1. YAZARLAR

  2. Yasemin Çongar

  3. Altmış Beşinci Madde
Yasemin Çongar

Yasemin Çongar

Yazarın Tüm Yazıları >

Altmış Beşinci Madde

A+A-

Orgeneral Başbuğ’un Oruç Reis Firkateyni’ndeki konuşmasını unutmadık. İki buçuk ay önceydi.

Poyrazköy kazıları, Kafes Eylem Planı ve İrticayla Mücadele Planı’nın üzerindeki ıslak imza kamuoyunun gündemindeydi.

Deniz Kuvvetleri’nde yasadışı bir yapılanma olduğunu düşündüren belgeler basına yansımış, adli makamların dosyalarına girmişti.

Bölgesindeki Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal da, Üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’i bu soruşturmayla ilgili ifade vermeye davet etmişti.

İşte tam bu ortamda, Başbuğ kuvvet komutanlarıyla birlikte Trabzon’a gitti.

17 Aralık 2009 günü Oruç Reis Firkateyni’ne çıkıp, “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı asimetrik psikolojik harekât yürütüldüğünden” dem vurdu; yargı makamlarına işlerini nasıl yapmaları gerektiğini anlattı.

Başbuğ bu yakışıksız şovunun, ordu içinde kanunsuz işler yapıldığı iddialarıyla ilgili adli süreci etkileme ihtimalini hiç kuşkusuz hesaplamıştı.

Olur ya, niyetini anlamayanlar çıkar diye, bu şovun yerini “özellikle seçtiğini” açıklama gereği bile duydu.

Firkateyne çıkmıştı, zira Kafes Eylem Planı’nda adı geçen bahriyelilerle ve Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’le ilgili delilleri inceleyen adli makamlara, “Deniz Kuvvetleri’nin yanındayım” mesajı vermek istiyordu...

Ayrıca, Trabzon’a gelen Üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral Berk’i yanı başına almakla, Erzurum’daki Savcı’ya da kendince bir uyarı göndermiş oluyordu.

Aradan iki buçuk ay geçti.

Dün Sarıkamış’taki tatbikatı izlemek üzere Kars Askerî Havaalanı’na inen Başbuğ’u Berk karşıladı; ardından Başbuğ, Berk’i makam otosuna davet etti ve tatbikat yerine birlikte gittiler.

Bu haberleri izlerken, 17 Aralık 2009’daki firkateyn şovu ve “asimetrik psikolojik harekât var” kükremesi geldi aklıma.

İki buçuk ayda ne çok şey olduğunu düşündüm.

Bu iki buçuk ay içinde, çoğu Deniz Kuvvetleri mensubu 17 sanık hakkındaki Poyrazköy ve Kafes Eylem Planı iddianamesi mahkemece kabul edildi...

Taraf’ın duyurduğu Balyoz Darbe Planı, Türkiye tarihinin en kapsamlı soruşturmalarından birine konu oldu ve aralarında muvazzaf amirallerin de

bulunduğu çok sayıda subay tutuklandı...

İrticayla Mücadele Eylem Planı’nda imzası olan Deniz Kurmay Albay Çiçek’in tutuklanması bu kez Askerî Savcılık’ça talep edildi ve Genelkurmay Başkanlığı söz konusu suç belgesinin “gerçek olabileceği yönünde yeni deliller bulunduğunu” resmen açıkladı...

Ve tabii, Erzurum’da kabul edilen Ergenekon İddianamesi’nin bir numaralı sanığı Üçüncü Ordu Komutanı Berk oldu.

Velhasıl, Başbuğ, iki buçuk ay önce “asimetrik psikolojik harekât” suçlaması ile sindirebileceğini sandığı yargı ve medya mensuplarını sindiremedi; Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki kanunsuz işlerle ilgili haberler sürdü, soruşturmalar ilerledi...

İki buçuk ayda Türkiye’de çok şey değişti.

Ama ben dün Başbuğ ile Berk’i aynı karede izlerken değişmeyenleri de düşündüm.

Sarıkamış Tatbikatı’na komuta etmesine göz yumulan Berk, şu anda “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, tehdit, resmî belgede sahtecilik, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek” suçlarıyla itham ediliyor.

Berk, adli makamlara ifade vermeme tavrını bugüne kadar bozmadı ama “bir numaralı sanık” olduğu davanın ilk duruşmasının 4 mayısta yapılacağı kesinleşti.

İddianamede isnat olunan “silahlı terör örgütüne üye olma suçu” bile tek başına beş yıldan on yıla kadar ağır hapis cezasını gerektiriyor.

Bu “ağır” suçlamaya karşın, Başbuğ Berk’le “dayanışma” görüntüsünü bozmuyor.

Bu “ağır” suçlamaya karşın, Berk hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 65. maddesi işletilmiyor.

Söz konusu maddede şöyle bir bölüm var:

“Haklarında ölüm veya ağır hapis cezasını gerektiren veya yüz kızartıcı bir suçtan ya da taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir cürümden veya emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarından dolayı kamu davası açılanlar mensup oldukları bakanlıklarca açığa çıkarılabilirler...”

Bu maddenin açık hükmüne karşın, Orgeneral Berk resmen mensup olduğu Milli Savunma Bakanlığı’nca, hakkındaki suçlamalardan beraat etmesi durumunda görevine iade edilmek üzere, açığa alınmıyor.

Yani, “terör örgütü mensubu” olmaktan yargılanan bir komutanın emrinde, yaklaşık yüz bin asker bırakan bir ülke Türkiye.

Ve Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı, o komutana kol kanat germekten yüksünmüyor...

Milliyetiki gün önce çok iyi bir manşet atmıştı; ortada o manşetin dediği gibi “asimetrik bir durum” var gerçekten de.

Değişim ile değişime direnenler arasındaki asimetri her geçen gün daha fazla sırıtıyor bu ülkede.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT