Aman süreç Ankaralılaşmasın...

01.09.2009 05:20

Mehmet Altan

Dün sabah... İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın sakin, hoşgörülü, uzlaşmacı tavrını... Güven verici yumuşak ses tonundan izlerken... Daha ziyade “nelerin yapılamayacağını” anladım.

Anayasa değişikliği yapılmayacaktı. Genel af yoktu.

Hâlbuki...

Özellikle Güneydoğu olmak üzere bütün kamuoyu “nelerin yapılacağına” odaklanmıştı.

Sanırım, Ankara’da gittikçe daha fazla kostaklanan militarizm, “pedagojik” olarak önce “olumluları” sıralamak gerektiği halde, nelerin yapılmayacağı mesajının öne çıkmasını sağladı.

***

Asker korkusu...

MHP korkusu...

PKK korkusu...

“Demokratikleşme açılımını” gittikçe dar bir alana sıkıştırıyor.

Anayasa’ya dokunmayınca, parantezin bir yanını 12 Eylül faşizmi şekillendiriyor.

“MHP korkusu” ile “Türk modeli” deyince, AB’nin ve dünyanın pozitif enerjisinden istifade edemiyorsunuz.

“PKK korkusu” askerlerin kırmızı çizgilerini tekrarlatınca da, ortada idari kararlarla yapılacak cılız bir menü kalıyor.

***

Ben bölgeye 1989 yılında ilk kez rahmetli Erdal İnönü ile gittiğimde...

Sorun yereldi...

Sonra ulusallaştı...

Sonra uluslararasılaştı.

Son açılım müjdesi böyle bir ortamda ve beklentilerin çok yüksek olduğu bir sırada gerçekleşti.

Güneydoğu, “Birinci Cumhuriyet”in “asker-sivil” mutabakatının yenilenmesini isterken, radikal olmayan yaklaşım

Allah vermeye konuyu daha da olumsuza götürebilir.

Zaten önceki gün harekete geçerek, askerleri şehit eden provokasyonun kanlı eli de bunu ispatlamakta.

***

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü...

DTP’nin Diyarbakır’da yığınsal bir toplantısı var.

Türkiye aculdur, beklemeye gelemez.

Beşir Atalay’ın açılımın bir süreç olduğuna dair vurguları, “nelerin olamayacağına” dair söylediklerinin altında ezilecek.

Ve korkarım Güneydoğu bugünkü toplantıda, dünkü basın toplantısından beklediği minimum pratik müjdeleri de bulamadığı kanısıyla, umuttan ziyade, umutsuzluğun sesini dillendirecek.

***

Resmi askeri bayramların Kuzey Kore, Çin ve Rusya gibi totaliter ülkelerdekine benzer kutlanmaya devam ettiği...

Genelkurmay Başkanı’na ülkenin “mutlak hâkimi” muamelesi yapıldığı Türkiye’de, demokratik açılımın çok radikal olması gerekmekte...

Bir yanım asker...

Bir yanım MHP...

Bir yanım PKK diye bakınca da, “nelerin yapılamayacağı” ön alıyor.

Süreç maalesef gittikçe Ankaralılaşma tehlikesiyle karşılaşıyor.

***

Kanaatim odur ki, tüm bu korkuları silip atacak formül AB ve onun İlerleme Raporu’ndaki pusulasıdır.

Asker, MHP, PKK dinlemeden ve “demokratik açılımı” asla ve asla Ankara’ya göre yapamayacağınızı bilerek, yüksek bir siyasal cesaretle gaza basmak lazım.

Cumhuriyet’i hızla demokratikleştirin ki, Kürt Sorunu bu çekimserlik iklimi altında pimi çekilmiş bombaya dönmesin.

Bakan’ın medeni üslubu...

Zaman ihtiyacı...

Konunun çetrefilliği...

Tüm bunları anlıyorum.

Ama Ankara ve Türkiye’ye muhalefet etmeden demokratik açılımın başarısı zor...

Adı üzerinde “demokrasi” buranın malı değil, dünyanın malı...

O halde Türk gibi tartışıp, dünyalı gibi çözemeyiz...

***

AB’nin İlerleme 2008 Raporu’nu elinize alın...

İlk baştaki “siyasi kriterler” bölümünü okuyun...

O 19 sayfadakileri gerçekleştirmeniz halinde, sadece Kürt Sorunu’nu değil, tüm Türkiye sorunlarını...

“Cumhuriyet’i demokratikleştirerek” çözmüş olursunuz.

Ve bu açılım için en büyük tehdit haline gelen “Ankaralılaşma” riskini de yok edersiniz.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim