Anayasa Mahkemesi ‘Yargıçlar Diktatöryası’na Özeniyor

06.04.2014 19:49
Anayasa Mahkemesi ‘Yargıçlar Diktatöryası’na Özeniyor
Amerikan emperyalizmi ve müttefikleri, bazı ülkelerin iç işlerini, dolaylı olarak ve haberleşme özgürlüğü adı altında bu gibi etkin ve yaygın elektronik iletişim araç ve imkanlarıyla etkileme çabalarını daha bir hızlandırdı.

Selahaddin E. Çakırgil
gündemi yorumluyor

Çeyrek yüzyıl öncesine kadar tasavvur bile edilemiyen İnternet, Youtube, Facebook, Twitter, hattâ akıllı telefon vs. denilen yeni teknolojik araç ve imkanlar, bugün bütün dünyayı hattâ, bir elektronik uyuşturucu etkisiyle sarmış bulunmakta..

Dünyada yüzmilyonlarca, milyarca insan, günlük hayatının büyük kısmını bu modern iletişim cihazlarıyla meşgul olarak geçirmekte.. 

Bu elektronik iletişim kanallarının herbirisi, birer ticarî şirket görünümü altında çalışıyor- çalıştırılıyor ve, hepsinin arkasında veya başında da, Amerikan emperyalizmi bulunuyor. Amerikan emperyalizmi bu hegemonik, üstün konumunu gizlemiyor da.. Tersine, bu gibi elektronik iletişim kanalları aracılığıyla yapılan konuşma, görüşme, yazışma ve sair irtibatlardan 6 milyar adedini hergün, 24 saat soyunca kontrol edebilmek imkanına sahib olduğunu da açıkça bildiriyor.

Hatırlayalım, birkaç ay önce, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de dinlendiği ve hattâ özel hayatına aid konuşmaların bile kaydedildiği anlaşıldı ve Amerikan Başkanı Barack H. Obama, böyle bir durumun bir daha tekrarlanmıyacağına dair teminat verdi, Merkel’e..

Ama, ilginçtir, bu teknolojik iletişim araçlarının bazen bizzat Amerikan emperyalizmini de vurduğu görüldü; Amerikan gizli istihbarat bilgilerinin yayınlanması gibi durumlarla karşılandı. Ve bu duruma karşı USA emperyalizminin tepkisi çok sert oldu.

Nitekim, WikiLeaks belgeleri adıyla yapılan yayımlar bu alandaki en çarpıcı örnek..

Ki, o belgeleri yayınlayan Julian Assange, B. Amerika’dan kaçtıktan sonra, dünyanın her bir tarafında fellik fellik aranırken, Londra’da Ekvador ülkesinin İngiltere’deki büyükelçiliğine sığındı ve iki yıla yakın zamandır, hâlâ da orada ve oradan çıkamıyor.. Çıktığı anda yakalanacak ve  casusluk suçlamasıyla Amerikan emperyalizminin hışmına uğrayacak..

Daha sonra, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi’nin istihbarat uzmanlarından Edward Snowden, Amerikan gizli belgelerinden bir kısmını yayımlamaya başladığında, bu açıklamaları onun da Amerika’dan gizlice kaçarak yaptığı anlaşıldı ve Hong Kong’da ortaya çıktı. Ama, orada tutunamayacağını anlayınca, gizleneceği bir yer aramaya başladı. 20’den fazla ülkeye sığınma talebinde bulunduğu halde, kimse kabullenmeye yaklaşamadı. Çünkü, kimse, Amerikan emperyalizminin hışmını üzerine çekmek istemiyordu. Ve nihayet, gizlice Rusya’ya gizlice girdiği açıklandı ve Moskova Havaalanı’nda bir aydan fazla bir müddet tutuldu. Rusya, önce ona iltica hakkı vermiyeceğini açıkladı; ama, daha sonra, ’B. Amerika aleyhinde bir faaliyette bulunmayacağı taahhüdü alınarak, kendisine iltica hakkı tanındığı açıklandı. Amerika da, bu durumu önceleri kendisine yönelik düşmanca bir tavır olarak nitelemiş olsa bile, sonunda kabullenmek zorunda kaldı.

Ve Amerikan Hükûmeti, kendi vatandaşlarının haberleşme özgürlüğüne darbe vuran bu gibi gizli dinlemelerin veya gizli bilgilerin açıklanmıyacağına dair söz verdi, kendi kamuoyuna.. Bir de, bazı güçlü müttefiklerine.. O ülkelerin itiraz veya yargı kararlarına itibar edildiği gözlendi.

Rusya, Çin, İran gibi bazı ülkeler ise, bu gibi ’ticarî şirket’lerin hizmetlerine ulaşılmasının yolunu kesmek için, kendi özel yöntemlerini geliştirdiler.

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim