Almanya acı vatan!

05.11.2008 04:15

Mehmet Kamış

Osmanlı Devleti'nin parçalanması ve bütün Ortadoğu'nun elimizden gitmesiyle sonuçlanan Birinci Dünya Savaşı'na Almanya'nın teşvik ve isteğiyle katıldık. Bu, Türkiye'de yaşayan herkesin ilkokul çağlarından başlayarak öğrendiği tarihî bir gerçektir.

Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na giriş hikâyesi şu cümleyle başlar: "Osmanlı bayrakları çekip Yavuz ve Midilli isimlerini alan iki Alman gemisi, Karadeniz'de Rusya'ya saldırır..."

Evet bu saldırma, bizim açımızdan onlarca cephede yüz binlerce şehit, ekonomik olarak felç olmuş bir ülke, bütün okumuş ve fiziken güçlü kuvvetli bir neslin heder olması demekti. Baştaki üç gafil İttihatçı paşanın Alman sevgisi bize çok pahalıya mal olmuştu.

Almanya, o dönemde İttihatçılarla kurduğu ilişkiyi hiç kesmedi desek yalan olmaz. Emperyalist arzuları hep kursağında kalmış Almanya, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın darmadağın olmasına yol açmasının ardından arzularını gerçekleştirmek için 21 yıl sonra yine harekete geçmişti. 1939 yılında başlayan yeni süreç, on milyonlarca insanın ölmesiyle sonuçlanacaktı. 19. yüzyıldan beri dünyada ve Avrupa'da etkisini sürekli artırmak isteyen Almanya, doğuya doğru genişlemek için de İttihat Terakki ve ondan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile yakın ilişkiler kurdu. İkinci Dünya Savaşı'na girdiğinde de Türkiye'de çok önemli bir medya müttefiki vardı: Cumhuriyet Gazetesi ve sahibi Yunus Nadi.

Ancak İkinci Dünya Savaşı hikâyesi de çok acıklı bitti Almanya'nın. Cumhuriyet Gazetesi savaş döneminde Nazi yanlısı yayınlar yapsa da, Türkiye Almanya'nın yanında savaşa direkt girmedi. Ama savaşın ülkeye yansıması çok şiddetli oldu. 'Alaman Harbi' yüzünden bütün bir ülke yıllarca açlık ve sefalet çekti.

Almanya'da arzular şelale! Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nda gerçekleştiremediklerini şimdi AB ile yapmayı deniyorlar. Ve Türkiye onlar için hâlâ doğuya, yani enerji kaynaklarına açılma kapısı... Üstelik de sınırları içinde milyonlarca Türk yaşıyor. Bu da Almanya'nın Türkiye'ye olan ilgisini oldukça artırıyor.

Türkiye'nin Ortadoğu'da ve Avrupa'da dominant bir figür olarak hareket etmesinden fena halde rahatsız olan Almanya, bu bölgede kendisinin taşeronu olacak bir ülke arıyor. Ekonomik açıdan kendi ayakları üzerinde duran bir ülkenin böyle bir role soyunması mümkün değil doğal olarak. Üstelik de Almanya'dan Türkiye ekonomisine akan milyarlarca Euro var. Bu durum, Almanya için çift taraflı bir kayıp. Bir taraftan Alman ekonomisinden para çıkması anlamına gelirken, diğer taraftan Türk ekonomisinin güçlenmesi demek.

Almanya çeşitli vesilelerle Türkiye'ye karşı operasyonlar yapıyor. Siyasî kriz çıkarmak için bir hayli gayret içinde. Bazı cinayetlerde ülke olarak ismi geçiyor. Ergenekon yapılanmasıyla irtibatları konuşuluyor. Ama en son Deutsche Bank üzerinden yaptığı operasyon, Almanya'nın niyetini çok net açığa çıkaran bir olaydı. Dünya piyasalarının küresel krize karşı toparlanmaya çalıştığı günlerde Alman Deutsche Bank'ın, 'Türkiye 90 milyar dolara ihtiyaç duyabilir' açıklaması, Türkiye'nin global krizden olabildiğince zararlı çıkması niyetini içinde barındırıyordu. Bu bankanın sabıkası bununla da başlamamıştı. Türkiye'nin uzun süre belini doğrultamadığı 1994 ve 2001 krizini de tetikleyen Deutsche Bank olmuştu.

Almanya fazla dominant bulduğu AK Parti'yi ancak bir ekonomik kriz ile iktidardan edebileceğini düşünüyor. Bütün salvoları bu yüzden. Ekonomik olarak krize giren Türkiye, hem bölgede siyasî olarak zayıflayacak, hem de bölgede Almanya'nın işlerini engellememiş olacak. Ayrıca Almanya'daki Türklerin parası da yine Almanya'da kalacak.

Ama biz bu Almanya'ya yeterince diyet ödemedik mi?

ZAMAN

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim