Allah Zalimler Topluluğunu Hidayete Eriştirmez!

07.04.2014 17:20
Allah Zalimler Topluluğunu Hidayete Eriştirmez!
Suriye hadisesi her açıdan ayrıştırırken, öğretmeye ve tanıtmaya da devam ediyor.

HAKSÖZ-HABER

Allah’ın kitabı ve resulünün sünneti yerine mezhebini, devletini, örgütünü merkeze alanların nasıl haktan uzaklaştıklarını ve zalimlere meylettiklerini açıkça gözler önüne seriyor.

Bu konuyla ilgili olarak İslami çevrelerde yoğun bir kafa karışıklığının mevcut olduğu bilinmekte. Suriye meselesi bilhassa İran’a yakınlık duyan çevreler için tam bir imtihan kaynağı olmuş durumda. Birilerinin İran’ın hatırı ile Allah’ın rızası arasında, İran’ın muhafazası ile Ümmetin birliğinin korunması arasında gelgit yaşadıklarına şahit oluyoruz. Tam bir ölçüsüzlükle görünür gerçekler yok sayılıyor ve zihinlerde inşa edilen kurgular esas alınıyor.  

HÜDA-PAR camiasına yakınlığıyla bilinen Hürseda sitesinde 5 Nisan tarihinde Muhammed Çermikli imzasıyla yayınlanan yazı da bu ölçüsüzlüğü had safhada yansıtmakta.

Aşağıda yazının tamamını okuyabilirsiniz. Bir vesika olması düşüncesiyle alıntılıyor ve bu yazıya ilişkin olarak fazla bir şey de söylemek istemiyoruz.

Gerek de yok zaten! Baas rejiminin muhafazası için masum insanları kitleler halinde katleden güçlerin savunusuna diyecek bir şeyimiz yok! Kendi içinde bir dizi çelişki barındıran yazının tutarsızlıklarını tek tek sıralamaya da ihtiyaç duymuyoruz.

Sadece şu soruyu soruyoruz: HÜDA-PAR camiası bu yazıyı benimsiyor mu? Yetkili şahıslar burada sıralanan tezleri doğru buluyorlar mı? Sadece bunu bilmek istiyoruz!

____________________

hurseda.jpg

***

Erdoğan'ın Çöken Suriye Politikası ve Nasrallah
Muhammed Çermikli / Hürseda - 5 Nisan 2014

Seçim hengâmesi sona erince seçim tartışmaları dolayısıyla halı altına süpürülmüş olan kimi gerçeklerle baş başa kaldık. Her yeni güne çarpıcı ses kayıtları ile uyanmak toplumu gerçek bile olsalar ses kayıtları konusunda duyarsızlaştırdı. Özellikle Düz Devlet'e karşı Paralel Devlet'in pislikleri ortaya saçıldıkça doğru olan kayıtlar bile paralel tiksinti dolayısıyla muhalif medyanın manşetlerinden öte bir anlam ifade edemedi.

Seçim gündeminin hasıraltı ettiği konulardan biriyse, Dışişleri Bakanlığı'nın dinlenmesi sonucu elde edilen Suriye ile ilgili kayıtlar oldu. Bakanların hatta B.Bakan'ın bile burnunun dibine kadar sızan paralel kadrolar, her ne kadar son darbeyi vurmak adına bu kayıtları yayınladıysalar da kayıtlar yayınlayanların kirliliği dolayısıyla yeterince ses getiremedi.

Normal şartlarda Türkiye'deki birçok dengeyi değiştirebilecek bu kayıtların bu kadar etkisiz kalmasına rağmen çok önemli olduğunu da en baştan belirtelim. O kayıtların illegal dinlenip illegal olarak servis edilmiş kayıtlar olduğunu da teslim edelim. Şunu da belirtelim ki; Hükümet kaynakları o kayıtların gerçek olmadığına dair bir yalanlama açıklaması da yapmadılar…

O kayıtlarda Hakan Fidan olduğu söylenen kişinin “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesine’de saldırtırız” sözlerine Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler olduğu belirtilen kişi ise, “Direkt savaş sebebi yani yapacağımız iş direk savaş sebebi” şeklinde cevap veriyor. Tüm bunlarla beraber söze karışan Davutoğlu ise; ‘Başbakan, bu (Süleyman Şah Türbesi) bir imkân gibi değerlendirilmeli bu konjonktürde’ şeklinde devam ediyor.

Bu konuşmalara ve hemen ardından Başbakan'dan gelen "Suriye ile Savaş Halindeyiz" açıklamasına bakınca, akl-ı Selim sahibi insanların, Türkiye'nin Suriye Politikası bu mu? Suriye Politikasının hedefinde fiili bir savaş mı var?  Diye sorduğunu duyar gibi oluyoruz.

Bu ses kaydı korkunç ötesi bir durum. Balyoz ve Ergenekon sanıklarının da bu tür planları olduğunu düşününce aralarındaki hedefe ulaşma yolunda her yol mubahtır kardeşliğini görebiliriz.

Evet, Süleyman Şah Türbesi Türkiye için özel bir öneme sahip olmakla beraber orası tanınmış bir toprak parçası olarak korunmalıdır. Ama korumak yerine oraya saldırmak veya orayı bir imkân gibi kullanmak macera aramaktan başka bir şey değildir.

Başını Ahmet Davutoğlu'nun çektiği Neo Osmanlıcı akımın ütopik hayallerine bakınca yeni bir Enver Paşa portresiyle mi karşı karşıyayız, diye sormadan da edemiyor insan.

Bu minvalde bir açıklamaya yapan Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah da bu durumu açıkça beyan etmişti. Türkiye'nin Süleyman Şah Türbesini koruma hakkı olduğu gibi bizim de tüm dünya Müslümanları için saygın olan Kutsal mekânları koruma hakkımız vardır, diyen Nasrallah Suriye'de oluş sebeplerini ise şöyle açıklıyor.

“Bazılarının Suriye’deki gelişmelerle ilgili olarak bizimle sorunu, bizim siyasi tutumumuzla ilgilidir, bizim askeri müdahalemizle ilgili değildir. Suriye’ye en geç müdahil olan Hizbullah oldu, Hizbullah Suriye’ye herkesten sonra girdi. Çünkü bize karşı bir savaş başlatıldı. Biz, Suriye’ye tüm dünya Müslümanları için saygın olan kutsal bir mekânın korunması için girdik. Nihayet attığımız adımların doğruluğu anlaşılmaya başladı. Eğer tekfirci terörizm Suriye’de başarılı olsaydı, sadece Hizbullah değil herkes hedefte olacaktı. Suriye’de ve Irak’ta yaşananları görmüyor musunuz? Suriye’deki tekfirci terörizm yenildiğinde hepimiz güvende olacağız.”

Nasrallah'ın bahsettiği tekfirci anlayışın yani Selefi- Vahhabi düşüncesinin, Suriye sorunun ilk başlarında başta Türkiye olmak üzere birçok devlet tarafından da desteklendiğini silah ve lojistik olarak beslendiğini de unutmayalım.  Esed'le savaşmak adına Suriye'ye giren bu güçlerin Esed'den çok hâkimiyet alanı yaratma adına diğer gruplarla savaştığı gerçeğini de ıskalamamak lazım.

Daha Hizbullah Suriye'ye adımını bile atmamışken, Selefi Şeyhlerinden birinin her elinde bir Kalaşnikof ile çıkıp meydan okuyarak; Bekle Nasrallah sıra sana da gelecek, Suriye'den sonra sıra sizde, demesini ve Selefilerin İslam'ın kutsal değerlerine saldırmasını görmeyenlerin şimdi kalkıp Hizbullah'a saldırmaları da anlamsızdır.

Girdiği her yerdeki İslami Mücadeleyi anlamsız kılan bu selefi akımın bu güne kadar sadece Müslüman gruplarla savaştığını da unutmayalım. Dünyanın her yerinden kalkıp Suriye'ye gelen bu Selefiler neden Bangladeş veya bir başka ülke üzerinden Arakan'a, Rohingya'ya geçip o mazlum Müslümanlara yardıma gitmiyorlar.

Mısır'da İhvan'a karşı Sisi'ye payanda olan tekfirci anlayış neden burunlarının dibinde olan Hamas'a yardıma koşmadı hiçbir zaman. Refah Sınır Kapısı'nı kapatıp, Gazze'nin can damarları olan tünelleri bombalayan Sisi'nin iktidarı için başlarını secdeden kaldırmayan anlayışın kalkıp yıllarca İslam Ümmeti'nin izzet ve onuru için savaşan Hizbullah'a düşmanlık beslemesinin hiçbir izahı yoktur.

Kudüs için bu güne kadar bir tek adım atmayanların Suriye'de kafa kesme seansları yapmalarının İslami açıdan hiçbir izahı yoktur.

Her gün yeni bir isimle bölünerek çoğalan grupların Suriye Halkı'na ve bir birlerine olan saldırı ve katliamları Ümmetin gücünü zayıflatmaktan başka bir şey değildir.

Beytullah'ı işgal eden Suud ailesiyle, ABD uşağı Körfez ülkeleriyle can ciğer olan, onurlarını Sisi'nin çizmeleri altına seren bu tekfirci anlayışın İsrail'in Kudüs işgalini onaylarken İsrail'in korkulu rüyası olan Hizbullah'a saldırmasının hiçbir İslami ve mantıki izahatı olamaz.

Suriye'de var olan, Ümmet-i Muhammed arasına sokulmak istenen Şii-Sünni çatışmasının pratize edilmesinden başka bir şey değildir. İslam düşmanları tarafından yüzlerce yıldır uygulamaya sokulmak istenen ancak gerçekleşemeyen bu plan, gelinen aşamada tekfirci anlayışın bağnazlığı dolayısıyla her geçen gün daha da hedefe yaklaşmakta.  Bu planı okuyamayan tekfirci anlayış İslam düşmanlarını görmezden gelirken dünyanın her yerinde hedefine tekfir ettiği Müslümanları koyuyor.

Batı destekli körfez sermayesi, Suud Krallığı ve Türkiye desteğiyle büyüyen bu anlayışın yaptıklarından bu kesimlerin tamamı sorumludur.

Gelinen aşamada başta Türkiye olmak üzere birçok kesimin Suriye Politikası iflas etmiş durumdadır. Suriye konusunda çuvallayan Neo-Osmanlıcıların kendi ülkelerine füze atmayı, Süleyman Şah Türbesi'ne saldırı planları yapmaları Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girişi aşamasındaki bombalama olaylarını hatırlatıyor.  

Malum Suriye'deki savaş devam ederken bir anda İŞİD denilen bir grupla tanıştı kamuoyu. Nerden çıktığı belli olmayan ve içindeki toplama güçler dolayısıyla her türlü manipülasyon ve yönlendirmeye açık olan bu tekfirci grup, bir anda savaşın kilit ismi haline getirildi. Bu grup bir müddet önce bir açıklama yaparak Süleyman Şah Türbesi'nin boşaltılmasını isteyerek Türkiye'ye üç günlük bir mühlet vermişti.

Yayınlanan ses kaydından sonra, acaba bu açıklamayı tansiyonu yükseltmek ve Suriye'ye fiili bir saldırıda bulunabilmek adına Türkiye mi yaptırttı, diye sormadan da edemiyor insan.

Son tahlilde şunu diyebiliriz ki; Suriye Şii-Sünni savaşı yaratmak adına seçilmiş bir pilot bölgedir. Bu yüzdendir ki; başta ABD olmak üzere çağdaş Haçlılar buraya fiili olarak girmiyorlar. Bunun yerine özellikle Körfez ülkeleri ve Suud hanedanı eliyle bölgeye fitne pompalayıp duruyorlar. Tekfirci anlayış ise bu ateşe ha bire yakıt taşıyor. Türkiye ise Suriye konusunda kapıldığı ütopik hayaller dolayısıyla kaybedenler kulübüne dahil olmuştur.

Zaman, Hizbullah'ın haklılığını ispatlayacaktır…

Selam ve Dua ile

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
serdar
14 Nisan 2014 Pazartesi 17:00
17:00
Hiç kimse ışid, mişid müslüman kanı edebiyatı yaparak oradaki bütün müslümanların günahını almasın. hele müslüman kanı konusunda birileri hiç konuşmasın. suriye cihadına hudapar çevresinin yeterli desteği vermemesinin tek sebebi iranın oradaki tavrıdır. bu örgüt iranı eleştirmiyor, eleştiremiyor. bunun da Allah için olduğuna inanmıyorum. göbekten bağ ile alakalı. müslüman hareket bağımsız olmalı. yoksa bu gibi sorunlar çıkabiliyor.
Mahir Siverek
12 Nisan 2014 Cumartesi 04:26
04:26
M. Çermikli bir müstear isimdir. Camia da tek tük şiiliği din edinmiş kişiler olabilir. Onlar camiayı bağlamaz. Ayrıca hürseda sitesinin Camiayla bir alakası yoktur. Bu site sahibi yurtdışında İran ve Lübnan Hibullahı sempatizanıdır. Doğruluğunu teyid etmediğiniz olayları hür dava partisine yükleyerek müslüman kardeşlerinizin kuyusunu kazmayın. Selam ve dua ile
veysi
11 Nisan 2014 Cuma 21:49
21:49
Bir zamanlar el üstünde tutup DİRENİŞÇİ dediklerinizin bir kısmı IŞİD adı altında MÜSLÜMAN KANI döküyor.
Sahi şimdi bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Zevahiri gün aşırı Müslümanları birliğe çağırıyor; lakin sizin bir zamanlar DİRENİŞÇİ dedikleriniz; DAHA FAZLA MÜSLÜMAN KANI DÖKEREK bu çağrıya cevap veriyor.
Gerçekten de merak ediyorum, tavrınız nedir?
veysi
11 Nisan 2014 Cuma 21:47
21:47
Haberi veriş tarzınız bile KARDEŞLİK HUKUKU içerisinde değil. Sizler eğer gerçekten de HÜDA PAR veya HÜRSEDA sitesinin konu hakkındaki görüşlerini (-ki görüşler belli ve çok net) merak etseydiniz; ilgili yerlere (HÜDAPAR - HÜRSEDA) 'ya sorularınızı pekala sorabilirdiniz. Bunun yerine HÜDA PAR ve HÜRSEDA sitesini itham edecek bir dil kullanacak bir dil seçtiniz. Son olarak; Parti sözcüsü Said Şahin konuyla ilgili net bir yazı kaleme aldığı halde hala bu yazı sitede yer alıyorsa; SİZİN NİYETİNİZ ORTADADIR demektir.
hayrettin
10 Nisan 2014 Perşembe 23:24
23:24
Off of. Maşaallah hudapar çevresindeki arkadaşlar daha okudukları metni anlamıyorlar. En azından bu habere yorum yazanlar. Çünkü bu makaleyi yazan kişinin görüşüne ne diyor diye sorulmuş. yani deniliyor bu arkadaş katil hizbullahı savunuyor, siz ey hudaparlı müslümanlar bu makaleye katılıyormusunuz. niye böyle tuhaf tuhaf yorumlar yapılıyor anlamıyorum. müslümanlarla uğraşıyormuş haksoz. berat kardeş berat kardeş. o makalede suriyeli müslümanların hakkına tecavüz ediliyor, niçin kendi hizbinizi düşünüyorsunuz.
yorumlardan en çirkini ise "siz batıda, istanbulda rahat rahat" diye başlayanı. bu arkadaşlar her zaman bu batı edebiyatını yaparlar. bir de kardeşlik hukukundan bahsederler. bilmeyen de zannedecek bir eli yağda bir eli balda bu insanlar.
vasatlığın ölçüsü takvahabere, tahahabere göre ölçülerek bakılmaz, Allahın kitabı resulun yoluna bakılarak anlaşılır. şark kurnazlığına gerek yok. kabul edilsin artık. hudapar iranı eleştiremiyor. sorunun kaynağı odur. eğer iran suriyeye karışmasaydı, siz o zaman bu çevreyi görecektiniz.
vedatkarar
10 Nisan 2014 Perşembe 23:09
23:09
Allah aşkına bu kadar musibet Müslümanlar üzerinde dolaşırken, şimdi acaba başka bir derdimiz ve meselemiz kalmadı mı, bu yazı haber olacak kadar çok mu önemli? Bir yazar malum hadisler hakkında bir makale yazmış, burdan haraketli topyekun bir camia töhmet altında bırakılıyor.
yıllardır haksöz sitesini takip ediyorum. Acaba burada yazılan tüm yazar ve yazılar üzerinde sizleri töhmet altın da bırakmak ne kadar doğru ve adildir. Lütfen biraz daha insaf dikkat...
Mehmet09
10 Nisan 2014 Perşembe 22:14
22:14
Bismillah

Sayın editör kardeşim malum yazı Hürseda tarafından yayından kaldırıldı.Aynı duyarlılığı sizden de bekliyoruz.

Selam ve dua ile
Berat
10 Nisan 2014 Perşembe 21:41
21:41
Haksöz sitesi sizin başka işiniz yok mu müslümanlarla uğraşıyorsunuz. Birgün laf attığınız bu camia sizi karaladı mı? Laf attı mı, her zaman kardeşlik hukuku içerisinde davranmadı mı Allah aşkına söyleyin.
Adamın biri kendi kendine bir yazı yazmış, hangi akıl size bunun Hüda Par görüşü olduğunu gösteriyor söyler misiniz? Hüseyni sevda, Doğruhaber, İnzar gibi yayınlarda bu tür bir görüşe rastladınız mı? Hürseda Avrupada birkaç sempatizanca yayınlanan bir sitedir ve bu yazar da tamamen kendi görüşünü söylemiş. Hizbullah, Hüda Par, Stkları, dergileri onlarca defadır Suriye görüşlerini apaçık ortaya koymuşken, pusuda bekleyip birşey yakaladı mı mal bulmuş mağribi gibi manşet yapmanız size yakışıyor mu? Bu ancak çocukça bir iştir. Kaldı ki İran da, Türkiye de yavaş yavaş Hüda Parın baştan beri durduğu yere geliyorken, Suriyenin şuanki hali İran-Lübnan Hizbullahı ve Türkiye-Batı-selefi her iki tarafında kirli olduğunu ellerinin bu kana bulaştığını gösteriyorken nasıl olur da Hüda Para seviyesizce laf atabiliyor, Allah zalimler topluluğunu zalimler topluluğunu hidayete erdirmez diyorsunuz. Bence kendinize çok yazık ediyorsunuz. Herkes bitti bu mazlum mustazaflar mı kaldı laf atılmadık.
Şunu da söyliyeyim. Hüda Par camiası ne şii cenahına ne selefi cenahına yaranamıyorsa bu da onların vasat noktada olduklarının göstergesidir. Çünkü Hüda Parı hem siz ve incanews-takvahaber, hem de Tahahaber-Abna cenahı eleştiriyor. Demekki Allah'a hamd olsun Hüda Par hak ve vasat noktada. İnşallah ümmetin ittihadına vesile olacaklar. Buna yürekten inanıyorum. Allah muvaffak etsin.
ebu tahir
10 Nisan 2014 Perşembe 17:46
17:46
S.A
BİSMİHİ TEALA
Mescid-i Aksada omuz omuza namaz kılma hayallerimiz hatırına , Kabenin suudi putlarından azade olacağı günler aşkına bırakalım bu ihtilafları!.. Şii olup "şiicilik" ; sünni olup "sünnicilik"yapanlar aslında ABDye ve SİYONİZMe hizmet ediyorlar. Sahabeye hakaret etmenin veya türbeleri yakıp yıkmanın KUR'AN a ve İSLAMa ne faydası var ALLAH aşkına!..
Bu çekişmeler ve tartışmalar en çok Müslümanları yaralar! Niçin ortak paydalarımızı/inançlarımızı/hedeflerimizi belirlemek için gayret göstermiyoruz? Bu alanlarda fikir ve çözüm üretmek bence silahlı cihad kadar kutsal ve elzemdir. Tevhid ve Vahdetin aynı kökten türediğini biliyoruz ancak bu kutsal realiteyi pratize etmek için hiç çaba göstermiyoruz. Ben hala sünnisiyle-şiisiyle samimi Müslümanların vahdet şerbetinden içip kardeşlik neşidelerini Kudüs sokaklarında terennüm edeceklerine inanıyorum .
Rabbim bizlere zafer ve vahdet nasip etsin.
Ve's-selam
Hasan
10 Nisan 2014 Perşembe 12:36
12:36
Hür Seda o yazıyı kaldırdığı halde siz halen bu konuda bir adım atmış değilsiniz. Eğer fitne peşinde değilseniz siz de bu yazıyı hemen kaldırırsınız. Ayrıca o yazıda kesinlikle Esed savunulmuyor. Zalim dediğiniz camianın yaptığı yüzlerce hayırlı ameli asla görmyen siz mal bulmuş mağribiler her şeye rağmen halen kardeşimizsiniz.
Müstezaf
10 Nisan 2014 Perşembe 10:44
10:44
Günlerdir bu ve benzeri sitelerde konu tartışılıyor. Birileri suçluyor, birileri savunuyor. Ama asıl konuşması gereken kişiler susuyor. Haksöz sitesi bir soru sormuş, bu cemaat bu yazıyı benimsiyor mu? Basit bir soru, cevabı da basit, ya evet, ya hayır diyeceksiniz. Bu kadar laf kalabalığına, ilgili ilgisiz kişilerin kendi akıllarını yarıştırmalarına gerek yoktu. Ya evet, ya da hayırı demesi yeterliydi ilgili kişilerin. Sustuklarına göre cevap belli: Sükut ikrardandır! Anlamış olduk! Teşekkür ederiz.
NECAT PASURİ
10 Nisan 2014 Perşembe 08:09
08:09
Muamed Çermikli Gayet Sakin Ve Anlaşılır Bir Dille Hem Safını Hemde Dik Duruşluğu Güstermiş ....Hak Söz Camiası Yılarca Beraber Mücadele Etik Fakat Onlar Neokonların Oyununa Geldiler Ve Hemen Suriyede Devrimdediler.....Hür Seda Türkiyedeki Tüm İslami Camialardan Daha Tecrübelidir Ve Saflarıda Nettir Müslümanın Yanında İsraile Ve Tüm Müstekbirlere Karşıdır Müslümanı Eleştirir Ama Ütekilemez
Mehmet09
09 Nisan 2014 Çarşamba 23:25
23:25
Cihadı içi boş sloganik ithamlar,vandallık olarak benimseyen/algılayan/gören ve bunu bilinçli bir şekilde halka kabullendirmek isteyen anlayışın aklıyla zoru olması gerekir.

Bu anlayışa mensub kişilerin biran evvel tedavi görmesi kendilerinin hayrınadır.
Mehmet09
09 Nisan 2014 Çarşamba 23:12
23:12
Gölgede yaşayanlar güneşi göremezler.

Cenap Şahabettin
Mehmet09
09 Nisan 2014 Çarşamba 18:57
18:57
Bismilllah

1)Sayın Emre kardeş lillahilhamd işim var.Üniversitede talebeyim.

2)Eleştirininde bir üslubu vardır.Senin yaptığın eleştiri değil karalamak kardeşim.


3)Eleştiri yapmaktan kastımız yapıcı eleştiridir. İlgili konu için yapıcı eleştirimiz esas beyanatdan yola çıkarak varsa bir hata/eksik çözümüyle beraber işin ehline gerekeni yazmak veya dile getirmek olmalıdır.

4)Kardeşim aşağıda yaptığın yorumdan yola çıkarak herhalde yatıp kalkıp akan kanın durması adına pratikte hiçbir getirisi olmayan sloganik ithamlarda bulunmamızı istiyorsun.

5)Esad/Baas rejimin ve onun payandalarının zalim , kan içici bir vampir olduğunun altını defaaten çizdik. İlk günden beri Müslüman Suriye halkının haklı taleplerinin karşılanması ve İslami bir hükümetin kurulması doğrultusunda verilecek İslami bir mücadelenin yanında olduğumuzu söyledik ve bunu kamuoyuna da deklare ettik.

Muhacir kardeşlerimize gücümüz nispetinde maddi olarak yardım ettik ve etmeye devam ediyoruz.

Ümmetin bu meselede teoriden çok pratikte biraraya gelip çözüm bulması elzemdir dedik ve bununda Mısır-Türkiye-İran liderliğinde İslami Ülkelerinde katkısıyla mümkün olabileceğini söyledik.

Daha ne diyelim kardeşim , ne yapalım kardeşim ne istiyorsunuz?

Ehl-i vicdan kardeşlerim Suriye meselesindeki üslubumuzu , izzetlice duruşumuzu bilmektedir.Rahat olunuz.

Vesselam
Seyyid NasrAllah
09 Nisan 2014 Çarşamba 18:36
18:36
Elbette destekliyorki kendine yakın haber sitesinde yayınlanıyor.
ebu tahir
09 Nisan 2014 Çarşamba 17:53
17:53
S.A
BİSMİHİ TEALA
Her cemaat/camia için önemli ve elzem değerlerden biri de NETLİKtir. Bir mekteb olma özelliğine haiz olamayan gruplar/grupçuklar için net olabilme /net kalabilme önemli bir badiredir. Haksöz ( haklı veya haksız; beğenirsiniz veya beğenmezsiniz )Suriye konusunda net bir duruşa sahip.Tarafı belli ,yayın politikası belli! Aynı şeyi Hür seda/dava için söylemek çok zor!..Resmi denilen açıklamalar yuvarlak ifadelerden ibaret.Tabanında İran ve Hizbullah hakkında taban tabana zıt görüşlerin varlığı da inkar edilemeyecek bir vakadır.
Emre
09 Nisan 2014 Çarşamba 14:51
14:51
mehmet09 isimli yorumcunun işi yok herhalde, oturmuş bilgisayarın başına nizamat veriyor. hezeyan ifadelerini kullanıyor, iletişim çağı diyor. Hudapar çevresinin en ufak eleştiriye tahammülü olmadığını biliyordum ama bu kadar pervasız olduklarını bilmiyordum. Ortada açık bir yazı var. Esedin işbirlikçisi hizbullah katillerini savunan bir yazı. siz buna ne diyorsunuz diye soruluyor. yok edip gümüş, isa bagasi, huseynisevda da daha once ifade edilmiş. Ne ifade edilmiş. Ne şiş yansın ne kebap mantığıyla kendince ortadan giden ifadelerle olay geçiştiriliyor daha doğrusu iran ve lubnan hizbullahına laf soylenmiyor. Adamlar muslumanları katlediyor, bir kafirin yanında durup sırf mezhepçilikten dolayı suriyeli muslumanları olduruyor.
hudaparlı kardesler o zaman mısır için vs de eylem yapan orda da muslumanlar arası ihtilaf var diyor birileri. Yok değil mi? Çünkü orda iran yok. rahatlıkla söz söylenebilir. haberi bir daha okudum, hakaret yok, itham yok. soru soruluyor. ne diyorsunuz diye? alnı açık olan derki biz o mazlumlar için şöyle düşündük, baas ve iran katiline şunu dedik. biz de deriz ki eyvallah.
Mehmet09
09 Nisan 2014 Çarşamba 12:25
12:25
Zekâsını başkalarının yanlışlarını bulmaya yoğunlaştıran bir kişi, bir süre sonra kendi doğrularını da kaybediyor.

İhsan Fazlıoğlu
Muhammed Zeki Çalışkan
09 Nisan 2014 Çarşamba 11:44
11:44
Suriye'de katil Baas rejimi hergün katliamlarına bir yenisini daha ekleyerek sürdürüyor. Eğer hala Esed rejiminin niteliği ile ilgili ikna olmayan Müslümanlar varsa artık hiç kimse onları ikna edebilecek değildir.

Mustazaflar Hareketi'ne yakınlığı ile bilinen Hürseda sitesinde yayınlanan, katil bir örgütü öven söz konusu yazı ile ilgili Haksöz Haber'in yaptığı eleştiriyi ağır bulan kimi Hüdapar'lı kardeşlerin Haksöz ve Özgürder camiasına yönelik itham edici ve hatta iftiaralara varan ifadeleri ise üzüntü ve hayret ile okudum.

Genel olark Hüdapar çevresinin Suriye meselesinde Muhammed Çermikli gibi düşünmediği de çok şükür ortada. Bu oldukça sevindirici bir durum. Burada yer alan Haksöz'ün bu eleştirisinin daha sert halini bizzat Hüdapar'lı kardeşlerimizden de dinlemişliğim vardır.

Gereksiz yere elınganlık gösteren Hüdapar'lı kardeşlerimiz tavsiyeleşme ve uyarmanında bir kardeşlik görevi olduğunu unutmasınlar.
Ben kişisel olarak Suriye'de Baas cinayetlerine / tecavüzlerine ortak olan, eli kanlı bir örgüte yönelik bu övgü dolu yazının kendi sitelerinde yer almasının ciddi bir hata olduğunu düşünüyorum.

Eğer Hürseda ve M. Çermikli Hüdapar ve Mustazaflar'ı bağlamaz diyorsanız bu daha da sevindirici benim için o zaman eleştirilerin muhatabı bizzat Hürseda ve M. Çermikli olmuş oluyor.
Mehmet09
09 Nisan 2014 Çarşamba 11:18
11:18
Bismillah

Sayın Said kardeşim içinde bulunduğumuz çağın teknoloji -iletişim-bilgi çağı olduğunu altını çizerek belirtmek/hatırlatmak isterim size.

Kardeşim ezberden konuşacağınıza biraz araştırma zahmetine katlanıp alın teri dökseydiniz aşağıdaki hezeyan cümleleri kurmaktan imtina ederdiniz.

Aşağıdaki yorumunuza tebessüm etmekten başka birşey demiyorum.

Vesselam
diyarbakırliyam
09 Nisan 2014 Çarşamba 11:04
11:04
esed destekçileri olan iran ve hizbullah suriye de, ne abd ne de rusyadanız, diyen müslümanları katlederek batılı zalimlerle aynı noktada olduklarını bizlere gösterdiler..
ALİ OSMAN
09 Nisan 2014 Çarşamba 08:21
08:21
malum yazının bu kadar fırtına koparması ( rekor sayıda yorumlanması )nda bence hayır var!..
Münazara etiğimiz adına önemli bir fırsat! İleri sürülen argümanların islami kaynaklarla ilişkilendirilmesi/ duygusallığın artık rafa kaldırılması önceliğimiz olmalıdır.Daha temkinli ( tekfirci değil !!!) bir dil bize daha çok yakışacaktır. Bir camiayı/hareketi topyekün itham etmek imanımıza da zarar vermektedir.
Said
08 Nisan 2014 Salı 22:49
22:49
Yav kardeşim nedir bu birileri kalkmış burda yok Özgürder neosmanlıcıymış suriyede. yok haksoz tam olarak ne istiyormuş suriyede? yok hudapar çevresi çok geniş bir çevre imiş böyle düşünen de var imiş. Allah Allah. Ordan bakınca Müslümanlar çok mu saf görünüyor. Yıllarca tağut tağut diyeceksiniz, mustazaf diyeceksiniz, kıyam diyeceksiniz. Suriyede müslümanlar o tağut esede karşı kıyam ettiğinde de mırın kırın edeceksiniz. Üstelik toz kondurmadığınız nasrallah çetesi de o müslümanları öldürmek için suriyeye gidecek. Hiç kusura bakmayın hudaparlı kardeşler bu suriye imtihanı sizin için hiç iyi görünmedi. Vallahi sizin adınıza üzüldüm.
Mehmet09
08 Nisan 2014 Salı 20:24
20:24
Sevgili Türkiye Hizbullahi Camiya gönül vermiş kardeşlerim !

Aşağıda İnzar Dergisi Eylül 2013 /-Başyazısını serlevha yapmanızı rica ediyoruz.

Fitneye Ortak Olmaktan Kaçının

“Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir. “ (Enfal: 25)

Bu dergide yazdıklarımız genellikle tüm Müslümanları ilgilendiren ve istifade edilebilecek konulardır. Okuyucularımıza –özellikle devamlı okuyucularımızı ve abonelerimizi bir ailenin fertleri gibi gördüğümüzden– “olsun, yapılsın, yapalım…” şeklinde hitap ediyoruz. Yazdıklarımızın ve birbirimizden istediklerimizin imanımıza, ahiretimize, davamıza, Müslümanların faydasına olduğuna inandığımız ve okuyucularımızın da buna inandığını bildiğimiz için bu ifadeleri kullanıyoruz. Zira birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Sorumluluklarımızın ağırlığını ve zorluğunu biliyoruz. Şartlarımızı ve imkânlarımızı biliyoruz. Kabiliyet ve gücümüzü biliyoruz. Kendi beklentilerimizi ve bizden beklenenleri biliyoruz.

Mümin kullarına yardım eden, esbab hazırlayan, düşmanın oyun ve tuzaklarını bozan Allah (cc)’tır. O (cc) yardım ettiği zaman, O (cc) esbab hazırladığı zaman, O (cc) düşmanın oyun ve tezgâhını bozduğu zaman mümin için izzet vardır, galibiyet vardır, muvaffakiyet vardır. Biz bunları okuduklarımızdan bildiğimiz gibi pratiğimizde de aynel yakin müşahede etmişiz ki, Allah (cc) ancak onunla irtibatımız sağlam olduğu zaman bizi galip kılmış, muvaffak ve aziz etmiş, bizlere esbab hazırlamış ve düşmanın bize yönelik oyun ve tezgâhlarını bozmuştur.

İnsan olmamız hasebiyle yanlışlıklarımız olur ancak çok fazla yanlış yapma lüksümüz de yoktur. Birileri tek başına yanlış yapabilir. Nihayet zararı kendisine ve konumuna göre Müslümanlara olur. Ancak bir grup veya bir çevre yanlış yaparsa bunun zararı da kendi konumuna göre olur. Evet, bizim yanlışımız bizimle birlikte büyük bir kitleye, kitlelere taalluk eder. Dolayısıyla bunun sorumluluğu ve hesabı ağır olur. Hiçbir kardeşimizin böyle bir sorumluk altına girmesini istemiyoruz. İmkânlarımız dâhilinde gerek sözlü, gerekse yazılı olarak birbirimizi korumaya çalışıyoruz. Okuyucularımızla beraber en bariz özelliğimiz, bazı şeyler hoşumuza gitmese bile, itaat dairesi içinde olduğu müddetçe birbirimizi dinliyor ve itaat ediyor olmamızdır. Bunun için Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

Rabbul Alemin’e ruhumuzu teslim etmeden önce O (cc)’nun razı olacağı çok şey yapmak istiyoruz. İslam ve Müslümanlara her ortam ve şartta yardımcı olmak ve hizmet etmek istiyoruz. Zihinlerimizdekileri, kalbimizdekileri, kendi aramızda konuştuklarımızı imkân ve şartlardan dolayı tam olarak yapamıyorsak bile yaptıklarımızdan dolayı bir hata ve yanlışa düşmemeye gayret sarf ediyoruz. Rabbim bizleri, tüm kardeşlerimizi, yeryüzünde sıkıntı içinde olan Müslümanları, hassaten İslam’a ve Müslümanlara hizmeti kendisine esas alan Müslümanları korusun, onları ümmetin zararına olacak duruşlardan muhafaza etsin.

Burada özellikle şu hususa değinmek istiyoruz: Ümmet olarak karşı karşıya bulunduğumuz düşman işgal, zulüm ve katliamı hepimizin malumudur. Ancak bundan daha acı olan durum, ehli kıble olarak bilinen Müslümanların birbirleriyle savaşmaları, birbirlerinin kanlarını dökmeleri, birbirlerine zulmetmeleri, birbirlerini hicrete zorlamaları ve mahkûm etmeleri, verdikleri demeçler ve kaleme aldıkları yazılarla birbirlerini yıpratmalarıdır. Biz bunu bir fitne olarak görüyoruz. İsimleri ne olursa olsun, hangi kesime mensup olurlarsa olsunlar, ülke içinde ve ülke dışında bu ateşi körükleyenlerin fitneye katkı sunduklarına inanıyoruz.

Her ne amaçla olursa olsun, İslam topraklarında yerleşim yerleri bombalanıyorsa, çocuk kadın, genç, ihtiyar insanların ölümüne sebebiyet veriliyorsa, Müslümanlar evlerinden ve barklarından ayırılıp muhacir konumuna sokuluyorsa, muhacirlerin namuslarına el uzatma ortamlarına sebebiyet veriliyorsa bütün taraflar bunun vebaline ortaktır. Herkesin bir şekilde bu fitne ateşinin söndürülmesi için katkı sunması gerekirken, ilgili ilgisiz hemen tüm tarafların kalem ve dilleriyle bu ateşi körüklemeleri çok vahim bir durumdur.

İslami duyarlılığı olan her Müslüman konuşunca, yazınca ve tavır takınınca imkânı ölçüsünde İslam’ın, Müslümanların faydasına olacak şekilde konuşur, yazar ve tavır belirler. Hatta vuranlar ve vurulanlar da Kur’an’dan, sünnetten veya İslam âlimlerinden deliller getirir. Aynı şekilde, ifrat ve tefrit içinde olan her grup ve cemaat de delilini Kur’an’dan, sünnetten ve İslam âlimlerinden getirir.

Kıymetli okuyucu ve kardeşlerimiz! Müslümanların birbirleri ile uğraştığı bu fitne ortamında; kardeşlerinizle baş başa olduğunuz ortamlarda, sohbetlerinizde, seminer ve konferanslarınızda, yazılarınızda hatta bir haber ve köşe yazısına bir yorum yazdığınızda mutlaka ölüm ve ötesinin hesabını yapın. İmanınıza, ahiretinize, davanıza, çevrenize, genel olarak İslam ve Müslümanlara fayda ve zararının hesabını yapın. Düşünceleriniz, konuşmalarınız ve yazılarınız size göre doğru bile olsa, genel anlamda İslam ve Müslümanlara faydalı olmayacaksa konuşmayın, yazmayın, yorum yapmayın ve yorum yazmayın. Fiili olarak mevcut fitnenin önünü alma imkân ve gücünüz yoksa Rabbimize yönelerek ümmetin birliği, vahdeti, kaynaşması ve arasındaki fitnenin sönmesi için yalvararak dualarda bulunun.

Bizim tavsiyemiz, bu tür ortamlarda konuşup yazmaktan çok İslam’ı okumak, anlamak, amel etmek, insanlara İslam’ı öğretmek ve İslami yaşantıyı tavsiye etmek olsun, diyoruz. Ama birileri mutlaka yazacak ve konuşacaktır. Konuşacak ve yazacak olanlar da mutlaka Müslümanların istifadesini amaçlamalıdır. Çatışma ve düşmanlığa sebebiyet verecek tabir ve yaklaşımlardan özellikle kaçınmalıdır. Evet, belki herkesi memnun edemeyebilirsiniz. Ama en azından konuştuklarınıza ve yazdıklarınıza eleştiri geldiğinde bile, “…eksiktir, daha başka şeyler söylenebilir ve yazılabilirdi ama bu eksik haline rağmen İslam ve Müslümanlara zarar vermeyecek şekilde bir denge tutulmuştur…” diye karşılanmalıdır.

Biz tüm Müslümanların bu hassasiyeti göstermesini istiyoruz. Sesimiz herkese ve kesime ulaşamıyor olsa bile bizi dinleyen, okuyan ve sesimizin gittiği her kardeşimizin buna uymasını istiyoruz. Yükümüz ağırdır ve sorumluluklarımız çoktur. Takınacağımız yanlış tavırlarla kendimize ve kardeşlerimize zarar vereceğimiz gibi bizden beklenti içinde olan Müslümanlara da zarar vermiş oluruz. Bunun hesabı ağırdır. Hele hele Allah’ın (cc) bizden yüz çevirmesine sebebiyet verecek söz ve davranışlar içine girersek hem dünyada hem de ahirette hüsrana uğrarız, Allah (cc) muhafaza.

Allah’a (cc) emanet olun.

Başyazı / İnzar Dergisi – Eylül 2013

ALINTI : http://www.inzardergisi.com/Yazar/Makale/Fitneye-Ortak-Olmaktan-Kacinin--448.html


Aydın ilinden genç bir kardeşiniz.Selam ve dua ile
cundullah
08 Nisan 2014 Salı 19:08
19:08
zaten sitenin dünya haberleri bölümüne girdiğinizde ne olduğunu anlıyorsunuz.

suriyeli mücahidler lehine tek haber yok. hep hizbullah ve iran..(...)
Mehmet09
08 Nisan 2014 Salı 18:26
18:26
Bismillah

Sayın editör kardeşim

1)Esas olan Türkiye Hizbullah Cemaatinin resmi basın bürosu olan www.huseynisevda.biz'in açıklamalarıdır.

3)''İlgili site cemaati bağlamıyorsa bunun duyurulması hayırlı olur. Fitne ortamı sitemizin uyarısından değil, bu tür yazıları sansürsüz yayınlamaktan beslenir. '' demişsiniz.

a) Bu yazının yayınlanmasından ancak kendini taraf olmaktan alıkoyamayan bir zihniyet/kişiler rahatsız olması gerekir.

b)Sizde takdir edersinizki camia tekdüze bir zihniyete ve kişilere sahip değildir ve bu kanaatimce camia için birer zenginliktir.Ayrıca bu kardeşin görüşlerini paylaşmasıda bu yazının yayınlanmasıda birer zenginliktir. Farklı bakış açısına sahip bir yazıya sitede yer verilmesi sizin açınızdan fitne unsuru olabilir.Bu sizin taraf eksenli hareket ettiğinizin göstergesidir.

4)Camianın herkonuda tutumu ortadır. Tv ,gazete,radyo,dergi ve stk'ları ile bunu açıkca dile getirmektedirler.Fakat sizler işinize gelen yazıyı alıp asıl beyanatı gözardı ettiğinizden sağlıklı bir değerlendirme yapmaktan uzaktasınız kanaatimce

3)Sadece “Camianıza yakınlığı bilinen bu sitede yayınlanan bu yazı hakkında görüşünüz nedir?” demişsiniz Camianın resmi basın bürosunun Suriye meselesine dair kamuoyuyla paylaştığı görüşlerini sizler için tekrardan paylaşması hem zaman israfı hemde abesle iştigaldir.

Aşağıda kamuoyuyla paylaşılmış bir röportajın Suriye meselesine dair olan kısmı verilmiştir.

HİZBULLAH CEMAATİ YÖNETİCİLERİNDEN SAYIN İSA BAGASİ İLE RÖPORTAJ-20 Kasım 2013

Suriye’deki iç savaş ile ilgili tavrınız sürekli soruluyor ve sorgulanıyor. Gerçi şu ana kadar bu konuyla ilgili olarak bazı beyanatlar, makaleler ve son olarak Sayın Edip Gümüş’ün bir röportajı yayınlandı. Bunu bir de sizden duymak istiyoruz. Suriye iç savaşı konusundaki tavrınız nedir?


Suriye’deki olayların başlangıcından itibaren biz Cemaat olarak net bir şekilde tavrımızı ortaya koyduk. Gelişen süreç içinde Cemaat Rehberimiz, sitenize verdiği bir mülakatta bu durumu net bir şekilde ortaya koydu. İlk günden beri Müslüman Suriye halkının haklı taleplerinin karşılanması ve İslami bir hükümetin kurulması doğrultusunda verilecek İslami bir mücadelenin yanında olduğumuzu söyledik ve bunu kamuoyuna da deklare ettik. Ancak yapay ve dış müdahalelerle bir iç savaşın yaşanması, ülkenin harabeye dönüşmesi ve yüzbinlere varan mazlum insan ölümlerinin yaşanmasının savunulacak bir tarafının olmadığını da belirttik. Bugün gelinen aşamada bu durumu herkes görmekte ve kabul etmektedir.

Kaynak: www.huseynisevda.biz

Aydın ilinden genç bir kardeşiniz.Vesselam
KENAN ÇERMİKLİ
08 Nisan 2014 Salı 17:29
17:29
Eğer Huda Par(Mustazaf/Hizbullah) Onaylamıyor İse Bu Yazıyı Hemen Ya Kaldırmalı Ya Tekzip Ya Da Düzeltme Yapmalı Yoksa ............. Yazık
KENAN ÇERMİKLİ
08 Nisan 2014 Salı 17:26
17:26
Ben Bı Müslüman Olarak Ve Aynı Zamanda Dıyarbakır Çermikli Olup Huda Par A Oy Veren Biriyim.. Allah’ım Bu Muhammed Cermiki Vb. Den Beeerrrriiiiiyyyiiiiimmmm.
Murat Bey'e
08 Nisan 2014 Salı 15:26
15:26
Humeyninin; "Aise, talha, zubeyr, muaviye" köpek ve domuzlardan daha necistir sözünü duymamis galiba, sahabinin kuran'dan eksiltme ve ilave yaptigini, hadis uydurdugunu söylediğini..
Hz Ebû bekir ve Hz Ömer'e Kureyş in iki putu diyenler rafizilerden başka kimdir?
Şia alimlerinin imameti ve imamlarin masumiyetini inkar edenlerin kafir olduğunda icma ettiğini ve ehli sünnet'i kafir gördüğünü bu beyefendi nerefen bilsin.
Onlarin kaynaklarini okuma gereği duymayip, sadece süslü sözlerine kapılan akilsizlardan olmak böyle olsa gerek..

Şia'daki tekfir aşırıligi hiçbir cematte olmadı, olamaz.
Onlar ümmette ilk fitneyi baslatan ve tarih boyunca ihanet eden bir kavim oldular.

İsrail'in güvenliğini sağlamayı filistin davasi adı altinda bu ummete pazarlayanlar zulum ve cahillik ediyor ve bu ümmeti salak yerine koyuyorlar.

Allah'a hamdolsun ki suriyedeki furkan savaşı temizi pisten, mümini kafirden ayırmıştir.


demiş zataliniz.

yukarıdaki iddialarınızın ne kadar yalan olduğunu, ben okuduğumdan biliyorum, öyle salllama yok, birileri copy paste yapacak, sen de okuyacan , buraya taşıyacan, vallahi kendinle beraber yanlış bilgi verdiğin insanları da vebale sokuyorsun, günahtır.

1.Şia , ancak Ehlibeyt'in hakkını teslim etmeyen, onlara yapılanları mazur gören, velayeti inkar eden ve bildikleri halde bunda ısrar eden alimlerin mustazaf olmadığını söyler, tekfir sizin işinizdir.Kafa kesenleri neden tekfirci olarak görmüyorsunuz?

2.Humeyni hakkındaki tüm iddialarınız yalandır,istenirse ispatlanır, Allah demiyo mu kardeşim, bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, bir fasık size bir haber getirdiğinde...vs.

3. İmamların masumluğuna kanıt yaşamlarıdır.Buyrun bana Ehlibeyt ile ilgili bir tek günah, kusur, hata vs. gösterin.Var mı örneği tarihte, hayatlarında?Ben size çuvalla Ehlisünnet kaynaklarından örnekler vereyim diğerleri için.

İNSAFLI OLUN! KONUŞULACAK ORTAMLAR YARATIN, ÇEKİŞECEK DEĞİL.BİZLER KENDİ SİTELERİMİZDE ÇIKAN CİHAD NİKAHI İLE İLGİLİ HABERLERİ YAYINLAYANLARA MESAJLAR YAZIYORUZ Kİ YAPTIĞINIZ YANLIŞTIR DİYE, AYNI HOŞGÖRÜYÜ SİTENİZDEKİ SAĞ DUYULU MÜSLÜMANLARDAN DA BEKLİYORUZ VESSELAM
HAKSÖZ-HABER / EDİTÖR
08 Nisan 2014 Salı 15:00
15:00
1-Bazı okuyucuların yorumlarından yayınladığımız haberin başlığını kendi cemaatlerine yönelik bir itham olarak algıladıkları anlaşılıyor. Bu doğru bir tespit değildir. “Zalimler topluluğu” ile kast edilen güruh Esed'in zulmüne ortak olan, onun yanında savaşan HizbulEsed taifesidir. Bunu belirtmiş olalım! (Alıntılanan yazının sonunda “zamanın bu taifeyi haklı çıkartacağı” ifadesine binaen, Allah zalimleri haklı çıkartmaz anlamında bir başlık tercih ettik.)

2- Bazı okuyucular cemaatin Suriye konusunda duruşu belli diyorlar. Suriye'de Esed yönetiminin devrilmesini ve İslami bir yönetimin kurulmasını desteklediklerini söylüyorlar. Sorun tam da burada. Evet, buna biz de şahidiz, defalarca bu yönde açıklamalar yapıldı ama bu açıklamalarla yukarıdaki yazı nasıl bağdaştırılıyor, bunun izah edilmesi gerekmiyor mu? Bir yandan Suriye'de İslami bir yönetim arzulandığı ve Esed'in zalim olduğu söyleniyor ama bir yandan da Esed'i haklı çıkartan bir yazı iki gün manşetten duyuruluyor. Bunun izahı gerekir!

3-İlgili site cemaati bağlamıyorsa bunun duyurulması hayırlı olur. Fitne ortamı sitemizin uyarısından değil, bu tür yazıları sansürsüz yayınlamaktan beslenir.

4-Cemaatin bir tek yazı üzerinden hedef alındığından yakınılıyor. Böyle bir şey yok. Sadece “Camianıza yakınlığı bilinen bu sitede yayınlanan bu yazı hakkında görüşünüz nedir?” diye sorulmuştur. Dikkat edilirse yazı hakkında pek bir yorum yapmamış, ayrıntısına da girilmemiştir. İtham etmeden, mahkûm etmeden sadece sorulmuştur, bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz, kabul ediyor musunuz diye.

5-Suriye'de kardeşlerimizin üzerine varil bombaları yağarken, aşağılık bir Baas rejimini savunma adına hala bu tartışmaların sürdürülüyor oluşunu içimiz acıyarak, kahrederek izliyoruz. Ve hiçbir Müslümana bu zalim taifeyle doğrudan olmadığı gibi dolaylı yakınlık ifade eden söylemleri de asla yakıştıramıyoruz!
Mehmet09
08 Nisan 2014 Salı 13:46
13:46
Kardeşçe bir ikaz

1)Özgür-der Camiası/Haksöz olarak sizlerin Suriye konusunda genelde İslami Camialardan özelde ise Türkiye Hizbullah Camiasından beklentiniz net değil.Suriyede halka ve dahi Türkiyede muhacirlere yardım edilmesini mi istiyorsunuz yoksa fiili olarak İslami Camiaların fertlerinin Suriyedeki savaşta fiili olarak bulunmasınımı istiyorsunuz ? ...

2)Suriye meselesinde maalesef AKP ve Özgür-Der Neo Osmanlıcılık açmazında...

3)Gelinen süreçte Özgür-Der /Haksöz olarak SAuriye meselesinde ümmetin ittifak edeceği bir programa sahip değilsiniz ki dışınızdaki camiaların Suriye meselesinde çözümüm bölge ülkeleri ile çözülebileceği tezi hala canlı ve geçerli ...

4)Suriye hadisesi ile Haksöz her açıdan diğer İslami Camialar ile ayrışırken son üç yıllık yayınınıza bakan biri olarak Haksöz'den ----> Aksöz'e geçişinizi ibretle izlemekteyim .

5)AKP politikalarına eklemlemenizi şuradan anlayabiliriz.

Suriyeye müdahaleyi Şii'ler üzerinden yapan İran'a ve onun payandası Lübnan Hizbullahına karşı tutumunuz ile son günlerde ortaya çıkan kasetle Suriyeye müdahaleyi Süleyman Şah üzerinden yapmaya çalışan ve oradaki zulümleri ile en az İran kadar zalim olan muhaliflere destek veren Akp/Sistem /T.c karşı tutumunuz Maalesef bir değil...Adil olunuz.

6)Özellikle Türkiye Hizbullahı söz konusu olunca mal bulmuş mağribi misali bir yazar kardeşin yazısını baz alarak CAMİANIN GENELİ HAKKINDA hükme varmanızıda esefle takip ediyoruz.Hele bu ve bundan önceki birkaç yazıdaki başlıklar tamamen manipülatif ve İslami Vahdet 'den uzak bir dile sahip ...Yakışmıyor...


7)Rica ediyorum genel olarak İslami Camiaların yapmış oldukları güzel hizmetleri görmezden gelmeyiniz.
Mehmet09
08 Nisan 2014 Salı 13:01
13:01
HİZBULLAH CEMAATİ YÖNETİCİLERİNDEN SAYIN İSA BAGASİ İLE RÖPORTAJ-20 Kasım 2013

Suriye’deki iç savaş ile ilgili tavrınız sürekli soruluyor ve sorgulanıyor. Gerçi şu ana kadar bu konuyla ilgili olarak bazı beyanatlar, makaleler ve son olarak Sayın Edip Gümüş’ün bir röportajı yayınlandı. Bunu bir de sizden duymak istiyoruz. Suriye iç savaşı konusundaki tavrınız nedir?


Suriye’deki olayların başlangıcından itibaren biz Cemaat olarak net bir şekilde tavrımızı ortaya koyduk. Gelişen süreç içinde Cemaat Rehberimiz, sitenize verdiği bir mülakatta bu durumu net bir şekilde ortaya koydu. İlk günden beri Müslüman Suriye halkının haklı taleplerinin karşılanması ve İslami bir hükümetin kurulması doğrultusunda verilecek İslami bir mücadelenin yanında olduğumuzu söyledik ve bunu kamuoyuna da deklare ettik. Ancak yapay ve dış müdahalelerle bir iç savaşın yaşanması, ülkenin harabeye dönüşmesi ve yüzbinlere varan mazlum insan ölümlerinin yaşanmasının savunulacak bir tarafının olmadığını da belirttik. Bugün gelinen aşamada bu durumu herkes görmekte ve kabul etmektedir.

Kaynak: www.huseynisevda.biz
Mehmet09
08 Nisan 2014 Salı 12:54
12:54
Biismihi Subhanehu

1)Sevgili Hasan Soylu kardeşim Türkiye Hizbullah Cemaatinin genelde beşeri meselelerde özelde ise Suriye konusunda mutedil çizgisi , vasat duruşu ortadadır. Suriyeli muhacir kardeşlerine karşı tutumu ortadadır.Tv,gazete, dergi ve Stk'larının teori ve pratikleri ortadadır.

Eğer birileri bu camiadan Sunni-Şii fitnesini körükleyecek bir girişimde bulunmasını arzuluyor ise bu söylem kendilerini bağlar.Bir hareket mutedil /vasat olmak zorundadır hele hele Türkiyede neşv-u nema bulmuş bir hareket Suriye meselesinde bir ittifağın olmadığı bu zamanda daha dikkatli , akl-ı selim hareket etmek zorundadır.

Kardeşim asıl sorun Suriye meselesinde kardeşlerimizin Türkiye Hizbullahi Hareket'den isteklerinin gri oluşudur.Yani halka yardım mı istenilmektedir yoksa mensublarının veya muhiblerinin fiili olarak Suriyede olması mı istenilmektedir?


Özetle aziz kardeşim inanın bizlerde kardeşlerimizin vasat çizgimizi anlamadan sloganik söylemlerle , toptancı bir mantıkla bizleri mahkum etmeye dair girişimlerinden bıktık.
M.ALİ TURGUT
08 Nisan 2014 Salı 12:16
12:16
ben bir özgürder üyesi olarak şuna bir kere daha vurgu yapma ihtiyacı hissediyorum...eleştiri sonuna kadar olabiir bir şeydir bu ayrı ama kafirlere kullanılacak bir ibarenin müslümanlar için kullanılmaması gerekir...şüphesiz allah zalimler topluluğunu hidayete eriştirmez ayeti çok yanlış bir itham olmuş müslüman kardeşlerimiz için
Hüseyin
08 Nisan 2014 Salı 12:09
12:09
O sizlerin söyledikleri Ayetleri ve düsünceleri sanki Iranli Ulema veya Nasrullah bilmiyor. Olaylarin baslangicindan beri onlar ayni seyleri söylediler.Suriyeyle ilgili taa bastan beri bir sürü Sayia cikarilmis ve bu saibelerin etkisi altinda akil tutulmasi yasanmistir.Zaten gelinen noktada Nasrullahi hakli cikarmistir.Nasrullahin Suriyeye müdahale icin söyledigi bütün gerkceler dogrudur...Bence yaptiklari hata Suriyeye girmekte gec kalmalaridir.
Ahmet
08 Nisan 2014 Salı 11:44
11:44
Hürseda yı cemaatin savunmadığı onaylamadığı gerçeğini görün.Hürsedayı eleştirin suçlayın karalayın anladık da Cemaat ile ilişkilendirmek için deliliniz ne.Adamlar site bizim değil diyor yazıyı da kendi görüşlerine ters buluyor,siz hala haberi toptancı kafayla Cemmat üzerinden sunup yorumluyorsunuz.Yazıklar olsun size...
Mehmet09
08 Nisan 2014 Salı 11:42
11:42
Bismillah

Sayın Özgür-Der Camiasından yetkili kardeşlerim ve Özgür-Der Camiasına muhib olan kardeşlerim :

- Böyle bir/birkaç yazar kardeşimizin yazısından hareketle yola çıkıp Camiaların içinde bulunduğu duruma dair hüküm vermektense Suriye meselesi hakkında genelde İslami Camiaların özelde Türkiye Hizbullah Camiasının ne yapmasını istiyorsanız açık -net dile getirmeniz -ilişkiler bakımından - en hayırlı ve en kesin çözümdür.


İNNEMEL MU'MİNUNE İHVETUN.
ubeydullah
08 Nisan 2014 Salı 11:32
11:32
Hüdapar çevresinden kardeşlerin taassupçu, fanatik grupçu tavırlarını çok yanlış ve tehlikeli buluyorum. Ne zaman kendileriyle ilgili bir eleştiri yazısı çıksa okumadan, anlamadan hemen hücüm ediyorlar. Tehditler, küfürler. Bu ne ya!Muhammed çermikli isimli yazar hizbullahı, nasrallahı savunuyor. hizbullah ne yapıyor esedin safında savaşıyor ve müslümanları öldürüyor. bunu görmemek için ya kör olmak lazım ya da gizli şii ya da iranın adamı olmak lazım. olay bu kadar net.
Hasan Soylu
08 Nisan 2014 Salı 10:56
10:56
Kardeşler vallahi bıktık, usandık! Baas rejiminin adi, alçak bir diktatörlük olduğunu ve değil bir Müslümanın, vicdan sahibi hiçbir insanın bu zalim, tağuti diktatörlüğü savunmaması gerektiğini anlatmaktan yorulduk! Ama yine de zalimlere meyletmeyin sonra ateş dokunur ilahi uyarısını hatırlatmak görevimiz olduğundan hatırlatmayı sürdürüyoruz. Umarız ki fayda verir!

Bu yazıyı kendi cemaatlerine karşı bir saldırı, bir hakaret olarak değerlendiren kardeşler lütfen soğukkanlı bir şekilde meseleyi tahlil etsinler. Acaba İslami bir cemaatin bir mensubunun tağuti bir rejimi savunan yazısının iki gün ilgili sitede manşetten verilmesi mi, yoksa bu yanlışa dikkat çekilmesi mi kötüdür? Acaba İslami hükümleri ihlal eden insanların yaptığı mı yoksa yanlış yapan müslümanları uyarmak mı fitne çıkarmaktır?

Allahu Teala Mücadele suresinde "Alalh'ın ve Resulünün sınırlarını aşan kimselerle Müslümanların dost olamayacağını buyuruyor. Velev ki bunlar babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz ya da aşiretinizden de olsalar buyuruyor. Eğer siz İran'ın hatırını, Nasrullah'ın hatırını Allah'ın açık hükümlerinden daha sevimli tutuyorsanız feci bir duruma düşmüşsünüz demektir. Allah rızası için "bu ne haldir" diye vicdanınıza sorun! O methettiğiniz kişi dün hayırlı bir yol tutturmuş olabilir ama bugün zalime uşaklık yapıyor. Bakın dünkü demecine, Esed rejimi daha da yıkılmaz diye müjde veriyor dünyaya! Allahu Teala "zalimler asla ahdime yetişmez" buyururken, bu zat Esed'i tebcil ediyor, demek ki zalim olarak görmüyor. Allah onu dostuyla haşretsin!

Bu vahim duruma onay vermeniz mümkün olamaz. Bu yüzden bu yanlışlara tavır alın denilmesi sizi rahatsız etmesin, bilakis yanlışın kendisidir asıl rahatsızlık duyulması gereken şey!

Ve şunu unutmayın ki sizin gerçek dostunuz yüzünüze karşı gülenler değil, yanlış yaptığınızı gördüğünde sizi açık bir dille eleştirendir, uyarandır! Müslümanlar sözü dinler ve en güzeline tabi olurlar!
merxas
08 Nisan 2014 Salı 10:04
10:04
camianın suriye ve diğer islami guruplar hakkındaki görüşünü ifade eden inzar dergisi nisan ayı baş yazısını insaf sahiplerine sunuyorum...

"Müslümanların her bir başarısına sevinmiş, Rabbimize hamd etmiş ve daha büyük zaferler için dua etmişiz. Aynı zamanda acılarını bütün bedenlerimizde yaşamış, her bir acılarına ağlamış ve Müslümanların selameti için münacatta bulunmuşuzdur. Yeri geldi Usame’nin ABD, dostları ve işbirlikçilerinden korunması için dua ettik ama Ahmet Şah Mesut’un katledilme şekline üzüldük. Afganistan’da ABD öncülüğünde gerçekleşen işgal karşısındaki direnişe sevindik; çarşıda, pazarda yapılan intihar saldırılarına üzüldük. ABD’nin iki bin sonrasında Irak’taki işgal sırasında Felluce direnişi başta olmak üzere mücahitlerin direnişlerine sevindik ama taziye çadırlarına, camilere, pazarlara yapılan saldırılara üzüldük ve doğru olmadığını söyledik. Lübnan’da Hizbullah’ın Siyonistlere karşı şanlı direnişine ve Filistinli mücahitlere verdikleri destek ve onlarla işbirliklerine sevindik ama içinde bulundukları son duruma üzüldük. Çeçen mücahitlerin direnişine sevindik ama ihtilaflarına üzüldük. Filistin direnişinin hep arkasında olduk, başarılarına sevindik, ama Gazze direnişini zayıflatmaya sebep olan sözüm ona emirliklerin çıkışına üzüldük. Mısır’daki Müslümanların başarılarına sevindik, ancak İslami kisveleri ile zalimlerin, münafıkların ve kâfirlerin yanında yer alan Müslümanlara üzüldük.

Müslümanların önderlerinin ve komutanlarının yine Müslüman olan kardeşleri tarafından katledilmelerine kahrolmuş, camilerin bombalanmasına yüreğimiz dağlanmış, çarşı pazar demeden kadın, çocuk, yaşlı binlerin katledilmesine gözyaşı akıtmışız. Şii ve Sünni blokların oluşturulması, aralarına derin hendeklerin kazılması, fitne alevlerinin yükseltilmesi, kin ve nefret tohumlarının ekilmesine üzülmüş, imkânımız dâhilinde bu alevlere siper olmaya çalışmış, bu ateşin söndürülmesi için Rabbimize niyazda bulunmuşuzdur.

Her şeye rağmen; “Ben Müslümanlardanım” diyen insanları dışlamıyor ve onların ümmetin birer parçaları olduklarına inanıyoruz. Hatta avazımız çıktığınca bağırıp sesleniyor ve şöyle diyoruz: “Ey Müslümanlar! Yaptıklarınızı bir daha gözden geçirin. Müslüman kardeşlerinize merhamet edin. Bütün kin ve nefretinizi İslam düşmanlarına yöneltin. Allah (c.c)’ın gazabı bizi yakalamadan Müslümanlara karşı beslediğiniz kin ve nefreti terk edin. Kardeşler olarak birbirinize kucak açın, dağılmış saflarınızı birleştirin. Hedefinize yalnız İslam düşmanlarını koyun. Yapacağınız işler, Şeytan ve taifesini değil, Müslümanları sevindirsin. Birliğiniz ve kardeşliğiniz ümmetin kanayan gönüllerine şifa olsun, kederlerini gidersin ve Rabbimizin bize vadettiği zaferlerin kapısını açsın.”

http://www.inzardergisi.com/Yazar/Makale/Mutedil-Bakis-ve-Tavrimizi-Muhafaza-Edelim.html
M.ALİ TURGUT
08 Nisan 2014 Salı 09:56
09:56
Allah sizi affetsin insan müslüman kardeşine allah zalimler topluluğunu hidayete eriştirmez dermi...sizde şahitsiniz bizde şahidiz ki bu insanlar müslüman ve bundan dolayı suriyedeki mücahitler nasıl kardeşlerimizse bunlarda bizim kardeşlerimiz heppimizin hatalarından dolayı allah bize merhamet etsin bizi ıslah etsin
Ali
08 Nisan 2014 Salı 09:53
09:53
Artık olmuyorsunuz ama...Bir camiyayı kötülemek için elinizden geleni yapıyorsunuz.Suriye mücadelesi üzerinden rant sağlamak T.C. nin size yüklediği vazifeyi yapmak için çırpınıyorsunuz.Gerçekten destekliyorsanız Suriya Cihadını fertlerinizi gönderin biz de saygı duyalım.
fatih
08 Nisan 2014 Salı 09:07
09:07
Çok yanıltıcı ve suriye direnişini karalayıcı bir yazı. Bazı yanlışlar üzerinden kabul edilemeyecek facia cinsinden yanlışların üzeri örtülmeye çalışılıyor. Cemaatli olmakla cemaatçi olmak, mezhepli olmakla mezhepçi olmak arasındaki fark her zaman kendini adaletsiz ve taraflı söylemlerle ve bazende zulümle kendini gösterir. Suriye direnişi üzerinde vermiş olduğu tüm hatalı durumların doğru olduğunu düşünsek de Esad' ın zalimliği ve esad' a yardım edenlerin facia derecesindeki zulme ortak oluşları, her gün onlarca çocuk ve sivil insanın varil ve vakum bombalarıyla öldürüldüğü, kadınlara tecavüz edildiği, işkencelerin devam ettiği, esad' ın bir islam düşmanı olduğu vs. vs. gerçeğini örtmeye ve duyarsız kalmak bir yana bu zulmü meşru göstermeye ve zalimin yanında yer alarak mazluma savaş açmaya bahane teşkil edermi. Haklı bir yazı olamamasının ötesinde insaflı bir yazı da olamamış. Hiç bir parti ve de hiç bir lider için bir yanlış savunulamaz çok doğru. Peki konu iran veya hizbullah olunca neden her şey değerlerin ve ilkelerin çeğnenmesi pahasına savunuluyor. Allah insaf ve merhamet duygusu versin.
Hadii
08 Nisan 2014 Salı 08:34
08:34
Hüda-par kuruluş beyannamesinde suriye ile ilgili bölümde yer alan "İki tarafında zalimliğinden berriyiz" ifadesi, aslında bu camianın suriye politikasını gözler önüne sermekte. Komple bir yapıyı töhmet altında bırakmak, yada hepsini aynı kefeye koymak elbette doğru bir tavır değildir. Lakin bir camia'da bu denli önemli mevzularda zihin karışıklığının yaşanması elbette kabul edilemez bir durumdur. Mazlumun mazlumiyetini beyan etmek tek başına yeterli olan birşey değildir.Bunun yanında zalimi, ve onun yardakçılarınıda lanetlemek gerekmektedir. Yazar ile ilgili birşey söylemek gereksiz, Mezhepçiliği, mezhepçilik yaparak eleştiriyor. Alttan alta Esed'i meşrulaştırma derdinde. Ölümün her çeşidini tadan, tarihte görülmemiş işkence ve zulümlere maruz kalan bir halkın acziyetini ifade etmek, bu mağduriyeti gidermeye çalışmak çabasında olmalıyken, karalama "amalı" ifadeler kullanmak tutarsızlığın alasıdır.

Filistin meselesini ağzından düşürmeyenler, Mısırda ki direnişi Tv'lerinde canlı olarak aktaranlar, Kahire ve Şam'ın arasını açanların küçük, faydasız çıkarlar peşinde koştuğunu düşünmek sanırım itiraz edemeyeceğimiz durumdur. Mesela Hüda-Par'a yakın müslümanlar, her seferinde Esed zalim, halk mazlum söylemini dillendirdiklerini görüyorum. Lakin bugüne kadar bununla ilgili bir eylem yapmadıklarını gördüm. (Kimsayasal saldırı istisna). Üzerine daha birçok şey yazılacak bu konuda son olarak şunu belirtmek gerekir ki: Zalimde olmayın, zalime meyletmeyin, zulme sessiz kalmayın,yoksa ateş sizede dokunur...
Vesselam
meg
08 Nisan 2014 Salı 02:28
02:28
Suriye cihadı bedir kadar imtihanı ağır pak ve onurlu bir savaştır.. bu Cihad kendisine kara çalan ahmak ve bedbahtların suretinde hep bir utanç sebebi olarak kalacaktır.. malum yazı, saha ve vakıa ile ilgili bir çok fahiş hatayla dolu.. Zaten yazı saha üzerinden edinilmiş bilgiler ile değil, savaşta taraf olan bir mahfilin idialarını tekrarlayarak ona olan aşkı üzerine temellendirilmiş bir yazı… Evvela Suriye isyanını takip eden herkes bilir ki El kaide unsurları kıyamın başlamasından 1, yada 1,5 sene sonra isyana dahil olmuştur yine Suriye de sahada neler olup bittiğini merakeden biri bilir ki El kaide sahada savaşanların sadece yüzde 10 nu teşkil eder ve El kaide nin Suriyede ki tek temsilcisi olan nusra cephesinin savaşçılarının yüzde 70 i Suriyeli mücahitlerden oluşur ki , nusra cephesi tekfirci düşünceye sahip olmadığını ümmetin diğer unsurlarıyla ilgili perspektiflerinin ne olduğunu defatle beyan etmiştir, ve sahadaki pratikleriyle de böyle bir tutum içinde olmadıklarını defalarca ıspatlamışlardır…şimdi bukadar verili bilgi ortadayken malum yazının bütün bir Suriye kıyamını savaşın tarafı iranın propagandatif bir şablonu olan dışarıdan gelen harici-tekfirci tekerlemesiyle izaha kalkması ahmaklıktır bedbahtlıktır… Suriye halk isyanını Batının ve onun işbirlikçilerinin ürettiği yapay bir isyan olduğunu söylemek Sosyal hareketler konulu bilimsel bir zeminde bırak izah etmeyi iması bile yüzüne tükürülmeye yetecektir..suriye kıyamını çeçen cihadından, Filistin davasından mısır direnişinden ayrı tutanın yatacak yeri yoktur. kendinize gelin…
ali kartal
08 Nisan 2014 Salı 00:07
00:07
Çok konuşmaya gerek yok daha üç sene öncesine kadar siyonistlere karşı direnen hamas, hizbullah, i.cihad, fkö v.b örgütlerin bir numaralı destek kanalı suriye(esad) dir demiyormuyduk tüm islami çevreler olarak. şimdi ne oldu ki vahhabi - selefi grupların söyleminden çıkmaz olduk. Uyanın ey müslümanlar oynanan oyunları görün artık!
HAYDARİ
07 Nisan 2014 Pazartesi 23:49
23:49
Tekfirci selefiliğn tekfirine gerek kalmadı muhterem yazar..zira şii örğütü HizbulBAAS tağutbaas yönetimine asker olmakla, destek olmakla küfrü desteklemiş oldu..tağut esad ın destekçisi nasrulşebbiha ve onun şii örğütü hizbulbaas ALLAH 'tan korkun zalime destek olmanız sizi cehenneme götürür..
amedi.
07 Nisan 2014 Pazartesi 23:16
23:16
pğeki siz söyleyin işid iyimi,el kaide pazarlara bomba koyunca oluyormu..
amedi.
07 Nisan 2014 Pazartesi 23:08
23:08
siz hizbullaha yapılan hakaretleri yayınlayarak türkiyede fitne çıkarıyorsunuz. tanıdığım çok tekfirci şiayı öldürmek sevap diyor.
bu yazının neresi yanlış..türkiye suriyeye bir türbe için girse doğru diğeri yanlış..
eğer samimi iseniz bahreyinide yazın...yemen deki zulümleride yazın..
abdulfettah
07 Nisan 2014 Pazartesi 22:30
22:30
yeter suudi amerikanın oyunlarına alet olup müslümanlar arasına ektiğiniz fesat tohumları.inanın bu tohumlar yeşerirse ilk başta sizin başınıza bela olur haberiniz olsun.
HİÇ DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ?
Huseyncan
07 Nisan 2014 Pazartesi 22:24
22:24
Kurumların zaaflarından ve bu zaaflarına bahane bulmalarından bıktık usandık.
Suriye'de apaçık bir zulüm karşısında hem nalına hem mıhına vurup apaçık Esad destekçilerine toz kondurmayan, onları mazur gören ve ardından biz Esadçı değiliz diyenlerden bıktık usandık.

Kanaat önderleri sorumlular azıcık dik durun, eteğine yapıştığınız Zalim Destekçilerinden beraat edin, Allah aşkına zulme karşı apaçık tavır alın da size körü körüne inanmış kişileri böylesine zor durumda bırakmayın. Mazeret uyduracağım diye karşıtının hatalarına sığınanları böylesine zor durumda bırakmayın. Sizin hatalarınız alt tabakaya öyle yansıyor ki ıslah edemediğiniz zavallıları daha da cehalet içerisinde pekiştiriyorsunuz. Biz bu sahneleri çok gördük tabilerin nasıl canilere dönüştüğünü çok gördük. Kör çobanlar gibi sürüleri ateşe atmayın. Orada kardeşleriniz katledilirken cesetleri başında hata arayıp zulme ortak olmayın.
Vallahi Ahiret günü var, hesap günü var tabi olanlarında tabi olunanların da üzerilerine bulaşmış zulümle çıkacakları Mahşer günü var.
Alican Mustazafi
07 Nisan 2014 Pazartesi 22:18
22:18
Bismillah
Sayın Muhammed Çermikli bey isabetli ve açıkca Suriye mevzusunu özetle açıklamış. Allah basiretini arttırsın ve çalışmalarında yardım etsin. Ne yazıkki, taassub ve fitne ehline ise basiret ve feraset ihsan etsin.
ahmet
07 Nisan 2014 Pazartesi 21:19
21:19
sayın yazar yazının nersini eleştiriyorsan boltla da bilelim.ak parti eleştirildiği içinmi bu öfke..vay vay vay dün fazilet ve refah partisini partiyle bu iş olmaz diye yerden yere vuranlar olmuş partici...
ahmet
07 Nisan 2014 Pazartesi 21:16
21:16
siz evet siz suriye nemrudunu deviremiyorsunuz ve halk kılıçtan geçiyor.siz islamın savaş ahlakından nasipsizsiniz.eğer oradaki tağudu deviremiyorsan ilanihaye orada kan akıtılmasına sebep mi olacaksın yoksa tağudi idareyi yerleyeksan etmek için geri çekilip daha güçlü bir şekilde geri dönmek için hazırlık mı yapmalısın.

yazıdaki son cümle dışında asla katılmadığım bir nokta yok.Zaman, Hizbullah'ın haklılığını ispatlayacaktır… cümlesini şimdi kullanması yanlıştır.çünkü onu zaman gösterecektir.yüzlerce nusra gencini kesen IŞID denilen sürüye gösterdiğiniz toleransı kürdistanlı müslümanlara gösterseydiniz bu ülkede konuşulabilecek çok şey vardı.altı üstü bir makale üzerinden işi fısatçılığı girişmeniz HAKSÖZden AKSÖZe geçişinize vermek gerek.siz açıkça bir ABD müdahalesi istiyorsanız çalıyı dolanmayın hiç.ve suriyede o necis esadın bir kitlesi var maalesef.

bir makaleyi hüdapar üzerinden okumaya çalışanlar neden egemen bağış üzerinden tüm AKpartiyi itham etmiyorsunuz acaba.evet oratda bir bağnazlık ve teşne olma durumu var.hüdapar suriye meselesine at gözlüğüyle bakmayan tek partidir.bu yazının da son kısmı dışında eleştirilecek neyi varsa lütfen yazın.kirli savaş oyunları yerine reeli konuşalım...bu basit bir psikolojik savaşi taktiğidir ve okuyucuyu manipüle etmedir.allaha manet olun
Ahmet Bayram
07 Nisan 2014 Pazartesi 20:43
20:43
Bütün karalama yalan iftira ve dezemformasyonunuza rağmen kuyruğunuza taktığınıza hüdapar ve muzatazaflardan böyle hak bildiklerini dile getirenlerin varlığı bu cemaaate karşı ümitlerimi yeniden yeşertmiştir
hasan mensur
07 Nisan 2014 Pazartesi 20:17
20:17
Kardeşlerime kısa bir söz,hüda par eşittir hürseda.bu yapının iran ile bağları 1979 şia devrimi ile başladı,ilişki biçimi nasıl ne kadar allah en iyi bilendır,fakat serok sürekli iran lehinde sürekli propaganda yapiyordu,ben müşahede ettim,hiçbir güç onları irandan ayıramaz,islami ilkeleri ihlal etme pahasına.iran yardımı keserse balık misali yaşama şansları kalmaz.
abdulfettah
07 Nisan 2014 Pazartesi 20:13
20:13
Başkasını suçlsdığınız bağnazlığı siz yapıyorsunuz. Yazının içeriği ve sizin yorumunuz tamamen biribrine zırt. Yazı türkiyenini suriye politikasını eleştiriken siz esadı savunduğunu iddia ediyorsunuz.
Aynı diktatör mantığı benim gibi düşünmüyorsan düşmanımsın mantığıyla hareket ediyorsunuz.
İŞİD i savundunuz sonunda ne oldu?
abdullah
07 Nisan 2014 Pazartesi 20:01
20:01
bu camiaya mensup biri olarak hürseda da yazı yayınlanır yayınlanmaz okudum ve utandım.muhammed çermikliyi kınıyorum.haksözde bu yezidi zihniyeti tüm bir camiaya mal etmemeli
Ferhad Ugan
07 Nisan 2014 Pazartesi 19:49
19:49
Kürdistan Hizbullah'ı yekpare bir düşünceye sahip değildir SURIYE konusunda!
Örnek vereyim Said Şahin , Hasan Sabaz bir tarafa M.İkbal Atak , Bahaddin Temel ayrı bir tarafa!
Allah en iyisini bilendir kim HİDAYET üstündedir ve üstünde kalacaktır.
Spot başlığınız yalnız yanlış olmuş gibi! İslami Hareket hele ki Kürdistan İslami Hareketinin delalet üzerinde gibi tehlikeli bir ima sezdim!
Kul-asya
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:53
18:53
Türkiyede şii kaynaklı islami çalışmalırın tümü iranın güdümündedir. Türkiyede hiç bir hareket iranın belirlediği politikaların dışına çıkma şansı yoktur. Türkiyedeki bütün haratlerin yönetim kadrolarının yüzde doksanı iranda siyasal ve askeri eğitim alıyorlar. Bu idarecilerin damarlarını keserseniz kan yerine iran akacak. Bu eksenin idarecilerinin belirledikleri şablon eğitim modeline göre İran hangi konuda görüş belirtmişse doğrusunu ortaya koymuştur. Bu eksenin tüm fertleri de buna canı gönülden katılmaktalar ve inanmaktalar. Türkiyede şii eksenin liderlerinden olanlar şiiliği beğendiklerini bas bas bağırıyorlar. Bağırmayanlarda sünni toplumdan dışlanma korkusundandır. Türkiyedeki şii eksenini temsil eden tüm hareketlerin fertlerinin tamamına yakını iran adına istihbarat toplamaktalar. Şii eksenin ferdi olan herkes bulunduğu yerde gönüllü iran ajanlığını seve seve yapmaktadır. Bunu yaparkende allah rızası için yaptığna inanıyor.
Ahmed Şarki
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:51
18:51
sa
Siz İranı anlamak için önce Kur'anı çok iyi anlamaya çalışın ve Enfal 72 'yi okuyun.Her şey siyah beyaz değil.Sonra konuşun.
Mehmet09
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:47
18:47
Biismihi Subhanehu

Bu kardeşimizin bireysel yazdığı yazıdan yola çıkıp Türkiye Hizbullah Cemaatini mahkum etmek insafsızlıktır , zulümdür.

Türkiye Hizbullah Cemaatinin resmi basın bürosu Hüseynisevda.biz 'in açıklamaları ortadadır.

Başka izaha hacet yok.Vesselam
İsmail
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:37
18:37
Bu yazıyı Kenan Çamurcu veya Nureddin Şirin yazmış olmasın? Belki de Fehim Taştekin müstear isim kullanıp yazmıştır. Böyle bir yazıyı üstelik "mustazaf" adının altına saklanıp yazan biri varsa öyle mustazaflık Yezidin mustazaflığıdır. Hizbulfesad, İranlı muhafızlar, Bedir Tugayları ve dünyanınm dört bir yanından kopup gelen katil sürüsü fanatik mezhebçiler yüzbinlerce insanı katlettiler Baas rejimiyle beraber. Bu adam hala utanmadan nasıl olur da on binlerce kadına tecavüz eden rejimi kendileri için kımızı çizgi görenlerle aynı dili konuşabilir?
FAHRİ
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:26
18:26
evet kesinlikle allah zalimleri hidayete erdirmez. bu yazıyı okuduktan sonra klimin zalim oldugunu dahada iyi anladım tşk ederim bu yazıyı yayınladıgınız için
turgut
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:18
18:18
Altmış küsür yıldır Filistinliler İsraillilere karsşı en zor şartlarda direnip mücadele veriyor. Yanlarında islam adına ortaya çıkan bir mücahit yok. Ama Amerika ve yandaşlarının yıkmak istediği bir rejim olunca İslam adına herkes orada. Afkanistanda olduğu gibi. Diyeceğim o ki zafer inananların olacak .(...)
kamil
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:18
18:18
Tuhafıma gitti; dün kendilerinin işlediği hataları bugün başkaları işlerken bunu komploculuğa alet etmek...ama hala duruşu doğru yerde belirleyememek...yezidle hüseyini ayırt edememek..(...)
murat
07 Nisan 2014 Pazartesi 18:07
18:07
Başından sonuna kadar cehalet ve dalalet...

Tağut suud ve kuresel cihadçılari ayni safa koymuş, ki vakiayi bilen buna ancak güler.

Mucahitleri (isid üzerinden) tekfircilikle itham ediyor ama şianin ise ümmeti koruduğundan bahsediyor. ??

Humeyninin; "Aise, talha, zubeyr, muaviye" köpek ve domuzlardan daha necistir sözünü duymamis galiba, sahabinin kuran'dan eksiltme ve ilave yaptigini, hadis uydurdugunu söylediğini..
Hz Ebû bekir ve Hz Ömer'e Kureyş in iki putu diyenler rafizilerden başka kimdir?
Şia alimlerinin imameti ve imamlarin masumiyetini inkar edenlerin kafir olduğunda icma ettiğini ve ehli sünnet'i kafir gördüğünü bu beyefendi nerefen bilsin.
Onlarin kaynaklarini okuma gereği duymayip, sadece süslü sözlerine kapılan akilsizlardan olmak böyle olsa gerek..

Şia'daki tekfir aşırıligi hiçbir cematte olmadı, olamaz.
Onlar ümmette ilk fitneyi baslatan ve tarih boyunca ihanet eden bir kavim oldular.

İsrail'in güvenliğini sağlamayı filistin davasi adı altinda bu ummete pazarlayanlar zulum ve cahillik ediyor ve bu ümmeti salak yerine koyuyorlar.

Allah'a hamdolsun ki suriyedeki furkan savaşı temizi pisten, mümini kafirden ayırmıştir.
Ayhan AKIN
07 Nisan 2014 Pazartesi 17:33
17:33
"Ancak yapay ve dış müdahalelerle bir iç savaşın yaşanması, ülkenin harabeye dönüşmesi ve yüzbinlere varan mazlum insan ölümlerinin yaşanmasının savunulacak bir tarafının olmadığını da belirttik. Bugün gelinen aşamada bu durumu herkes görmekte ve kabul etmektedir."

Demeç türkiye hizbullahı liderlerinden İsa BAGASİ' ye ait.

Suriye de 50 yıllık zulum yok ve işkence yok.1982 hama olayları yok.bir firavun sistemi yok.suriyelilerin canı sıkıldı.dış güçlerin oyununa gelmek istedi.

Şanlı bir mücadeleyi açıktan kötülemekten çekinirsen..çünkü iran'nın ekmeğini kesmesinden korkarsan lafı böyle dolaştırırsın...ve zalimlere meyledersin...

ben de isa bagasi gibi diyeyim o zaman.türkiye hizbullahının arkasında da türkiyenin yükselmesini istemeyen dış güçler var..

bu laf ne kadar iğrenç ve komik ise...suriye cihadının arkasında dış güçleri aramak o kadar komik ve iğrenç...

tarih boyunca olmuştur...müslümanlar tağutlara karşı kıyam eder.NOTKA.

İsa hoca öğrencilerine öğrettiği derslerine çok yalın bir şekilde bir daha baksın bence....

sonuç olarak malesef türkiye hizbullahı iran ile beraberliğinden dolayı çok kötü kimliksel sorunlar yaşamaktadır...
sadece şimdiki yazar değil.suriye olaylarının başlangıcından itibaren bizi derinden yaralayan bir suriye cihadı karşıtlığı var malesef..
Zalimlere meyletmeyin yoksa ateş sizi de yakar...

http://huseynisevda.biz/news.php?readmore=1319
Hüda-Parlı
07 Nisan 2014 Pazartesi 17:23
17:23
Bu sadece bireysel yazılmış bir şey Asla ama asla zalime destek verenlere biz sempati duymayız bunu böyle bilin...! ŞU ana kadar türkiye hizbullah liderinden yada hüdapar camiasının iran yada lübnan hizbullahınının sempatisi yada onların zalime verdikleri destekleri kabul eden yada hoş gören tek bir açıklama yok.! Aksine esad zalimini heryerde dile getiriyor.
Ali Amedi
07 Nisan 2014 Pazartesi 16:50
16:50
Kardeşlerimiz klavye mücahidliği kolaylığına kaçmadan bir müslümanı hatta bir camiayı hedefe oturmadan önce iyice düşünmelidirler.Lütfen İnzar dergisinin sitesine yeralan nisan ayı başyazısının tamamını okuyalım
Abdullah
07 Nisan 2014 Pazartesi 16:44
16:44
Hemen hazine bulmuş gibi makale alıntılamışsınız.Hürseda camianın yayın organı değildir.Aksine inzar dergisi nisan ayı başyazısında ''Müslümanların her bir başarısına sevinmiş, Rabbimize hamd etmiş ve daha büyük zaferler için dua etmişiz. Aynı zamanda acılarını bütün bedenlerimizde yaşamış, her bir acılarına ağlamış ve Müslümanların selameti için münacatta bulunmuşuzdur. Yeri geldi Usame’nin ABD, dostları ve işbirlikçilerinden korunması için dua ettik ama Ahmet Şah Mesut’un katledilme şekline üzüldük. Afganistan’da ABD öncülüğünde gerçekleşen işgal karşısındaki direnişe sevindik; çarşıda, pazarda yapılan intihar saldırılarına üzüldük. ABD’nin iki bin sonrasında Irak’taki işgal sırasında Felluce direnişi başta olmak üzere mücahitlerin direnişlerine sevindik ama taziye çadırlarına, camilere, pazarlara yapılan saldırılara üzüldük ve doğru olmadığını söyledik. Lübnan’da Hizbullah’ın Siyonistlere karşı şanlı direnişine ve Filistinli mücahitlere verdikleri destek ve onlarla işbirliklerine sevindik ama içinde bulundukları son duruma üzüldük. Çeçen mücahitlerin direnişine sevindik ama ihtilaflarına üzüldük. Filistin direnişinin hep arkasında olduk, başarılarına sevindik, ama Gazze direnişini zayıflatmaya sebep olan sözüm ona emirliklerin çıkışına üzüldük. Mısır’daki Müslümanların başarılarına sevindik, ancak İslami kisveleri ile zalimlerin, münafıkların ve kâfirlerin yanında yer alan Müslümanlara üzüldük. ''şeklinde tavır ifade edilmiştir.Lütfen adil yaklaşalım.Allah razı olsun...
furkan yılmaz
07 Nisan 2014 Pazartesi 16:39
16:39
sn haksöz çevresi hüda par'ın görüşünü çok merak ediyorsa hüda par'ın resmi sitesi var... O da yetmedi hizbullahın açıklamaları var... o da yetmedi zahmet edip bi hüda par lı ile konuşun da suriye hakkında ne düşündüklerini öğrenirsiniz... Hüda par'ın lehine olabilecek hiç bir haberi vermeyip de bir int. sitesindeki yazıya bu kadar önem verip haber yapmanızda içinizdeki hüda par karşıtlığını gösteriyor olmasın???
muhammed
07 Nisan 2014 Pazartesi 16:36
16:36
Allah'a Hamd Resulullaha selam olsun önclikle Esadın zalim olduğunu ve de bir zalimin oğlu olduğunu belirteyim Ne yazik ki Esada karşı savaşanlar da o kadar pak değiller Diyarbakırlı diye yazı yazan şahsın Hüda Par lı olmadığı kesin çünkü islam terbiyesiyle yetişen HÜda Par lılar böyle bir dil kullanmaz Nasrallah daha bu savaşın başında bu tehlikeyi görmüş ve yerinde uzunca bir yazı yazmıştı ben bu çirkin savaşı başından beri takip ediyorum ne esadı ne de nasrallah ı ne de onlara karşı savaş verdiklerini söyleyenleri tasvip ediyorum (haksöz) ne yazik ki hep müslümanların tefrikasına sebep olacak yazı ve yorumlara yer veriyor hemde çok seviyesizce yazılara yer veriyor Allah için insaflı olalım
muhammed sani
07 Nisan 2014 Pazartesi 15:59
15:59
her satırı itiraz istiyor. Wallahi yorulduk; ey haksöz sen neettin bize? Bir tanesine değineyim de içimde kalmasın. (....) Senin yazında hiç adı sanı geçmeyen, sanki o ülkede yaşamıyormuşcasına kendisinden bahsetmediğin Esed canisi ve onun istihbaratçı köpekleri değil mi? Hasbinallahu venimel vekil, hasbinallahu venimel vekil venimel nasir.
serkan
07 Nisan 2014 Pazartesi 15:44
15:44
İnsanlar bağnazlık yapmadan Allahın ilkelerine teslim olarak düşünse bu yazıdaki faciayı görür. nitekim diyarbakırlı ismiyle yazan kardeş de bunu yapmış, Allah razı olsun. öbür türlüsü her zamanki gibi kabilecilik mantığıyla toz kondurmayıp hemen saldırıya geçmek hiç doğru değil.
müslüman
07 Nisan 2014 Pazartesi 15:41
15:41
o kafa karışıklığı sizin kafa karışıklığınız olmasın ?
Haksöz camiası iktidara ilşmeyi meşru sayıyor ya daha ne gibi bir kafa karışıklıgı olabilir ?
Abdullah Amedi
07 Nisan 2014 Pazartesi 15:33
15:33
HÜDA PAR'ın suriye ile ilgili yaptığı açıklamalar bu güne kadar bellidir. hep doğru tarafta yer aldı. birileri HÜDA PAR camiasına sürekli suriye konusunda bir yerde taraf olmaya zorluyor. ama bu camia bu oyuna gelmiyor ve gelmeyecek inşallah. sizinde bir yazarın görüşünü HÜDA PAR'ın görüşüymüş gibi vermeye çalışmanız bir vebaldir.... bu şahısın yazdığı yazıyı eleştiribilirsiniz. ama bir yazıdan dolayın bir camiayı kötülemeye hakkınız yok. bu camiaya karşı nankörlük etmeyin. bölgede onlar olmazsa kimse size yaşama hakkı vermez... başınız sıkışınca bu camia size sahip çıkıyor. siz istanbuldan oturup bölge ile ilgili yorumlar yapıyorsunuz. suriye ile ilgili tavrınızda ve taraf olmanızdan dolayı gün gelecek sizde çok pişman olacaksınız... bunu da bir yere not edin...
hasan
07 Nisan 2014 Pazartesi 15:24
15:24
rabbim terbiye etsin onları... başka ne denir ki onlara..
Diyarbakırlı
07 Nisan 2014 Pazartesi 14:44
14:44
Ben bir hüdaparlıyım ve asla bu adamın bakışına sahib değilim,içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Rabbim.
Bu adamın bakışı ile yezidin bakışı birdir,bu bakışı genelleştirmeyin.Wallahi bizler ne esadçı,nede nasrullahçıyız,nede irancıyız.

Bu camiada olan bir birey olarak bu yazıyı lanetliyorum ve kınıyorum.iyi biliyorumki bu camiada olup lübnan hizbullahına suriye politikasından dolayı ciddi bir tepki var,yazar sadece bakışını yazmıştır,asla bu camiada olan ben ve benim gibilerini temsil etmiyor.
esadın destekçesi olan hizbullah haklıysa,kufede imam huseyne karşı olup ona kılıç çekenlerde haklıdır.Nasrullah haklıysa,yezidde haklıdır.
fiemanillah
Ayhan AKIN
07 Nisan 2014 Pazartesi 14:26
14:26
Adam türkiye "hizbullahı" liderlerinin gönüllerinde sakladıkları gerçekleri açıklamış...sanırım hepsi de rahatlamışlardır...

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük nemruduna firavununa 500 bin kurban binlerce tecavüz onbinlerce parçalanan çocukları tek sebebi olan şeytan esed sapık iran ve şeytan esedin hizbi olan bu alçakları görmüyor da..bir kaç tane heyecanlı gencin yaptıklarıyle şanlı suriye cihadını karalamaya çalışıyor...

Bu elemanın görmek istemediği bir şey var..
suriye'de bulunan mücahidlerin yüzde 80'ninden fazlası şeytan esedin safevi iranın ve hizbulmezhebin baskısından dolayı kıyama kalkan suriye halkının mücahidleridir fedayileridir...

İŞİD ve benzeri gurupların herşeyi ,islami mücadeleyi SİYAH-BEYAZ gören ,tedriciliği farkedemeyen bu gençlerin yaptıklarını EL KAİDE bile kabul etmiyor.
bu gençlerin en büyük zararı da yine suriye cihadınadır....
hizbulmezhep denen mezhebini din edinmiş sapkın gurup savaşın en başından itibaren askeri destek vermiştir suriye nemruduna..
türbe koruyuculuğu alçakça bir YALANDIR...
bu sapkın gurubun kimliğini daha dün samandağında ki müşrik alevilere ve işçi partisine gönderdiği temsilcisinde açıkça ortadadır...
Enes
07 Nisan 2014 Pazartesi 14:07
14:07
Bugüne kadar hep iyi niyetimi muhafaza etmeye çalıştım ama artık yeter. İran ve Hizbullah bir Müslümanın gözünü bu kadar kör etmemeli. İnsanların anlamadığı şu Hizbullah ya da baas galip çıksa zulüm meşru mu olacak sanki. yazık çok yazık. ben zamanı bilmem ama ahirette zalimlere meyledenlerin, katillerin yanında duranların durumunun parlak olmadığı ve haksız oldukları açık bir şekilde ortaya çıkacak buyuruyor Allah.
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 76 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim