1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. AMASYA

  4. Amasya'da Bayırbucak Bölgesi’ne Yapılan Saldırılar Lanetlendi
Amasya'da Bayırbucak Bölgesi’ne Yapılan Saldırılar Lanetlendi

Amasya'da Bayırbucak Bölgesi’ne Yapılan Saldırılar Lanetlendi

Amasya Yavuz Selim meydanında Amasya’da faaliyet gösteren GÖK-BİR (Gönüllü Kuruluşlar Birliği) olarak Suriye’de ve İslam coğrafyasında yaşanan zulümleri lanetlemek üzere basınç açıklaması yapıldı.

A+A-

Amasya Yavuz Selim meydanında Amasya’da faaliyet gösteren GÖK-BİR (Gönüllü Kuruluşlar Birliği) olarak Suriye’de ve İslam coğrafyasında yaşanan zulümleri lanetlemek üzere basınç açıklaması yapıldı. Yoğun bir katılımın olduğu basın açıklamasında ‘Kahrolsun Esed ve İşbirlikçileri’ ‘Türkmen Dağı Ümmetin Bağrı’ ‘Mazlumların Kanı Zalimlere Boğacak’ ‘Yaşasın İslami mücadelemiz’ sloganları atıldı. Basın açıklamasının sunumunu Özgür Eryiğit yaparken Özgür-Der genel başkanı Rıdvan Kaya bir konuşma gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Büro Memur-Sen başkanı Yusuf Uludağ okurken, dua Fehmi Gider tarafından yaptırıldı.

Özgür-Der genel başkanı Rıdvan Kaya konuşmasında özet olarak şu hususları dile getirdi. 2011 yılı Mart ayından itibaren Suriye’de Esed rejimi ve onların işbirlikçisi Rusya, İran, Hizbullah ve Çin devleti eliyle Suriye halkı tüm dünyanın gözü önünde katledilmektedir. Bugün Bayırbucak Türkmen bölgesinde Rusya’nın başını çektiği katliamlar beş yıldır Suriye’de zaten yaşanmaktadır. Her gün yüzlerce yaşlı, kadın, çocuk ayırımı gözetmeden masum insanlar katledilmektedir. Bizler İslami kimliğimizin ve kulluğumuzun bir gereği olarak tüm bu emperyalist güçlere karşı kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. İslam coğrafyasında yaşanan tüm mücadeleler bizim için çok değerlidir. Rabbimiz Kuran’ı Kerim’de bizlere ‘bizden öncekilerin başına gelenler bizimde başımıza gelmeden cennete giremeyeceğimizi’ bildirmektedir. Kardeşlerimiz bu bilinçle onurlu bir şekilde yardımı sadece Rabbimizden bekleyerek mücadelelerini sürdürüyorlar. Bizlere düşen her anlamda kardeşlerimizin yanında yer almaktır. Bu noktada bizim kendimize sormamız gereken asıl soru İslam coğrafyasında kardeşlerimizin mücadelesine karşı duran emperyalistlere ve onların ülke içerisindeki işbirlikçilerine karşı biz neler yapıyoruz. Bizim için masa başında çizilen ulusal sınırların bir değeri olamaz Suriye’de sadece Türkmenler katledilmiyor tüm toplum adeta soykırıma tabi tutuluyor. Ümmet olma bilinci ile yeryüzündeki tüm İslam düşmanlarına, zalimlere, emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine karşı Müslümanlar olarak kurşunla kaynatılmış binalar gibi saf bir şekilde mücadelemizi sürdürebilmeyi Rabbimizden niyaz ediyoruz diyerek konuşmasını tamamladı.

Basın açıklamalarının sonunda İ.H.H. İnsani yardım vakfı Amasya temsilciliğinin Aralık ayı sonuna kadar devam edecek olan Suriye’ye Un yardımını kampanyasında en az 5 tır un yardımının Türkmen bölgesi ve Suriye içerisine götürüleceği hatırlatıldı. Bir çuval un bedeli 55 TL olup yardım yapmak isteyenlerin Amasya İhh temsilciliğine başvurabileceği belirtildi.

amasya-20151122-01.jpg

amasya-20151122-02.jpg

amasya-20151122-03.jpg

amasya-20151122-04.jpg

amasya-20151122-05.jpg

amasya-20151122-06.jpg

amasya-20151122-07.jpg

amasya-20151122-08.jpg

amasya-20151122-09.jpg

amasya-20151122-10.jpg

amasya-20151122-11.jpg

amasya-20151122-12.jpg

Basın Açıklamasının Tam Metni:

Zalimlere Karşı Direnen Bayırbucak Türkmen Kardeşlerimiz Yalnız Değildir!

“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” (ÂLİ İMRÂN – 139) 

Bugün buraya Emperyalist ABD, Rusya, Çin ve İran’ın desteği ile 5 yıldır Suriye’de halkını katleden, milyonlarca kişiyi evsiz, yurtsuz bırakan ve bugünde Bayırbucak Türkmenlerine saldıran Katil Esed rejimini ve destekçilerini protesto etmek için toplandık.

Suriye'de Esed rejiminin Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik saldırıları sürerken, Gimam, Derhanne, Çardaklı, Kırıkaltı ve Kızıldağ tepelerinde çatışmalar devam ediyor ama Suriyeli kardeşlerimizin direnişi de devam ediyor.

Alınan bilgiye göre, rejim güçleri, Türkmen köylerine yönelik birkaç noktadan başlattığı saldırılarına bugün de devam ediyor. 

Rus ordusu, kara, deniz ve havadan Esed güçlerine destek vererek Türkmen Dağı'ndaki Kızıldağ mevkisine ağır silahlarla saldırırken, rejim güçlerinin, Kızıldağ mevkisine birkaç koldan saldırmaya başladığı, helikopterlerin Kızıldağa yakın 45. tepe mevkisine asker indirdiği ifade edildi.

Türkmen Dağı'ndaki Türkmen birlikler dağın kontrolünü kaybetmemek için ellerindeki tüm imkânları kullanıyor. Ancak Türkmen birliklerin acil lojistiğe ihtiyacı var. Bölgedeki en yüksek noktalardan Kızıldağ, rejimin eline geçerse Türkmenler stratejik bir yer kaybetmiş olacak. Kızıldağ rejimin eline geçerse rejim bu dağdan istediği bölgeye saldırabilir. Türkmen Dağı ve Cebel el-Ekrad da tehlikeye girer. Bu saldırılarda o zaman ciddi göçler olur.

********

Rusya’nın Suriye’ye yönelik hız kazanan müdahalesi tüm dünyanın gündeminde. Rusya’nın askeri operasyonlarıyla Suriye savaşında yeni bir sayfa açtığı açık, ama iddia edildiği üzere bunun yepyeni bir şey olduğu tezi abartılı bir iddia.

Rusya’nın Suriye’de devam etmekte olan kavgada bu kadar aktif ve doğrudan yer alması da en nihayetinde rejimin iflasın eşiğinde olduğunun delilini sunmaktadır.

İslam Ümmeti Rusya’yı yüzyıllardır tanıyor. Kafkaslarda süregelen işgali de, Orta Asya Cumhuriyetlerinde hüküm süren tüm laik-despot rejimlerin sırtlarını dayadıkları gücün kim olduğunu da görüyor. Ve işte bu Rusya’nın güya birilerince kurtarıcı konumunda algılanmasının ortaya çıkardığı çelişki Suriye ile birlikte daha da netleşiyor.

Rusya’nın müdahalesiyle birlikte belirginleşen bir başka yanlış da Suriye’de büyük güçlerin birbirlerine karşı büyük bir rekabet içine girdikleri, muarız konum takındıkları iddiasıdır. Öyle ki, başından itibaren yanlış ölçülerle bakarak Suriye’de süregelen mücadeleyi ‘vekalet savaşı’ vb. kavramlarla tanımlamaya çalışan kimi çevreler Rus müdahalesiyle birlikte Suriye’nin ABD/Batı ile Rusya arasında var olan güç çekişmesi iddiasına dört elle sarılmışlardır. Hatta Suriye’de bugüne kadar ortaya konan İslami mücadeleyi kavramakta aciz kalan bazı sözde İslamcıların da bu koroya dâhil olduğunu üzülerek müşahede etmekteyiz.

En başından itibaren Suriye kıyamını ABD ve Batılı güçlerin hesaplarıyla, planlarıyla açıklama zaafına düşen ve Suriye halkının iradesini yok sayan, Esed rejiminin zulmünü, despotizmini görmezden gelen tutum sahipleri bugünkü manzarayı tezlerinin doğrulanması olarak yorumlamaktadırlar. ABD ve Batı’nın Suriye muhalefetinin arkasında olduğu, mücahitleri desteklediği iddiasını kendilerine dayanak seçenler bugüne dek ABD/Batı’nın istikrarlı bir tarzda ikiyüzlü bir tutum içinde olduğu gerçeğini görmezden gelmişlerdir. Şimdi de aynı güçlerin Rus müdahalesine karşın seslendirdikleri ve laf kalabalığından öteye gitmeyen tepkileri baz alarak küresel bir kavga yaşandığı iddiasını sürdürmektedirler.

Oysa Suriye’de yaşananları yakından izleyen herkes ABD/Batı’nın başından itibaren Esed rejimine karşı ikircikli bir tutum takındığını ve bilhassa da rejimin tek alternatifinin İslami güçler olduğunun belirginleşmesiyle birlikte Suriye’de rejim değişikliği talebinden vazgeçildiğini bilmektedirler. ABD/Batı 2013 Yazı’nda Doğu Guta’daki kimyasal katliam sonrası Rusya’nın arabuluculuğuyla Esed rejimi ile pazarlık masasına oturarak bu tutum değişikliğini ihsas ettirmiş ve ardından pek çok adımıyla bunu geliştirmiştir.

ABD/Batı’nın ne kadar ikiyüzlü bir politika izlediğini Rusya’nın müdahalesine verdiği tepkiden de okumak mümkündür. Şöyle ki, ABD/Batı Rusya’yı IŞİD bahanesiyle muhalifleri vurmakla suçlamaktadır. Bu ithamdan IŞİD’e yönelmesi durumunda Rusya’nın Suriye’deki varlığının sorun teşkil etmeyeceği, rahatsızlık duyulmayacağı sonucu rahatlıkla çıkartılabilir. Kaldı ki, Rusya’nın bu şekilde suçlanması da yersizdir çünkü aynı şeyi bizzat ABD’nin kendisi yapmış ve yapmaktadır. Defalarca Cephet’un Nusra’nın, Ahrar’uş Şam’ın karargahlarını, mevzilerini vuran ABD’nin Rusya’yı ‘IŞİD bahanesiyle muhalifleri vurmak’la suçlaması ironiktir.

Küresel Sistem Dikkatleri Hep Sonuçlara Yöneltiyor, Sebepleri Gizliyor!

Herkesin bu gelişmeler karşısında adil olması gerekir. Konjonktürel takılmaması, egemenlerin medya bombardımanının etkisinde kalarak resmin bir kısmını görüp, arka planına göz yummaması gerekir.

Paris’te gerçekleşen saldırıları ağızlarını doldura doldura kınayanların, lanetleyenlerin kahir ekseriyetinin Paris’te yaşanan bu vahşetin nasıl geliştiğini ısrarla görmezden geldiklerini ibretle izlemekteyiz. Batılı devletlerin kendi topraklarında yaşanan bu tür hadiselerin hepsinde ortaya çıkan bir manzara ile bir kez daha karşı karşıyayız. Batılılar ve dünyayı onlarla aynı frekanstan izleyenler bu tür gelişmeleri hep ‘ilk’, ‘asıl’, ‘sebepsiz’ hadiseler olarak algılama eğilimindedirler. Oya bu açık bir körlük, daha doğrusu bir saptırmadır.

Neden Paris’te ölen insanlar için ayağa kalkan vicdanlar Türkmendağında, Halep’de, Rakka’da katledilen insanlarımız için hiçbir şey hissetmez?

Adalet; insanlık, vicdan tutarlılık gerektirir! 

Müslümanlar da can taşımakta, Müslümanlar da öldüklerinde geride acılı aileler, yakınlar bırakmaktadır. Bu yüzden herkesi adil olmaya, en azından tutarlı davranmaya çağırıyoruz. Birtakım grupların, örgütlerin gerçekleştirdikleri vahşi terör eylemlerini kınarken, lanetlerken, küresel haramilerin saldırganlıklarını görmezden gelmenin de bir haksızlık ve zulüm olduğunu hatırlatıyoruz! 

Emperyalist, kafir bir gücün İslam topraklarını vahşice bombalaması, gerek sivil halka, gerek mücahitlere yönelik katliamlara girişmesi karşısında sergilenmesi gereken tavır bu olamaz!

Neden bu kadar sessizlik var? Nerede tepkilerimiz? Topraklarımıza, kardeşlerimize yönelen bu saldırganlığa, bu açık işgale fiilen karşı koyamıyor olsak dahi en azından tepkilerimizi daha gür bir şekilde haykırmalı değil miyiz? Hiç olmazsa zulmü lanetlemek hususunda sesimiz çok daha güçlü çıkmalı değil mi? İslam topraklarına yönelik bu saldırganlık karşısında Müslümanlara düşen sorumluluk üzerinde daha fazla kafa yormamız gerekmiyor mu? 

GÖK-BİR (Gönüllü Kuruluşlar Birliği)

Eylemde Okunan Dua:

Ey bize vahiyle hidayet buyuran, küfrün karanlığından imanın aydınlığına çıkaran Rabbimiz! İlk ve son davamız, ilk ve nihai duamız, kesintisiz hamdımız Sana’dır.

Salat ve selam, vahyin ilk şahidi ve en güzel örneği olan Rasulullah’ın ve bize olanca saflığı ile emanet ettiği İslam davasının ve bu davayı yüklenmekten çekinmeyen, bedeller ödemelerine rağmen direnen   kardeşlerimizin üzerine olsun.

Yeryüzünde yürüyen Kur’an olan Peygamberimiz ve onun pak yolunu sürdüren, çizgisinden sapmayan tüm mü’minlere selam olsun.

Benliğini ve bedenini Allah yolunda kurban eden  tüm şehitlere selam olsun.

Ey Rabbimiz! Kovulmuş ve yerilmiş şeytanların ve onların yeryüzündeki halifeleri olan tüm emperyalistlerin ve özellikle zalim, katil Esed ve destekçilerinin, Mısırlı darbecilerin şerrinden sana sığınıyoruz.

Ey kudret ve hikmet sahibi olan Rabbimiz! Sana güveniyor, Sana yöneliyoruz. Çünkü bütün yolların varışı Sana’dır. Bizi izzet ve hikmetten mahrum bırakan günahlarımızı bağışla; zalimlerin şeref ve onurumuzla oynamalarına izin verme, vahyin şahidi ve şehidi olmakla şerefimizi korumayı bizlere nasip eyle!

Ey Rabbimiz!  Yaşadığımız musibetleri bizim için terbiye fırsatına dönüştürmeyi nasip eyle! Bizi hayırlarda istihdam eyleyip, şerleri üzerimizden def eyle! İzzet ve hikmet ekseninde bir hayat sürdürmeyi başarabilmemiz için, dışımızdaki ve içimizdeki fitnelere karşı mücadelede güç kaynağımız olan imanımızı kaim eyle! Ayaklarımızı sabit kıl!

Ey Rabbimiz! Dünyanın zorbalarına/zalimlerine eldeki tüm imkânlarını seferber ederek mücadele etmek yerine Musa Peygamber’e: “Sen ve Rabbin gidin savaşın; biz sizi burada bekliyoruz!” diyecek kadar, haksızlığa karşı suskun, kayıtsız ve sorumluluk bilincinden yoksun olanlara benzemekten Sana sığınıyoruz. Ümmet bilinciyle hareket etmemekten, kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmemekten, bencillikten, bireyselleşmekten, dünyevileşmekten, uluslaşmaktan, sahte sınırlardan sana sığınıyoruz. Kalplerimizi birleştir ve kardeşlerimize karşı içimizde bir kin ve nefret bırakma yarabbi…

Rabbimiz!

Bizleri her daim Müslümanların, İslam ümmetinin, senin yolunda mücadele edenlerin, mazlumların ve mağdurların yanında ve safında; her daim razı olacağın saflarda kıl. Bizleri onların yar ve yardımcısı, destekçisi kıl. İslam düşmanlarının, hainlerin, dinini dünyalık menfaatler için satanların safında olmaktan, onlara yar ve yardımcı olmaktan uzak tut bizleri.

Rabbimiz!

Ümmet coğrafyasında tüm imkânsızlıklara karşı zalimlere onurlu bir şekilde direnen Mısırlı, Çeçenistanlı, Suriyeli, Arakanlı, Doğu Türkistanlı kardeşlerimize yardım eyle. Bizlerinde elimizden gelen  tüm çabalarla maddi ve manevi  onların yanında olma nasip eyle..

Rabbimiz!

Ümmetin ve ümmete önderlik iddiasında bulunan müslümanların zorlu imtihandan geçirildiği bu zorluk günlerinde hepimize yardım et. Ayaklarımızı hak üzere sabit kıl, bizleri dünyada senin taraftarlarından olma izzetiyle, ahirette alnımızın akıyla hesabımızı verme ve sonsuz cennete kavuşma nimetleriyle nimetlendir.

Ey Rabbimiz! Bozgunculukta ve taşkınlıkta sınır tanımayan tüm zalimleri kahret.

Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha.

HABERE YORUM KAT