Alevilik ve Ali’yi Sevmek Etrafında Tartışmalar

20.07.2013 01:00
Alevilik ve Ali’yi Sevmek Etrafında Tartışmalar
Laik bir rejimin başbakanı olarak bu gibi konularda resmî sıfatıyla görüş belirtmesi, kemalist -müdahaleci - dayatmacı laiklik anlayışının tekrarı ve de yanlış olur. O halde, bu sözler onun başbakan sıfatına değil, bir müslüman kişi oluşuna göre değerlend

‘Alevîlik, Ali’yi Sevmek İse..’ Etrafında..

Selahaddin E. Çakırgil

Tayyîb Erdoğan’ın, özellikle de Suriye Buhranı’nın ortaya çıkmasından sonra ortaya çıkan durumdan elindeki bilgilere göre, ülke içinde meydana getirilmek istenen bazı karışıklık ihtimalleri için kaygılı olduğu hissediliyor.

Özellikle de, Suriye Buhranı ile da ilgisi hasebiyle, Hatay kaynaklı gelişmelerden.. 

Hatay’ın özel bir yerinin olduğu unutulmamalı..

Antakya halkının etnik yapısı arab, türk, kürd, rûm vs. olduğu gibi; itiqadî açıdan da, müslüman, daha çok ortodoks ve süryanî hristiyan, yahudi, vs. dinlere mensub insanlardan oluşur..

Burası, Osmanlı’nın parçalanmasından sonra, Fransa’nın elinde kalan Suriye’nin tabiî coğrafyasının bir uzantısı olduğu halde, Fransa tarafından, kemalist rejime, yaptığı devrimlerin bir ödülü olarak da sunulmuştu. O zamanlar, bir ara 5-6 devlete bölünen Suriye’de, Antakya ili ve çevresi de, ayrı bir devlet olarak görülmüş, sonra da, başkanlığını Tayfur Sökmen’in üstlendiği bu devlet, Türkiye’ye katılma kararı almış ve bu karar da 1939’da uygulamaya konulmuştu.

O zamandan beri, Hatay Mes’elesi, iki taraf arasında bir sürtüşmeli konu olmuştu, hep ve Suriye resmî dairelerinde ve okullarında, Hatay ilini, Suriye sınırları içinde gösteren haritalar bulunurdu. Hattâ öyle ki, 15-20 sene öncelerde, Hatay’ı olanlar Suriye’ye geçtiklerinde, orada Suriye Hükûmeti onlara Suriye pasaportu veriyor, onlar da oradan kolayca Hacc mekanlarına ve arab diyarlarına vizesiz olarak gidebiliyorlardı.

Hele de, Suriye rejimi, ihtilaller sürecinden kurtulup, Hâfız Esed’in liderliğinde ciddî şekilde güçlenince, Türkiye ile Suriye arasındaki gerilimler Hatay da devreye sokularak, daha bir tırmandırılmak istenmişti. Bunda, Esed Ailesi’nin, gerçekte Hatay’ın Samandağı ilçesinden olmasının da etkisi vardı. Çünkü, Osmanlı’nın parçalanması sonrasında, yüzyıllarca birlikte yaşamış insanların arasına sınır çekilmesiyle, Esed Ailesi de parçalanmış ve bir taraf sınırın güneyinde, diğer taraf da Samandağı’nda kalmış..

Böyle olunca, Tayyîb-.Beşşar Yakınlaşması yıllarında, özellikle de Esed Ailesi’nin Samandağ’daki uzantıları, Suriye’yle kurulan ilişkilerde aslan payını almışlar, oldukça zenginleşmişlerdi. Ama, Suriye’de durum bozulup Türkiye ile Suriye’nin arası da açılınca, bu durumdan da, o zenginleşen kesimler daha çok zarar görmüşler, eskiden elde ettikleri yüksek imkânları kaybettiklerinden, en fazla rahatsız olan kesim durumuna gelmişlerdi.

Bu arada, özellikle Hatay’da Türkiye’nin Suriye siyasetini protesto gösterileri sergileyenlerin ardında, Suriye istihbarat örgütü ‘El’Muhaberat’ın etkisi  hissediliyordu.. Yine de, konu fazla dikkat çekmiyor gibiydi.

Ama, 12 Mayıs 2013 günü, Hatay ilinin Reyhanlı ilçesinde meydana gelen ve 53 insanın hayatına mal olan korkunç patlamalar, konuyu çok net olarak gözler önüne sermişti..

Çünkü, Reyhanlı, Hatay ilçeleri içinde, halkının İslamî hassasiyeti en yüksek olan ilçelerden birisi olarak biliniyordu ve bu bombaların patlatılmasında aslî fail durumundaki sanıkların herbirisinin de, hep, Samandağlı ve hattâ Esed Ailesi’yle akrabalık bağı olan, Lazkiye’ye ve hattâ Şam’a gittiklerinde, bizzat Esed Ailesi ferdleriyle direkt görüşmelerde bulunan  T.C. vatandaşı kimseler olduğu anlaşılmıştı.

Hatay’da çöreklenen bu fitne odağının, ülkenin diğer yerlerinde de benzer mezhebî kıpırdanışları harekete geçirmeye çalıştığı öteden beri hissediliyordu ve bunda, CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun mezhebî mensubiyeti ile; partisinden, özellikle de hemşehrisi olan bazı Tunceli / Dersim m.vekillerinin huzursuzluğu tırmandırmaya çalışan söz ve tavırları ve de, İstanbul’da, Haziran boyunca devam eden ve büyük çapta yüksek sosyete kesimlerinin özgürlük adına, fantastic ve anarşist takıntılarının sergilendiği Taksim Hadiselerindeki vandalizmde, halk kesiminden genelde kimsecikler yokken, daha çok da, İstanbul’un, Sultan Gazi ve Gazi Mahallesi gibi mezhebî yapısı bilinen kesimden kitlelerin bu eyleme yoğun bir katıldığı da bir ayrı gerçekti. İşte bunun içindir ki, özellikle, Reyhanlı Patlamaları’ndan itibaren, Tayyîb Erdoğan giderek artan bir şekilde, devamlı olarak, ülkede bir mezheb çatışması çıkarmak ve bu yolda alevîleri tahrik etmek isteyen bir takım odakların varlığından sözediyor.

Nitekim, Erdoğan, son olarak 17 Temmuz akşamı katıldığı bir iftar proğramında da, bu konuya tekrar değindi ve kurulmak istenen böyle bir tuzağa işaretle, ’Sakın haaa.. Oyuna gelmiyelim.. Bizi bölmek isteyenlerin, mezhep kavgasının içine çekmek isteyenlerin oyununa gelmeyeceğiz.’  hatırlatmalarında bulundu. Erdoğan, özellikle de alevî vatandaşların daha bir dikkatli olmalarını, kendilerini tuzağa düşürmek ve oyunda kullanmak isteyenlerin tezgâhlarına gelmemelerini isteyerek, ’Alevîlik Hz Ali’yi sevmekse, ben dört dörtlük bir alevîyim.. Çünkü Hz Ali’yi çok seviyorum. Ve onun gibi yaşamaya gayret ediyorum..  Ama, alevîyim diye ortaya çıkıp Hz Ali’nin yaşayış tarzından uzak olanlara söyleyebilecek hiçbir sözüm yok.’  diyordu..

Şimdi bu sözler, durup dururken söylenmiyor herhalde... Bu tehlike, en azından Erdoğan açısından bir güçlü ihtimal olarak mevcud..Ve onun elindeki çok yönlü bilgi kaynakları, başkalarının bildiğinden, başkalarının elindekinden çok daha fazla.. 

Bu açıdan, onun bir sorumlu kişi olarak, böyle bir ikazda bulunması normal karşılanmalıdır.

Ama, konunun başka yönleri de bulunmaktadır.

Gözönünde bulundurulması gereken birinci nokta:

Erdoğan’ın laik bir rejimin başbakanı olduğu hususudur. Laik bir rejimin başbakanı olarak bu gibi konularda resmî sıfatıyla görüş belirtmesi, kemalist -müdahaleci - dayatmacı laiklik anlayışının tekrarı ve de yanlış olur. O halde, bu sözler onun başbakan sıfatına değil, bir müslüman kişi oluşuna göre değerlendirilmelidir.

Yazının Devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim