Arkadaşlarımı Özledim

13.07.2009 00:04

Duran Kömürcü

Hadiseler karşısında lâl oldum. Uygur Müslümanları katlediliyor. Çeçenistan işgal altında. Afganistan, Irak, Filistin zulmün pençesinde inliyor.

Elimden bir şey gelmiyor, mahzun ve kederliyim. Ben ise dinimin hürriyetine sahip değilim. Kardeşlerim kırılırken elemden bükülüyorum. Dünyaya bunları görmek için mi geldim diyorum.

İmam-Hatip lisesi mezunlarının bugün kır gezisi var. Oraya gitmek, arkadaşlarla özlem gidermek, günlük hadiseleri dile getirip dertleşmek istiyordum. Olmadı. Sıhhatim buna müsait olmadı. Ben de bu köşemde onlarla hasbihali düşündüm. Çünkü, Allah’ın Resulü:

“Allah için sevişen iki kardeş buluştukları zaman biri diğerinin yıkayan eli gibidir. Ne zaman iki mümin bir araya gelirse Allah (Teâla) birini diğerinden faydalandırır.”

Buyruğunda yıkanmak ve faydalanmak isterdim. Olmadı. İsterdim ki, her zamanki monotonlaşmış hayata dinamizm getireyim. Üst kimliğimiz olan İslam kardeşliğini ön plana çıkarayım; kardeşliğe gölge düşüren, şucu-bucu, mezhepli-mezhepsiz, mealci-tarikatçi kavgalarının son bulmasını isteyeyim. Her zamanki yapılan toplantılardaki gibi konuşulanların orada kalmasını değil, hayata geçirilmesini isteyeyim. Şahsi özlemleri gideren bir toplantının ötesinde, geleceğe matuf hareketli, plan ve programla çalışan ideal çalışmalar olan bir toplantı özlediğimi söyleyeyim! Çünkü, Bir neslin yaşlılarıyız, ağabeyi, hocası ve yol göstericileriyiz. Üzerimize düşeni yapmak, Allah ve Resulü’nün emirlerini yerine getirmekte öncüleriz. Herkesin, taşın altına elini koyup hareket etmek zorunluluğu vardır.

Hepimiz biliyoruz ki, Allah “Neden tarikatçı olmadın, mezhep-meşrep içinde değilsin?” diye sormayacak. Sadece ve sadece Kur’an ve sünnetin icraatını soracaktır. “Nasslar dururken yorumlarla niye oyalandın? Küfür karşısında nasıl davrandın?” sorusunu soracaktır. “Kardeşin kan ağlarken, namusları perişan, aç ve susuz iken ne yapıyordun?” sorusunu soracaktır. Biz kardeşiz, Çin’den Endülüs’e, Rusya’dan Amerika’ya kadar uzanan coğrafyada, kardeşimize bir diken batsa kalbimizde duyarız. Önyargılı, yan tesirli, saplantılı hareketlerle kardeşliği bozamayız. Bizden-sizden demenin nifak alameti olduğunu bilenleriz. Allah’ın Resulü:

“Samimi kardeş olmaya çalışınız ki, onlar sizin geniş zamanlarınızın ziynet ve şerefi, belalara maruz kaldığınızda koruyucunuz olsun.”

Allah Resulü’nün:

“Mü’min mü’minin kardeşidir. Onun zarar ve ziyana uğrayıp helak olmasını önler. Arkasından da çevreleyip korur, ihtiyaçlarını görür.” (Ebu Davud)

Buyruklarının gereği; sevmek, kollamak, yardımcı olmak hepimizin görevidir. Hepimiz tedristen geçmiş, Kur’an ve hadis terbiyesini almışız. Talebelik hayatından başlayarak, doçent olmuş, profesör olmuş arkadaşlarımız vardır. Çıraklıktan ustalığa yükselmiş hizmet ehilleri vardır. Toplumda söz sahibi mevkiine gelmiştir. Bundan sonra ise, atalet, tembellik gösteren, “Benden bu kadar” diyen, ya da “Biz hizmeti tamamladık, biraz da başkası yapsın” diyerek köşeye çekilenler oluyor. Hizmet görevle başlayıp görevle sona ermez. Hizmet, nefes aldığın müddetçe hizmetli kılar.

Nefesimizin son anına kadar, kardeşlik, arkadaşlık, itici ve teşvik edici gücümüz olmalı. Değişen dünya şartlarında daha da kenetlenmeliyiz. Nefsimiz için değil, dünya Müslümanlarının sesi olmalıyız. Bunu sağlamak için bir ve beraber hareket etmeli, toplantılarımız, hoş sohbetin önüne geçmelidir. Kur’an ve sünnetin ihyası için plan ve programlarımız olmalıdır. Dünyevi gaileden kurtulup hesabımızı Allah’a hazırlamalıyız. Hepinizi özledim ve hepinizi seviyorum. Haklarımı helal ediyorum. Sizden de helâllık istiyorum. Allah’a emanet olunuz.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim