1. YAZARLAR

  2. Ahmet Selim

  3. Anlamaya niyetleri yok
Ahmet Selim

Ahmet Selim

Yazarın Tüm Yazıları >

Anlamaya niyetleri yok

A+A-

Bazı şeyleri anlamadılar, hiç de anlayabilecek gibi değiller.

Marks, anti-kapitalist değildi ki! Kapitalizme geçişi zorunlu bir gelişme olarak görüyordu ve sosyalizmin onun bağrından doğacağını söylüyordu. Fabrika olmayınca işçi olmaz, işçi olmayınca sosyalizm söz konusu olmaz.

Teorik kökten söz ederken bunu gözeteceksin. Marksist görüşe göre Osmanlı (ve benzeri toplumlar) anakroniktir, yani tarihsel şemaya uymaz. Çünkü gelişme yeteneği yapısal olarak yoktur. Zenginleşmeye izin vermemiştir. Batı feodalitesi orada olamamıştır, dolayısıyla kapitalizme geçiş de olamamıştır. Bu yüzden ilkeldir, tarihsel diyalektik şemaya girmez. Yani Marks'a göre feodalite de olacak, kapitalizm de olacak. Bu aşamalar sosyalizme geçişin zorunlu aşamalarıdır.

Bunun için de sosyalizmin bir üretim modeli yoktur. Hep bölüştürmeyi konuşur, devletleştirmeyi konuşur. Fabrikayı kapitalizm kuracak o el koyacak! Basitleştirerek anlatıyorum.

Şimdi İslamî nispet iddiası ile biri çıkıyor ve diyor ki; zengin olmayacak ve herkes hâcet-i asliye ile yetinecek! Peki, fabrikayı kim kuracak? Devlet! Devlet dediğin, insanlardan oluşan bir mekanizmadır, bir yapıdır. Gücü, güçlüleri vardır. O âdil mi davranacak? Rasyonel mi davranacak? Bunu nasıl kontrol edeceksin? Daha ideal planda, toplumu bir büyük köy gibi düşünüyor. Herkes bir şeyler üretecek, sonra pazar yerinde bunları takas edecek, para bile olmayacak!

Niye milyonlarca işçimiz Almanya'ya gitti, çoğu orada yerleşti. Sömürülmek için mi? Bizde sanayi gelişmemiş, istihdam hacmi dar, ondan gidiyor. Fransa'da 5 milyon yabancı var, neden var? Sömürülmeyi istedikleri için mi?

Kapitalizmi eleştirmek başkadır, düşman olmak başkadır.

Bunlar yeni şeyler değil. Geçmişte çok yaşandı. Yazıldı çizildi, denemeler yapıldı, yanılgılar anlaşıldı. Yine oraya mı döneceğiz?

Vaktiyle düşünecektik, düşünce üretmeye çalışacaktık. Asırlar boyunca yazılmış bir "iktisadi düşünce" eserimiz var mı? Şimdi biz sıfırdan ekonomik model üretmeye çalışacağız da dünya bizi mi bekleyecek? İslam mülkiyet hakkını reddetmez, mirası reddetmez. Faiz yasağı da Elmalılı Hamdi'nin dediği gibi bir emr-i tekâmülîdir, bu hususta düşünmeyi bir görev olarak işaretler. Düşünen olmuş mu? Düşünmüş müyüz? Görev, yerine getirilmiş mi?

Zuhruf Sûresi ayet 32'de şöyle beyan ediliyor: "Rabb'inin nimetlerini onlar mı bölüştürüyorlar? Rabb'inin nimetlerini, onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, kimini kimine üstün kıldık..."

Eşitlik her zaman adalet değildir. Herkes eşit gelir sahibi olursa bazı işleri kimse yapmaz. Geniş mânâda infak, fabrika kurarak da yapılır. Fabrika sahibi olursun, Müslüman gibi sade hayat yaşarsın, işçilerini korursun, hatta onların ev sahibi olmalarına imkân bulmaya çalışırsın. Benim kardeşime eşinin patronu taksitlerini ödeyerek ev sahibi olma yardımında bulundu. Devlet eliyle eşit gelir sağlamak, akla hayata her şeye aykırıdır.

Bizi esasta, sanayi devrimi bozdu, sarstı. Sanayisiz doğru dürüst tarım da olmaz, ticaret de, hayvancılık da. Adam yüzde 5-6 nüfusla senin ürettiğinin birkaç mislini üretiyor. Teknoloji diye bir şey var oldu. Bir köyde geçimlik bir şeyler üreterek kıt kanaat yaşayabilirsin. Bu sana yetebilir, ama bu topluma bu ülkeye yetmez. Sınırlarını bile koruyamazsın. Ahvâl-i zamanı bilmek lâzım.

Kitaplar pahalı değil. Ama onları muhafaza etmek için geniş ev lâzım; o çok pahalı! Hâcet-i asliye kavramı zamana göre değişir. Kendisinin bir kitabında 40 lira fiyat var. Bir gencin kitaplığında öyle yüz tane kitap olsa, 4 bin lirayı bulur. Sadece ekmekle çorbayla olmuyor. Bir gencin evlenmesi de asgari önemli meblağları gerektirir... Sağlık eğitim masrafları da öyle. Bunlar bir infak sandığından mı karşılanacak? Birileri kazanıp sana mı verecek? Örnekler saymakla bitmez. Daracık bir ideolojik ütopya için bir sürü akıl ve ilim dışı saptırma yapmak, sadece nefsânî bir tatmin peşinde koşmaktır. Kapitalizm eleştirilmelidir, ama öyle değil.

Öz mesele güzel ahlaka, ihlâsla ve sorumluluk şuuruyla sahip olmak, aklı bu olgunlukla kullanıp düşünerek evet "düşünerek" yaşamaktır.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT