1. YAZARLAR

  2. Tamer Korkmaz

  3. "Anayasa Mahkemesi gibi gazete; Milliyet gibi yazar!"
Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

"Anayasa Mahkemesi gibi gazete; Milliyet gibi yazar!"

A+A-

Milliyet gazetesi, Aydın Doğan'ın sahipliğinde otuzuncu yılına girerken; Mehmet Ali Kışlalı da "Milliyet'in önemi"ne dikkat çeken bir yazı yazdı, Radikal'de…

Kışlalı, eski günlere dönüyor ve Milliyet'in Ercüment Karacan'dan Aydın Doğan'a geçtiği o sıkıntılı dönemle ilgili bir hatırasını anlatıyordu:

"Milliyet baş aşağı gidiyordu. Biz de Yankı dergisinde Milliyet'in o halini sürekli eleştiriyorduk. Çözümü İnan Kıraç bulacak, Hürriyet'in başındaki dostu Çetin Emeç'in Milliyet'e transferini sağlayacak, gazete onun yönetiminde toparlanıp eski düzeyine gelecekti…

İşte o dönemde, Ankara'daki bir Milliyet resepsiyonunda ilk defa karşılaştığım gazetenin yeni sahibi Aydın Doğan sitem edip sormuş 'Neden hep Milliyet'i eleştirdiniz?' dediğinde şu yanıtı vermiştim: Çünkü, Milliyet Türkiye için Anayasa Mahkemesi gibi önemli bir kurumdur."

* * *

Mehmet Ali Kışlalı, bu kanıya Abdi İpekçi'nin yönettiği Milliyet'te geçirdiği altı yıllık gazeteciliği esnasında varmıştı.

"İpekçi döneminde Milliyet'in 'haberlerin doğruluğu ve olabildiğince araştırılarak yayınlanması' başta olmak üzere mesleğin temel ilkelerini başarıyla uyguladığına ve süzgeçten geçmiş bir kalite elde ettiğine" dikkat çekiyor, Mehmet Ali Bey; "Anayasa Mahkemesi" benzetmesini de bu bağlamda yapıyor.

Bununla birlikte, Abdi İpekçi'nin yönettiği Milliyet'in özelde yayınladığı kimi haberlerle genelde ise "sağ-sol çatışmasına karşı uzlaşı arayan" çizgisinden dolayı Kurulu Düzen'in tepkisini çektiği bir gerçekti.

Mehmet Ali Kışlalı'nın pek tuttuğum "Anayasa Mahkemesi" benzetmesini, aslında Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Milliyet için yapmak daha doğru olacaktır.

Milliyet'in Doğan'ın sahipliğiyle birlikte "Statüko'nun gazetesi" haline geldiği, malum…

"Statüko'nun gazete kılığına girmiş hali" diyebiliriz, Milliyet için…

TSK bünyesinde yıllar yılı en çok tercih edilen gazete olması bu yüzdendir.

* * *

Şayet, Aydın Doğan'ın "basındaki ilk göz ağrısı"nı tek bir yazar üzerinden tanımlamamız gerekirse, pekala "Milliyet, Mehmet Ali Kışlalı'dır" diyebiliriz!

"Statüko'nun en fazla müsaadeye mazhar" yazarlarından biri olarak -özellikle son yıllarda- Milliyet'te yazması daha uygun olurdu, Mehmet Ali Bey'in…

Kışlalı, bir bakıma kendisini "Anayasa Mahkemesi gibi" gören bir yazardır.

Siyasal sisteme "ayar" çeker kimi yazılarıyla; bazen de daha ileriye gider, "muhtıra" bile verir!

Son dönemde "Statüko"nun egemenliğini yitirdiğini algılamak için, Mehmet Ali Kışlalı'nın Radikal'deki yazılarını sıkı bir biçimde gözden geçirmek bile tek başına elverişli bir ölçü olabilir.

Mesela, iki yıl önce "Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde neler olacağı" üzerine kalem oynatırken "Gül'ün adaylığından vazgeçmemesi ve seçilmesi halinde Türkiye'nin nasıl bir ortama sürükleneceğini düşünmek bile istemiyorum" diye yazıyordu, Mehmet Ali Bey…

Kimi zaman, aynalı dolabından "Asker uzun süre suskun kalamaz" revolverini çıkardı, Kışlalı; gün oldu, darbe-toto oynamakla nam salmış Hudson senaristi Zeyno Baran'a övgüler çalıştı köşesinden; çok bunaldığında Ahmet Necdet Sezer'i ne kadar çok aradıklarından bahsetti; Eruygur ve Tolon güzellemesi de yaptı, arada bir…

Galiba "zurnanın zırt dediği yer" Milliyet'e verdiği röportajda, kardeşi Ahmet Taner Kışlalı'nın kurban gittiği o "alacakaranlık kuşağı" suikastı için sarf ettiği "Cinayetin ardından Ergenekon çıksa ne fark eder ki? İlgilenmedim de zaten, ne anlamı var?" cümlesiydi!

Bir de sütununda "Ergenekon gibi konulara hiç ilgi duymadığını" yazmıştı, "çıkmaz sokak"tan seslenir gibi…

Bu arada muhakkak bir kılçık atması da gerekiyordu ve "Ergenekon operasyonu, AKP'yi kapatma davasına karşı koyma gayreti olabilir" demişti, geçen yaz…

Ergenekon Soruşturması'nın AKP'ye kapatma davası açılmasından tam on ay önce başladığını kendisine hatırlatan herhangi bir kimse olmadığı için "zorlama yorum"unu da afiyetle yedirmişti, Kışlalı…

O yazısı yayınlandıktan birkaç gün sonra, Anayasa Mahkemesi AK Parti'nin kapatılmadığını açıkladı; buna mukabil "Anayasa Mahkemesi gibi yazar"a kalsaydı, kapatma davasında karar…

Mehmet Ali Bey, tereddütsüz kapatırdı iktidar partisini, bir kez daha kurtarırdı rejimi!

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT