sonrası, Türkiye'deki köktenci laik güçler partiyi kuşatma altına alma, kapatma ve liderlerini siyasetten men etme talebiyle demokrasinin içini boşaltmak için harekete geçmeye başladı.

AKP'ye yönelik suçlamalar doğru değil. Zira AKP ne cumhuriyet rejimine ne de yürürlükteki anayasaya düşman oldu. Fakat laik köktenciler Türk seçmeni kendilerine oy vermeye ikna edemedi. AKP seçilince de çıldırdılar ve Anayasa Mahkemesi'ni, partinin demokratik meşruiyetine karşı laiklik karşıtlığı gerekçesiyle darbe yapmanın kılıfı olarak kullanmaya çalıştılar.

Gerçekten de, bazı laiklerin AKP'ye yönelik muhalefeti ve partinin yasaklanması talebi anayasaya açıkça aykırı. Türkiye'de bütün devlet kurumlarını bu anayasa yönetiyor. Peki bu ret niçin? Ordunun ve bazı laik çevrelerin, anayasaya bağlı sivil bir siyasi partiyi seçimler yoluyla siyasi tercihlerini sunma imkânından uzaklaştırma girişimi, yasal ve demokratik sayılır mı? Anayasal sistemle uyuşur mu?

Şu an Türkiye'de, halk desteği en geniş partiyle, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın elde ettiği büyük ekonomik ve siyasi başarı sonrası konumlarını ve desteklerini kaybeden bazı aşırı laik partiler arasında siyasi bir çekişme yaşanıyor.

Bu nedenle, Erdoğan başarılı olduğu zaman bazı laik siyasiler, uzaklaştırma, yasaklama veya ordu aracılığıyla tehdit yöntemine başvurdular. AKP'nin laik anayasayı ihlal etmemesine rağmen, bu ilkeler laik demokrasiye aykırı bir yöntemle siyasi kazanımlar elde etmenin aracı oldu. Oysa 'laiklik olmadan demokrasi olmaz' diyorlardı. Bu laikliği koruduklarını iddia edenler, laikliğin kurallarını ve kurulu sistemini ihlal ediyor.

Laiklik bir ıslah hareketi değil; kurulu düzenin dayattığını meşrulaştıran fırsatçı bir düşünceye daha yakın. Buna kanıtsa, Kemalist Türkiye'deki laikliğin Avrupa laikliğine benzememesi. ABD'deki laiklik de Rusya ve Doğu Avrupa'dakine benzemiyor; Britanya'daki laiklik Fransa'daki laiklikten farklı. Pek çok örnek var.

Hem AB hem de İslam âlemiyle ilişkileri bozar

Türk aydınlar ve akademisyenler, ülkede siyasi istikrarı sarsmaya çalışan bazı siyasilerin tavırlarından kurtulmalı, mevcut hükümetin elde ettiği büyük ekonomik ve siyasi başarıyı ortadan kaldırmamalı. Anayasa ve hukukun gölgesinde siyasi çalışma yapmasını istediği kimseyi özgür tercihiyle belirleme yetkisi Türk halkına bırakılmalı. Uzaklaştırma, baskı ve despotizm Türk siyasetine başarı getirmez. Ne zaman bir siyasi güç üzerindeki baskı artarsa, o siyasi gücün halk desteği ve gördüğü sempati de artar.

Orduya düşen de, kendisini siyasi çekişmeden ve bu çekişmenin dönüşümlerinden uzak tutması. Ayrıca köktenci laikliğin kapatma davasıyla attığı son adım, sadece AKP'ye değil, Türk demokrasisine de zarar verir; ülkeyi çalkantılı siyasi şartlara çekerken, bu partiyi destekleyen kalabalıkları da gerginliğe, infiale hatta belki karışıklığa sürükler. Böyle bir durum, Türkiye'nin gerek AB'yle gerekse de İslam dünyasıyla geleceğine büyük zarar verir. Acaba Türkiye'deki basiretli isimler, köktenci laikliğin yürürlükteki anayasa, demokrasi ve yasalara isyanını durdurmak için geri adım atar mı?

(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, 25 Nisan 2008)

Radikal gazetesi

YAZIYA YORUM KAT