Allah Allah Allah Allah! Bu nasıl sevmek

28.01.2010 12:50

Dr. Sivilay Genç (Abla)

Soru: Sevgili Sivilay Abla, “Allah Allah” diye taarruza geçirilen bir ordu nasıl olur da Fatih Camii’ne bomba koyar. Bunu iddia etmek vicdansızlık değil midir? (Soner)

Cevap:
Sevgili Soner, sorunun pek çok cevabı var. Birincisinden başlayalım:

1- Taraf’ın haberlerinden öğrendiğimiz kadarıyla Fatih Camii’ne bomba “şu Müslümanlardan birkaç yüz kişi öldürelim de sayıları azalsın, bundan böyle camiye gitmeye çekinsinler, camilerden ayaklarını keselim, laiklik olsun” diye konulmuyor. Bütün bu cami bombalamalar, uçak düşürme, 72 milyonun selameti için, gerçek vatansever subayların yönetimi ele geçirebilmesi için uygun zemin oluşturmak adına yapılıyor. Bu mantık, bütün bir ulusun geleceğini kurtarmak adına müzedeki denizaltıyı patlatıp 300 çocuğun feda edilmesini de bir istatistik olarak değerlendirir. Bir tarafta 72 milyonun mutluluğu, diğer tarafta 300 çocuk. Matematiksel olarak kıyas bile kabul etmez. Esas tehlike darbe değil bu bakış açısı.

2- İkincisi; bir insanın ölüme bu kadar yaklaştığı bir anda “Allah! Allah!” demesi kadar normal bir şey olamaz. En tescilli bir ateist bile gökten kendisine yaklaşmakta olan bir meteor görse “Allah’ım beni koru” diye yakarır. Ya da gece yarısı su içmek için kalktığında çocuğunun salonun ortasında duran ışıklı ve hareketli oyuncağı bir anda çalışmaya başlasa din dersinde zorla ezberletilmiş Sübhaneke’nin kıymetinin farkına varıp hatırlayabildiği kadarıyla hızlı hızlı okumaya başlar. Sonra oyuncağın uzaktan kumandasının üzerine bastığını anlayıp “Oh be!” deyip yeniden Allah’la mesafeli duruş pozisyonuna geçer. Yani bu olağanüstü durumlarda dilimizden dökülen “Allah!” nidaları imanımızla ilgili bir bilgi vermez.

3- Son olarak; en laik kurumun, hem de laikliğin bir numaralı koruyucusu olduğuyla övünen bir kurumun başındaki kişinin dinî referansları bu rahatlıkta kullanması laikliğe fena halde aykırıdır.


Ordu ve gözbebeğimiz

Soru:
Sevgili Sivilay Abla, ordumuz gözbebeğimizdir. Bu kadar yıpratılması doğru mu? (Akif Çelik)

Cevap:
Sevgili Akif, orduyu anlatmak için en sık başvurduğumuz metafor gözbebeğidir. Şimdi hep birlikte neden onca organımız varken gözbebeğini seçtiğimizin cevabını arayalım? Bu sözü dolaşıma sokan zihniyetin bilinçaltına gidelim ve aslında farkında olarak ya da olmayarak ne demiş olduğumuzu inceleyelim.

Gözbebeği; vücudumuzun en hassas, en çok korunan, soğukta donan bir bedende en son donacak yer olan müstesna bir parçamızdır.

Orduya gözbebeği dediğimize göre ülkemize de rahatlıkla beden/vücut diyebiliriz.

Şimdi sana on puanlık bir ÖSS sorusu:

Mehmet, evine gitmektedir. Mahallenin ara sokağında top oynayan yaramaz çocuklardan en yaramazı Mehmet’i nişan alıp topa var gücüyle çakar. Mehmet, yaklaşmakta olan bu tehlikeden kendisini nasıl korur?

a) Ayağını kaldırır, gövdesini ve kafasını eğer.
b) İki eliyle kafasını kapatır.
c) Arkasını döner, topun bol etlerine geleceği şekilde bir pozisyon alır.
d) Gözbebeğiyle topa vurmaya çalışır.
e) d hariç tümünü

Cevap veriyorum: e

Peki, ordu nedir? Ülkeyi tehlikelerden (hadi onların dediği gibi olsun, iç ve dış tehlikelerden) korumak ve savunmak üzere kurulmuş bir kurum. Yukarıdaki şıklara göre ordu ayağımız olabilir, ellerimiz olabilir, sırtımız, göğsümüz, bol etlerimiz olabilir ancak gözbebeğimiz olamaz. Hatta gözbebeği olabilecek en son şeydir.

Eğer gözbebeği ise herhangi bir savaşta bizler paşaların, tankların, subay lojmanlarının, F-16 uçaklarının etrafında etten duvar örmemiz gerekir.

İstenen şey de bu galiba.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim