1. YAZARLAR

  2. Osman Atalay

  3. Arap devrimleri Filistin’e güç verirken...
Osman Atalay

Osman Atalay

Yazarın Tüm Yazıları >

Arap devrimleri Filistin’e güç verirken...

A+A-

Arap devrimleri Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında çok büyük depremler oluştururken artçı sarsıntıları devam ediyor, birçok Arap diktatörleri halkların istekleri doğrultusunda kendilerine çekidüzen vermeye başladılar. 2008 yılında İsrail’in Gazze saldırısında Arap Birliği ve Arap sokakları İsrail’e karşı hiçbir yaptırım da bulunamamışlardı.

2010 Tunus, Mısır, Libya, Yemen devrimleri sonrasında bölgede ABD ve İsrail politikaları altüst oldu. Mısır ve Libya’da Amerika ve İsrail elçilikleri açık bir şekilde protesto ve saldırıların hedefi oldu. 8 gün süren İsrail’in Gazze saldırıları sonrasında Mısır yönetimi ve halkın Filistin direnişine verdiği destek sonucunda ateşkesin sağlanması ve sonrasında BM genel kurulunda Filistin yönetimine gözlemci devlet statüsünün verilmesi, Filistin tarihinde şimdiye kadar kazanılan belki de en büyük diplomatik zafer kazanımı oldu.

Arap devrimleri diktatörleri alaşağı ederken, bölgedeki diğer diktatörlere uyarı mesajları vermeye devam ediyor. Filistin’in liderleri Arap devrimlerini Filistin’in özgürlüğü ve geleceği için bir umut kaynağı olarak gördüler.

BM güvenlik konseyi geçen yıl Filistin’in Dünya örgütüne tam üye olarak kabulünü reddetmiş idi, bu yıl 193 üyenin 138 oyu ile gözlemci devlet statüsünü elde etmiş oldu.

Hamas siyasi problem yaşadığı Abbas’a BM’de destek vererek bu başarıya ortak oldu. BM’de gözlemci devlet statüsü ile İsrail ve ABD aslında ağır bir yenilgi almış oldular bu sonucu asla beklemiyorlardı. Filistin artık uluslararası arenada İsrail’i çok rahat sıkıştıracak ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde birçok İsrailli yöneticiyi ve kabine üyelerini zor durumda bırakacaktır.

Obama ve Hillary Clinton’un BM kararının talihsiz ve amaca zarar verici olduğunu açıklamaları Arap devrimlerinin İsrail ve ABD üzerinde nasıl travmalar yarattığına şahit oluyoruz. Obama’nın 8 gün Gazze’ye yapılan saldırılar sonucunda ‘İsrail kendini savunma hakkını kullanıyor’ demeci ve BM kararı arifesinde Clinton’un; ABD’nin her zaman İsrail’in arkasında olduğunu, bunun bu ay içinde tekrar açık biçimde görüldüğü ve tüm dünyanın her zaman bunu böyle bileceğini vurgulaması, Arap sokaklarında çok büyük tepkilere sebep olmaktadır.

Filistin devlet başkanı Abbas; ‘Filistin halkı olarak kararlılığımız asla bitmeyecektir. Kesinlikle halkımız kendini koruma hakkını korumaktadır ve özgürlük hakkı bulunmaktadır. Biz bu dünyada fazlalık mıyız’ diyerek konuşmasında Filistin direnişinin kararlılığını vurgulamış oldu.

BM’de Filistin’in gözlemci devlet statüsü kısa sürede olmasa da, uzun vadede uluslararası alanda diplomatik moral getirisi olacaktır. İsrail ise daha şimdiden yeni yerleşim alanları açmak ve Filistin halkına ekonomik yeni yaptırımlar uygulamanın telaşı ve eylemi içersine girdi. Burada önemli olan AB-BM üye ülkelerine Arap devrimleri ve halklarının vermeye çalıştığı mesajlardır.

Artık Arap dünyasında eski liderler ve yönetimlerin olmadığını, yeni bir devrin düzenin kurulmakta olduğunu görme zamanıdır. Arap devrimlerinin, Filistin halkının kaderi ve geleceği üzerinde çok önemli rolü oldu. Diktatör liderlerin yıkılışı ile Arap halkları sokaklarda ve yönetimde Filistin davasına tek vücut olarak sahip çıktılar. Filistin davasına güç verdiler.

Tunuslu Şair El Şabi’nin dediği gibi; halk bir gün yaşamı arzularsa kader mutlaka cevap verir, gece dağılır, kelepçeler kırılır. Artık Ortadoğu’da Arap halkları özgür yaşamı elde etmek için canları pahasına bedel ödemektedir. Bundan sonra ABD, İsrail, İngiltere ve Rusya için rahat yönetebilecekleri bir Arap dünyasının olmayacağı kesin gibi görülüyor.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT