Alevi Çalıştay Raporu Açıklandı

01.04.2011 11:36
Alevi Çalıştay Raporu Açıklandı
Alevi Çalıştayı Nihai Raporu dün açıklandı. Raporda, Aleviliğin tarihsel süreci ışığında bundan sonra atılacak adımlar için öneriler yeralıyor.

Yrd. Doç. Dr. Necdet Subaşı'nın hazırladığı raporda, "Diyanet'le yasal hiçbir bağlantı kurmak istemeyen Alevilerin talepleri dikkate alınmalı, durumlarına uygun yapılanmaya fırsat verilmeli" denildi.

Bakan Faruk Çelik, Alevi vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verecek, sivil bir yapılanmayı esas alan ve gerçekleri de göz önünde bulunduracak formül üzerinde çalışmaların şekillendirildiğini söyledi. Çelik, "Alevi paydaşların bir vakıf bünyesinde toplanarak faaliyet göstermesini esas alıyoruz. Seçimlerden sonra sivil yapılanmanın nasıl entegre olacağı tartışılacak" dedi

Alevi Çalıştayları moderatörlüğünü yürüten Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Necdet Subaşı tarafından 2010 Temmuz'da tamamlanarak hükümete teslim edilen 'Alevi Çalıştayı Nihai Raporu' dün açıklandı. Alevilerin belli sorun ve taleplerinin demokrasi ve insan hakları temelinde ele alınıp değerlendirmesini amaçlayan ve 7 etaptan oluşan Alevi Çalıştaylarının ilki, 3-4 Haziran 2009'da sonuncusu ise 28-30 Ocak 2010'da gerçekleştirildi. Alevi sivil toplumu kuruluşları, temsilcileri, bilim adamları, sendika, meslek odası, üniversite, medya, siyasi parti temsilcileri, ilahiyatçılar ve Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerinin fikir ve önerilerini dile getirdikleri çalıştaylara, 304 kişi katıldı. 2009 yılından buyana yapılan çalıştaylar da göz önüne alınarak Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Necdet Subaşı tarafından hazırlanan Alevi Çalıştayı Nihai Raporu 202 sayfadan oluşuyor.

4 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

Çalıştaylara katılan akademisyenlerin değerlendirmelerine tabi tutulan rapor, 4 bölümden oluşuyor. Raporun 'Bağlam ve Konsept' bölümünde, devletin şimdiye kadar attığı ya da atmaya çalıştığı adımların genel bir değerlendirilmesi yapılıyor. 'Referans ve Sabiteler' başlığnıdaki ikinci bölümde, geçmişten geleceğe mağdur, mahrum ve mazlum kavramlarıyla ilişkilendirilen bir sosyal gerçekliğin kronolojik seyri takip edilerek, böylece Aleviliğin bugün karşı karşıya olduğu referans ve sabite sorunları tartışılıyor. 'Kimlik Sorunları' başlıklı üçüncü bölümde, sorunların Alevilerden ve Alevilikten kaynaklanan yanları kadar, devletten ve sosyo-kültürel yapı, gelenek ve modernleşme politikalarından kaynaklanan yanlarına da yer veriliyor. 'Değerlendirme ve Öneriler' başlığındaki dördüncü ve son bölümde ise mevcut sorunlar ulusal ve uluslararası kamuoyunda yansıyan halleriyle sıralanıyor. Mevcut durum analizi yapılarak gereklilikler ve ihtimaller üzerine yoğunlaşılarak bu sorunlara çözüm yolları aranıyor.

AKLI SELİM HAREKET EDİLMELİ

Raporda, gerek Alevilerin gerek Sünnilerin geçmişe nasıl bakılması gerektiği konusunda aklı selimle hareket etmesi gerektiği ifade edildi. Cumhuriyet'in laik değerleri yücelten söylem ve uygulamalarının Alevi toplumunu umutlandırdığı belirtilen raporda, ancak tekke ve zaviyelerin kapatılmasının, dedelerin otoritesinin gayrı meşru ilan edilmesinin, eğitim müfredatında tatminkar düzeyde girememiş olmalarının, mistik-batıni karakterli inanç ve uygulamalara devletin itibar etmemesinin, Alevilerin sorunlarının çözümü konusunda ümitsizlik yarattığına işaret edildi. Raporda ayrıca Aleviliğin tanımlanmasının, Alevilerin görevi olduğu belirtildi. Devletin herhangi bir inanç alanının içeriğine müdahale edemeyeceği ve onu düzenleyemeyeceği vurgulanan raporda, ancak bu alanların güvence altına alınması için koruyucu roller üstlenebileceği ifade edildi. Bu kapsamda Alevilerin de kendi yükümlülüklerini yerine getirerek, inanç alanlarını tam bir netlik içinde ortaya koymaları gerekliliği üzerinde duruldu. Aleviliğin de bir kimlik farklılaşması içinde ortaya çıkmasının sakıncalarına dikkatin çekildiği raporda, sorununun çözümünde, İnkılap Kanunları ve ulus devlet yaklaşımının üzerine oturduğu kültürel ve siyasal zeminin göz ardı edilmemesi gerektiği belirtildi.."

Cem evlerinin statüsü seçim sonuna kaldı

Devlet Bakanı Faruk Çelik, dün Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısı ile Alevi Çalıştayı Nihai Raporu'nun detaylarını, 2009 yılından buyana hükümet olarak Aleviler için yapılan çalışmaları anlattı.

DEĞERLENDİRME VAKIF YÖNÜNDE: Bu süreçte en önemli kazanım diyalog ortamının sağlanması. Tespit edilen sorunlar çözüm yoluna girdi. Madımak ve Din Kültürü derslerinden sonra gelen ve 3. sıraya koyduğumuz en önemli sorun cemevlerinin statüsüydü. Taraflarla değerlendirmelerimizde, statünün tanınmasıyla ilgili geldiğimiz nokta, konu inanç boyutu olduğu için sivil bir yapı içinde bunun çözülmesinin doğru olacağı, bu çerçevede talep edilenlerin çok rahat karşılanacağı şeklinde değerlendirme oldu.

YEREL YÖNETİMLERLE GÖRÜŞÜLECEK: Seçimden sonra bu sivil yapının yerel yönetimler bünyesinde mi merkezde mi nasıl bir yapı olacağı konusunu taraflarla konuşup tartışacağız. Bizim yaptığımız değerlendirmede vakıf diye bir şey çıktı, ama belki de yapacağımız o geniş değerlendirmede bir sivil yapının, yerel yönetimler, valilik, belediyeler bünyesinde merkezi bir anlayış çerçevesinde nasıl entegre edileceğini taraflarla konuşup nihai bir şekle bağlamış olacağız.

FORMÜL ŞEKİLLENDİ: Formül üzerinde çalışmalarımızı şekillendirdik. Kısa vadede ihtiyaç duyulacak kaynak sağlanacak. Yer tahsisi ve inanç rehberlerinin eğitimi için üniversiteler bünyesinde enstitü kurulması ilgili kesimlerle tartışmaya açılacak. Orta ve uzun vadede ise bu sivil yapılanmanın bugün artık özerkliğinin de tartışılmasının uygun olacağı Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir devlet kurumu çatısı altında yer alıp almayacağı değerlendirmeye açık olacaktır.

ALEVİLERİN İTİLAFI YOK: Bu konuları Alevi kesimiyle görüştük. Bir itilafları yok. İnsan hakları ve inanç hürriyeti bağlamında konunun ele alınması gerekir. Herkes çözümden yana Cemevlerinin hukuki statüsü konusunda, yasal engel çıkarma peşinde değiliz. Oturup bunları konuşmamız gerekiyor. Bunları, çözümleri, seçim süreçlerine alet etmememiz gerekiyor. Çünkü konunun hukuki boyutları var. Çözümün peşindeyiz. Bazı sorunlar çözüldü. En önemli sorun kafalardaki sorunların çözülmesi, ön yargıların kırılmasıdır. Ön yargılar kırılmaya başlamıştır.'

AŞURE GÜNÜ: Aşure gününün önemli bir gün olarak ilan edilmesine sıcak bakıyoruz. Aşure günü, milletimizin zaten ortak bir günü. Ortak bir gün olarak değerlendirilmesi, ele alınması olabilir, ama tatil günlerimiz çok. Tatil olarak sıcak bakmıyoruz.

ÖRSELEYİCİ İSİM DEĞİŞEBİLİR: Alevi mahallelerine konulan örseleyici isimlerin iptal edilmesi çalışmasını kamu görevlileri, mülki amirlerimiz tespit etmeli. Bunlar rencide etme ve yaralayıcı olmaktan çıkarmalı.

2011-2012 MÜFREDATINDA: Din derselerinin müfredatı 13 Aralık 2010'da alevilerle paylaşıldı. Talim ve Terbiye Kurulu'nca da müfredat onaylandı. Nusayri ve Caferi vatandaşlarımızın talebini karşılayan bu müfredat 2011-2012 Eğitim Öğretim yılında öğrencilerin sırasına konulmuş olacak.

Madımak'ta anı köşesi yapılacak

Madımak olayının tüm boyutlarıyla aydınlatılmasının önemi vurgulanan raporda, vatandaşlar arasındaki kin, nefret ve düşmanlığı körükleyen unsurların tasfiye edilmesi gerektiği belirtildi.

Kamulaştırılan Madımak Oteli'nin bir bölümünün, hayatını kaybedenlerin anısını hatırlatacak şekilde düzenlenmesi önerilen raporda, bu düzenlemenin geçiştirmeyi değil yüzleşmeyi öncelemesinin önemine değinildi. Raporda, otelin girişine, olayı tel'in eden, kurbanların isimlerinin de sıralandığı, 'Ortak acı hatırası, sağduyu ve sevgi yoksunluğunun çok acı verici olaylarından birisi 2 Temmuz 1993'te burada yer alan Madımak Oteli'nde yaşanmıştır. Bu acı olayın kurbanlarının adlarını, diğer bütün sevgisizlik kurbanlarıyla birlikte, ortak ve derin bir acıyla ve rahmetle anıyoruz' ifadelerine yer verilen bir pano asılması tavsiye edildi. Sivas Valiliğince hazırlanan projenin Nisan ayı sonu gibi tamamlanmasının amaçlandığını bildiren Bakan Çelik, 'Tamamlanmadan önce Sivas'a bizzat giderek ilgili kesimlerle görüşeceğim. Madımak Oteli'nin artık bir çatışma, kavga alanı değil, geçmişten ibret alacağımız bir mekan haline dönüşmesi konusunda yaptığımız çalışmalarımız son noktaya geldi' dedi.

Yasal engeller kaldırılmalı

Anayasal düzenlemeler tartışılırken Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Tevhid'i Tedrisat Kanununun ele alınması gerekliliğinin altı çizilen raporda, bu tartışmaların Aleviliğin referans ve aidiyet sorunlarının giderilmesinde de etkili olacağı ifade edildi. Raporda, "Sorunun Diyanet'ten çok devletin bir sorunu olduğu gözardı edilmemelidir. Diyanet, ne Mevlevi ne Nakşibendiler gibi tarikatlar ne de Alevilik Nusayrilik gibi farklı inanç grupları için tasarlanmıştır. Bugün birçoğu ilgili yasa ve mevzuatlar gereği yasal bir statüye sahip olmayan bu yapılanmaların önündeki engellerin anayasal sistemin gereklilikleri içinde kaldırılması toplumda bir rahatlama sağlayacaktır" denildi.

Din dersinde belirleyicilik hakkı Alevilerde olsun

Raporda, zorunlu din dersleriyle ilgili anayasal bir düzenleme yapılması şart olduğu belirtidi. Mevcut din derslerinin, tüm inanç alanlarına eşit mesafede olacak şekilde yeniden düzenlenmesi tavsiye edilen raporda, din eğitim ve öğretiminin, inanç gruplarının temel ilkeleriyle uygunluk içinde verilmesinin önemine dikkat çekildi. Raporda, gerek zorunlu gerek seçmeli din derslerinde Alevilikle ilgili konularda belirleyicilik hakkının, Alevi toplumuna verilmesi, Alevilerin de kendi içlerinde gerekli uzlaşmayı sağlayarak belli bir söylemde buluşmalarının gerekliliği kaydedildi.

AK Parti Alevi sorununun çözümlenmesi için çalıştı

Dünya Ehli Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, Devlet Bakanı Faruk Çelik'in alevi açılımıyla ilgili sonuç bildirgesini olumlu karşıladıklarını bildirdi. Altun, Bakan Çelik'in 'Alevi Çalıştayları Nihai Raporu'nu açıklamasıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, 85 yıldan bu yana sistemden kaynaklanan Alevilerin sorunlarını hiçbir partinin dile getirmediğini, Alevi inanç kavramını dahi telaffuz etmediğini ileri sürdü. İlk defa AK Parti iktidarı döneminde Alevi sorununun çalıştaylarla tartışmaya açıldığını ve çözümlenmesi için ciddi şekilde masaya yatırıldığını ifade eden Altun, şunları kaydetti: 'Bu görevi özveriyle yürüten Devlet Bakanı Faruk Çelik, güvenilir, saygın bir şahsiyet olarak tüm Alevi toplumunun teveccühünü kazanmıştır. Din ve Ahlak dersleri ile ilgili boyutu müfredata girmiştir. Yine Madımak Oteli sorunu çözümlenmiştir. Diğer hususların çözümlenmesi için anayasal ve devrim kanunlarının en büyük engel olduğu ortaya çıkmıştır. İnançları, kültürleri, inanç, kavramları ve muhabbeti yasaklayan, aynı zamanda toplumun her kesiminin inançları ile ilgili bilgisiz kalmasına sebep olan bu engellerin kalkması en büyük devrim olacaktır. Alevi sorunlarının da çözümlenmesinin tek yolu yeni sivil demokratik bir anayasa değişikliğinden geçmektedir.'

Çözüm Alevilerin siyasete girmesinde

Dün açıklanan Alevi Çalıştayı Raporu bugüne kadar yapılanlar konusunda içinde taşıdığı bütün olumlu adımlara rağmen en netametli konu olan Cem evlerinin statüsü konusunda ne yazık ki çok fazla şey söylemedi. Kısa vade için bulunan formül sivil bir vakıf (Yunus Emre Vakfı) üzerinden Cem evi taleplerine mekân tahsisi, personel eğitimi ve maddi destek verilmesi. Ancak bu ara çözüm ne yazık ki, Cem evlerinin yasal statüsüne cevap değil.

Nitekim toplantının basına kapalı bölümünde en çok tartışılan konu Cem evlerinin statüsü oldu. Bunu da doğal karşılamak gerekiyor çünkü bugüne kadar atılan olumlu adımlardan sonra çözüm gelip Cem evlerinin statüsüne takıldı. Alevi Çalıştayları'nda raporunda ifade edildiği gibi Alevi olsun olmasın bütün katılımcılar; "...cem evlerine bir statü verilmesinin gerekliliğinde hiçbir sorun yaşanmamıştır. (Alevi Açılımı Nihai Raporu Takdim Metni s. 23)." Bugüne kadar yapılan çalıştaya katılan Alevilerin büyük kısmı ise Cem evlerini ibadethane olarak kabul ettiği ve buraların da yasal statüye kavuşturulmasını istiyor.

Şu anda ortaya çıkan ve Cem evleri konusunu salt devletin yapacağı arsa tahsisi, maddi yardım ve dedelerin eğitimine bağlamak ve bu sorunları çözmek ancak tali bir çözüm olur. Çünkü bugün Cem evi dendiğinden sorun olarak karşımıza çıkan buraların "ibadethane olarak tanınıp, tanımayacağı" konusudur. Bu konuyla ilgili soru işaretleri hala varlığını koruyor.

Diğer taraftan şunu ifade edelim ki, Cem evlerinin neredeyse esas sorun haline gelmesi sevindiricidir. Çünkü bu durum çalıştaylar sürecinde Alevilerin yaşadıkları sorunlar konusunda adımlar atıldığını gösterir. Madımak ve Aleviliğin müfredata girmesini küçümsemek haksızlık olur. Ancak şunu da görmek gerekiyor ki, Alevilerin kamusal alanda maruz kaldıkları ayrım henüz bitmiş değildir.

DEVLET ALEVİLİĞİ TANIDI

Alevi Çalıştayları'nı başından beri takip ediyorum. Bence yapılanlardan daha önemlisi bu sürecin kendisidir. Çünkü, Sayın Faruk Çelik'in toplantıda ifade ettiği gibi bu süreç, Alevilerin kendilerini daha iyi anlatmasına, hükümetin de Alevileri daha iyi tanımasına imkân tanıdı, ki bu çok önemlidir. Bence bu süreci önemli kılan, bu karşılıklı birbirine tanıma sürecidir. Alevi açılımı eğer hiç bir şey yapmadıysa, Aleviliği kamusal alanda rahat tartışılmasına, Alevilerin kendisini açıkça ifade edebilmesine yol açmıştır.

Sayın Çelik'in Cem evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin önünde engel olarak saydığı hukuki ve teolojik yasa ve engeller, esasında Aleviliği bir kimlik olarak kabul etmeyen bir ideolojinin koyduğu engellerdir. Oysa yaşadığımız süreçte 'devlet' Aleviliği tanımıştır.

İçinde olduğumuz sürecin sevindirici bir başka tarafı da 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra yeni anayasa tartışmaları ile Cem evlerinin yasal statüsünün yeniden gündeme gelecek olmasıdır. Çünkü yeni dönemde özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) bağlamında önemli tartışmalar bizi bekliyor görünmektedir.

ALEVİLER SÜRECİ DESTEKLEMELİ

Aslında bütün bir süreç bize şunu göstermektedir. Aleviliğe ilişkin temel sorun bugüne kadar Aleviliğin dinsel/mezhepsel kimlik ve öğreti olarak değil de siyasal kimlik olarak kendini ifade etmiş olmasıdır. Alevilik adına kurumsallaşanların önceliği hem kimliklerini siyasallaştırması oldu. Bunun sonucu olarak da bu sürecin AK Parti tarafından yapılıyor olmasından dolayı hep dışarıda durdular. Bu sürecin içinde olanları kınadılar.

Oysa bu temel sorununun farkında olanlar sürece katkıda bulunmaya çalıştılar. Bu süreci önemli kılan konuşabiliyor ve fikirlerimizi farklı platformlarda ifade ediyor olabilmek. Bu siyasetin kendisidir ve sahip çıkılmalıdır. Çünkü siyaset gücünüz oranında değiştirebileceğiniz bir paradigmaya işaret eder. Bugün Alevilerin içinde bulunduğu temel ayrım budur. Siyasete şans verenler ve vermeyenler. Ben veren taraftayım.

Murat Aksoy / Yeni Şafak
  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim