1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Angus kemiği
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Angus kemiği

A+A-

Son günlerin özelleştirmeleri, iktidarın göklerde aradıklarını ayaklarının dibine yere indiriyor...

Şimdi hükümet kendi zamanının özelleştirme hasılatıyla öncekilerin tümünün hasılatını kıyaslayarak bundan kendisi için başarı payı kotarsa, haklıdır...
İktidar sayı hesabıyla galiptir, bu savaştan...
Engin Civan ile Selim Edes’ler bankalardan götürdükleri iddiasıyla haklarında açılan davalardan yakalarını sıyırdılar. Geçmiş olsun ve kendilerine tebrikler... Zaman, her ateşi, her günahı ve pislik ile birlikte her güzelliği de törpüleyerek örtüler...
Sayı hesabıyla bu ikilinin bankalar üzerinden götürdükleri söylenen meblağın, son özelleştirmelerle enerji nakil hatlarını kullanarak geriye dönmüş olması da milletimiz için sevindirici bir güzel gelişme... Gözü aydın milletimizin. Güle güle kullansın bu sekiz milyar dolarlık özelleştirme kazancını... Sanki analarımızın ak sütü, mübarek...
12 Eylül sabahı sandık başına gitmemiz isteniyor. “Evet” denilsin ki, 12 Eylül rejimi son bulsun...

12 Eylül Rejimi dedikleri askerin sivil siyasete müdahil olduğu rejim çeşididir... Askerler, söylenenlere bakılırsa, sivil hükümetlere rota çiziyormuş. Banka bataklarıyla ilgili herhangi bir deklarasyonunu, duyup işitmişliğiniz vaki mi, cihet-i askeriyeden?..
Bu nasıl vesayet?..
Vesayet rejiminde toplum iki ana gruba ayrılmış olacak. Sayı itibarıyla az ve küçük amma, özü teşkil eden amir olarak askerler... Madun, memur statüsündeki emir alan sivil kişiler... 12 Eylül rejiminde... Bu nasıl vesayet rejimiydi ki, as durumundaki memur madun kapitalistler askeriye vasıflarına izzet ikram çeki sunmak için ekranların önünde sıraya girmekteydi.
Hani askerlikte üst astından bir tek sigara olsun hediye-ikram kabul edemezdi?..
Ne vesayeti yahu... Vasi dediğin, himayesine verilenlerin hak ve hukukunu korurdu...
Korumuş olsaydı, Engin Civan ve Selim Edes ikilisinin zaman aşımı üzerinden patlayan-patlattıkları onur gurur, iftihar ve sevinç bombaları, aynı anda sivil iktidarın da bir başka anlamda özelleştirme düzleminde patlattığı başarı bombasıyla zaman çizgisinde birleşebilir miydi?..

Lokantacılar birlik başkanı kişinin düşündüğü kadarcık olsun, askeriye, milletini düşünüyor, koruyucu kanatlarını onun üzerine geriyor/gerebiliyor olsaydı, bugün millet eloğlu angusunun Ecevitli-Demirel’li günlerdeki gibi bir kilocuk eti için saatlerce sıraya girmiş, kuyruklarda bekliyor olur/olabilir miydi?..
Etsizliğin organize dinamik altyapısındaki mürur-u zaman koruyanlarına karşı ne zaman, kuru sıkı da olsa bir salvo denemesine kalkıştığı görüldü, askeriyenin?..
Nerede beşeri sermayenin mutluluk ve refahı için askeriyenin sivil iktidar üzerinde yön yöntem tavsiyesi anlamındaki vesayet tatbikatı...
Vardıysa da yoktuysa da irtica-bölücülük...

Simit cankurtarandır... Denizde kazazede buna tutunarak hayatta kalabilmeyi başarır... Nakdî ve kredi gücü tükenen de son kertede mide boşluğunu simitle kapatır... Tayyip Erdoğan da sıradan, hep bildik gördük tanıdıklar misali bir kazazede idi, irtifa kazanmayı simitle başardı. Koltuğunu simide borçlu...
Karşısındaki simitçi daha vurucu... Tahripkâr... Simidi, klasik somut simit olarak ele almıyor, halkın bir simide muhtaçlığının hesabını yolsuzluklar üzerinden kendisinden soruyor...
12 Eylül Vesayet Rejimi hiç kimsenin derdi değil. Hele hele bir parça Angus kemiğine saatlerce sıra kuyruk bekleyenlerin... Milletin derdi, simidini kimin/kimlerin kapıp götürdüğü.
Emlakbank örneği ortada... Kim, kimler ve nasıl kotardılar millete karşı zaman aşımı savaşının kutsal zaferini?..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT