Aramızdaki mesele -1

13.04.2009 11:51

Duran Kömürcü

Geçen haftaki yazımda “Bana göre oy verme, tağûtun emrine girmedir. Tevbesi gereklidir. Tevbenin silemeyeceği günah yoktur” demiştim.

Hızlı ve partili bir arkadaşım, “Bunu nereden çıkarıyorsun” sorusunu sordu, kendisine Bakara Sûresi’ni (276-277) gösterdim. “Ama başkaları da başka türlü söylüyorlar” deyince ben, “Onların içtihadları öyle, ben ise böyle düşünüyorum” dedim. Bana tahsil durumumu, konumumu, içtihad yapabilecek güçte olup olmadığımı sordu. Telefonda düzgün konuşamadığım için konuşmayı kısa kestik, vedalaşıp ayrıldık.

Konuşmasının özetinde, kötülüklerin önüne geçmek için, Allah rızası için var gücü ile çalıştığını, bir belediye başkanı olursa şu yapılır, bu yapılır dercesine politik söylemler söyledi vs...

Bu kardeşime söylemek istediğimi telefonda anlatamamış olabilirim. “İnanmasak da onların içtihadlarına hürmet ederiz” demiştim. Bu sözden hemen yararlandı, benim içtihad yapabilecek bilgi ve konumumu sorguladı. O sorusuna şunu söyleyeyim. Ben içtihat yapacak güçte ve bilgide değilim. İçtihad da yapmıyorum. Kur’an’da muhkem âyetlerde belirtilen tağûtu açıklıyorum. Ben içtihad yapmıyorum. İçtihad yapanlar onlar. Ayrıca, içinde bulunduğu partili hoca efendilere “Neye dayandırarak içtihad ediyorsunuz” diye sorması gerekir.

Kur’an’da tâğut âyetlerinin kaynağı, sekiz yerde geçer. Allah’ın bildirdiklerinin birkaçının mealini, diğerlerinin de sûre numaralarını veriyorum.

Bakara (2-256): “Dinde zorlama yoktur, hak batıldan iyice ayrılmıştır. Tağûtu inkâr edip, Allah’a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah şenîdir, âlimdir.”

Nisa (4-51): “Kendilerine kitap verilmiş olanların puta ve tağuta inanıp küfredenlere, ‘Bunlar müminlerden daha doğru yoldadırlar’ dediklerini görmedin mi?”

Nahl (16-36): “Andolsun ki her ümmete Allah’a ibadet edin, tağuttan kaçın diye peygamberler gönderilmiştir.”

Diğer ayetler ise: Bakara (2-257), Nisa (4-51, 60, 76), Maide (5-60), Nahl (16-36), Zümer (39-17).

Konularına göre Kur’an-ı Kerim, tağut âyetlerine bakabilirsiniz. Şamil Yayınları: Tel: (0212) 518 15 39 – İstanbul

Bu âyetlerin ışığında kendime bakıyorum, kendimi zorluyorum, kardeşlerimin koşarak bilinçli çalışmalarında bir hatam olabilir mi düşüncesine giriyorum. İstiyorum ki bir katkımız olsun, omuz omuza çalışalım diyorum, bulamıyorum, yok yok! Eğer içtihadlarına dayanakları varsa bize de bildirsinler ki rahatlayalım. Milyonlarca ehl-i kıblenin yoluna taş koymayayım, onlarla beraber olayım. Bildirdikleri, laik, demokrasi ve cumhuriyet mantığından çıkan, o doğrultuda çıkış aramak olmasın? Başka ne yapalım, sahayı boş mu bırakalım? Nerede bir fayda görülürse ona koşalım denmesin. Bizim tek çıkış arayacağımız Kur’an’dır. Kur’an’da ne bulursak alalım, sünnette ne bulursak sarılalım. Çıkışı da bu yolda arayalım, mantığımızı araya koyarak çıkış aramayalım. İyi niyetimiz bizi kurtarır mı bilmem. Cehennemin taşları da iyi niyetle döşenmiştir.

Telefonlarda bildirilen memnuniyetlere de teşekkür ederim. Şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Kardeşlerimizin birçoğu bazı saplantılara girmişlerdir. Onlara uymayanlara da diş bilemektedirler. Müslümanın saplantısı olmaz. Onun yolu Sırat-ı Müstakim yoludur. Bu yolu kim tarif ederse biz oradayız.

Son sözümde derim ki, kimseyi suçlamak ve ayıplamak istemem. Kur’an’a uymayan yollar, sünnette bulunmayanlara itibar etmem. İçtihad adına, iyi niyet adına, zaman ve zemin diyerek çıkış arayanların yanında değilim. Kendilerine “Hatamız var mı, biz de hata içinde miyiz” sorusunu sormalarını isterim. Hepsi kardeşimdir, bütün Müslümanları seviyorum. Beşeriz, hatalarımızdan da Allah’a sığınıyorum. Allah’a emanet olunuz.

VAKİT

  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim