1. YAZARLAR

  2. Abdulbari Atwan

  3. Arapların bölünmüşlüğü
Abdulbari Atwan

Abdulbari Atwan

Yazarın Tüm Yazıları >

Arapların bölünmüşlüğü

A+A-

Suriye, Cezayir, Sudan gibi etkin Arap ülkeleri, İran, Türkiye ve Endonezya gibi ağırlığa sahip İslam ülkelerinin katılımıyla Katar'da ikinci turunu tamamlayan Arap zirveleri savaşı, birçoklarının düşündüğünün aksine Arap siyasi çalışmasındaki sağlıklı olguyu yansıtıyor.

Zira bakış açılarındaki farklılık ve hatta Arap bölgesinin birbiriyle çekişen eksenlere bölünmesi, durgun Arap sularının harekete geçirilmesi ve halihazırda alçalmışlık haline götüren aldatıcı Arap uyumu ve donukluk yılları sonrası sertleşmiş damarlara biraz hayat pompalanması için istenen bir hareketti. Bu alçalmışlık hali İsrail'in Gazze'deki katliamlarına sessiz kalınmasına en iğrenç şekilde yansıyor. Doha zirvesinde elde edilenler büyük derecede önemli. Bunun sebebi Moritanya ve Katar'ın İsrail'le diplomatik ilişkileri kesmeleri, Gazze'nin yeniden imarı için fon oluşturulması ve İsrail'in insan hakları ihlallerine dair uluslararası bir soruşturma komisyonu talebi değil sadece. Aynı zamanda Araplardan bir grubun sessizlik duvarını kırması, ABD-İsrail halkasından çıkması ve İsrail tanklarının kemiklerini ezdiği çocuklara destek olması.

Bölgeyi geçen otuz yıl boyunca saran 'barış kültürü', faydasız olduğu ve karşı tarafın olumlu karşılık vermediğinin anlaşılması sonrası tükenmeye başladı. Bu kültürün en belirgin başlığı olarak gelen Arap barış girişimi, Doha zirvesinde Arap ülkelerinden yarısının fazlasının desteğini çekmesiyle meşruluğunu büyük oranda kaybetti. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed bu girişimin öldüğünü ilan etti. Türkiye arabuluculuğuyla İbrani devletiyle dolaylı bütün görüşmelerin durduğunu açıkladı ve konuşmasında Abdunnasır'ın vefatından bu yana benzeri görülmemiş bir dil kullandı. 'Güçle alınan güçten başka bir yolla geri alınmaz. Göze göz dişe diş' gibi ifadelerini tekrarladı.

Bunlar Arap uyanışının göstergeleri ve bölgenin uzun süre beklediği değişimin öncüleri olup bizlere Haziran 1967 yenilgisi sonrası farklı şekillerde kendisini dayatan benzer uyanışı, Fetih hareketi liderliğindeki Filistin direniş hareketlerin patlak vermesini, Arap ordularının modern temellerde yapılandırılmasını ve petrol silahının etkin kullanımını hatırlatıyor. Başkan Mahmud Abbas, Mısır ve Suudi Arabistan'ın baskılarına boyun eğip Doha zirvesini boykot ederek ve ilk defa Filistin koltuğunu boş bırakarak büyük bir hata işledi. Oysa Yaser Arafat'ı Kuveyt'in işgali krizinde 'karşı taraftaki' ülkelerin kampına katılarak büyük hata ettiği için eleştirmişti. Özel oturumlarda ve Filistin yönetimi toplantılarında Filistin sorununun tarafsız kalmasının önemini tekrarlıyordu sürekli. Boşluk, daimi suretle ve hızlı şekilde dolduran birilerini bulur. Mısır'ın bölgesel denklemden çıkması ve Amerikan işgaliyle Irak'ın rolünün çökmesi sebebiyle İran'ın yaptığı buydu. Hamas, İslami Cihat ve Halk Cephesi gibi Ramallah yönetimine karşı çıkan direniş gruplarının yapmaya çalıştığı da bu.

Başkan Abbas tek yanlış yapan isim değil. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa da Doha zirvesini boykot ederek 'ılımlılar ekseninin' tarafını tutmak suretiyle siyasi hayatını bitirdi. Arap rejimlerinin bölünmüşlüğü rahmettir. Gazze şehitleri, Arap ve dünya sokaklarındaki protesto ve dayanışma gösterileri sayesinde bu gerçekleşti. İlk defa Arap kamuoyu kendisini yöneticilerine veya bir kısmına kabul ettiriyor ve onları bir şeyler yapmaya sevk ediyor. Teşekkürler. Londra'da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesinin, genel yayın yönetmeni, 17 Ocak 2009

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT