Antiemperyalizmin samimiyet sınavı

28.08.2009 18:00

Leyla İpekçi

Bugün “Kürt açılımı bir Amerikan projesidir” diyerek kanın akmaya devam etmesine göz yumabilenler, bir süre önce de Ergenekon soruşturmasına “bir Amerikan projesidir” diyerek karşı çıkıyorlardı. Yani suikast krokilerine, ağır silahların kullanılacak olmasına, yeni cinayetlerin işlenmesine ve olası bir darbeye dahi razı geliyorlardı.

Biraz eskiye gidelim. AKP, katılacağı ilk siyasi seçimlere hazırlandığı günlerde, iktidara gelirlerse AB yanlısı bir siyaset izleyeceklerini anlatıyordu. 28 Şubat post modern darbesinin nasıl pişirilip üzerlerine çöktüğünü yaşamış olan AKP’liler, bu yüzden AB adaylığına bir çare olarak bakıyordu.

Dönem ise 11 Eylül sonrasıydı ve Bush Amerikası’na yükselen tepkiler her geçen gün artıyordu. Sağ muhafazakâr kanatla, ulusalcı solun ve (bazı liberaller hariç) demokratların antiemperyalizm ortak paydasında yan yana yürüdüğü günlerdi.

Bugün Avrupa medeniyetine dair eleştirel birçok şey söylenebilecek olmasına rağmen, AB projesinin salt bir perspektif olarak korunmasında bile ülkemizin demokratikleşmesi adına çok önemli kazanımlar olacağını antiemperyalizmin doruğunda olduğu o günlerde dahi görüyorduk.

Çünkü cumhuriyet tarihi boyunca çağdaşlık ve Batılılık martavalları atan partilerin, iş sahiden eyleme geldiğinde hep sözle yetindiklerini, AB’ye gerçek anlamda girmeye çalışmadıklarını görmüştük. Ülkenin demokratikleşmesi ve özgürleşmesine tıkaç olan sistemin çarklılarını değiştiremeyeceklerini öğrenmişlerdi. Nice darbeler, muhtıralar pahasına.

(O yüzden AB projesi ne zaman biraz popülerleşmeye başlasa, yükseltilen milliyetçilik ve antiemperyalizm söylemin hemen her partinin işine gelirdi.)

AB’ye girebilmenin koşulu bugün Ergenekon olarak bildiğimiz sistemin çözülmesinden, vesayet rejiminin kalkmasından, PKK ile mücadele adı altında devlet içinde yürütülen birtakım hukuksuzlukların ortadan kalkmasından geçiyordu. Tabii ekonominin temel taşlarını elinde tutan zümrenin pasta payını yeni sınıflarla paylaşacak olmasından da.

Öte yandan AKP tabanı için AB fazlasıyla ‘gâvur’ bir projeydi ve sağ muhafazakâr söylemin zihnindeki ‘elin adamına teslim olma tehlikesi’ sistemin kanlı örgütlere, kirli bir savaşa ve yargısız infazlara kendini çoktan teslim ettiği gerçeğinden daha baskındı.

Yalan haberler eşliğinde gelen linç girişimleri, Hrant Dink ve başka isimler hakkında ortaya atılan iftiralar (AKP’nin neoliberal politikalarıyla birleştirilerek) her fırsatta milliyetçi ve ulusalcı söylemleri besliyordu. Bizzat AKP’ye oy vermiş kesimler de bu propagandadan uzun süre etkilenecekti.

***

AKP’nin AB hukukuyla uyumlu yasalar çıkarması (katliamcıların ve faili meçhullerin arkasındaki isimlerin sorgulanabilme umudu) bir emperyalist planın parçası olarak gösteriliyordu.

Devletin bazı kesimleriyle işbirliği yaptığı artık kanıtlanmış bazı oluşumlar bir yandan Atatürkçülüğü, yerelliği, milliyetçiliği ve tabii hepimizin ortak paydası olan antiemperyalizmi savunuyor. Bir yandan da çağdaşlık ve laiklik adına gençleri toplayıp devlet adına ölme ve öldürme yeminleri ettiriyorlar, ‘memleketi satan hain’leri onlara hedef gösterip ellerine silah veriyorlardı.

“Emperyalist devletler karışmasın, PKK ile biz savaşırız” söylemine tutunanlar, 25 yıldır bitirilemeyen savaşı sorgulayanları bölücü ilan ediyordu. Küreselleşmenin belirsiz çizgilerine karşı ise milliyetçi ve ulusalcı kitleler durmadan kışkırtılıyordu.

Şimdi AKP’nin devlet üzerinden yürütmeye çalıştığı demokratik açılımla, en azından akan kanı durdurma umudu doğdu. Ve yine aynı antiemperyalizm söylemini tıkaç yapmaya çalışıyor bazıları.

Adalet mücadelesi, Irak işgalinde olduğu gibi bazen karşı cephedekileri aynı yerde hizalar. Bu durumda emperyalist ABD istiyor diye vazgeçecek miyiz kendi kendimize yaptığımız zulmün sona ermesinden?

Ergenekon adı verilen oluşumun en dehşet verici vukuatlarını bile eleştirmemiş olanların bugün küresel Ergenekon’un boyutlarından dem vurması elbette sevindirici. Ama dikkat:

Adaletsizliğe karşı değil de, ABD’ye ve Batı emperyalizmine karşı olmak için yola çıkarsanız sözgelimi Rus veya Çin Ergenekonunun kucağına düştüğünüzde, AB hukukuna ihtiyaç duyabilirsiniz.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim