Ankara-Şam-Tahran Üçgeninde Neler Oluyor?

13.06.2011 16:42
Ankara-Şam-Tahran Üçgeninde Neler Oluyor?
Suriye’de yaşanan insanî kriz, uluslararası çekişmenin de bir argümanı haline dönüştürülüyor.

Bülent Şahin Erdeğer / HAKSÖZ-HABER

Suriye rejiminin kendi halkına yönelik uyguladığı sistematik işkence, tecavüz ve katliamların kimi çevrelerce stratejik bir hamleye indirgeniyor oluşu insan hayatı bir istatistikten mi ibaret sorusunu gündeme taşıyor.

Türkiye'nin Erdoğan-Davutoğlu ikilisiyle Ortadoğu'da yeniden söz sahibi olma siyaseti İran-Suriye işbirliğiyle karşı karşıya gelince insani olanla politik olan arasında tam bir enformasyon savaşı yaşanmaya başlandı.

İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, İran Devlet Televizyonu Press TV tarafından da yayımlanan yorumda, Türkiye'yi Suriye'deki olaylar konusunda ikili oynamakla suçladı. 

Fars  Haber Ajansı'nın Hadi Muhammedi imzasıyla yayımladığı yorumda, Ankara'nın bir yandan Beşşar Esed yönetimini destekliyormuş gibi görünürken, diğer yandan da Suriye'de ayaklanan "silahlı çetelere" kucak açtığını iddia etti.

ABD'DEN TALİMAT İDDİASI

ABD'nin, Türkiye'nin isyancıları yardım etmek ve yönlendirmek için Suriye sınırına yakın noktalarında operasyon üsleri kurduğunu iddia eden ajans, Washington'un Şam karşıtı planını uygulamak için ayrıca Türkiye'ye talimat verdiğini ileri sürdü.

İran Devlet Televizyonu Press TV ise Suriye'deki olayların ardında doğrudan Türkiye'nin bulunduğu yolundaki iddialara yer verdi.

İddiasını Şam'daki "güvenilir haber kaynaklarına" dayandıran Press TV, Suriye'deki olayların beklenmedik bir şekilde gelişmesinin ardında Başbakan Tayyip Erdoğan ile başka güçlerin olduğunu iddia etti. Press TV, Cisr eş-Şuğur kasabasında ele geçirilen isyancılara ait silahların Hatay'dan sokulduğunu da öne sürdü.

Bölge kaynakları ise Cisr eş-Şuğur halkının 1982 Hama olaylarında da katliama maruz kaldığını, 1982'de katledilen halkın çocuklarının Mart 2011'de başlayan süreçte gösteriler yaptıklarını bildiriyorlar. Cisr eş-Şuğur'da işlenen insanlık suçlarını gör(e)meyen "diplomatik haber kaynakları" katliamcılara karşı halkın kendisini savunmasını "terörizm" olarak lanse etmeye çalışıyorlar.

Dezenformasyondaki ilginç "tesadüf" ise birbirine düşman olarak bilinen İran ve İsrail istihbarat kaynaklarının aynı tez üzerine yoğunlaşmış olmaları.  MOSSAD'ın dezenformasyon sitesi DEBKA, Tayyip Erdoğan'ın 10 Haziran Cuma günü akşamı, Türk ordusuna Suriye'nin kuzeyine girme emrini verdiğini iddia etti. Suriye rejiminin önde gelen isimlerinden Emin Mahluf'un "İsrail'in istikrarı Baas'ın istikrarından geçer." açıklamasının ardından İsrail kaynaklarının Suriye halkının lehine açıklamalar yapan Türkiye hükümetini hedef alan haberler yayınlaması manidar.

Baas rejiminin yalan ve çarpıtma söylemiyle örtüşen Tahran ve Tel Aviv yönetimi Türkiye'de de Hüsnü Mahalli gibi "gazeteciler", Kemalist ulusalcı yayın organları ve TKP gibi partiler aynı söylemde buluşuyorlar: "Suriye'de teröristler var, rejim bu güçlerle savaşıyor!"…

ŞAM BÜYÜKELÇİLİĞİNDE PROTESTO

Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği önünde toplanan bir grup, Suriye'deki olaylara ilişkin Türkiye hükümetinin tutumunu protesto etti.

Büyükelçilik önünde bu akşam yapılan gösteride, Suriye bayrakları ve Devlet Başkanı Beşar Esad'ın posterleri taşındı. Gruptan bazı kişiler, elçilik duvarına tırmanarak Suriye bayrağı astı. Elçiliğin önündeki Türkiye bayrağını indirmeye çalışanlara ise Suriye güvenlik güçleri müdahale etti.

Yaklaşık bir saat süren gösteri sırasında, elçiliğin duvarlarında asılı,  Türkiye'deki çeşitli bölgeleri tanıtan turizm afişleri tahrip edildi.

Büyükelçiliğe Suriye devletinin desteğiyle yapılan bu saldırının ardında Erdoğan'ın Mahir Esed'i hedef alan açıklamalarıyla Cumhurbaşkanı Gül'ün "Suriye halkına kapımız açık, her türlü önlemi aldık" açıklamalarından sonra gelmiş olması Baas rejiminin Erdoğan iktidarına cevabı olarak değerlendirildi. 

CİSR EŞ-ŞUĞUR'DA TUTUKLAMALAR

Suriye devlet televizyonu, askerlerin, ülkenin kuzeyindeki Cisr eş Şuğur kasabasında bazı kişileri tutukladığını duyurdu. Televizyon ve görgü tanıkları, askerlerin tank ve helikopterler desteğinde kasabada tam kontrolü sağladığını, ordu birliklerinin "silahlı terörist örgütlerin kalıntılarını" takip ettiğini belirtti.  Suriye Baas sözcüleri, Suriyeli polisleri öldürenlerin Türkiye üzerinden Suriye'ye girdikleri ve Türkiye'ye sığınan mültecilerle birlikte Türkiye kaçtıklarını ileri sürmüştü. Baas kaynaklarının iddialarına göre, CİA yetkilileri Türkiye-Suriye sınırında incelemelerde bulunmuştu.

Bir yalan makinesi gibi çalışan Suriye resmi haber ajansı SANA da kasaba civarındaki çatışmalarda bir asker ile silahlı 2 kişinin öldüğünü, askerlerin köprü ve yollara yerleştirilen patlayıcıları imha ettiğini kaydetti.

SANA, askerlerin Cisr eş-Şuğur'da silahlı gruplar tarafından toplu mezara gömülmüş 10 güvenlik görevlisinin cesedini bulduğunu, kurbanların çoğunun başı ve kollarının kesildiğini belirtti. Bu arada, Türkiye sınırına doğru kaçan Mustafa adlı bir kasaba sakini,  Cisr eş-Şuğur'da çatışmanın söz konusu olmadığını, kasabayı tankların bombaladığını söyledi.

Kasaba sakinleri, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in komutanlığındaki ordu birliklerinin, daha önce protestoları ezmek için kullandığı yöntemleri Cisr eş-Şuğur'da da uyguladığını ifade etti.

Der'a'da başlayan halk ayaklanmasının da Ürdün tarafından organize edildiği ileri sürülmüştü. Ancak Muhaliflerin yayınladıkları görüntüler Der'a'da yaşanan olayların dış kaynaklı olmaktan çok rejimin zorba politikalarından kaynaklandığını gözler önüne sermişti. Suriye rejimi aynı iddiayı Banyas'ta Lübnan üzerinden dillendirmiş, Banyas'ta da benzeri katliam görüntüleri dünya kamuoyuna ulaşmıştı. Baas rejimi muhaliflerin "el-Kaide'ye bağlı teröristler" olduğunu ve emirlikler ilan ettiklerini öne sürüyor. Bilindiği üzere Kaddafi de benzer iddiaları Libya'da gündemleştirmiş hayali bir "el-Kaide düşmanı" üreterek tüm dünyaya terörle savaştığını inandırmaya çalışmıştı.

ÖLÜ SAYISI BİNİ AŞTI

Suriye'deki protestoları organize eden Ulusal Koordinasyon Komitesi adlı grup, Suriye'deki ayaklanmada bin 300 sivilin öldüğünü bildirdi. Bir deklarasyon taslağıyla Suriye'deki siyasi çözüm için görüşlerini bildiren grup, ülkede demokrasiye geçilmesi için Devlet Başkanı Beşşar Esed'e istifa etmesi çağrısında bulundu.

Ulusal Koordinasyon Komitesi, iktidarın orduya teslim edilmesi gerektiğini belirterek, 6 ay içinde yeni bir anayasanın yazılması için uluslararası destekli bir konferansın düzenlenmesini istedi. Komite, Suriye'nin kaosa sürüklenmesinin durdurulmasını ve ülkede barışçıl bir iktidar değişiminin güvence altına alınmasını da talep etti.

  • Yorumlar 5
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim