1. YAZARLAR

  2. Ekrem Dumanlı

  3. Anket yanılgıları
Ekrem Dumanlı

Ekrem Dumanlı

Yazarın Tüm Yazıları >

Anket yanılgıları

A+A-

29 Mart seçimleri öncesi bazı anketler yayınlandı. Bunların neredeyse tamamında AK Parti yüzde 45 ila yüzde 52 oy alıyordu. Seçimlerdeki sonuç öyle olmadı ve bütün anketleri ters köşeye yatıracak sürprizler yaşandı.

AK Parti beklenen oyları alamadı, bazı partiler de oylarını artırdı. Seçimlerden sonra ilginçtir bir koro oluştu ve bu koro mensupları ısrarla (hatta aynı kelimelerle) Zaman'ın yaptırdığı anketi diline doladı. Önce NTV'de, sonra Milliyet'te imzasız bir yazı, Hürriyet'te de köşe yazıları.... Sanırsınız yalan haber yapılmış, ya da anket sonuçları üzerinde oynanmış...

Düşünün, bir anket çalışması yapılıyor. Sonuçlar seçimlere birkaç gün kala elinize ulaşıyor. Bunu aynıyla yayınlamak bir risk mi? Tabii ki. Ancak yayınlanmadan önce bazı önlemler alıyorsunuz. Anketin doğruluğunu test eden bazı yollara başvuruyorsunuz. Biz de öyle yaptık. Örneğin denekler doğru seçildi mi diye soruldu. Çapraz kontroller yapıldı. Mesela ankete katılanların bir önceki seçimde verdikleri oylar göz önüne alındı ve gerçek seçmen portresi yakalanmaya çalışıldı. 18 yaş üzeri oy kullanacak insanların seçmen bilgilerine riayet edilip edilmediğine bakıldı. Yaş ve cinsiyet bilgilerinin illere dağılımı kontrol edildi. Anket yapılan il ve ilçelerde nüfus yapısına uygun coğrafik dağılım sağlanarak yüz yüze görüşmeler yapılıp yapılmadığına bakıldı. Yüz yüze görüşme metoduyla yapılan anketler bağımsız bir gözle ayrıca denetlendi. Anket formları elektronik ortamda taranarak araştırma merkezine ulaştırıldı. Optik okuma metoduyla sonuçlar çıkarıldı...

Elindeki anketin iki gün sonra yanlış çıkacağını bile bile kim yayınlar?

Tam bu noktada hayalen sizi 25 Mart'a götürmek istiyorum. Araştırma bitmiş, masanıza konmuş. Bunun sıhhatine dair çapraz kontroller yapılmış ve yayınlanması uygun görülmüş. Anketin sonucu neyse o! Bu rakamlarda oynama yapılmadığı sürece –ki böyle bir şeyi başkalarını bilemem ama biz asla düşünmeyiz- ortaya çıkan sonucu yayınlamakta ne mahzur olabilir? Sonuç bambaşka çıkabilir. Doğru. Nitekim bütün araştırmalarda sapmalar oldu. Sonuç farklı çıkabilir diye araştırmayı yayınlamamak ya da anket sonucu üzerinde oynamak yayıncı ahlakına sığar mı? Bugün 'Zaman yanıldı' diyenlerin atladığı çok önemli bir nokta var: Bu yanılgı kasten yapılmış bir hata değil ki! İki gün sonra yanlış çıkacak bir sonucu insan yayınlar mı? Yok, şunu demek istiyorlarsa 'Siz bu anketlerde falan partiyi büyük göstererek daha çok oy almasını sağlamak istediniz', bu anket yanılgısından daha vahim bir hatadır. Şerefli bir gazeteci böyle bir şey yapmaz, elinde en küçük bir bilgi olmadan böyle bir imada bulunan da şerefli bir gazeteci olamaz. Kaldı ki ankette yüksek gösterilen bir parti de yüksek oy alamaz.

Ayrıca unutmamak lazım ki seçim öncesi yapılan bütün araştırmalar ve seçim meydanları AK Parti'nin alacağı oyu yüksek gösteriyordu. Sadece biz değil, bütün gazetelere yansıyan tablo da buydu. Mesela Radikal 26 Mart'ta anketçiliğin piri sayılan Tarhan Erdem'in araştırmasını sürmanşetine taşıdı. Oradaki sonuç bizde yayınlanan AK Parti oyundan 3 puan daha yüksekti. Radikal 'AKP yüzde 48, CHP yüzde 23' diye manşet atıyor, seçim sonrası bazılarında tık yok. Zaman yüzde 45,6 diyor; Doğan Grubu'nun bazı yazarları kampanya açıyor. KONDA yüzde 47,9, demiş bir şey yok, Metropol yüzde 51 demiş bir şey yok, hatta anamuhalefet lideri Deniz Baykal AK Parti için yüzde 52 çıtasını açıkça söylemiş bir şey yok, Zaman, yaptırdığı bir araştırmayı aynıyla yayınlayınca akıl almaz laflar ediliyor; üstelik bazen de nezaket kuralları çiğnenerek...

Anketimizin sonuçları tutmadı. Tabii ki bunu eleştirebilirsiniz, buna saygı duyarız, dikkate alırız. Ancak bu eleştiri düzeyi sizin iflah olmaz takıntılarınızı değil, yayıncılık kalitenizi ortaya koymalıdır. Mesela Milliyet'te imzasız bir yazı kaleme alınıyor. Başlık şöyle: 'Seçimin en çok yanılan gazetesi Zaman mı?' İyi de Radikal nereye gitti? Ya da 'Erdoğan'ın anketinden Kılıçdaroğlu çıktı' diyen Hürriyet nerede? Yılların Milliyet'inde anket eleştirisine insanlar yaftalanarak giriliyor. E kardeşim bu mudur senin kaliten? Aynı yaftalayıcı üslupla cevap versem uykuların kaçmaz mı? Eminim Aydın Doğan arada bir kurmaylarıyla bir araya gelip 'Niçin herkes bizden nefret ediyor?' diye soruyordur. Aslında sizden nefret etmiyorlar Aydın Bey; sizin nezaketten mahrum imzasız yazarlarınız en makul eleştirilere bile nefret katıyor. Maalesef bunun faturasını da siz ödemek zorunda kalıyorsunuz...

Anketlerde neden hata yapıldı?

Konda yanıldı, Metropol yanıldı, Veritas yanıldı; herkes yanıldı... En iyi tahmin yapan A&G; o da CHP'nin oranında yanıldı. Sadece anketler değil, meydanlardaki coşku da yanılttı insanları. Kar altında on binlerce insan miting yapmaya geliyordu. Yağmura çamura aldırmadan meydanlar dolup taşıyordu. 'İktidar ve muhalefeti bekleyen risk haritası' başlığıyla kaleme aldığımız yazıda (24 Mart) AK Parti'nin bu kadar büyük kitleye ulaşmasının bazı riskler getirdiğini söylemiştik. Bunlardan biri de 'Parti aldı başını gidiyor' diyen ve daha önce AK Parti'ye oy veren bazı seçmenlerin ikinci parti gibi gördüğü diğer partilere kaymasıydı. O yazıda ekonomik krizin de etkili bir faktör olabileceğini uzun uzun anlatma lüzumu hissetmiştik. Bunların hepsi vaki oldu. BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterine günlerce ulaşılamaması bile AK Parti'nin aleyhine işledi. Ayrıca bu seçimlerde adaylar partilerin önüne geçti...

Seçim gecesi TRT'de canlı yayındaydık. Bir anket firmasının yetkilisine şu soru yöneltildi: "Niçin anketler bu kadar yanıldı?" Yetkili, ilginç bir tespitte bulundu ve dedi ki: "Aslında seçimden bir hafta on gün önce yaptığımız araştırmada yanıldı dediğimiz araştırmalarla aynı sonuçlara ulaştık; ancak son bir haftada büyük hareketlilik gördük ve sonuçlarımızı yayınlamama kararı aldık." Bu önemli. Çünkü Tarhan Erdem'in de, bizim de, başkalarının da sonuçları farklı sunma gibi bir gayretimiz olamaz. İki gün sonra eleştirilere muhatap olacağını bile bile kim böyle bir hatayı göze alabilir ki! Son on günde seçmen eğilimlerinde değişiklikler görüldü ve sonuç böyle çıktı. Önemli olan, sandıktan çıkan iradeye –sonuç ne çıkarsa çıksın- saygı göstermektir; işine geldiğinde sandığı hatırlamak değil...

Anket hatası bir tespit yanılgısıdır, iş kazasıdır. Ne gördüysek onu yayınladık. Herkes de öyle yaptı. Yanılgıda kasıt yoktu; ancak görünen o ki yanılgının eleştirisinde (en azından bazılarında) kasıt var. Bunun ötesini maşeri vicdana havale etmek gerekiyor...


İlle de solcu mu olmak gerekiyor?

Muhsin Yazıcıoğlu artık aramızda değil. Allah rahmet eylesin. İşkence gören, hapis yatan; ama asla eğilmeyen önemli bir dava adamıydı o. Seçim öncesi helikopter kazası haberini canlı ve sıcak bir şekilde verenler ona vefatından sonra gerekli ilgiyi gösteremedi. 'İlk kez uçtu ve düştü' diye başlık atılır mı? 'Maraş'ta düştü' deyip Maraş olaylarına atıf yapılır mı? Üzücü. Kefeni bembeyaz kar olup Hakk'a yürüyen bir insanın haberi ısrarla Abdullah Çatlı ile birlikte mi verilir? Hiç mi düşünülmez ki bu insan, efsane bir başkan, yiğit bir adam, demokrasiye yürekten inanan bir parti lideri...

Zaten vefatı her kesimden insanı bir araya getirdi. Devlet, milletle kucaklaştı cenaze töreninde. Yedi yıl hapis yatmıştı askerî darbe sonrasında. Onun gördüğü işkenceyi Türkiye'de çok az insan gördü. Genelkurmay Başkanı'nın cenazeye katılması, o dönemde Muhsin Başkan'a işkence yapan darbecilerin vicdanını sızlattı mı bilemem; ama İlker Başbuğ'un jesti takdire şayandı. Ne var ki bizim medyanın bir bölümünde solcu damar hâlâ çok katı. Bazıları iki satır yazı yazamadı, bazıları cenazesini birinci sayfadan göremedi, bazıları göndermeler yaparak eski defterlerin hâlâ açık olduğu imajını verdi... Bilmem ki bir kısım medyanın kadirşinaslığına mazhar olmak için ille de solcu mu olmak gerekiyor?..

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT