1. YAZARLAR

  2. SEZAİ ARICIOĞLU

  3. Arjantin Ölümü
SEZAİ ARICIOĞLU

SEZAİ ARICIOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Arjantin Ölümü

A+A-

Darbe ve darbecilere ilişkin çok yoğun bir enformasyonun yaşandığı şu günlerde bu araştırmanın konuya farklı bir açıdan katkı yapacağını umut ediyorum.

Arjantin’de 1976-1983 yılları arasındaki askeri diktatörlük döneminin ordu komutanı Lucuano Benjamin Menendez ömür boyu hapse mahkum olmuş. Ünlü komutan Menendez, cunta döneminde işlediği diğer suçlardan dolayı çeşitli mahkumiyetleri bulunan birisi. 1977’de Üçüncü Ordu komutanlığı yapmış, en korkulan komutan olan Menendez ile birlikte yargılanan 7 kişi daha çeşitli hapis cezalarına çarptırılmış.

Savcılık, Menendez ve ona bağlı kişileri; eylemciler Hilda Palacios, Carlos Laja, Ruben Cardozo, Humberto Brandalisi’ni birer aylık işkencenin ardından öldürüldüklerini ve daha sonra da güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada ölmüş süsü vererek sokağa attıkları için cezalandırılmalarını istemiş. Codoba kentindeki üç üyeli mahkemenin verdiği bu karar üzerine yakınlarını kaybetmiş olanlar mahkemenin önünde gözyaşlarına boğulurken, kamuya açık yargılamayı dev ekranlardan izleyenler de sevinç gösterileri yapmış.*

Kaybedilmiş 30 bin kişi

Ağlayanların “bir daha asla” dediklerini duyar gibiyim…

Arjantin kendi geçmişiyle hesaplaşıyor, ceza mahkemelerinde kendini yargılıyor. Arjantin; 1976-1983 yılları arasındaki askeri diktatörlük döneminde insanların işkenceyle vahşice öldürüldüğü, şimdi ise bu geçmişiyle günümüzde hâlâ hesaplaşmasını sürdüren sayılı ülkelerin başında geliyor. Gözaltında “kaybetme” yöntemleri ile yüzleşmekle kalmıyor, cuntayla ilişkili kişileri yargılıyor ve hapse göndermeye devam ediyor.

Geçmişte 30 bin kişi gözaltında “kaybedilmiş”. Cunta kaçırdığı insanlara aylarca işkence ediyor. Hâlâ ölmemiş ama işkenceden uyuşmuş insanlar askeri kargo uçaklarına yükleniyor ve okyanusun ortasına atılıyor. Bu yöntem, “Arjantin ölümü” adıyla tarihe geçti. Öldürülen insanların çocukları, çocuğu olmayan subaylara, sanki bir tür savaş “ganimeti” gibi verildi. Bugün Arjantin geçmişiyle hesaplaşmaya, askeri diktatörlüğün subaylarını ömür boyu hapse göndermeye devam ediyor…

Askeri diktatörlükten sonra seçimi kazanarak devlet başkanı olan Raul Alfonsin, cuntayla ilişkili kişilerin yargılanıp cezalandırılacağını, insan hakları ihlallerinin aydınlatılacağını ve “adaleti” vaat etti.15 Aralık 1983’te “kayıp kişiler” için komisyon kuruldu. Arjantin Hakikat Komisyonu olarak bilinen “Kayıp Kişiler Ulusal Komisyonu” (CONADEP) dokuz ay sonra 50 bin sayfa tutan raporunu Başkan Alfonsin’e teslim etti. Rapor hazırlanırken, gizli hapishaneler ve mezarlıklar ortaya çıkarıldı. Yüksek rütbeli subayların kontrolünde olan 340 tane gizli gözaltı merkezi saptandı. Emniyet binaları teftiş edildi.

Binlerce tanıkla yüz yüze görüşülerek suç faillerinin tespitine gayret gösterildi. Cunta dönemindeki hak ihlalleri, akla gelebilecek en ağır işkenceler, kayıplar ve 8 bin 960 kişinin zorla kaybedildiği ile ilgili tüm bilgilerinin toplandığı; “Nunca Mas” (Bir Daha Asla!) adıyla ünlenen bu rapor 28 Kasım 1984’te kamuoyuna açıklandı.

Arjantin Hakikat Komisyonunun doğrudan hukuksal sonuçlar yaratmaya yönelik ciddi bir başarısı yoktur. Asıl katkısı geçmişteki suçları ve insan hakları ihlallerini tartışmaya açarak toplumda bu tartışmayı yaygınlaştırması ve akılda tutulmasını sağlamasıdır.** Arjantin Cunta liderleri 22 Nisan 1985’te yargılanmaya başladı ve 9 Aralık'ta dava bitti. General Videla ile Amiral Massera ömür boyu, cunta liderleri Agosti, Viola ve Lambruscini ise çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi. Erken seçimle göreve gelen Carlos Menem ise hüküm giymiş ve yargılanmakta olan ordu mensupları için af yasaları çıkarırken “kaybolanların” yakınlarına maddi tazminat ödenmesi için yasalar çıkardı.

“Arjantin, insan hakları açısından geleceğin ta kendisi"

İşkencecilerin ve cunta liderlerinin hesap vereceği örnek nitelikteki davaların önü kesildi. Ama, Nestor Kirchner’in devlet başkanlığına seçildiği 2003 yılı geçmişle hesaplaşma bakımından yeni bir başlangıç oldu.

Yargılamalar yeniden başlatılacaktı. 2005'de Yüksek Mahkeme Alfonsin döneminde kabul edilerek yürürlüğe giren ve cuntayla ilişiği olan kişiler ile yüksek askeri rütbeli subayların yargılanmalarını önleyen yasaların Anayasaya aykırı olduğuna karar verdi.

Kararın gerekçesinde; af yasalarının, insanlığa karşı işlenmiş suçların faillerine af, dokunulmazlık hakkı veya zamanaşımından yararlanma imkanı tanınamayacağını belirterek bu nitelikte yasaların Anayasa hükümlerine ve uluslararası mahkeme kararlarına aykırı olduğunu açıkladı.

Bu kararın açıklandığı 2005'de askeri diktatörlük dönemindeki insan hakları ihlallerinden dolayı 180 subay ve polis cezaevindeydi…

Arjantin, geçmişini kaldığı yerden yargılamaya yeniden başladı.

Ünlü İspanyalı Yargıç Baltazar Garzon, 2005'de Arjantin’deki bir konferansta yaptığı konuşmada cuntacıları yargılamanın yolunu açan Arjantin’i kutladı ve yalnızca Güney Amerika için değil dünya için örnek olduğunu söyledi.

Yargıç Garzon’a göre; “Arjantin, insan hakları açısından geleceğin ta kendisi.”

Arjantin, geçmişini akılda tutarak ve hiç unutmadan, geleceğini yaratmak için adaletin gerekli olduğuna karar vermiş bir ülke…

1976-1983 yılları arasında, 7 yıllık bir süreçte Arjantin'de hakim olan askeri yönetim, cunta dünya üzerindeki diğer örnekleri gibi nice acıya, ölüme, ihlale, zorbalığa (...) neden olmuştu. "Arjantin ölümü" olarak anılan ölümler ise belki tahammülsüzlüğün, nefretin ve kinin; kısacası faşizmin gelebileceği son noktalardan birine olabilecek korkunç bir örnek niteliğinde.

Askeri yönetim tarafından tehlike(!) olarak görülen nice insan kaçırılarak gözaltına alınır. göz altına alındıktan sonra çeşitli işkencelerden geçirildikten sonra, -ne kadar tanıdık bir hikaye, ne yazık ki-, uyuşturulmuş halde askeri kargo uçaklarına "yüklenerek" okyanusun ortasına atılarak kaybedilmiştir. Bu kaybediliştir işte Arjantin ölümü olarak anılan. ama burada da bitmiyor, insanlık dışı uygulamalar. bu yöntemle "kaybedilen" insanların küçük çocukları, çocuğu olmayan subaylara bir tür ganimet olarak verilir. Çocukların akıbeti mi?

Yıllar sonra ise donanma subayı Francisco Shilingo, 1995 yılının mart ayında gazeteci Horacio Verbitsky'ye verdiği röportajda itiraf eder ölüm uçuşlarını, 1976-77 yılları arasında yüzlerce tutuklunun uçaklardan Rio De La Plato'ya atılarak öldürülmelerini. Hiçbir gerekçeyle haklı gösterilmeyecek ölümler...

Bir de şöyle bir ekleme ihtiyacı duydum: Arjantin geçmişle hesaplaşma noktasında "yalnızca güney Amerika için değil dünya için örnek oluşturacak" bir ülkedir. çünkü, yargıda yaptığı bir çok değişiklikle Arjantin cuntacıların yargılanmasının önünü açarak, geleceği yaratmak için adaletin gerekli olduğuna karar vermiştir.

Türkiye’ye geldiğimizde ise üçüncü yılına giren Ergenekon yargılamaları kapsamında belli bir yol alındığını düşünebiliriz fakat hak ve özgürlükler noktasında daha alınacak çok yolun olduğu muhakkak. Kendilerini sistemden bağımsız görmeyen muhalif kesimler son dönemde yine aynı gemideyiz edebiyatları üzerinden darbecileri yargılamak yerine gittikçe kemikleşen laik Kemalist işkenceci kadrolara şirin görünerek (Hatta bundan sonra CHP’siz hiçbir ilerlemenin olmayacağı onu mutlaka bu sürece dahil etmek gerektiği Baykal’a cumhurbaşkanı olması için ısrar edilmesi v.b. gibi) fazla gürültü çıkartmamaları için uğraş veriyorlar.

Altmış yıl önce “Ulan öküz Anadolulu; sizin milliyetçilikle komünizmle ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var; Birincisi çiftçilik yapmak mahsul yetiştirmek. İkincisi askere çağırdığımızda askere gelmek” diyen zihniyet bugün darbecilikle hesaplaşılacaksa, insan haklarına önem verilecekse liberalizm getirilecekse onu da bizim iznimiz olmadan getiremezsiniz demektedir.

Kaynak: itüsözlük

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum