1. HABERLER

  2. KİTAP

  3. Arakan Bize Ne Kadar Yakın?
Arakan Bize Ne Kadar Yakın?

Arakan Bize Ne Kadar Yakın?

Haşim Ay’ın Ekin Yayınları tarafından yayımlanan “Uzak Ülke Arakan” isimli kitabını Mehmet Can Artuk kardeşimiz Haksöz-Haber için değerlendirdi.

12 Ekim 2018 Cuma 18:32A+A-

MEHMET CAN ARTUK / HAKSÖZ-HABER

Arakan Bize Ne Kadar Yakın?

Önceden Burma şimdi ise Myanmar olarak isimlendirilen ülkedeki yedi eyaletten biri olan Arakan uzun bir zamandan beri ırkçı/faşist zorbalıklara, insanlık dışı katliam ve işkencelere maruz kalsa da dünyanın ve Türkiyeli Müslümanların gündeminde özellikle 25 Ağustos 2017 soykırımıyla beraber daha fazla yer edinmeye başladı. Arakan’da Myanmar yönetimi ve ona bağlı Budist çetelerin zulümlerinin arkasında ise yüzyıllara dayanan tarihi, siyasi, sosyal, etnik sebepler bulunuyor. Bu sebepleri bütün yönleriyle ele alan Arakan sorununun köklü tarihi arka planını derli toplu bir çalışmayla ortaya koyan Yitik Ülke Arakan kitabı Ocak 2018’de Ekin Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap Haksöz Dergisi yazarı Haşim Ay’ın ilk kitabı olma özelliğine de sahip.

Yazar sekiz bölümden oluşan eserin ilk bölümünde Arakan’ın da içinde bulunduğu Hind Alt kıtasının kadim tarihi, stratejik konumu, coğrafi ve kültürel yapısıyla ilgili bilgiler verdikten sonra bölgedeki iki önemli etnik unsur olan Müslüman Rohingyalar ve Budist Maghlardan bahsediyor. Bu kısımda Rohingya Müslümanlarının uğradığı zulümleri kavrama noktasında Budist Maghların rolü belirtiliyor. Yazarın da kitapta aktardığı üzere bölgede uzun yıllar süren İslam ve Budizm arasındaki rekabette İslam’ın ön plana çıkması, Müslümanların ilmi, kültürel atılımları adeta Budist Maghları çıldırttı. Bağnaz Budistlerin dinsel milliyetçilikleri nedeniyle Burmalı dindaşlarını Müslümanlara karşı kışkırttığı ve işgalin altyapısını hazırladıkları kaynaklarda zikredilmekte. Bu hususta yazar bugün “Bengalli Yabancılar “ denilerek çeşitli tehcir ve katliamlara uğrayan Rohingya Müslümanlarının bölgenin asıl yerlisi olduğunu, asıl yabancı unsurun ise aslen Tibeti olan Budist Burmalılar olduğunu vurguluyor.

Kitabın ikinci bölümünde Arakan’ın İslamlaşma sürecine değinen yazar bu dönemde Arakan İslam İmparatorluğu’nun ilmi, kültürel, ticari alandaki zirve noktasına ulaşmasıyla alakalı önemli bilgiler veriyor. Çeşitli hükümdarlar döneminde inişli çıkışlı bir tarihi serüven yaşayan Arakan yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde ilk defa Budist Burmalıları geri püskürtmüş ve onların topraklarının bir bölümünü geri almış. Yazar bu olayı aktardıktan sonra Myanmarlıların/Burmalıların sanki bu olayın rövanşını alma bilinciyle hareket ettiğini söylüyor. Yazar ayrıca bu bölümde Rohingya Müslümanlarının hafızasında Kerbela benzeri trajik bir olayı da aktarıyor.

Yazar üçüncü bölümde sömürge döneminde Arakanlıların yaşadığı zorluklardan bu dönemde İngilizlerin Burmalılarla ilişkisinden bahsederken dördüncü bölümde modern Myanmar Devleti’nin kuruluş sürecini, coğrafi, etnik yapısını bölgenin siyasi panoramasıyla beraber aktarıyor.1942 yılında ırkçı/faşist Takin Partisi’nin ve Arakanlı Budist Maghların 100.000 Müslümanı yaşlı, kadın, çoluk çocuk demeden katlettiği satırları kitapta okurken kederlenmemek elde değil. Yazar kitabın bu bölümünde Müslümanların o dönemdeki gelecek arayışlarına, ayaklanmalara, örgütlü çabalara da değiniyor. Bu dönemde bu çalışmalarda bazı başarılar kaydedilse de verilen sözlerin yerine getirilmediği, Batı ve işbirlikçilerin bu olayda da ikiyüzlülüğünü ortaya koyduğu vurgulanıyor.

Kitabın beşinci bölümü ise Arakan sorununun derinleşme süreci Sosyalist Ne Win darbesiyle başlıyor. Cuntanın Arakan’ı tamamen Budistleştirmek üzere harekete geçişi ve Müslümanların dükkanlarını ellerinden alması, Müslümanları kamusal alandan uzaklaştırması sonrasında Kral Dragon Operasyonuyla başlayan toplu katliamlar, işkenceler, tecavüzler tafsilatıyla aktarılıyor.1982 Yeni Vatandaşlık Kanunu ile artık Rohingyaların en temel haklarının bile ellerinden alındığı süreç ve kendi öz yurtlarında gördükleri acımasız muameleler bugün de devam ediyor.

Sorunun Boyutları ve güncel durumun aktarıldığı altıncı bölümde Müslümanların özellikle Vatandaşlık Kanunu ile kendi yurtlarında nasıl vatansızlaştırıldığı örneklerle anlatılıyor. Devlet dairelerinde çalışamayan, hastalandığında tedavi için devlet hastanesine gidemeyen, evlenmeleri ve çocuk sahibi olmaları engellenen, seyahat hakkı bulunmayan Rohingya Müslümanları ancak lise çağına kadar eğitim alabiliyor. Bölgeyi tamamen Budistleştirmek üzere uygulanan bu zulümlerin Nobel Barış ödülü sahibi(!) liberal Suu Çii yönetiminde zirveye ulaşmasının düşündürücü olduğunu belirten yazar kitabın bu bölümünde ülkelerinden uzakta kamp hayatı yaşayan Arakanlı Müslümanlar ile ilgili veriler sunuyor.

Kitabın yedinci bölümünde Arakan meselesine yönelik yaklaşımları ve olayın uluslararası boyutunu değerlendiren yazar komplocu ve olayı sadece uluslararası güçlerin çıkar çatışması şeklinde değerlendiren anlayışı ve sorunun ana sebebi olan dinsel faşist Budist yönetimi ve ona bağlı çetelerin görmezden gelinmesini haklı olarak eleştiriyor. Türkiye’deki sol-sosyalist çevrelerin Arakan sorununa dair komplocu yaklaşımını ve son olaylarda ismi geçen ARSA örgütü üzerinden İslamcı çevreleri suçlamanın çelişkilerini açıkça ortaya koyan yazar liberal ve muhafazakar perspektiflerin yanılgılarını da açıkça gözler önüne seriyor.

Son bölümde Arakan’ın İslami varoluş süreci ve Budist faşizmine karşı örgütlü mücadele eden birçok İslami direniş hareketleri ile ilgili bilgi veren yazar özellikle kitapta eserlerinden iktibas yaptığı Dr.Muhammed Yunus’un liderliğini yaptığı Rohingya Dayanışma Örgütü üzerinde duruyor, Müslümanların soruna yönelik çaba ve taleplerini aktarıyor.

Bugün BM tarafından da “dünyanın en çok eziyet gören halkı” olarak kabul edilen Arakan’ın haklarının iadesi, adalet ve özgürlüğü için insan hakları derneklerinin ve halkı Müslüman olan ülkelerin daha fazla baskı yapması gerektiğini kaydeden yazar, Müslüman kardeşlerimizi ancak sistematik zulüm altındayken hatırlayıp gündemleştirdiğimiz eleştirisinde bulunuyor. İki milyon Müslümandan geriye iki yüz bin insan kaldığı hatırlandığında yazarın Arakan’a “Yitik Ülke” demesi de anlaşılıyor.

Yazar eserin giriş kısmında  Arakan meselesinin tarihi arka planıyla beraber ele almayı, Arakan ile ilgili kapsamlı bilgiler vermeyi ve fotoğrafın tamamını görmeyi amaçladığını belirtiyor. Haksöz Dergisi yazarı Haşim Ay’ın Ekin Yayınları tarafından yayımlanan “Yitik Ülke Arakan” adlı eseri bu amacına fazlasıyla ulaşıyor. Bu kitapla beraber Rohingya’daki Müslüman kardeşlerimizin daha fazla gündemleştirilmesini, özgürlük ve adalet beklentilerinin bir an önce karşılık bulmasını Rabbimizden niyaz ediyor, yazar Haşim Ay’a ve Ekin Yayınları’na bu önemli çalışma için teşekkür ediyoruz.

 

HABERE YORUM KAT

3 Yorum