1. YAZARLAR

  2. Ergun Babahan

  3. “Allah Allah” demekle her şey çözülebilseydi!
Ergun Babahan

Ergun Babahan

Yazarın Tüm Yazıları >

“Allah Allah” demekle her şey çözülebilseydi!

A+A-

Türkiye’den binlerce kilometre uzakta, ülke gündemini takip etmeye çalışıyorum.

İnternet sayesinde gazetelere kabaca gözatıp başlıklara bakıyor, ardından kendimi doğaya atıyorum.

Saatler sonra gelip yazımı yetiştirme telaşına düşüyorum elbet.

Evet, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ‘’Balyoz Harekatı’’ ile ilgili olarak ‘’Allah Allah diyen bir ordu cami bombalar mı?’’ diye sormuş.

Yanlış bir soru.

Ordular ülke savunması için veya ülkenin iyiliği için doğru inandığı her eylemi yapar.

Hilafeti kaldıran Mustafa Kemal de, “Allah Allah” diye bağıran bir ordu geleneğinden geliyordu ama doğruluğuna inandığı bir kararı uygulamaktan geri kalmadı.

Normalde “Allah Allah” diye bağıran ordu geleneğinden gelen bir askerin hilafete sahip çıkması gerekirdi.

Nitekim, bu gelenekten gelen kimi askerlerin bu karar karşısında dehşete düştüklerini de biliyoruz.

Yine aynı mantıktan hareket edersek, ‘’Allah Allah’’ diye bağıran bir ocakta hizmet eden her müslümanın ideal bir insan haline gelmesini beklememiz gerekir ki, bu da akıl dışı bir beklenti olur.

Daha öteye gidersek, böyle bir orduda yetişen askerlerin kendi yurttaşının kıçına cop sokup, sonra aynı copu diliyle aynı insana temizletmemesi gerekir.

Ama bunun da olduğunu biliyoruz.

Tek dileğimiz, çabamız burada sayamadığımız bu ve bunun gibi kötü örneklerin tekrar olmaması.

Açıklamanın diğer bir boyutu da var.

Demokratik, laik cumhuriyetlerde genelkurmay başkanları dini motiflere dayanan örneklerden kaçınmalı.

İnancı kendi ilgi alanlarından çıkarıp bireylere bırakırlarsa, topluma en büyük hizmeti yapmış olurlar.

Demokratik, laik bir cumhuriyetin ordusunun savaşta nasıl bağırdığı önemli olabilir.

Ancak daha önemlisi o ordunun hukuka, halkın iradesine saygı duymasıdır.

Bir ülkede ordu iç tehdide karşı tatbikat yapmayı aklından geçirebiliyorsa, demokrasi mantığında ciddi eksiklik vardır.

Bu bir çocukluk hastalığı.

Ne yazık ki, ülkemiz geleneğinde her teğmen kendini muhtemel bir darbenin lideri olarak mezun oluyor Harp Okulu’ndan.

Siz deprem profesörüne darbe nutku çektirirseniz, teğmeniniz de böyle yetişir.

Doğrusu, Harp Okulları’nın müfredatının en baştan yenilenmesi, genç subayların hukuka, demokrasiye, halk iradesine saygılı bireyler olarak yetiştirilmesinin sağlanmasıdır.

Bu bir gelenek çünkü.

Gerçek hayatta komutanların sözünden çok, gelenekler önem taşır.

Çünkü komutanlar gelip gider.

Aslolan Türkiye’de her kesimde demokratik zihniyeti hakim kılmak.

Gerisinin üstesinden bu halk gelir.

Bu halka ve sağduyusuna güvenin, yeter.

STAR

YAZIYA YORUM KAT