Anneler ve çocuklar neyin olur ey devlet...

21.05.2012 11:43

Teodora Doni

Gaziantep'te bir öğretmen, kadın bir öğretmen, aslında başörtülü ama öyle görev yapmasına izin verilmediği için yalnızca okul dışında başını örten bir kadın öğretmen. Ve Gaziantep'te ilköğretim öğrencisi bir kız çocuğu; derslere başörtülü girmesine izin verilmediği için tıpkı o öğretmeni gibi yalnızca okul dışında başını örten ilköğretim öğrencisi bir kız çocuğu. İşte bu kız çocuğu bir süre sonra dışarıda başörtülü okulda başı açık olmanın çelişkisine artık katlanamayıp okula, derslere başörtülü girmeye karar verince bir kez daha ' bu kadarı da olur, çünkü burası Türkiye' dedirtecek olaylar, büyük haksızlıklar yaşanmaya başlamış. Az önce sözünü ettiğim, aslında başörtülü olan kadın öğretmen "ailesinin geleceğini tehlikeye atmak istemediği için' bu haksızlıklar silsilesinin başlamasına sebebiyet vermiş.

Olay, başından sonuna kadar hem herkesin 'kanun'ları nasıl kafasına göre yorumladığını, hem de 'gücü yeten yetene' durumunun nerelerde ve ne ölçüde hala geçerli olduğunu göstermesi bakımından oldukça ibretlik gerçekten. Olayın başlangıcında 28 Şubat sürecinin meşhur 'İkna Odaları'nda olanların benzeri yaşanmış ve kız çocuğu başını açmaya 'ikna' edilemediği için okula alınmamış kısa bir süre. Daha sonra kız çocuğunun annesi Güllü Çevik'in katıldığı bir veli toplantısında, 'afacanlık' yapan bir çocuktan söz edilmiş ve diğer veliler o çocuğun okuldan uzaklaştırılması gerektiğini söylemişler öğretmene. Öğretmenin "bizim buna yetkimiz yok yalnızca tutanak tutabiliriz" demesiyle kızına haksızlık yapıldığını anlayan Güllü Çevik çocuğunun hakkını daha bir ısrarla aramaya başlamış.

Defalarca terörle mücadele ekipleriyle muhatap olmuş ki anladığım kadarıyla bu konuda hiç bir kayıt tutulmamış, karakola gelin şikâyetinizi bildirin denmiş ki orada da saatlerce gözaltında tutulmuş. Hakkında dava açılmış, şikâyetçiyken sanık olmuş ve sonunda hapis cezası verilmiş. Güllü Çevik'in sicili temiz olduğu için verilen ceza ertelenmiş. Yani bir başka davadan dolayı bir ceza daha alırsa hem o cezayı hem ertelenen cezayı yatmak zorunda kalacak. Peki, Güllü Çevik bu cezayı niye aldı? Okul idarecilerinin kanunlarda yeri olmayan keyfi uygulamalar yaptıklarını, kız çocuğunun eğitim hakkını engellediklerini onlara hatırlattığı için mi? Kız çocuğunu alıp sınıfa götürdüğü, kız çocuğunun kılık kıyafetinden dolayı kanuna göre suç işliyorsa gereğini yapılmasını istediği ve ısrar ettiği için mi? Adalet kimin için, anneler ve çocuklar neyin olur ey devlet...

Güllü Çevik'le görüştüğüm de "Abla burası Türkiye, bu cezam da yoktu oldu. Artık hep korkuyla yaşamak zorunda kalacağım. Bir daha ceza alırsam ertelenmiş olan cezayı de yatmak zorunda kalacağım." demişti. Ceza kararı kesinleşmiş mi bilmiyorum. İnşallah kesinleşmemiştir, temyiz edilmiştir ve inşallah Yargıtay tarafından karar bozularak bu haksızlığa son verilir.

Yaklaşık olarak iki hafta önce bu olaydan haberdar oldum ve Güllü Çevik'e geçen hafta gazetemizin bölge temsilcisi Yaşar Yavuz aracılığıyla ulaşabildim. Yeri gelmişken söyleyeyim, o görüşmemizin ardından bir hafta geçmesine rağmen gazetemizde konuyla ilgili küçük de olsa bir haber göremediğim gibi başka bir yerde de temsilcimiz Yaşar Yavuz' un imzasını taşıyan ve konuyu anlatan bir yazıya da rastlamadım. Oysa o gece Güllü hanımın anlattıklarını kendisi de dinlemişti, çünkü Telefonda Konferans Sistemi'yle görüştürmüştü bizi. Neyse, belki kızacak Yaşar Yavuz, hatta belki size de iyilik yaramıyor diyecek ama ben yine de ister yakınma ister uyarı ister hatırlatma deyin bunu da buraya not ettim işte...

Aklımda kaldığı kadarıyla Güllü Çevik ile konuştuğumuzda az önce tırnak içinde aldığım yukarıdaki cümlesini duyduğumda doğrusu irkildim çünkü açıkçası o ana kadar olaya bu açıdan hiç bakmamıştım. Günlerdir o konuşmamızı düşünüyorum. Güllü hanımın yaşama ihtimali olan başka haksızlıkları nasıl göz ardı ettim. Ben de birçok insan gibi duyarsızlaştım mı yoksa. Ya da her şeye rağmen Türkiye'den hepten umudumu kesmediğim için olabilir mi?

Her ne kadar verilen hapis cezası kararı kabul edilebilir gibi değilse de en azından bir yanıyla da olsa kazanılmış bir mücadele var. Güllü Hanımın sevgili kızı artık okula istediği gibi başörtüsüyle gidebiliyor ve bu kendisi için tek teselli. Kızının kararına saygı duymuş, sonuna kadar arkasında olmuş, kendi deyişiyle desteklemiş ve tüm bunların karşılığında hapis cezası almışsa da kızının artık okula başörtüsüyle gidebiliyor olması onun sevinmesine yetiyor. Yeri gelmişken sormadan edemeyeceğim. Oğlum da ilköğretim öğrencisi ve onu okuldan almaya her gittiğimde bir kaç kız çocuğunu başörtüsüyle görüyorum okulda. Güllü hanımın kız çocuğuna yapılan haksızlık mı sıra dışı acaba, oğlumun okulunda ki uygulama mı?

Ebette dünyada ve Türkiye'de bir çocuğa ve annesine haksızlık yapmak için bir araya gelen insanlar yaşamıyor sadece. Tam aksine bir çocuğu ve annesini sevindirmek için seferber olan insanlar da var. Belki de bir çocuğa ve annesine sadece "Rabbin sana küsmedi ki" ayetini hatırlatmak ve bir şairin dediği gibi "Ve sen her güldüğünde; / İstanbul oluyor yüreğim.." diyebilmek için el ele verip neredeyse bir hafta uğraşanlar var. Hem hiç de zor değil bunu yapabilmeleri, bizzat şahit oldum. Nasıl mı? Çok kolay. Mesela uzak bir şehirde yaşayan ilköğretim öğrencisi Furkan Karakoç'a doğum günü hediyesi olarak çok istediği Hakan Şükür imzalı Galatasaray formasını ulaştırarak...

Bunun için başta bütün ayrıntılarla ilgilenen ve emanet yerine ulaşıncaya kadar takip eden, gazetemizin yazarı ve Ankara temsilcisi Abdülkadir Selvi ile Galatasaray'ın eski futbolcusu ve şimdi AK Parti milletvekili olan Hakan Şükür olmak üzere çaba harcayan herkese sonsuz teşekkürler. Bir şairin de dediği gibi; "Bazılarının ellerinde sihirli değnekleri yoktur. Ama gönüllerinde olan güzellikle, uzak bir şehirde bir yüzü, bir yüreği gülümsetebilirler." Ne mutlu o gönlü güzel insanlara ve o çocuklara, o annelere...

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim