Arap değişim hareketleri nereye gidiyor?

08.12.2011 00:03

Muhammed el Semmak

Öncelikle ortada Arap siyasi rejimlerine yönelik bir hayal kırıklığı vardı. Bu rejimler ne Filistin'i, İslam ve Hıristiyanlığa ait kutsallıkları İsrail işgalinden kurtarmak gibi ulusal bir hedefi gerçekleştirdiler ne de minimum düzeyde ekonomik kalkınma ve sosyal refahı. Bu rejimlerin bütün yaptığı süreklilik, yani rejimlerin sürekliliğini sağlamak oldu. Ulusal hedef, öncelikler basamağında İsrail'e işgalci ve yerleşimci yayılmacılık imkânı verecek derecede geriledi.

İsrail'le siyasi çözümler konusunda da bir hayal kırıklığı vardı. 1979 Camp David ve sonrasındaki barış anlaşması Mısır'ı Arap-İsrail çekişmesinden izole etti, İsrail'in 2006 savaşıyla Lübnan'da ve 2008 savaşıyla Gazze'deki saldırgan elini serbest bıraktı. Ayrıca Kudüs'te de kentin Yahudileştirilmesi ve yerleşim birimleri için elini serbest bıraktı. Bu durumu ne Ürdün'ün İsrail'le yaptığı Vadi Urba anlaşması, ne de Filistin yönetiminin yaptığı Oslo anlaşması değiştirebildi. Böylelikle direniş ve yatışma politikalarına yönelik hayal kırıklıkları birikti. Arap kamuoyu İsrail'e ödün vermenin daha fazla ödüne yol açtığı şeklindeki acı gerçeği anladı. Bu ödünleri dışarının korumasıyla veren siyasi rejimlerin sürmesi bu acı gerçeğin tezahürü.

Daha da kötüsü bu siyasi rejimler acizliklerini, başarısızlık veya işbirliklerini sosyal kalkınma projelerini hayata geçirerek örtbas edemediler. Yaşam standartları ve milli gelir seviyesi düştü, eğitim düzeyi geriledi ve dünya ülkelerine göç oranları arttı. Bununla birlikte İslamofobi yükselişe geçti. Bu durum hayal kırıklıkları yangınına körükle gitmek mesabesindeydi. Filistin sorununa adil ve onurlu çözüm bulma yönündeki uluslararası ve özellikle Amerikan vaatleri, hayal kırıklığı duygusunun katlanmasında esaslı rol oynadı. ABD Başkanı Barack Obama'nın iki yıl önce Kahire Üniversitesi'nde yaptığı açıklamalar bu vaatlerin en belirginleriydi. Obama ardından Amerikan-Siyonist lobinin baskısı altında bu vaatlerin aksi yönünde hareket etti. Büyük umutlar ekmiş ve bu vaatlerden geri dönmesi, büyük hayal kırıklıklarına yol açmıştı.

Ortadoğu Dörtlüsü'nün (ABD, Rusya, AB ve BM) girişimi de bu vaatlerdendi. Girişim Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 338 sayılı kararları temelinde kapsamlı uluslararası bir anlaşmaya varma imkânına dair umutları yansıttı. Ancak Ortadoğu Dörtlüsü'nün başarısızlığı epey gürültülü oldu. Eski Britanya Başbakanı Tony Blair'in girişimin genel sekreterliğe atanması başarısızlık ve dolayısıyla hayal kırıklıkları patlaması için ilave bir sebep oldu.

Ardından Irak'taki Amerikan işgali, Irak'ın ulusal bütünlüğünün bozulması, Arap dünyasındaki din, mezhep ve ırk çeşitliliği dokusunun da parçalanmaya maruz kalması geldi. Buna paralel olarak İran'ın ve Türkiye'nin nüfuzları arttı. Aynı zaman dilimi içinde Arap rejimleri, gasp edilmiş ve müsadere edilmiş haklarını korumakta aciz kalmaları sonrası Arap saygınlığını koruyacak şekilde bütün bu gelişmelerle ilişkide başarısız kaldılar. Bu hayal kırıklıkları serisinin şu an Arap Baharı olarak temsil edilen tepkiyi patlatması doğaldı. Yalnız tepki hareketi genel olarak isteneni veya bir tepki hareketinden bekleneni veremedi. Arap Baharı'nın Mısır'da karşılaştığı tökezleme, Suriye'deki kan kaybı ve Yemen'deki çekişme bu duruma açıklık getiriyor. Ayrıca Libya'nın karşılaştığı NATO askerî müdahalesi de öyle. Fas, Ürdün ve Umman'daki üç krallığın yerel hayal kırıklıklarını büyük ölçüde eriten anayasal reformlar gerçekleştirmek için aceleyle yaptıkları 'zeki' girişimler de bu duruma açıklık getiriyor.

Hiç kuşkusuz bu hareketler tepki halinden etki haline geçmeleri için biraz zamana ve çokça sağduyuya ihtiyaç duymaktalar. Bu geçiş operasyonu sırasında sözgelimi Mısır'da halihazırdaki şartların içinden geçtiği gibi zor ve çözümsüz dönemlerden geçilecektir. Keza emelleri olan yerel güçler tarafından kontrol altına alma girişimlerine, açgözlü dış güçler tarafından temiz ulusal reform sürecinden çıkarılma ve kullanılma girişimlerine maruz kalacaktır. Her halükarda önemli olan, yeni bir hayal kırıklığına dönüşmemesidir.

Mısır gazetesi Eş Şuruk 4 Aralık 2011

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim