Antalya’dan Libya’ya Destek, 28 Şubat Zihniyetine Öfke!

06.03.2011 20:12
Antalya’dan Libya’ya Destek, 28 Şubat Zihniyetine Öfke!
Özgür-Der Antalya Temsilciliği tarafından aylık devam ettirilen adalet ve özgürlük eyleminde Libya’da Kaddafi diktatörlüğüne karşı ayaklanan halka destek mesajı verilirken, 28 Şubat’ın bitmediği vurgulandı.

Özgür-Der Antalya Temsilciliği, aylık olarak yaptığı adalet ve özgürlükler eylemlerine 6 Mart 2011 tarihindeki basın açıklamasıyla devam etti.

Özgür-Der Antalya Temsilciliği'nden Vedat Çetinkaya'nın okuduğu basın açıklamasında; Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn'de son zamanlarda diktatörlere karşı Halkların direnişi ve özgürlük arayışları, Diktatörlerin direnen Halk Hareketlerine karşı çaresizlikleri ve devriliş süreçleri, Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat Darbe süreci mimarlarının 14 yıl sonra halk içine çıkamayacak kadar utanç verici bir durumda olduklarını içeren konuları gündeme aldı. "Libya İntifadasına bin selam!", "Darbeci şefler yargılansın" ve "Bin yıl utanın!", "Bize her gün 28 Şubat" şeklinde dövizlerin taşındığı eylemde "Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz, İslami kimliğimizle yaşayacağız" pankartı açıldı.

 

BASIN AÇIKLAMASI TAM METNİ

Hak, Adalet, Tevhid ve Özgürlüklerden yana olan ve bu anlamda bizlerden desteklerini esirgemeyen sevgili dostlarımız. Antalya Özgür-Der adına hepinize hoş geldiniz diyor, selamlarımızı sunuyoruz.

Zulmün ve Zalimlerin ebedi olmadığının tanıklığını bu günlerde çok net bir şekilde görüyor ve şahitlik ediyoruz. Osmanlının dağılmasıyla birlikte Emperyalistler tarafından İslam toprakları, cetvellerle çizilerek kukla olabilecek bazı arap kabile reislerine hibe edildi. 30-40-50 yıldır Halklarının kanını emerek bütün yeraltı zenginliklerini Batı ve Emperyalist güçlere peşkeş çeken kukla yönetimler tek tek yıkılıyor. Halkların direnmesiyle yerle bir olan yapay krallıklar artık ayakta duramıyor kaçacak yer, sığınacak delik arıyorlar. Hiçbir yönetim Halka rağmen ayakta kalamaz.

Zulmün ve işbirlikçi politikaların iflas ettiği ortadadır. Ezilen halkların ayağa kalkışı zalim ve işbirlikçilerden hesap sormakla sonuçlanacaktır. Tunus ve Mısır halklarının ayaklanması tüm dünyada zulüm ve işbirliği politikaları altında sömürülen halkların da kurtuluşu için eşsiz bir örneklik anlamına gelecektir. Zeynel Abidin ve Mübarek bunca yıldır yaptıklarının karşılığını görmüşlerdir.

Tunus'ta başörtüsünü sokakta dahi yasaklayarak, zulümde sınır tanımayan Zeynel Abidin ile Gazze halkına yardım gitmemesi için Refah kapısını kapatarak işbirliğinde sınır tanımayan Mübarek'in diktatörlükleri çöküyorken bu zalimlerin kendilerine örnek aldıkları Kemalist sistemi ayakta tutan sağcı sığınmacı muhafazakâr kesimlerin de durdukları yeri gözden geçirmelerinin zamanı gelmiştir. Yıllardır Müslümanlara enjekte ettikleri sağcılık- muhafazakârlık gibi hastalıkların vücuttan def edilme zamanı gelmiştir.

BOP ve GOP' tan sonra İslam coğrafyasında rol model olarak sunulan ve vitrine konan Türkiye ise bilhassa laik ve demokratik yönü ön plana çıkartılarak diğer İslam ülkelerinin varmak istedikleri noktaymış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Anadilde eğitimi halledememiş, başörtüsü yasağını çözememiş, küresel kapitalizmin yeni üslerinden olmaya aday Türkiye'nin İslam ülkeleri tarafından nasıl ve ne şekilde örnek alınacağı ise tam bir muamma.

İslami değerlerle 40 yılı aşkındır mücadele eden Kaddafi'nin silahsız sivil halkı katletmesini lanetliyoruz. Halkın direnişiyle hiçbir güç ayakta kalamaz. Libya lideri Kaddafi de Libya Halkı'nın sesine kulak vererek daha fazla rezil olmadan çekilmelidir. İstifa etmez, çekilip gitmezse onun da sonunun bırakıp giden firavunlardan daha kötü olacağına gönülden inanıyoruz.

Yemen ve Bahreyn halklarının zafere yakın olduklarına şahidiz. Yıllardır ülke yönetimini elinde bulunduran Yemen ve Bahreynin Zulüm ve Sömürüyle bütünleşmiş Kralları, ABD ve batı ülkelerinin destekleriyle ayakta durmaya çalışıyorlar. ABD'nin 5.Filosu Bayreyn'de. Bundan dolayı ABD ve destekçilerinin Bahreyn'de direnen halkın direnişini bastırmak için basın ve iletişim araçlarında yer verilmesine asla hoşnut olmazlar. Biz Bahreyn ve Yemendeki direnişin bütün insanlığa duyurulmasını özellikle istirham ediyoruz. Halkların direnmeleri ve zulme başkaldırmalarıyla Yemen ve Bahreyn de en kısa zamanda halkın kontrolüne geçecektir. Hak, Adalet ve Özgürlükleri için mücadele veren tüm mazlum halkların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.

İnsan onurunu ayaklar altına alan, adalete ve özgürlüğe düşman silahlı Cuntanın, darbeler zincirine bir halka olarak eklediği 28 Şubat darbesinin 14. yıldönümündeyiz. Türkiye halkının hiç de yabancısı olmadığı asker-sivil cuntaların "Topyekûn Savaş" naraları atarak bütün bir ülkeyi karanlığa boğduğu önemli bir tarihtir 28 Şubat!

Askeri Bürokrasinin brifing ve andıç'larla yeniden organize edip savaş durumuna soktuğu sermaye, yargı, siyaset, üniversite ve medya kesimleri eliyle "irtica ile mücadele" adı altında İslami değerlere ve halka karşı yürütülen bir seferberlik sürecidir 28 Şubat darbesi. MGK kararlarıyla Kırmızı Kitap'ta "İç Düşman" ilan edilen İslami duyarlılık sahibi geniş toplum kesimlerinin öncelikle okul ve kamu kurumlarından tasfiyesi hedeflendi. Ardından İmam Hatip Liseleri, ilahiyat fakülteleri, Kur'an kursları, cami, dernek ve vakıflar üzerinde bir abluka oluşturuldu. Milli Askeri Stratejik Konsept doğrultusunda bütün vatandaşların ancak Türkçü, Atatürkçü ve laik bir hayat tarzını benimsedikleri oranda makbul ve muteber vatandaşlar olarak kabul edileceğine ilişkin Psikolojik Harekât planları yürürlüğe sokuldu.

Aynı süreçte halka karşı terör estirildi; İslami talep ve değerlere savaş açıldı; toplumsal kesimler birbirlerine karşı kışkırtıldı. Silahlı Bürokrasi bir yandan da bankaların içini boşaltmayı, yönetim kurullarındaki generaller eliyle kamu kaynaklarını soyup soğana çevirmeyi, mafya ve çetelerle girişilen işbirliği sayesinde haraç, kumar, uyuşturucu ve fuhuş organizasyonlarını da darbe sürecinin selameti açısından koruyup kollamayı ihmal etmiyordu.

Ne ilginçtir ki; 14 yıl önce İslam ve islami değerlere karşı, 28 Şubat darbesini gerçekleştiren Cuntacılar; nefret ve lanetle anılırken, Başbakanlık koltuğundan haksızca indirilen Prof.Dr.Necmeddin Erbakan; minnet, rahmet ve hayırla yad ediliyor. 28 Şubat Darbe Sürecinde, Erbakan'a ve partisine karşı icra edilen hukuksuzluklar, zorbalıklar, terbiyesizlikler adeta Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülkede Müslümanlara ve İslami kimliğe karşı yönetici elitin bakış açısının bir özeti gibidir.  Türkiyeli Müslümanların uyanışına, silkinişine katkılarıyla hatırlayacağımız Necmettin Erbakan'ı hayırla yâd ediyor, kendisi için Allahu Teâlâ'dan rahmet ve mağfiret diliyoruz.

Adalet için, gelecek nesillerin daha sağlıklı bir ülkede büyümelerinin sağlanması için bu kirli, paslı zinciri bir an önce kırıp atmak şarttır. Bu doğrultuda başta 28 Şubat dayatmasının planlayıcısı askeri şefler olmak üzere, bu süreçte çeşitli biçimlerde cuntacılara hizmet etmiş tüm sorumluların vakit geçirilmeksizin yargılanmalarını talep ediyor, başta başörtüsü yasağı ve kesintisiz eğitim adı altında İmam Hatip okullarının orta kısımlarının kapatılması kararı olmak üzere darbe düzenini simgeleyen tüm yasak ve dayatmaların bir an önce kaldırılmasını, gasp edilen hakların geri verilmesini talep ediyoruz. Biz Müslümanlar olarak "Dinde zorlama yoktur" ayetine dayanarak hiç kimseyi, Müslüman olmaya zorlamadığımız gibi; hiçbir güç de bizleri laik ve Kemalist olmaya, devlet tanrısına ve resmi ideoloji putuna itaat etmeye zorlayamaz.

Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde İkinci sınıf öğrencisi Safiye Öksüz okul dışında başörtüsüyle katıldığı konferansta, Öğretim görevlisi Nazmiye Aydın tarafından başörtüsünü çıkarması istenmiş ve Safiye Öksüz bunu kabul etmemiştir. Öğretim görevlisi Nazmiye Aydın başörtüsü düşmanlığı yaparak öğrenciyi derse geldiği halde yok yazmış ve öğrencinin itirazı üzerine uyduruk bahanelerle dekanlığı da arkasına alarak öğrenciyi okuldan uzaklaştırmıştır. Bir öğretim görevlisinin haddini aşarak bu zorbalığa başvurması 28 şubat sürecinin hala etkisini sürdürdüğünün göstergesidir. Bu tür zorbalıkların, çirkinliklerin, haksızlıkların hala devam etmesi, eğitim özgürlüğüne açıkça bir darbedir.

Aziz dinimiz İslam; tevhidin ve adaletin temelinde özgürlüğün kapılarının açılmasını öngörür.

Şirkin yerine Tevhidi, İfsadın yerine Islahı, Zulmün yerine Adaleti ve Esaretin yerine Özgürlüğü ikame edene dek direnerek halka öncüler olmak Müslümanların en önemli sorumluluklarındandır.

3 Nisan 2011 Pazar Günü Saat 11:00'de burada buluşmak üzere Allah'a emanet olun.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim