1. YAZARLAR

  2. Patrick Cockburn

  3. Amerika'nın tarihten ders almadığının kanıtı
Patrick Cockburn

Patrick Cockburn

Yazarın Tüm Yazıları >

Amerika'nın tarihten ders almadığının kanıtı

A+A-

Bizler Avalekleriz/Umutsuzluktan doğduk/Cehennem ateşiyiz/Bize karşı koymaya kalkan alev alev yanar. Bu, Yemen'deki güçlü Avalek aşiretinin, dünyaya meydan okuyan marşı.

Öfkeli tarzı, Yemen'de hayatın nasıl olduğuna dair bir fikir vermeli ve Yemen'e daha fazla müdahil olma niyetini bildiren Amerikalıların bir mola vermesine sebep olmalı.

Yemen, her zaman tehlikeli bir yer oldu. Ülkenin kuzeyindeki olağanüstü güzellikteki dağlar gerillalar için cennet. Yemenliler, çok misafirperver insanlar, ama bir yere kadar. Örneğin Aden'in doğusundaki Kazam aşireti, yabancılara karşı çok cömerttir ancak yabancı, aşiret topraklarını terk ettiği anda hedef haline gelebilir. Bu iki aşiret, geçmişin Yemen toplumunun marjlarındaki kalıntıları olmasını bir tarafa bırakın, siyasî alanda son derece güçlüler. Bu bölgelerdeki gücü sınırlı olan başkent Sana'daki merkezî hükümet aşiret konfederasyonları, kabileler ve güçlü ailelerle karşı karşıya gelmekten kaçınır. Bölgede hemen herkes silahlıdır, aşiretin adamlarının ise genelde ağır silahları vardır.

Başkan Obama'nın, ABD'nin siyasî ve askerî varlığını artırmayı düşündüğü yer bu güzel ve tehlikeli ülke. Yemenli ve ABD'li askerler, ortak harekâtlar düzenleyecek, El Kaide'nin üstlendiği iddia edilen mezralara saldırılacakmış. Amerikan siyasetçileri ve yorumcuları sanki öyle olması yabancı müdahalesini meşrulaştırırmışçasına, Yemen'le ilgili olarak sürekli "aciz devlet" tanımlamasını kullanıyor. ABD'li siyasal elitin, ülkelerinin en büyük darbelerini böyle "aciz devletlerde"; Lübnan'da, Somali'de, Irak'ta ve Afganistan'da aldığını görmezden gelmesi bir hayli ilginç. Bu ülkelerde olan patlamaya hazır unsurların hepsi Yemen'de de var. Ancak Senato'daki Yurt Güvenliği Komitesi'nin başkanı olan şahin Joe Lieberman, yeşil berelilerle ABD özel kuvvetlerinin zaten orada olduğunu muştuladı. Sana'daki bir ABD yetkilisinin, önleyici eylemlerde bulunulmazsa, Yemen'in yarının savaşı olacağını söylediğini de duyurdu. ABD'nin başının Yemen'de derde gireceğine şüphe yok. Amerikan ve Suudi desteklerini kazanabilmek için Kuzey Yemen'deki Şii isyancıları maşa olarak göstermeye çalışan Yemen devleti tarafından manipüle edilecektir. El Kaide'nin Yemen'de muhtemelen sadece birkaç yüz militanı vardır; ancak Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, birçok muhalifinin El Kaide'yle bir şekilde ilişkili olduğunu iddia edecektir.

ABD, zaten sivil savaş tehlikesiyle karşı karşıya olan bir ülkede bir tarafın yanında yer alacak. Bu daha önce de oldu. Irak'ta ABD, Sünni Araplara karşı Şii Arapları ve Kürtleri desteklemişti. Afganistan'da, Peştun cemaatinin karşısında Tacikleri, Özbekleri ve Hazaraları destekliyor. Washington'ın hedefleri her ne olursa olsun, bir tarafın yabancı işgalcinin maşası olarak ötekileştirilmesine yol açarak, bu ülkelerde istikrarın iyice bozulmasına sebep oluyor. ABD'nin müdahale ettiği ülkelerdeki etnik kimliklerin ve aşiret kimliklerinin kuvvetine rağmen, genellikle millî kimlik de kuvvetlidir. Yemenliler hem milliyetlerinin hem de Arap kimliklerinin bir hayli bilincinde. Ülkenin sefalet içinde olmasının sebeplerinden biri, 1990 yılında Yemen'in Irak'a karşı savaşa katılmayı reddetmesinin ardından Suudi Arabistan'ın 850.000 Yemenli işçiyi sınır dışı etmiş olması.

ABD'nin aynı hataları sürekli tekrar ettiğini görmek akıllara durgunluk verici. Yaptıkları, büyük ölçüde El Kaide'nin yararına. El Kaide'nin asıl gücü, Nijeryalı fanatik bir öğrenciyi, külotuna patlayıcı yerleştirmek üzere "eğitmesi" değil, beceremediği her saldırının ardından ABD'nin abartılı şekilde cevap vermesini sağlaması. El Kaideli liderler, 11 Eylül zamanında, bu tip eylemlerin amacının, ABD'yi Müslüman devletlere doğrudan askerî müdahalelere yöneltmek olduğunu açıkça söylemişti. ABD, Irak'tan görece kolayca sıyrılabiliyor; çünkü Washington, ortada olmayan bir başarıyı kazandıklarına Amerikan halkını ikna etmiş durumda. ABD'nin Afganistan'dan nihaî çıkışının da aynı şekilde olma ihtimali yüksek. Ancak sahte zaferler ilan etmenin tehlikesi şu ki, tarihin bu şekilde çarpıtılması, ABD'nin eski hatalarından ders almasını engelliyor.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT