1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Arınç'ın mesajları
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Arınç'ın mesajları

A+A-

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın iftarındayız, üç saati aşan sohbetin ağırlıklı konusu demokratik açılım. Bu sadece Ankara'nın değil Türkiye'nin gündemi. Çalışmalar kapalı kapılar arkasında yürüyor, projenin detaylarına çok az insan vâkıf. O yüzden Arınç'ın anlattıkları ilgi çekici.

Arınç 'Yüzde 60'lara ulaştı' dediği medya desteğinden memnun. Çünkü kamuoyunun desteği daha gerilerde; anketlerde yüzde 40 gibi. Peşinen olumsuz yaklaşan yazarların azlığına dikkat çekerken espriyle karışık 'Oktay Ekşi'nin' ismini zikrediyor. Oktay Vural hatırlatılınca da Hürriyet'ten Enis Berberoğlu'na dönerek 'Nedir bu Oktaylardan çektiğimiz?' diye takılıyor. Oranlara bakılırsa medya toplumun önünde... Arınç ilerleyen günlerde toplumun desteğinde artış olacağına inanıyor.

'Biz çok konuşanların profesyonel ağlayıcıların değil gerçek şehit annelerinin 'akan kan dursun' sözünü rehber edindik' diyor. Meclis Başkanı olduğu dönemde Manisa'da şehit cenazesinde protesto edilmesini unutamadığı gözleniyor, '5 provokatörün işiydi, şimdi içerideler.' diyor. Gerçek şehit anneleri vurgusunu birkaç defa tekrarlıyor. Açılım projesi siyasi risk mi? Arınç'ın düşüncesi Başbakan'dan farklı değil. 'Siyasetçi sorunları çözerken her türlü tehlikeyi göze alan insandır.' diyor. Bunun yanında olumlu sonuçlarını da hatırlatıyor. Demokratik açılımın iki yıl sonraki seçimlerin sonucunu tayin edeceğini düşünüyor: 'Süreç başarılı olursa, halk AK Parti'yi ödüllendirir. Aksi takdirde seçim kaybına yol açabilecek risktir.' diyor.

Muhalefet partileri CHP ve MHP'nin karşı çıkışlarını ise siyasi nedenlere dolayısıyla seçime bağlıyor.

Süreç nasıl gelişecek? Somut adımlar ne zaman atılacak? Arınç tarih veriyor. Yılbaşına kadar sürecin şekilleneceğini ve bazı projelerin uygulanma aşamasına geleceğini söylüyor. Atalay'ın yarınki toplantısı için 'O ara toplam nihai sonuç değil.' tespitini yapıyor. CHP ve MHP'nin sert tutumlarından şikâyetçi. Baykal ve Bahçeli'nin yakınırken sözü Güneydoğu'da yaygın olan bir geleneğe getiriyor. Bölgede kavgayı bitirmek isteyen başındaki örtüyü yere atarmış. Ve bu hareketin sonunda kavga sona erermiş. Arınç 'O iş de Başbakan'a düşüyor. Şeyh Edebali'nin dediği gibi birleştirmek büyüklerin işi. Küstüm oynamıyorum demekle olmaz.' diyor. Kavgayı sonlandırmak yalnızca AK Parti'ye düşmüyor tabii. Başbakan Erdoğan son günlerde yumuşama mesajları gönderdi. Son iki konuşmasıyla başındaki örtüyü yere attı. Sıra muhalefette...

Arınç'a göre toplum katmanlarından gelecek baskıyla liderler daha fazla sürecin dışında kalamayacak. Muhalefetin üslubundan söz ederken Oktay Vural'a ayrı parantez açıyor. 'Oktay Vural'dan hakaret yemek bize ağır geliyor.' diyor. Ancak sürece zarar vermemek için cevap vermekten kaçındıklarını söylüyor. 'Bu süreç uğruna nelere katlanıyoruz..' diyor. Yine de duygularını söylemekten geri duramıyor: 'Kamer Genç bile bana daha şirin gözükmeye başladı. Beterin beteri varmış. Ziya Gökalp gibi bunlar da Arap ama Türkçülük yapıyor.' Terör örgütünün tasfiye sürecini anlatırken tarihten verdiği bir örnek dikkat çekici... 'İsmet Paşa, Talat Aydemir ilk olayında silahları bırakın affedeceğim, dedi. Onlar yargılandı mı? Hayır. Peki, bu hukuki miydi? Hayır. Ama sorunu çözdü.' diyor. Bu örnek model olabilir mi? Önümüzdeki günlerde konuşulacağı, tartışılacağı açık.

Arınç'la sadece demokratik açılımı konuşmadık, ucundan kenarından siyasetin diğer konularına da değindik. Bilindiği gibi Anayasa değişikliğinden sonra Meclis ve Cumhurbaşkanlığı'nın süresi tartışma konusu. Arınç 'Benim kanaatim farklı ama '4 ve 5 yıl için konsensüs var.' diyor. Halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanının seçim prosedüründe belirsizlikler içinde yeni yasal düzenlemenin hazır olduğunu ve bu dönemde Meclis'ten geçeceğini söylüyor.

Arınç, cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünüyor mu? 'Hayır' diyor ama ardından gülerek 'şimdilik' kaydını düşüyor.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT