Andıç ve TCK'da bir mayın

22.04.2008 04:13

Ümit Kardaş

Yurttaşların davranışlarını düzenlemelerine olanak vermek için yeterli açıklıkta düzenlenmemiş bir norm, hukuk olarak kabul edilemez

Birey hak ve özgürlükleri ile doğrudan ilgili temel bir kanun olan ceza kanununun kanunlaşmadan önce önemi ölçüsünde tartışılmadığını ve özellikle ifade özgürlüğünü ilgilendiren maddelerin gözden kaçırıldığını belirtmiştim. Bugün gelinen noktada 301 ve 318. maddelerin, ifade özgürlüğünü biçtiğini görüyoruz. Ayrıca ortaya çıkan Genelkurmay andıçlarından TCK 305. maddenin uygulanmasına yönelik bir hazırlık yapıldığı ve bir altyapı oluşturulmaya çalışıldığı anlaşılıyor. Bu nedenle tartışılması gereken maddelerin başında 305. madde geliyor. Bu madde TCK'da "Millete ve Devlete Karşı Suçlar" başlıklı 4. kısımın "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" başlıklı 4.bölümü içinde düzenleniyor.

Maddenin gerekçesinde "Temel Milli Yarar" kavramının içerik ve kapsam itibarıyla çok geniş olabileceği belirtiliyor, duraksamalara meydan verilmemesi bakımından maddenin son fıkrasında "Temel Milli Yararlar"dan ne anlaşılması gerektiğini belirtir kavramlar gösteriliyor. Bu kavramlar bağımsızlık, toprak bütünlüğü, milli güvenlik ve cumhuriyetin anayasada belirtilen nitelikleridir. Ve gerekçe aynen şöyle devam ediyor: "Para, yarar veya vaat kabulü suretiyle bugün Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi veya bu konuda Türkiye aleyhine bir çözüm yolunun kabulü için veya sırf Türkiye'ye zarar vermek maksadıyla, tarihsel gerçeklere aykırı olarak, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ermenilerin soykırıma uğradıklarının basın ve yayın yoluyla propagandasının yapılması gibi." Madde metni gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde bu maddenin ifade özgürlüğünü tamamen yok edeceğini söylemek abartılı bir tahmin değil. Bu düzenleme hiçbir sorununu tartışmayan, kendisiyle ve tarihiyle yüzleşmekten korkan, korkularla yaşayan bir toplumda konuşup yazabilen bir avuç insanı da sessizliğe gömecek. "Temel Milli Yarar" kavramının açılımı da zaten sınırlama getirdiği iddia olunan kavramlardır. Bağımsızlık, milli güvenlik, toprak bütünlüğü ve cumhuriyetin nitelikleri gibi soyut, geniş anlamlar içeren kavramlarla suç oluşturmak, suçta kanunilik ilkesine aykırı olduğu gibi, AİHM'in 26.04.1974 tarihli kararına da aykırıdır. İfade özgürlüğüne yapılan müdahalenin hukukun öngördüğü bir müdahale sayılabilmesinin önemli koşullarından biri uygulanacak hukukun yeterli açıklıkta, önceden görülebilir (foreseebility) olmasıdır. Yurttaşların davranışlarını düzenlemelerine olanak vermek için yeterli açıklıkta düzenlenmemiş bir norm, hukuk olarak kabul edilemez. Yurttaşlar belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçları durumun makul saydığı ölçüde önceden görebilmelidirler.

Bunun dışında bugün üyesi olmaya çalıştığımız AB'ye ulusların egemenliklerinin bir kısmını devretmesi olgusu karşısında bu gelişmenin bağımsızlıkla bağdaştırılması olanağı var mıdır? Bu madde karşısında AB'ye girmeyi savunanların durumu ne olacak? Ya da Ermeni iddialarını araştıran bir bilim insanının Ermenilerin bir şekilde haksızlığa uğradıkları gibi bir sonuca varması durumunda bunu ne şekilde ifade edeceği kaygısını taşımayacağı söylenebilir mi? Veya asker sayısının indirilmesini, silahlanmanın azaltılarak halk üzerindeki ekonomik yükün kaldırılmasını savunmak milli yararlara karşı fikirler olarak değerlendirilebilir mi? Yahut Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını savunmanın laik cumhuriyet kavramı üzerinden temel milli yarara aykırı bir fiil olarak düşünülmesi olanaklı olabilir mi? Sorular çoğaltılabilir.

Yine maddenin gerekçesinde "Madde, failde kastın ötesinde belli bir amacın varlığını aramaktadır. Maddi unsur, temel milli yararlara karşı eylemlerde bulunmak amacıyla gerçekleştirilecektir" denilerek suçun oluşması için sanıkta amacın varlığının aranacağı belirtiliyor. Yukarıda belirttiğimiz soruların cevaplarını aradığınızda maddenin gerekçesi de gözönüne alındığında amacı ortaya çıkarmak hiç de zor olmayacak.

Yabancı vakıf fonları

Kuşkusuz yukarıda belirtilenlere karşı suçun sadece fiilin düşünülmesi ile gerçekleşmeyeceği, ayrıca sanığın kendisi veya başkası için yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yarar sağlaması gerektiği söylenecektir. Ülkesine hainlik yapmak üzere yola çıkmış olan yurttaşların yabancı kişi veya kuruluşlardan elde edeceği yarar andıçtan da anlaşıldığı üzere AB ya da yabancı vakıf fonları olacaktır. Bu düzenlemeyle suçun oluşması için yararın kabulü yeterlidir. Yararın elde edilmesine gerek bulunmadığı gibi temel milli yararlara karşı eylemde bulunmak da gerekmiyor. Yurttaş temel milli yararlara karşı eylemde bulunmak amacıyla yararı kabul etmişse suç tamamlanmış olacaktır. İfade özgürlüğü alanında teşebbüs halinde cezalandırılan bir tehlike suçu yaratılıyor. TCK'da mayın oluşturan 305. madde ayrıca iktidarı elinde bulunduranların milli yarar anlayışlarına uygun olarak rakiplerini tasfiye etme aracı olarak kullanılabilecek bir düzenlemedir.

Bu düzenlemeyle meslek örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin yabancı kurumlarla birlikte ülkemizde paneller, konferanslar düzenlemesi de olanaksız hale gelebilir. Çünkü bu örgütlerin başkan ve yöneticilerinin kişisel sorumlulukları olabilecektir. İfade özgürlüğüne alan bırakmayan temel milli yarar kavramına aykırı etkinlik düzenlemeyi düşünenler bunu yabancı bir kişi veya kuruluşun desteği ile yapmayı öngördüklerinde yarar da sağlanmış olacaktır. Çünkü vaat şeklindeki bir desteği kabul etmek yeterli. Böylece ülkenin yurttaşlarının yabancılarla belli platformlarda ülke sorunlarını tartışmaları, görüş alışverişinde bulunmaları da sakıncalı hale gelecek. Bunun dışında AB, çeşitli fonlarıyla AB müktesabatının uygulamasına yönelik faaliyetlerde bulunan (demokratik uygulamaların daha fazla genişletilmesi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın-erkek eşitliği ve azınlıkların korunması gibi) sivil toplum kuruluşlarına yardım ediyor. Yine yabancı vakıflar çeşitli araştırmalara, panellere ve projelere destek sağlıyor. Söz konusu madde karşısında bu uygulamaların devam edip edemeyeceği de kuşkulu. Andıçlar 305. madde uygulaması başlatabilir. İktidar bu maddeyi kaldırma konusunda teşebbüste bulunacağına, kovuşturulmasını cumhurbaşkanının iznine bağlamaya çalışarak mış gibi yapmaya devam ediyor.

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim