1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Ali Bulaç, Reyhanlı Saldırısı'nı Ne Zannediyor?
Ali Bulaç, Reyhanlı Saldırısı'nı Ne Zannediyor?

Ali Bulaç, Reyhanlı Saldırısı'nı Ne Zannediyor?

Esed’in Muhaberatı ve Mihraç Ural adlı şebbihasınca örgütlendiği bilinen Reyhanlı Saldırısı’nı unutturanlar belli, ya unutanlara ne demeli?

A+A-

Haksöz Haber

Reyhanlı’da 2 yıl önce Esed’in yerli şebbihalarınca gerçekleştirilen ve 53 masum sivilin ölümüne yol açan çifte bombalama eylemini hatırlayan var mı? Ne mümkün! Bu ülkede ölüm olaylarının lanetlenmesi, hatırlanıp anılması, takip edilip hesap sorulması için egemen medyanın gündeminde tutulması, bunun için de sol çevrelerin onayından geçmesi gerekiyor.

Örneğin Sivas hep gündemdedir, hiç kuşkunuz olmasın Suruç saldırısı da böyle olacaktır! Ama mesela Başbağlar katliamı unutulmuştur, aynen Bakırköy Çetinkaya mağazasının yakılması, Ankara-Ulus’ta çarşıda ya da Güngören’de sokakta patlatılan bombalar neticesinde öldürülen insanlar gibi. Sol örgütler ya da PKK tarafından işlenen cinayetlere, gerçekleştirilen katliamlara karşı enteresan bir körlüğü var bu ülke aydınlarının, medyasının, siyasetçisinin.

Reyhanlı da aynı durumun bir göstergesini sunmakta.

11 Mayıs 2013’te Türkiye’de işlenmiş en büyük terör eylemi olarak kayda geçen saldırılarla ilgili olarak ciddi bir tepki söz konusu olmamıştı. Esed rejiminin muhaberatı tarafından saldırının düzenlendiği ortaya çıkmasına rağmen Esed’in içerideki müttefikleri saldırının sorumluluğunu Suriye İslâmî muhalefetine yıkmak için ellerinden gelen tezviratı yapmışlardı.

Halen görülmekte olan davada eylemin birinci dereceden failleri tutuklu olarak yargılanmakta. Olayın gizli kalmış bir yanı yok. Ama ilginçtir İslâmî kesimin aydınları dahi Reyhanlı hadisesine çarpık bakabilmekteler. Sol ve laik kesimin Reyhanlı eyleminin karanlık olduğu, arkasında Nusra ya da IŞİD’in olabileceğine dair desteksiz iddialarının etkisiyle kafa karışıklığı yaşamaktalar.

Ali Bulaç’ın terör üzerine kaleme aldığı bugünkü yazısında dolaylı biçimde Reyhanlı saldırısına değinirken kullandığı kavram da bu drumu yansıtmakta adeta; en azından ciddi manada bir ilgisizlik ve bilgisizliğe işaret etmekte. Şöyle diyor: “…Bu çerçeveden baktığımızda, daha önce Reyhanlı'da 53, bu hafta Suruç'ta 32 kişinin hayatına mal olan intihar saldırıları birer terör eylemidir. İntihar eylemlerini ilk yapanlar 2009 yılına kadar Sri Lanka'da bağımsızlık mücadelesi veren Tamil gerillaları oldu, maalesef İslâmî örgütler bu eylem biçimlerini onlardan öğrendiler.” (Zaman, 25 Temmuz 2015, Terör Nedir?”)

Bulaç, Suruç hadisesiyle birlikte Reyhanlı bombalamasının da intihar eylemi olduğunu söylüyor. Oysa Reyhanlı’da düzenlenen saldırılar intihar eylemiyle değil, arabalara konan bombaların patlatılması ile gerçekleştirilmişti.

Ne var bunda? Olayı yanlış hatırlamak, intihar eylemi olduğunu zannetmek zihnî yorgunluğa, dikkatsizliğe işaret ediyor olmaz mı? Olabilir ama Reyhanlı saldırısının gerçek faillerini gizlemeye ve Müslümanları suçlamaya yönelik yoğun propagandanın etkisi altında kalındığının göstergesi de olabilir.

Nitekim intihar eylemi adı verilen istişhadî eylemlerin genelde İslâmî örgütlerce yapılıyor olduğu bilinmekte. Bu da ister istemez zihinsel bir yönelme-yönlendirme durumuna kapı aralamakta. İntihar eyleminin şeri hükmüne değindiği bir yazıda Reyhanlı’yı da bu kategoride hatırlaması bu açıdan bize ilginç göründü. Umarız basitçe bir yanılmadır ve biz de kuşkulanmaktan ötürü yanılıyoruzdur!

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum