İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

ASEAN

A+A-

     Yürekli insan Malcolm X bu günleri göremedi ama, siyasî mücâdelesi boyunca düşünü kurduğu “renkli insanların emperyalizmden ve Beyaz Adam’dan bağımsız olarak birleşmesi ve aralarında birlik kurup bir güç haline gelmesi” hedefi, şehâdetinden 42 yıl 9 ay sonra nihayet gerçekleşti.

 

     Geçtiğimiz yaz yapılan Afrika Zirvesi’nde Libya lideri Albay muammer Qaddafî’nin öneri ve girişimleriyle gündeme gelip üzerinde ciddi ciddi görüşmeler yapılan “Afrika Birliği” kurulması çalışmalarının tam bir başarısızlıkla sonuçlanmasının üzerinden 5 ay gibi kısa bir süre geçmişken, Uzakdoğu’nun kısa boylu ve çekik gözlü çalışkan insanları “Asya Birliği” kurmayı başardılar.

 

     Afrikalı siyâh insanların yarım sene önce başaramadığını Asyalı sarı kardeşleri başardılar.

 

     Asya Birliği kuruldu. Asya kıt’asında, Avrupa Birliği (AB) benzeri bir birlik kuruldu.

 

     Hayâl değil, gerçek…

 

     Kısa adı ASEAN olan “Güneydoğu Asya Uluslar Birliği” (Association of Southeast Asian Nations ) üyesi olan 10 ülke, 20 Kasım 2007’deki zirvede, “yeni bir oluşumu” öngören ana sözleşmeyi kabul etti. Singapur’daki zirvede ASEAN üyesi olan ülkeler Singapur ( Singa Pura ), Malezya ( Malaysia ), Endonezya ( Indonesia ), Filipinler ( Pilipinas ), Vietnam ( Viêt Nam ), Kamboçya (Kâmpŭçea ), Brunei ( Brunei Dar’us- Selâm ), Laos ( Lao ), Tayland ( Anaçak Thai )ve Myanmar ( Birma )’ın devlet başkanlar, örgütü “bölgesel bir güç” haline getiren yeni ana sözleşmeyi kabul ettiler. Buna göre ASEAN, Avrupa Birliği benzeri yasal bir birlikteliğe dönüşüyor.

 

     2, 5 yıldan bu yana üye ülkelerin parlamento ve yasal organlarında görüşülerek, halk oylamalarıyla onaylanan yeni yapı, ASEAN’a uluslararası müzakere ve anlaşma yapma yetkisi veriyor. Ticaret, yatırım, çevre ve diğer alanlarda da ortak rejim ve kurallar gündeme geliyor.

 

     En önemlisi ise, 1 trilyon Dolar’ı geçen ortak hasılasıyla, örgütün, 2015 yılında bir ekonomik topluluk haline gelecek olması.

 

     Soğuk savaş döneminde anti – komünist bir bölgesel birlik olarak kurulan, ancak daha sonra Çin destekli siyasal ve ekonomik bir bölgesel bloka dönüşen ASEAN, Singapur, Malezya, Endonezya, Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Brunei, Laos, Tayland ve Myanmar’dan oluşuyor.

 

     20 Kasım 2007’de Singapur’da gerçekleştirilen ve Asya Birliği’nin kuruluşunun ilân edildiği zirve ile ilgili “değinmeden geçilemeyecek” denli önemli bir nokta da şu: Zirve, ABD’ye rağmen ve ABD emperyalizmi dışlanarak gerçekleştirildi. Katılmak için “can atmasına” ve bu isteğini taraflara açıkça iletmesine rağmen ABD’nin zirveye “gözlemci” veya “konuk ülke” olarak katılmasına bile izin verilmedi.

 

     20 KASIM 2007’YE NASIL GELİNDİ

 

     Güneydoğu Asya Uluslar Birliği ( ASEAN )’nin kuruluş temelleri 31 Temmuz 1961 tarihinde atıldı. Endonezya, Malezya, Singapur, Filipinler ve Tayland, 8 Ağustos 1967’de Tayland’ın başkenti Bangkok ( Krung Thep Mahanakhon )’ta toplandılar. Toplantıda “Bangkok Deklarasyonu” yayınlandı ve 1961’de 5 üye ile kurulan ASEAN 1967’de resmen ilân edildi.

 

     Sözkonusu tarihte ASEAN, o zaman için en önemli konu olan “bölgede barış ve güvenliği sağlamak” amacıyla kurulmuştu. Bu açıdan bakıldığında ASEAN, 1960’lardan başlayarak bölgedeki komünist olmayan ülkeler arasında işbirliği kurma çabalarının bir sonucu olarak göze çarpıyor. 5 ülke tarafından kurulan ASEAN, aslında bölgesel ekonomik kalkınma, toplumsal ilerleme ve kültürel gelişmeyi hedefliyordu. Zaten komünizmin sonraki yıllarda artık “tehdit” olmaktan çıkması ve bu özelliğini yitirmesi de ASEAN’ın kuruluş amacını aşıp daha verimli bir bölgesel ve ekonomik birliğe dönüşmesine vesile oldu. Malezya, Filipinler ve Tayland’ın 1961’de kurduğu Güneydoğu Asya Birliği ( AFA )’nin yerini alan ASEAN, bölgede güçlü bir yapı oluşturmaya çalıştı.

 

     1978'de Vietnam'ın Kamboçya'yı işgaline karşı ortak tavır alacak kadar sıkı bir organizasyon haline gelen ASEAN, 1984 yılında bağımsızlığını kazanmasından sonra Brunei Sultanlığı’nın da katılmasıyla genişledi ve Kamboçya'dan askerlerini çekmiş olan Vietnam' ı da kabul ederek güçlü bir bölgesel entegrasyona doğru ilerledi.

 

     Öte yandan, Sri Lanka ( Seylan )'nın coğrafi uzaklık nedeniyle birliğe katılmayı reddettiği de bir gerçek. Birbirlerini tamamlamaktan uzak ve büyük ölçüde rekabetçi ekonomilere sahip ASEAN ülkelerinin 1990'lara kadar önemli bir ekonomik bütünleşme sağlayamadıkları göze çarpıyor. Çin askeri tehdidine karşı ortak güvenlik sorunlarını ABD’nin Pasifik filosuna havale eden bölge ülkeleri, savunma alanında da çok önemli adımlar atamamışlardı.

 

     Bugün ise, ASEAN ülkelerinin ekonomik büyümeleri kendilerine güven kazandırırken, ASEAN'ın gücü, ekonomik açıdan Japonya'ya, askerî bakımdan da Çin' e kafa tutacak düzeye erişti. Bölgede barış ve huzuru sürdürmeyi amaçlayan ASEAN, bilhassa Çin'in Spratly Adaları ve Güney Çin Denizi üzerinde hak iddia etmesiyle oluşan gerginliği engelleyebilecek seviyeye geldi.

 

     8 Ağustos 1967’de Malezya, Singapur, Endonezya, Filipinler ve Tayland tarafından kurulan ASEAN’a 1984 yılında Brunei Sultanlığı da katıldı. 90’lı yıllarda ise sırasıyla Vietnam ( 1995 ), Myanmar ( 1997 ), Laos ( 1997 ) ve Kamboçya ( 1999 ) örgüte dahil oldular. Böylece birliğe üye ülkelerin sayısı 10 oldu. Papua – Yeni Gine 1984 yılında “gözlemci” sıfatıyla birlikle bağı olan ülkeler kervanına katıldı. Yine aynı tarihte “gözlemci” sıfatı kazanan Doğu Timor ( Timór Loro Sa’e ) ise “tam üyelik” için resmen başvurmuş durumdadır.

 

     ASEAN’ın 1976’da Endonezya’nın Bali adasının merkezi Denpasar’da yaptığı ilk zirvesinde birçok sanayiî projesi üzerinde anlaşmaya varılmış ve karşılıklı işbirliği ve dostluk deklarasyonu imzalanmıştı.

 

     19 yıl sonra, 14 Aralık 1995’te Tayland’ın başkenti Bangkok’ta gerçekleştirdiği 5. zirvesinde ise, ASEAN’ın dün ektiği tohumların artık meyva verdiği görüldü. Son 10 yılda ortalama yüzde 8’lik bir ekonomik büyüme kaydeden ASEAN, artık dünyadaki etkin blokların arasında hakkettiği yeri almayı başarıyordu.

 

     ASEAN’ın 7 üye ülkesi ile Laos ve Kamboçya, 5. ASEAN zirvesi için 14.12.1995’te Bangkok'ta biraraya geldiler. Laos ve Kamboçya'nın “gözlemci” olarak katıldığı toplantıda, ana hatlarıyla dört mes’ele görüşüldü. Bunların başında gümrüklerin karşılıklı olarak indirilmesi ve serbest ticaret alanı oluşturulması ile fikrî haklar ve patent yasası gelirken, ayrıca yeni üyelerin birliğe alınmasıyla nükleer silâhların denetlenmesi konuları da ele alındı.

 

     Bölge içinde patent yasasını düzenleyerek Uzakdoğu'yu "taklit mallar cenneti" olmaktan kurtarmayı düşünen liderler, ayrıca 2003 yılına kadar da ASEAN Serbest Ticaret Bölgesi (AFTA) oluşturmayı planladılar. Ancak Filipinler ve Endonezya'nın başta pirinç olmak üzere 15 önemli tarım ürününde gümrükleri “sıfırlamaya” yanaşmaması üzerine “malların serbest dolaşımı” konusu, bir yıl sonraki Nisan ayında yapılacak Singapur toplantısına ertelendi.

 

     5. zirvede, bir yıl önce birliğe katılan Vietnam'dan sonra, Kamboçya ve Laos' un da birliğe alınması gündeme geldi. 1997 yılında birliğe alınan bu fakir Hindi-Çin ülkeleri, birliğe ayak uydurabilmek için bir müddet ASEAN'dan malî yardım almak zorunda kaldılar. Burma'nın bir kısmı, Laos, Kamboçya, Tayland ve Çin'in güneyini içine alan Mekong Nehri havzasının gelişmesine öncelik tanıyan ASEAN yetkilileri, birlik içinde gözlemci statüsü kazanmak için uğraşan Burma'nın üyeliğine pek sıcak bakmıyorlardı. Bununla birlikte, ABD ve Çin'in bölgedeki hareket kabiliyetini sınırlayacak olan nükleer anlaşmayı, 7 üye ülkeyle birlikte Laos, Kamboçya ve Burma da imzaladı. ASEAN ülkeleri sınırlarında nükleer atıkların denize atılmasını da yasaklayan anlaşma, nükleer silah taşıyan savaş gemilerine geçiş hakkı tanıyordu.

     SON ZİRVE YENİ BİR DENGE UNSURU

     20 Kasım 2007’deki ASEAN toplantısına ev sahipliği yapan dönem başkanı Singapur'un Dışişleri Bakanı George Yeo, iki yıldır hazırlıkları süren sözleşmenin dışişleri bakanlarınca, bir gün sonra da ASEAN zirvesinde liderler tarafından onaylandığını açıkladı ve yeryüzündeki küresel birlikteliklerde yeni bir süreç başladı.

     Sözleşme, sıkça "sadece lafazanlık mekânı" olarak görülen 40 yıllık birliğin, kurallara dayanan yasal mevcudiyet kazanmasını sağlamak amacıyla hazırlandı. Bundan sonra ASEAN dâvâ açabilecek ya da aleyhinde dâvâ açılabilecek, yaptığı anlaşmalardan sorumlu tutulabilecek.

     Üye ülkelerin parlamentolarınca da onaylanması gereken sözleşme, ceza verme yetkisi olmasa da, bölgedeki insan hakları ihlallerini belirleyecek kendi insan hakları kurumunun oluşturulması yolunu da açacak.

     İşte en önemli etkilerinin başında da bu geliyor.

 

     ÇİN YAKIN TEMASTA – ABD DIŞLANIYOR

 

     ASEAN üyesi olmayan ancak ASEAN’a üye ülkelerle diplomatik ilişki kuran Çin Halk Cumhuriyeti, 1997 yılından beri “ASEAN + 1” adı altında bu bölgesel birlik ile işbirliği çerçevesinde diyaloğa girmektedir.

 

     ABD, son Asya zirvelerinin hiçbirine çağrılmamıştır. Katılmak için başvurduğu halde, bu talebi hep reddedilmiştir. Zirveye “gözlemci” olarak bile katılmasına izin verilmeyen ABD emperyalizmi, resmen dışlanmıştır.

 

     10. zirve toplantısında Çin ve ASEAN’ın 10 üyesi, daha önceden öngörüldüğü gibi 2012’den itibaren gümrük tarifelerini %0 ile %5 arasına indirme ve 2 milyardan fazla potansiyel tüketiciyi içine alacak şekilde serbest ticaret bölgesini oluşturma konusunda anlaşmaya vardılar. Bu anlaşmaya göre, 2005 yılından itibaren imâlat ve tarım ürünlerinde tarifeler kademeli olarak kaldırılmaya başlandı ve 2015 yılında bir “serbest ticaret alanı” oluşacak.

 

     Laos'un başkenti Vientian'da imzalanan anlaşma, Çin ile ASEAN üyesi 10 ülke arasındaki ticarette 2010 yılı sonuna dek tüm gümrük vergilerinin kaldırılmasını öngörüyor. Çin'in ABD ile Japonya'yı kenarda bırakarak kabul ettirmeyi başardığı anlaşma, Avrupa Birliği ve Kuzey Atlantik Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ile yaratılan uluslararası ticaret bloklarına karşı Asya ülkelerinin güç birliğini amaçlıyor. Taraf ülkelerin toplam nüfusunun 2 milyarı bulduğunu belirten gözlemciler, Çin - ASEAN serbest ticaret bölgesinin nüfus açısından bakıldığında benzer serbest bölgeler arasında dünyanın en büyüğü olacağını vurguluyor.

     Ekonomik büyüklük açısından da rakamların etkileyici olduğuna dikkat çekiliyor. ASEAN üyesi ülkelerin Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH) toplamının 1 trilyon ABD Doları, Çin'in GSMH'sinin de 1 trilyon 400 milyar ABD Doları'na ulaştığı düşünüldüğünde, yeni serbest bölgenin ekonomik büyüklüğünün 2 trilyon 400 miyar Dolar’ı bulacağı görülüyor.

 

     Şu anda Çin ile ASEAN ülkeleri arasındaki ticaret hacmi yıllık 100 milyar dolar seviyesinde. 1 trilyon 400 milyar Dolar’lık Çin ekonomisi ile toplam 1 milyar Dolar’lık ASEAN ekonomilerini bir araya getirecek olan bu anlaşma, 2 milyara yakın nüfusa sahip dev bir pazar anlamına gelirken ASEAN + 6, 3 milyarın üzerinde nüfus ve yaklaşık 9 trilyon Dolar’lık bir pazar anlamına geliyor.

 

     ASEAN GERÇEK BİR GÜÇ

 

     Bu ülkeleri yeni bir blok oluşturmaya götüren nedenler çok çeşitli olup bunlardan en önemlileri şüphesiz, "küreselleşen dünyada” AB ve ABD faktörleridir. Bu yeni oluşum, ABD'nin dünyadaki yegâne süper güç olmasının, Çin'in yakın komşularında bile askerî üsler bulundurmasının ve değişik gerekçelerle dünyanın çeşitli bölgelerindeki müdahalelerinin yarattığı hoşnutsuzluğa karşı bir tepki olarak yorumlanabilir.

     Çin, ABD'nin bölgedeki etkisini kırarak kendi bölgesel liderliğini pekiştirmek, Güneydoğu Asya'nın sahip olduğu doğal kaynaklara daha rahat erişebilmek ve deniz ticaret hatlarını güvenceye almak istiyor. Japonya ve Güney Kore ise ASEAN ülkelerindeki ekonomik faaliyetlerini daha rahat yürütebilmenin yanı sıra aslında Çin'in makinistliğini yaptığı bu treni kaçırmayı göze alamayacakları için söz konusu oluşuma sıcak bakıyorlar. ASEAN ülkeleri ise Çin pazarlarına daha rahat ulaşabilmek ve Çin'le ortaklıkları sayesinde küresel ekonomi içerisinde kendilerine avantaj sağlamak peşindeler.

 

     Asya'nın bir blok olarak, ABD ve Avrupa'ya karşı alternatif bir güç olması için ticaret anlaşmaları yeterli mi? Asya ülkelerinin birlikteliği üzerindeki görüşler, ilk olarak 1990'ların başında dönemin Malezya Başbakanı Mahathir Muhâmmed tarafından dile getirilmiş ancak ABD'nin şiddetli muhalefeti ve Japonya'nın da ABD'nin yanında yer alması nedeniyle rafa kaldırılmıştı.

     ASEAN, belirgin biçimde Çin ve ABD, dolaylı olarak da Rusya ve özellikle Japonya'nın ilgi ve çıkar alanı içerisinde yer almaktadır. Bu durumda, kuruluşun etkin bir aktöre dönüşüp dönüşmemesi, başta Çin ve ABD olmak üzere güçlü aktörlerin çıkarlarındaki dengelere göre belirlenecektir. Çin, büyüyor ve gittikçe güçleniyor. Ancak Çin'in tek başına Avrupa'ya ya da ABD'ye karşı bir denge unsuru olarak ortaya çıkması, tek kutuplu dünyada ikinci bir kutup olması şu andaki konjonktür içinde mümkün değil. Çin, bunu ancak hızla büyüyen ve entegre olan Doğu Asya'nın lider ülkesi sıfatıyla başarabilir. Doğu Asya ülkelerinin Çin liderliğinde birleşmesi, bölgede ABD'nin devre dışı kalmasını sağlayabilir.


     ASEAN, amacını, “eşitlik ve işbirliği ruhu altında bölgenin ekonomik büyümesi, toplumsal ilerlemesi ve kültürel gelişiminin hızlandırılması için ortak çaba harcamak, adalet, devletler arası kurallara ve "BM Ana Tüzüğü"ne uyarak bölgenin barışı ve istikrarını ilerletmek, ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik ve bilimsel işbirliğini ilerletmek ve karşılıklı yardımı artırmak, eğitim, meslek ve teknoloji, idarî eğitim ve araştırma tesisleri gibi alanlarda karşılıklı yardım sağlamak, tarım ve sanayiîden kapsamlı şekilde yararlanarak, ticaretin geliştirilmesi, ulaşım ve taşımacılığın iyileştirilmesi ve halkın yaşam seviyesinin yükseltilmesi gibi alanlarda daha verimli işbirliği yapmak, Güneydoğu Asya sorunuyla ilgili araştırmayı ilerletmek, benzeri amaçlar ve hedefler taşıyan uluslararası ve bölgesel örgütlerle sıkı, karşılıklı yarara dayalı işbirliğini korumak ve bu örgütlerle daha sıkı işbirliği yapma yollarını aramak” olarak açıklıyor. Bu bile, örgütün ne denli geniş ufuklu olduğunu ve başarılı olması halinde dünya dengelerinde nasıl söz sahibi olabileceğinin ipuçlarını veriyor.

 

     Nasıl ki AB’nin başkenti, Belçika’nın başkenti Brüksel ise, ASEAN’ın da başkenti, Endonezya’nın başkenti olan Jakarta’dır. Şu anda genel sekreterliğini Ong Keng Yong’un yaptığı ASEAN toprakları, 4 milyon 480 bin km²’lik olağanüstü geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Toplam nüfûsu 592 milyon olan ASEAN topraklarında km²’ye 122, 3 kişi düşüyor.

 

     Şu anda 10 ayrı para biriminin kullanıldığı ASEAN ülkelerinde tıpkı Euro ( Avro ) gibi “ortak para birimine” geçme düşüncesi sesli olarak dile getiriliyor. Gün gelecek, ülkeler arasında sınırlar kalkacak ve belki “ortak ordu” bile oluşturulacaktır.

 

     Her türlü ekonomik, sosyal, kültürel, siyasî ve en önemlisi de ahlakî sorunla yüzyüze olan ve enerjisini bu sıkıntılarla uğraşmaya harcayan AB’nin aksine ASEAN’ın bunlar arasında siyasî sorun dışında hiçbir sorunu bulunmuyor. Kaldı ki bu sorunun kaynağı da çoğu ABD’den kaynaklanan dış müdahale ve emperyalist ablukalardır. Bunun bilincinde olduğu gözlenen ASEAN ülkelerinin zirvelerde ABD’yi dışlayıcı bir çizgi takip etmesi son derece doğru atılmış bir adımdır.

 

     ASEAN’ı bir “Hristiyan kulübü” olan AB’den ayırt eden en belirgin özelliklerden biri de şudur: AB’ye üye tüm ülkeler hirstiyandır, aynı dindendirler. Zaten Brüksel’deki AB Parlamentosu binası “Haç” şeklinde inşa edildiği gibi, AB bayrağı da hristiyan inancını işleyen bir bayraktır. Ancak ASEAN öyle değildir. ASEAN’ın 10 üyesi vardır ve bu ülkelerin dinleri farklı farklıdır. Malezya, Endonezya ve Brunei Müslüman, Singapur, Laos, Kamboçya, Myanmar ve Tayland Budist, Filipinler Hristiyandır. Vietnam’da ise insanlar inançlarını gizledikleri için dinsel demografi yapılamamaktadır.

 

     Genç ve kalabalık nüfüsü, dinamizmi, güçlü ekomomisi, ahlakî çöküntüye meydan vermeyen dinî inancın sağlam ve kuvvetli olması, sosyal yapının müthiş kuvvetli oluşu ve kültürel dokusunun zengin ve çeşitli olmasıyla ASEAN, gelecek için büyük umutlar vaad ediyor.

 

     ASEAN, dünyanın onurlu ve haysiyetli halkları için ne derece ümit ışığı saçıyorsa, dünyanın başına bela olan Beyaz Adam’ı ve Sam Amca’yı da o derece tedirgin ediyor.

 

     Tam da Malcolm X’in istediği bir birlik bu.

 

     Hayırlı olsun.

YAZIYA YORUM KAT