1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Almanya’da Yeni Sünnet Yasası ve Anlamı
Almanya’da Yeni Sünnet Yasası ve Anlamı

Almanya’da Yeni Sünnet Yasası ve Anlamı

Mayıs ayındaki mahkeme kararı, velilerin çocuklarını sünnet ettirmelerinin sahip oldukları velayetlerinin dışına çıktığını iddia etmekte ve sünneti bir suç olarak tanımlamaktaydı. Hükümetin yasa tasarısı bu değerlendirmeyi red etmekte.

A+A-

Engin Karahan / Perspektif

Almanya 2012 yazını Müslüman ve Yahudi çocuklarının sünnetini tartışarak geçirdi. Mayıs 2012’de Köln Mahkemesi’nin verdiği bir karar ile, Müslüman ve Yahudi çocukların sünnetinin yasal olup olmadığı ciddi şekilde tartışmaya açılmış oldu. 2008 yılından beri bazı hukuk ve çocuk sağlığı çevrelerinin sürekli gündeme getirmeye çalıştıkları yasak taleblerine bir mahkeme tarafından uyulmuş oldu.

Her ne kadar tek bir mahkeme kararı genel bir yasağın oluşması için yeterli olmasa da, bu yasak Almanya kamuoyu ve hekimler arasında çocukların sünnet olmasına engel olacak derecede bir huzursuzluğa sebep oldu. Birçok hekim yasal statülerinin ne olduğu kesinleşmeden önce sünnet yapmayı reddederken, çocuklarının sünnet zamanının yaklaştığını düşünen veliler de çocuklarını Almanya’da sünnet ettirip ettiremeyeceklerini merak etmeye başladı.

Bu belirsizliğin ortadan kalkması için yaz tatiline girmeden önce Alman Parlamentosu hükümete gerekli yasal düzenlemeyi hazırlama görevini verdi. Ekim ayında hükümet konu ile alakalı bir yasa tasarısını federal parlamentoya sundu. Tasarının mecliste

değişikliğe uğrama ihtimali olsa da, şu anki haliyle tasarı Müslüman çocukların sünnet edilmesine imkan sağlamakta.

Tasarının getirdiği düzenlemeler

Mayıs ayındaki mahkeme kararı, velilerin çocuklarını sünnet ettirmelerinin sahip oldukları velayet hakkı kapsamına girmediğini iddia ederek sünneti bir suç olarak tanımlamaktaydı. Hükümetin yasa tasarısı ise bu değerlendirmeyi ret etmekte. Tasarı, velilerin reşit ve akil-baliğ olmayan, kendi kendilerine karar veremeyen erkek çocuklarını sünnet ettirmeye karar verme yetkilerinin olduğunu tasdiklemekte. Ayrıca tasarı, tıbbî bir ihtiyaç olmasa da herhangi bir dini gerekçe ortaya koymadan erkek çocuklarının sünnet ettirilmesini mümkün kılmakta. Tıbbî ihtiyaca binaen yapılan sünnetler (fimoz hastalığında olduğu gibi) zaten Köln mahkemesi tarafından yasak tanımı dışında bırakılmıştı.

Tasarı, erkek çocuklarının sünnet ettirilebilmesi için ise bazı şartları öne sürmekte:

a) Hekim Şartı

Sünnetin tıbbî müdahale yetkinliğine sahip bir hekim tarafından yapılması gerekiyor. İlk altı ayda istisnai olarak sünnetin bir dini cemaat tarafından belirlenmiş bir sünnetçi tarafından yapılmasına imkan verilmekte olsa da, bu istisnaya Müslümanların pek ihtiyaç duymayacağı varsayılabilir. Avrupa’daki Müslümanlar sünnet için zaten hekime gittiklerinden buna ihtiyaç duymayacaklardır.

b) Tıbbi Koşullar

Tasarı sünnetin tıbbi koşullar altında ve sünnet çocuğuna acı çektirmeden yapılmasını ön görüyor. Gerekli olan anestezi (uyuşturma) için ise yasa tasarısı belli bir seviyeyi şart koşmamakta. Sünneti yapacak olan hekim gerekli olan uyuşturucu seviyesini, tam narkozun var olan risklerini gözönünde bulundurarak, çocuğa en az acıyı yaşatacak ve en az yan etkilere sahip yöntemi seçerek belirleyecektir. Ancak nihai kararı yine hekimin yönlendirmesiyle velîlerin vermeleri gerekiyor.

c) Bilgilendirme

Her tıbbî müdahalede olduğu gibi velilerin sünnetin yapılış şekli ve sünnet ile birlikte ortaya çıkabilecek riskler hakkında bilgilendirilmeleri gerekiyor. Bu bilgilendirme her türlü cerrahî müdahalede zaten yapılması gereken bir önkoşul olduğundan, bu sadece sünnete özel bir durum değil. Aşı ve kan alma gibi müdahelelerde dahi hekimler gerekli bilgilendirmeleri yaptıklarını belgelemek zorundalar.

d) Çocuğun İradesi

Sünnet’te çocuğun iradesinin de dikkate alınması gerekiyor. Yasa tasarısının getirdiği düzenlemenin temelinde sünnet olacak olan çocuğun idrak kabili- yetine sahip (akıl-baliğ) olmaması yatmakta. Kendisi hakkındaki kararları idrak edecek seviyeye sahip olmayan çocuklarda veliler sünnet konusunda tek başlarına karar verirken, nispeten geç yaşta yapılan sünnetlerde çocuğun idrak kabiliyetinin gelişimine orantılı olarak ortaya koyduğu irade de dikkate alınmak zorunda. Çocuğun ilerleyen yaşlarda sünnetine karşı çıkması durumunda bu, çocuğun sünnet edilemeyeceği anlamına gelebilir.

e) Çocuğun Esenliği (Kindeswohl)

Çocuğun esenliğinin tehdit edildiği durumlarda tasarıya göre çocuğun sünnet edilmesi mümkün değil. Çocuğun esenliği kavramı sadece çocuğun bedensel sağlığını değil, ruh sağlığını da gözönünde bulundurmakta. Çocukta sünnet edilmesini engelleyebilecek tıbbi bir takım sakıncalar olabileceği gibi (hemofil hastalığı gibi), bazı manevi ya da sosyal sebeplerden dolayı da çocuğun esenliğinin tehdit edildiği varsayılabilir. “Çocuğun esenliği” şartı tüm tasarıda en muğlak kalan konulardan biri. Zira Hukukta “esenlik” kavramının somut olarak neleri kapsadığı belirlenmiş değil. Bu soyutluk dolayısıyla bu kavram bazı çevreler tarafından suistimal edilmekte ve dinî bir hayat tarzının dahi çocuğun esenliğine zarar verdiği savunulabilmekte.

f) Dini Gerekçe

Yasa tasarısı sünnetin gerçekleşebilmesi için herhangi bir dini gerekçe aramamakta. Yasa veliler için yeni bir hak ihdas etmemekte, velilerin sahip oldukları velayet hakkına binaen böyle bir karar verme yetkilerini tescillemekte. Böyle bir kararın gerekçeleri arasında dini sebepler olabileceği gibi hijyenik sebepler de olabilmekte. Yasa sünnet kararının arkasındaki gerekçeleri de sormamakta.

Tasarının Yasallaşmasından Sonraki Durum

Hükümetin parlamentoya sunduğu yasa tasarısının şu anki şekliyle meclisten geçmesi ile sünnetin yasallığı konusunda var olan belirsizlik büyük oranda aşılmış olacaktır. Yine de çocuklarını sünnet ettirecek olan velilerin bazı konuları dikkate almalarında fayda var.

Almanya’da ve Avrupa’daki Müslümanların neredeyse tamamına yakını erkek çocuklarının sünnetini bir hekim tarafından yaptırmalarından dolayı, yeni yasa Müslümanlar için ciddi yenilikler getirmeyecektir. Şimdiye kadar olduğu gibi sünneti yapacak olan hekimin yapacağı müdahele hakkında velileri bilgilendirip onların yazılı iznini alması gerekiyor. Sünnetin kendisi ise ya lokal anestezi ya da tıbben gerekli olduğu durumlarda tam nar- koz altında yapılacaktır. Erkek çocuklarını sünnet ettirmek için veliler ne hekim önünde ne de herhangi bir resmi makam önünde dini gerekçelerini ortaya koymak zorunda değiller.

Velilerin geçmişte de, günümüzde de dikkate aldıkları ama tasarının yasallaşmasından sonra daha hassas olmaları gereken asıl konu ise, sünnet edilecek olan çocuklarını yaşlarına uygun bir şekilde bilgilendirilmeleri ve sünnetin onlar için sahip olduğu anlamın izah edilmesi. Bu çerçevede, özellikle çocukların “şaka yapma” bahanesiyle istemeden sünnetten korkutulmasından ciddi şekilde kaçınılmalıdır. Çünkü gereksiz yere oluşacak olan bu korku ile çocuğun yapacağı itiraz, hekimin sünneti yapmamasına sebep olabilir.

Yeni yasanın getireceği çerçeve bağlamında sünnet tarihini de fazla geciktirmemeye dikkat edilmelidir. Her ne kadar Müslüman bir çevre için- de yetişen bir çocuk sünnet olmayı doğal olarak algılasa da, bu konuda Müslüman çocuklar üzerinde farklı bir yönlendirmede bulunmak isteyecek çevreler mevcut. Yeni yasanın sünnetin yasak olmadığını tescillemesinden rahatsız olan çevreler yasanın çıkmasıyla konuyu kapatmayacaklardır. Sünnetin yasaklanması için siyasi ortamda var olan sünnet karşıtı kampanyalarının yanı sıra, Müslüman çocukları da sünnete karşı sözde “bilinçlendirmeye” çalışmaları yüksek bir ihtimaldir. Bu yüzden çocukların okul öncesinin erken bir döneminde sünnet edilmesi gereksiz sıkıntıların çıkmasını engelleyecektir.

Kaynak: Perspektif Dergisi Kasım 2012

HABERE YORUM KAT