1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. " ‘Andımız’ı Anladık, Niyeti de Anlasak.."
" ‘Andımız’ı Anladık, Niyeti de Anlasak.."

" ‘Andımız’ı Anladık, Niyeti de Anlasak.."

Ceyda Karan andımızın kaldırılmasını ülke üzerinde yapılan 'montaj çalışması' olarak adlandırdı.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

Başlıkta "Bir Baasçılık Güzellemesi" desek de aslında herkes bilir ki bütün Baasçılar Kemalizmi, bütün Kemalistler de Baasçılığı koruma ve kollama göreviyle mücehhez kılınmıştır. Taraf Gazetesi'de operasyon sonrası Ceyda Karan, Semih İdiz gibi Baasçı tezleri kamuoyuna pazarlayan bazı gazetecileri kadrolarına katmıştı. Böylece hem liberalizm iddiası muhafaza ediliyor hem de "AKP dinciliğini dizginlemek" amacıyla şantajcı karakteri baskın tipler aracılığıyla Hükümetin yol haritası belirleme gücü elde tutulmak isteniyordu.

Ceyda Karan kamuoyunun Esedçi/Baasçı tezleriyle yakından tanıyıp bildiği bir isim. Psikolojik Savaş unsurlarını en iyi kullanan, medyada en çok boy gösteren ve Esed rejimi lehine, AK Parti ve İslami hareketler aleyhine en güçlü manipülasyonları yapan kadrolardan birisi. Esed'in despotizmini ve katliamlarını unutturmak, mümkün değilse meşrulaştırmak o da mümkün değilse İslamcı muhaliflerin üstüne yıkmak gibi işleriyle tanıyoruz onu.

Fakat bugünkü yazısıyla Ceyda Karan Andımız'ın anlam ve önemi, diğer vatansever toplumlardaki benzerleri, ABD gibi ileri demokrasiyi savunan devletlerin and meselesine ne kadar da önem verdikleri gibi konular üzerinde durmuş. Tabii en temel vurgu da "AKP'nin liberalleşmeyi sağlayacağı masalı"na karşı toplusal bir bilinç oluşturmak. Cünkü AKP Türkçü/Atatürkçü andı kaldırıyor fakat yerine daha büyük bir felaket tasarlıyor: Dindar Nesil Söylemi.

Siz siz olun Ceyda Karan'ın nasihatlerini kulağınıza küpe yapın ey ahali! İşte Karan'ın AKP dinciliğinin niyetini deşifre eden çarpıcı yazısı. Okumayan, okuyup paylaşmayan kalmasın.

***

Ceyda Karan
‘Andımız’ı anladık, niyeti de anlasak..

Andımız’ın kaldırılması vesilesiyle ilkokul yıllarını anımsamamak ne mümkün! İtiraf etmeliyim çocukluğumdan beri mana veremedim. Fakat ‘andımız’ı memleketin başındaki belaların baş sebeplerinden biri gören zihniyete de mana veremiyorum. Çoğu insanın ilkokul yılları geçip gidince ya kısmen yahut ilk cümleden sonrasını unuttuğu (işyerindeki mini anketin de gösterdiği üzere) basit bir bağlılık yeminiydi. Vadesi dolmuştu.

Gel gör ki, “Artık küreselleşme var, andımız gitti çağdaşlaştık” diyenler bile var! Pek tuhaf, çünkü ‘toplum mühendisliği’ bitmiş gibi bir kandırmaca yaratılıyor. Oysa Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘dindar nesil yetiştireceğiz’ sözleri ‘andımız’dan farkı olmayacak projelerin sadece habercisi...

Öğrenci andı’nın dünyadaki örneklerine bakmak kafa açıcı. Elbette 1933’te başlayan Türkiye’deki ‘öğrenci andı’na, Nazi Almanya’sı ve Mussolini İtalya’sının tesiri büyük. Ama mevzuu tümden bu iki örneğe bağlamak doğru değil. İmparatorluk’tan ulus-devlete geçişte kimlik inşası için kullanılan ‘andımız’ 1930’ların ikliminde ortaya çıktı. Hitler Almanya’sı o günlerde Amerika’da da gayet popülerdi. Bugün nasıl trend ‘etnik kimlikler’, ‘dinî özgürlükler’ ise o günkü trendler başkaydı. Bir ülke uluslaşma sürecini nasıl yaşarsa tezahürleri öyle oluyor. Amerika’daki ‘öğrenci andı’ 1892’de ortaya çıkıyor. Bugün bile çok tartışmalı yanları var.

Günümüze gelirsek. Aradım taradım üç beş örnek bulabildim. HindistanYeni ZelandaFilipinler,Güney AfrikaSingapur’da ‘öğrenci andı’ mevcut. Her biri kendi öznel koşullarına göre değişse de ortak tema yurdunu, milletini seven, aidiyeti güçlü bireyler yetiştirmek.

Hindistan’da 1962’den beri ‘öğrenci andı’ var: “Hindistan benim ülkem, bütün Hindistanlılar erkek ve kızkardeşlerim. Ülkemi severim; zenginlikleri ve kültür mirasıyla gurur duyarım. Ebeveynlerime, öğretmenlerime ve büyüklerime saygı gösteririm. Herkese nazik davranırım. Kendimi ülkeme ve insanıma adarım. Onların hayrı ve refahı benim mutluluğumdur.

Yeni Zelanda’da 21. yüzyılda ‘demokratik değerlere ve insan haklarına atıf’ içeren versiyonu tartışmaya açılmış. Hassasiyet Commonwealth sebebiyetiyle Britanya Kraliçesi’ne bağlılıkta.Filipinler’de çocukların her gün bayrak töreninde milli marşla birlikte ettiği yemin, “Hayatımı, rüyalarımı ve başarımı Filipin ulusuna adarım” diye bitiyor. Güney Afrika’da 2008’de öğrenci andı başlatmak için girişim var. Hazırlanan taslakta ‘geçmişin adaletsizliklerine’ atıf Apartheid günlerini ima ettiği için tartışılıyor.

Asıl ilginç örnek liberal dünyanın öncü gücü ABD’den. Amerika’da ilkokul çocukları 1892’den beri bayrak töreninde andlarını okuyor. Amerikan ulusçuluğu ve kurucu değerlerinin aşılanması hedefinin tezahürü. 1940’da Yehova Şahitleri’nin açtığı dava ile yasal zorunluluk yok, aile izni esas. Fakat ‘mahalle baskısı’ yüzünden zorunlu desek yeridir. Çok ilginç detayları olan ve bu köşeye sığmayan Amerika örneğini, bu pazar Dünya Günlüğü’nde anlatacağım.

Andımız’ın günümüz koşullarında Kürtler ve azınlıklarla adeta dalga geçen içeriğiyle kabulü mümkün değildi. Gerçi ‘tek dişi kalmış canavarların’ bulunduğu İstiklal Marşı yerli yerinde... Asıl mesele her demontenin bir montajının olabilmesi. Çanakkale Savaşı’nı milli mücadele kadrolarına mal etmemek için velîlerle evliyaların sahneye sürülebildiği memleketimizde, umarız yeni ‘montaj çalışmaları’ görmeyiz.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum