1. YAZARLAR

  2. Ali Bayramoğlu

  3. Alman Dışişleri Bakanı'ndan Baykal'a ağır tokat…
Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Alman Dışişleri Bakanı'ndan Baykal'a ağır tokat…

A+A-

Brüksel'den sonra yolumuz Berlin'e uzandı. Gazeteci heyeti olarak ilk randevumuz Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier'leydi.

Bakan önemli bir isim, koalisyon ortağı Alman sosyalistlerinin önemli figürlerinden ve önümüzdeki dönemin başbakan adaylarından…

Açık bir soruya açık cevaplar veriyor…

"Müzakere sürecinin nihai olarak Türkiye lehine sonuçlanmasını, Türkiye'nin AB üyesi olmasını istiyorum…" derken olduğu gibi…

Steinmeir'le Dışişleri Bakanlığı'nda değil, SDP'nin merkezinde görüştük. Partisinin aldığı seçim yenilgisi sonrasını değerlendirdi, Türkiye'yle ilgili sorulara yanıt verdi Alman siyasetçi.

Ama en çarpıcısı, Hasan Cemal'in sorusuna verdiği yanıttı:

Soru şöyleydi:

"Türk sosyal demokratlarına nasıl bakıyorsunuz. Türk sosyal demokratlarının AB sürecine bakışına nasıl bakıyorsunuz?

İşte o yanıt:

"SPD olarak CHP ile Deniz Baykal ile ilişkilerimiz var. Ancak son altı yedi yıl CHP'de bazı tavırlar, bazı değişiklikler var.

Bunu da burada vurgulamakta fayda var.

CHP'nin Avrupa'dan yana tavır almama tutumunu yadırgadığımı, anlamakta güçlük çektiğimi vurgulamak istiyorum…"

AB istiyoruz derken gizli AB karşıtlığı politikası yürüten, bu hatırlatıldığı zaman, yüksek sesle kendilerine haksızlık yapıldığını iddia eden Baykal ve arkadaşları için bu ağır ve açık tespiti yapıyordu Alman bakan.

Bununla yetinmiyor, devam ediyordu:

" CHP'nin sorunu sırf AB karşıtlığı değil.

Aynı zamanda iç politikadaki tutumunu da anlamakta güçlük çekiyoruz.

İç reform sürecine yönelik tavrı, ceza yasasına ilişkin tavrı benzer. Yalnızca 301 konusunda değil, düşünce özgürlüğünün sınırlarının genişletilmesine karşı genel muhalif tavrını anlamakta zorlandığımızı itiraf edeyim…"

Tavrını da açıkça ortaya koymaktan çekinmiyordu Steinmeir:

"Bu olaylar neticesinde Sosyalist Enternasyonal içinde izleme grubu oluşturduk. CHP'nin programını yeniden gözden geçirmeyi amaçlıyoruz. CHP bunu hoş karşılamadı. Gelişmeye tepkisel bakıyorlar.

Ama CHP ile olan ilişkilerin bu noktaya gelmesi, Alman sosyal demokratlarının ve Avrupa'daki diğer sosyal demokrat partilerin onu yanlış anlamasından kaynaklanmıyor.

CHP'nin kendi durumundan, kaynaklanıyor.

CHP'nin Avrupa sürecini desteklemeyen bir pozisyona bürünmesi Avrupa'daki sosyal demokrat partilerle CHP arasında mesafe oluşmasına, direnç oluşmasına neden oldu…"

CHP'nin kendisini sol parti ilan etmesine, demokrasiden dem vurmasına, AB hattını savunduğunu söylemesine inananlar herhalde sadece Türkiye'de yaşıyor. Onlar da CHP'ye tam da bu nedenlerden dolayı oy verenlerden oluşuyor.

Evrensel değerlerden dem vuranlara bazen gerçek evrenselci bir gözlük gerekiyor…

Şunu görebilsek önemli sorunu çözmüş olacağız:

Türkiye'de siyaset krizinin merkezinde siyasi arenada çoğulculuğu bloke eden CHP zihniyeti bulunuyor.

Türkiye'yi tek partiye CHP zihniyeti mahkûm ediyor.

Partiler arasındaki yarışma, demokrasilerde, özgürlüklerin çıtasını yükseltmek şeklinde olmalıdır.

Ergenekoncuların, çetelerin avukatı sözde sosyal demokrat partilerle demokrasinin kalitesi bu kadar oluyor.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT