1. YAZARLAR

  2. Abdurrahman Raşid

  3. Araplar ve yerleşim birimleri tuzağı
Abdurrahman Raşid

Abdurrahman Raşid

Yazarın Tüm Yazıları >

Araplar ve yerleşim birimleri tuzağı

A+A-

Geçen birkaç ay zarfında yanlış düşünmüş olmak, muhtamel barışın önünde gerçek bir engeli temsil eden ve uluslararası hukuka açıkça aykırı olan yerleşimleri durdurma noktasında Filistin tarafının başarılı olması umuduyla yerleşim birimleri inşaatının engellenmesi şartı etrafında yorum yapmaktan kaçındım.

Düşüncem hâlâ yerleşim birimleri gibi önemli sorun da dahil direkt müzakerelerin bütün şartları ve temkinli yaklaşımları aşmayı hak ettiği yönünde. Bu düşüncemin kanıtı ise bizlerin Amerikalı arabulucunun İsrail tarafına baskı yapmaya ve yerleşim birimleri inşaatını durdurmaya elzem kılması yönünde ikna etmesi umuduyla bütün bu değerli ayları kaybetmemiz. Son olarak Arap taleplerinin ve İsrail ertelemelerinin son faslına geldik. Temenni ettiklerimiz bir yana, konu, müzakerelerin olup olmaması yönündeki bitirici kararı almayı hak etti.

İsrail'in Benjamin Netanyahu döneminde Mahmud Abbas'ın veya ABD Başkanı Barack Obama'nın ve hatta geçmişte Ehud Barak ve İshak Rabin'in arzuladığı aynı barışı istemediğini iyi hatırlamalıyız. Bu yolda Netanyahu'nun önünde iki seçenek var. Ya kendisini Batı Şeria ve Gazze'de bağımsız Filistin devletinin kurulması gibi tehlikeli ödünler vermeye zorlayacak müzakerelere girecek ya da zaman oyunundan istifade etmek umuduyla erteleyecek. Bu adam ikinciyi yaptı. Netanyahu taktiğinin bu düşüncesi sır değil ve hatta açıkça söyleniyor. Bu yüzden Arap ve özellikle Filistin tarafının müzakereler başlamadan önce yerleşim birimlerinin durdurulması yönündeki ısrarının da İsrail hükümetine hizmet ettiğini düşünüyorum. ABD başkanının birinci yılından son çeyreğine gelene dek dört ay kaybedildi.

ABD başkanının güçleri kum saati gibi zamana endeksli. Görev süresinden geçen her gün yoğunluğunu kaybediyor. Obama şu an Filistin devletinin kurulmasının desteklenmesi gibi büyük bir projeyi yapılandırma gücünü zayıflatan yerel baskılar altında. Obama bugün yaz başındakinden daha zayıf durumda. Gerçi içeride ekonomiyi iyileştirseydi ve dışarıda Afganistan'daki savaşını kazansaydı umutlar büyük olurdu. Temennilere dayanmak zor. Amerikan arabulucunun şartları bir yana, önemli olan, ayrıntılı anlaşmazlıklarla iştigal etmek yerine temel gerçekleri hatırlatmamızdır. Birinci gerçek Filistin topraklarını işgal edenin İsrail olduğudur ve İsrail'in onayı olmadan Filistin devleti ve bağımsızlığı mümkün değil. İkincisi, gerçek müzakerelerin reddedilmesi işgalin ömrünü uzatıyor. Tarih arkamızda bunu ispatlıyor. Merhum başkan Yaser Arafat Oslo'da görüşmeseydi Tunus'ta toprağa gömülürdü. Üçüncü gerçek, müzakerelerden imtina etmek yerleşim birimlerini durdurmaz, aksine hızlandırır. Dolayısıyla hukukiliği ve önemine rağmen şart koşmanın arkasındaki hikmetten kuşku duymak mantıklı olur. Çünkü temel hedef, müzakerelerden imtina etmekle durmayacak, aksine iki devletli çözüme ulaşmanın gecikmesiyle artacak yerleşim birimlerini engellemek değil, Filistin devletini kurmaktır. Nihai çözüme varmaya yoğunlaşılmaması, bunda ısrar edilmemesi, Arap, Amerikan, İsrail ve diğer katkıda bulunacak tarafların hızlı adil çözüme sevk edilmemesi sebebiyle İsrail kazanacaktır.

Yerleşim birimlerinin inşaatı değil sadece, varlığı da yasal olmayan ve reddedilen bir konu olup İsraillilerin müzakereleri işlemez kılmak için oynadığı bir top olması yerine Güvenlik Konseyi'ne taşınan ayrı bir konu olması öngörülmektedir. (Londra'da Arapça yayımlanan El Şarkulevsat gazetesi, 22 Eylül 2009)

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT