1. HABERLER

  2. HABER

  3. Aksaray-Yenikapı Metro Hattı Açıldı
Aksaray-Yenikapı Metro Hattı Açıldı

Aksaray-Yenikapı Metro Hattı Açıldı

Başbakan Davutoğlu, Aksaray-Yenikapı metro hattı açılış töreninde, "Bütün bunlar İstanbulluların hayatını kolaylaştırmak için" dedi.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Buradan bir kez daha söylüyoruz. Kudüs'ün taşının toprağının biz hizmetkarıyız, Kudüs'ün de hadimiyiz ve Kudüs'ü yıkmak isteyenler, tahrip etmek isteyenler, Mescid-i Aksa'yı, ilk kıblemizi tahrip etmek isteyenler bilsinler ki; bizim için Mescid-i Aksa ile Kabe arasında bir fark yoktur, onları korumak bizim için ilahi bir görevdir" dedi.

Davutoğlu, Aksaray-Yenikapı metro hattı açılış töreninde, İstanbul'un tozunun bile bereket, rahmet olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Selam olsun bu aziz şehrin mübarek sakinlerine, İstanbullular'a selam olsun. Eğer bize sorsalar ve deseler ki 'size Rabbimizin ve tarihimizin en büyük emaneti nedir' diye sorsalar hiç tereddüt etmeden 'İstanbul' deriz. İstanbul'un güzelliğini korumak bize ilahi bir emanettir. İstanbul'un tarihi, kadim başkent özelliğini korumak bize tarihi bir emanettir. Biri Rabbimizden biri ecdadımızdan. Bu emaneti korumak için gece gündüz çalışacağız. Gün tarihi anma günüdür. İstanbul'un kadim başkent olduğu dönemlerde yaşanan, bütün dinler, kültürler arasında yaşanan barış düzenini anma günüdür."

Başbakan Davutoğlu, 400 yıl Kudüs-ü Şerif İstanbul'dan idare edildiğinde o beldede yaşayan, nefes alan herkesin ister Müslüman, ister Hristiyan, ister Yahudi olsun ibadetini barış içinde yaptığını anlattı.

"Kudüs'e gözümüzün nuru gibi baktık"

Müslümanların, Hristiyan ve Yahudiler'in her mezhebinin 400 yıl boyunca Kudüs'e emniyet içinde girdiklerini ve ibadetlerini ifa ettiklerini dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Öylesine ifa ettiler ki Kıyamet Kilisesi, ki Hristiyanların en mübarek mekanıdır, anahtarlarını Müslümanlara teslim etti. Halili İbrahim şehri diyerek, İbrahim'in mekanı diyerek, asırlarca biz Kudüs'e gözümüzün nuru gibi baktık. Çünkü İstanbul'da Kudüs ruhu vardır. Kudüs'te İstanbul'un izleri vardır, bu bağı hiç kimse çözemez. Bugün Kudüs'e gidenler görürler ki hala eserlerimiz orada. Hala her bir taşında, toprağında bu tarihin izleri var ve İstanbul'a gelenler görürler ki aynı sokaktaki cami, kilise, havra ile yan yana yaşanan o barış düzeniyle İstanbul'un sokaklarında da Kudüs vardır. Ne biz Kudüs'ü unuturuz ne Kudüs, İstanbul'u unutur. Onun için bu al bayraklarla Filistin bayraklarını yan yana getiren kardeşlerimize selam olsun."

Davutoğlu, sabah partisinin Bahçelievler kongresine giderken Hamas lideri Halid Meşal'le görüştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Dün de Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'la görüşmüştüm. Onlara sizlerin selamını ilettim ve dedim ki 'Bilin ki her bir İstanbullu her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bugün yüreği ile zihniyle, duasıyla Kudüs'ün, Mescid-i Aksa'nın yanındadır ve olacaktır. Onlar da dediler ki 'Bundan hiç şüphemiz yok. En zor zamanlarımızda nasıl Türkiye'yi yanımızda hissetmişsek, en zor zamanlarımızda bundan sonra da her bir Türk kardeşimizin yüreğinin bizimle attığından hiçbir şüphemiz yok'.

Buradan bir kez daha söylüyoruz. Kudüs'ün taşının toprağının biz hizmetkarıyız, Kudüs'ün de hadimiyiz ve Kudüs'ü yıkmak isteyenler, tahrip etmek isteyenler, Mescid-i Aksa'yı, ilk kıblemizi tahrip etmek isteyenler bilsinler ki; bizim için Mescid-i Aksa ile Kabe arasında bir fark yoktur. Onları korumak bizim için ilahi bir görevdir."

"Çağrımız barış çağrısıdır"

Başbakan Davutoğlu, çağrılarının barış çağrısı olduğunu ifade ederek, "Kudüs'ün de bir barış ve esenlik şehri olma çağrısıdır" dedi.

Bundan 3 sene önce haklarında verilen bir gensoruyla ilgili bir CHP milletvekilinin, "Niçin Kudüs'le böylesine ilgileniyorsunuz, niçin bu ihtilafların içine giriyorsunuz?" dediğini anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2010'du. Ona verdiğim cevabı şimdi buradan, İstanbul meydanında, Kudüs'ün kardeşi İstanbul'dan veriyorum. Evet bizim için İstanbul'un, Kudüs'ün kaderi aynıdır. İstanbul'un kaderi, Saraybosna'nın, Şam, Bağdat, Semerkant'ın kaderi birdir ve bir olacaktır. Bizim İstanbul'u inşa ve ihya etmemizin ardında kadim kültüre sadakatimiz var. Kudüs'ün de benimsediği kadim kültüre. Aziz İstanbullular sizler ve sizin yetki verdiğiniz başta büyükşehir belediye başkanımız olmaz üzere bütün ilçe belediye başkanları ve hükümetimizin her bir ferdi İstanbul'un o tarihi güzelliğini, o tabiat güzelliğini korumayı namus borcu biliriz.

Biz AK Parti geleneği olarak Cumhurbaşkanımızın büyükşehir belediye başkanlığından bu yana bu emaneti korumak için, gözümüzün nuru gibi korumak için her türlü çalışmayı yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Bu arada dün akşam biraz rahatsızlandığı için, görüştüğüm sayın Cumhurbaşkanının da sizlere selamı var, onu da ileteyim, şu anda aramızda olmasa da İstanbul'u, İstanbul'a yaptığı hizmetlerle bütün İstanbullular'ın kalbindedir ve her zaman bu hizmetlerin yanındadır kendisini saygıyla buradan selamlıyorum."

Davutoğlu, İstanbul kadim kültürüne sahip çıkmanın ama aynı zamanda İstanbul'u yaşanan, canlı, dinamik bir şehir olarak muhafaza etmenin aslında birbirini tamamlayan vazifeler olduğunu vurguladı.

"Ulaşımın yerin altına inmesi lazım"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Suriçi başta olmak üzere, Üsküdar, Eyüp gibi ve diğer tarihi semtlerin yerin üstünde korunması için ulaşımın yerin altına inmesi lazım. Aksi takdirde aynen 1950'li yıllarda ve daha önce 40'lardan itibaren yerin üstünde ulaşım yapmak için yüzlerce mescit, külliye, o tarihi eserler yıkılmak zorunda kalır" dedi. 

Davutoğlu, Aksaray-Yenikapı metro hattı açılış töreninde yaptığı konuşmada, tarih bilincinin kendisinde çocukluk yıllarında oluştuğunu dile getirdi. 

"Çocukluğumun geçtiği Fatih'ten, babamın mağazasına Mahmutpaşa'ya, Cağaloğlu'na doğru attığım her adımda tarih bilincini burada öğrendim. Her bir camiden, her bir külliyeden ders alarak büyüdük biz. Onlara baktığımızda mimarimizi ve estetiğimizi gördük. Onların kenarından geçerken gördüğümüz dergahlarda, türbelerde maneviyatımızı gördük" diyen Davutoğlu, daha o yıllarda tarihi yapıları korumaya ahdettiğini aktardı. 

O dönemde Aksaray'ın her bir köşesinde İstanbul'un semtlerine minibüsler kalktığını, insanların istif halde, çamurlu yollarda yolculuk etmek durumunda kaldığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Minibüslerin nerede duracağı, nasıl hareket edeceği belli olmazdı. İçeride ayakta zor dururdunuz, oturacak yer bulamazdınız. Çünkü ulaşım meselesi, büyüyen İstanbul'a hitap edecek şekilde tanzim edilmemişti. Minibüs bulmak bir sıkıntıydı, otobüs bulmak bir sıkıntıydı, içine bindikten sonra seyahat etmek bir işkenceydi neredeyse. Bu, İstanbulluların bu makus talihi AK Parti iktidarı döneminde değişti. Şimdi hem yerin üstünde etkin ulaşım hatları oluşturuldu hem de yerin altında metro hatlarıyla yerin üstündeki zenginlikleri de koruyan yeni hatlar inşa edildi.

Gururla iftihar ediyoruz. Son 10 yılda 141 kilometre metro hattı yapıldı. Raylı sistem uzunluğu 141 kilometreye çıktı. 2019'a kadar bu 430 kilometreye çıkacak. İnşallah 2019 sonrasında önce 776 kilometreye, daha sonra daha da ileri aşamalara geçecek. Bunun önemi şudur: İstanbul tarih barındırıyor. Onun için Suriçi başta olmak üzere, Üsküdar, Eyüp gibi ve diğer tarihi semtlerin yerin üstünde korunması için ulaşımın yerin altına inmesi lazım. Aksi takdirde aynen 1950'li yıllarda ve daha önce 40'lardan itibaren yerin üstünde ulaşım yapmak için yüzlerce mescit, külliye, o tarihi eserler yıkılmak zorunda kalır. Hala elimizde bu yollar açılırken yıkılmış olan camilerin, mescitlerin, külliyelerin, hamamların, kümbetlerin listesi var. Düşünün daha o yıllarda metro hizmeti küçük de başlamış olsaydı -ki dünyada ilk metrolardan birisi Tünel'dir Karaköy'deki-, belki bu eserlerin çoğu yıkılmak zorunda kalmazdı."

İstanbul'da, büyüyen nüfusa ulaşım hizmetini sunmak için yolları daha da genişletmeye ihtiyaç olmadığını kaydeden Davutoğlu, "O yolları ne kadar genişletirseniz tarihi İstanbul'u o kadar yok edersiniz. Onun yerine neye ihtiyaç var? O yolları yerin altına çekmeye ihtiyaç var. Aslında görünüşte ulaşım kolaylığı gibi görünen metro hizmetleri temelde, tarihi ve kültürü koruyan hizmetlerdir" diye konuştu. 

Aksaray-Yenikapı metro hattının 665 metre olmasına karşın, İstanbul'daki bütün raylı sistemi entegre bir şekilde birbiriyle irtibatlandırdığını, Kartal-Kadıköy-Üsküdar-Ayrılıkçeşme metro hattından, Marmaray'la Yenikapı'ya gelen bir yolcunun, hiç yerin üstüne çıkmadan Aksaray'a, oradan da Otogar ve Atatürk Havalimanı, Bağcılar, Başakşehir, Olimpiyat Stadı ve Taksim'e ulaşabileceğini ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:

"Böylece İstanbul'un 3 kanadı birbiriyle irtibatlanıyor ve hiç ayrılmayacak şekilde. Tarihin ta eski dönemlerinden beri hep Asya ile Avrupa nasıl bir araya getirilebilir diye hayal edilmişti. Haliç nasıl geçilir diye hayal edilmişti. İşte bizim iktidarlarımız döneminde bütün bu hayaller gerçeğe dönüştü. Şimdi Marmaray'la, ikinci tünelle İstanbul, Asya ile Avrupa'yı birleştiren bir sisteme kavuştu. Bu hatlara artık Kartal'dan çıkan birisi Hacıosman'a ve ta Bağcılar'a, Başakşehir'e, Olimpiyat Stadı'na kadar yeryüzüne çıkma ihtiyacı hissetmeden geçebilecek. Aksi takdirde aynı kişi, düşünün, Kartal'dan Kadıköy'e gelecek, Kadıköy'den bekleyip vapurla bu tarafa geçecek, buradan da otobüsle veya raylı sistemle kendi ulaşacağı yere ulaşacaktı. Şimdi öylesine büyük bir devrim ki bu hayatımızı kolaylaştırıyor, tarihimizi zenginleştiriyor."

Davutoğlu, metro hatlarının hizmete girmesiyle Aksaray'dan Kadıköy'e 17 dakikada, Aksaray'dan Kartal'a 45 dakikada yolculuk edilebileceğine, ayrıca deniz ulaşımının raylı sistemle entegre hale geleceğine işaret etti. 

Yenikapı'ya gelen yolcunun Atatürk Havalimanı'na 36 dakikada, Otogar'a 14 dakikada varacağını, en uzun hat olan Kartal-Atatürk Havalimanı arasının 81 dakikada ulaşılabilir hale geleceğini vurgulayan Davutoğlu, "Bütün bunlar İstanbulluların hayatını kolaylaştırmak için. Bütün bunlar bu aziz şehrin sakinlerine işkencesiz, ızdırabsız bir yolculuk zevki tattırmak için. Öylesine şartlarda seyahat edilecek ki minibüsler, halk otobüsleri gibi zor şartlarda değil oturup, Kartal'dan Atatürk Havalimanı'na giderken rahatlıkla kitap okuyacak, çalışmasını yapabilecek konforda seyahatler yapılacak. Bunların hepsi rüyaydı" diye konuştu. 

İstanbulluların bu rüyalarını gerçekleştirirken, tarihe de hizmet ettiklerini kaydeden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İnşaat faaliyetleri esnasında 50 bin parça arkeolojik çalışma da yeryüzüne çıktı. Böylece yeryüzünde bulunan bütün bu tarihi korunmuş oluyor, yeni yollar açmaya ihtiyaç kalmadan ulaşım hızlanıyor, yerin altındaki gizli hazineler, 8 bin 500 yıla giden gizli hazineler yeryüzüne insanların önüne getiriliyor ve ayrıca da İstanbullular çok daha rahat seyahat eder hale geliyor. Özellikle İstanbul'da bütün bu hizmetleri anlamamakta direnen kesimlere sesleniyorum. İstanbul, bir kültür ve tarih başkentidir ve öyle kalacaktır. Bu çalışmalarla biz, tarihi korumayı, tarihi yeryüzüne arkeolojik çalışmalarla çıkarmayı da hedefliyoruz. Kimse bu çalışmalardan rahatsız olmamalı. Aksine bu çalışmaları daha da ileri götürecek çalışmalara gayretle destek vermeli. Biraz önce Ulaştırma Bakanımız zikrettiler, Bakırköy'den Kirazlı'ya 9 kilometrelik hat yapılacak böylece İDO ile Bakırköy'e ulaşanlar Kirazlı'ya geçecekler. Sabiha Gökçen'e Kaynarca'ya yine 10 kilometrelik hat yapılacak. Böylece İstanbul'un denizi, havası, karası birbirine irtibatlanacak."

"Kılıçdaroğlu herhalde kapalı kapılar ardında konuşuyor" 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na da yüklenen Davutoğlu, şöyle dedi:

"Biz bunlarla uğraşırken, biz bu çabalar içindeyken İstanbul'a ve Türkiye'ye hizmet etmek gayreti içindeyken bakın muhalefet neler yapıyor? İstanbullular, bu büyük hamleyi izlerken Kılıçdaroğlu oturduğu yerden diyor ki, 'Asyalılarla Avrupalılarla konuştuğumuzda Türkiye'den tedirginlikle bahsediyorlar.' Ben hiç görmedim Kılıçdaroğlu'nun bir Asyalıyla, Avrupalıyla oturduğunu. Haberlere de yansımadı. Herhalde kapalı kapılar ardında konuşuyor. Geçende seyrettim aslında aynaya konuşuyor, kendi kendine konuşuyor. Millete konuşmaya yüzü olmayanlar kendi kendine konuşuyorlar."

Davutoğlu'nun "İstanbullular, bütün bu rüyaların gerçekleştiğini gören İstanbullular, ülkenizin geleceğiyle ilgili bir tereddüdünüz var mı?" şeklindeki sorusuna "Hayır" yanıtını veren kalabalık, "Ülkemizin istikbalinin parlak olduğuna inanıyor musunuz?", "Bu kadroların İstanbul'u bir dünya başkenti yapacağına inanıyor musunuz?", "Dünyanın neresinden gelirse gelsin, üzerimizden ya da denizlerimizden ya da karamızdan geçen her bir beşerin, İstanbul'a inip, İstanbul'u selamlamasını arzu eden, onu gerçekleştirmeyi hedef edinen bu ulaştırma projelerinden memnun musunuz?", "3. Havalimanından memnun musunuz?" şeklindeki sorularına da "Evet" dedi.

Davutoğlu, katılımcılara seslenmeyi şöyle sürdürdü:

 "Biz tarihi korumakla birlikte İstanbul'u da dünyanın küresel başkenti yapmaya kararlıyız. Üçüncü köprümüzden memnun musunuz? Marmaray'ı kullanıyor musunuz? 50 milyon kişi kullandı Marmaray'ı 1 yılda. Düşünün eğer Marmaray olmasaydı, o 50 milyon kişi yer üstünde seyahat etmek zorunda kalacaktı ve trafiğin hali ne olacaktı? Benden Kılıçdaroğlu'na bir mesaj var buradan? Bir gün gel de, Kağıthane'yi, Kağıttepe diye karıştırdın, İstanbul'un Üsküdarı ile Yenikapısı arasında Marmaray'ı bir kullan, sonra da bir teşekkür borcunu bize ifa et ama bilmez. O sadece kendi mahallesinde konuşur. Başka mahallelere gidemez. O sadece kendi çevresinde itibar görür."

"Zulme hep karşı çıktık, karşı çıkacağız"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz bir daha bu topraklarda ne Dersim gibi olaylarla Alevilere ne diğer bazı uygulamalarla Kürtlere veya başkalarına ne de 3 Mayıs 1944'te yaşandığı şekilde bugünkü MHP'yi oluşturan fikri kadrolara o dönemde yapılan, ne de solcu diye bilinenlere yapılanlara, Nazım Hikmet'e ve diğerlerine ama en önemlisi de halkın değerlerini savundu diye bu topraklarda tahkir edilen Müslümanlara, Hristiyanlara, Alevilere, Sünnilere kimlere olursa olsun yapılan zulme hep karşı çıktık, karşı çıkacağız" dedi.

Davutoğlu, "Dün, evvelsi gün Osmanlı'nın ilk başkenti Bursa'daydım, şimdi de son başkenti ve ebedi dünya başkenti İstanbul'dayım. Dün de Nevşehir'deydik, Daha önce de Kayseri'de, Malatya'da, Kırşehir'deydik, Samsun'daydık, Kahramanmaraş'taydık. Biz ülkemizin her yerine hangi şartta olursa olsun gidiyoruz, konuşuyoruz. Görüyor musunuz onları, kendi çevreleri dışında konuştuklarını? Hayır" dedi.

Dün Hacıbektaş'ta, Alevi, Bektaşi vatandaşlara hitap ettiğini, orada Hacı Bektaş-ı Veli'i ziyaret ettiğini anımsatan Davutoğlu, "Çünkü biz bu topraklardaki her bir veliyi, Allah dostunu kendi dostumuz bellemişiz" diye konuştu. 

Davutoğlu, Başbakan olduğu günün sabahında önce Hacı Bayram-ı Veli'yi ziyaret ettiğini, sonra İstanbul'da Ebu Eyyüb El-Ensari'yi, Konya'da Hz. Mevlana'yı, Bilecik'te Şeyh Edebali'yi, Ertuğrul Gazi'yi, Kırşehir'de Ahi Evran'ı, Kayseri'de Seyyid Burhaneddin Veli'yi, Malatya'da Seyyid Battal Gazi'yi ziyaret ettiklerini hatırlatarak, her bir beldede, bu beldelere ruh katan büyük zatları ziyaret ettiklerini söyledi. 

Dün de muharrem ayında, Hacı Bektaş-ı Veli'nin huzurundan seslendiğine işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Kerbela'yı ve Hz. Hüseyin'i anarak seslendim. Biz bu ülkede gerçekten adam gibi adamların hizmetkarıyız, onların yoldaşıyız, kardeşiyiz, omuzdaşıyız, sırdaşıyız, dava arkadaşıyız. Sizler adam gibi olduğunuz için biz bu kadar dirayetli, bu kadar cesur, bu kadar kararlıyız. Şimdi, dünkü hitabımdan sonra Sayın Bahçeli rahatsız olmuş ve bir açıklama yapmış. Biz Türkiye'nin her bir taşıyla, toprağıyla, tozuyla, rüzgarıyla gurur duyuyoruz. Türkiye'nin her bir köşesine aşığız, ülkemizin, vatanımızın her bir ferdini kendi canımızdan aziz biliriz. Aziz İstanbul'dan seslenerek söylüyorum. Her bir vatandaşımızın canı, nesli, aklı, düşüncesi, inancı bize emanettir. Fark gözetmedik, gözetmeyiz."

"Tek parti zulmünü savunmak MHP'ye kalmamalı"

Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, kendisinin özür dilemesini istediğini ifade ederek, "Dersim'den Sayın Cumhurbaşkanımız özür dilediği için, Dersim'de yapılan zulüm dolayısıyla ben de onu Hacı Bektaş'ta dile getirdiğim için yanlış yaptığımı ve özür dilememi söylüyor. Yani Dersim'de vaktinde işlenen zulmü bugün dile getirmek, dolayısıyla özür dilemek. Buradan Sayın Bahçeli'ye ve arkadaşlarına söylüyorum; tek parti döneminin zulümlerini sahiplenmek sizin için bir zillettir" dedi.

"Tek parti dönemine sahip çıkmak gerekiyorsa Cumhuriyet Halk Partisi sahip çıksın, siz sahip çıkmayın" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Yoksa en çok rahmetli Türkeş'e ızdırap verirsiniz. Neden biliyor musunuz? 1937'de Dersim katliamını yapanlar, 1944 3 Mayıs'ta da başta Alparslan Türkeş olmak üzere, Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan olmak üzere bugün MHP'nin ideolojik arka planını oluşturan en önemli isimleri tabutluklara soktular, tabutluklar. MHP kadroları bilir tabutluk ne demek, bilir. O zaman onları o tabutluklara sokanlar, Sansaryan Han'da, Kazım Alöç, Sayın Bahçeli git ve oku, Kazım Alöç'ün bu tutuklamalar sonrasında okuduğu iddianameyi, tek parti dönemi, diyor ki;, 'Bunların', yani Alparslan Türkeş rahmetlinin de 'diğerlerinin de vatana ihanetleri sabittir. Bu vatan hainlerini her halde Pera Palas'ta ağırlayacak değildik. Tabii ki bu tabutluklarda ağırlayacaktık ve tabii ki zulüm yapacaktık ve zulüm yapılacaktı' aynen ifade bu. 'Onların hak ettiği, müstahak oldukları zulümdür. Bu zulüm de yapılacaktır'. Ey Bahçeli, ister zulüm Dersim'de yapılsın, isterse senin ideolojik öncülerine Sansaryan Han'da tabutluklarda yapılsın biz hepsine karşı çıkarız. Zulmün her birine karşı çıkarız. Ama siz 'Eğer zulüm başkalarına yapılırsa bırakın sessiz kalalım, zulüm bize yapılırsa sesimizi yükseltelim' diyorsanız, işte zaten temel ayrıldığımız nokta burada.

Kılıçdaroğlu'na sorarsanız, Esad zulüm yaparsa problem yok, dokunmayın Esad'ına, IŞİD yaparsa problem var. HDP'ye sorarsanız Kobani'deki Kürt kardeşlerime zulüm yapılırsa karşı çıkalım, ama Halep'teki Kürtlere ya da Bayırbucak'taki Türkmenlere, Telabyad'daki Araplara zulüm yapılıyorsa bırakınız yapsınlar. Biz Hüseyni yolun yolcuları, biz Muhammedi yolun yolcuları ve istiklal bilincinin sahipleri için dünyanın neresinde bir zulüm varsa ona karşı çıkarız. Ülkemizde kim zulüm işlemişse, ister sağcıya işlenmiş olsun ister solcuya, ister Sünni'ye işlenmiş olsun ister Alevi'ye, ister Türk'e işlenmiş olsun işler Kürt'e hiç ayırım gözetmeden hepsine karşı çıkarız. Çünkü bizim kitabımızda zalimin yanında durmak yoktur. Ey Bahçeli esas sizin Türkeş'ten özür dilemeniz lazım. Çünkü eminim, o bu söylediklerinizi duysaydı 3 Mayıs 1944'te yapılanları bizzat kendisine yapılanları bilerek size döner derdi ki; 'Tek parti zulmünü savunmak Milliyetçi Hareket Partisi'ne kalmamalı' derdi."

"Bu milletin her ferdi canıyla, namusuyla, izzetiyle bize emanet"

Kur'an kurslarının kapatıldığı, Kur'an-ı Kerim okumanın yasaklandığını bir döneme sahip çıkmanın MHP'ye kalmaması gerektiğini dile getiren Davutoğlu, "Git bunu Konya'da, Kayseri'de, İç Anadolu'da konuş ve de ki; 'Dersim'de yapılan zulmü yapan CHP iktidarı, tek parti iktidarı doğruydu' de. Dersim'de Seyit Rıza idama götürülürken, kim olursa olsun, bizim için ideolojik, siyasi, düşünce farkı ne olursa olsun haykırır ve der ki 'Biz Ehli Kerbalayız. Bihatayız. Acıyın, merhamet edin, ayıptır' der. Ve bir tek şey ister Sayın Bahçeli, oğlu da idam edilecektir, Hüseyin, 17 yaşında. Oğlunun yaşı 21'e çıkarılıp idama götürülür. Seyit Rıza'nın da yaşı 78'den 51'e düşürülür, yaş haddi olmasın diye. Der ki; 'Oğlumu benden sonra asın, onun acısını görmeyim. Kabul etmezler önce o yaşlı adamın önünde oğlunu asarlar, sonra da kendisini asarlar. Şimdi bu zulüm değil mi? Bunu kim yaparsa yapsın buna karşı çıkmak, bu toprakların değerlerine sahip çıkmak değil mi?" diye konuştu. 

Başbakan Davutoğlu, kararları ve ilkelerinin kesin olduğuna, bu milletin her bir ferdiyle, canıyla, namusuyla izzetiyle kendilerine emanet olduğuna, suçlu varsa hukuk kuralları içinde gerekli cezanın verildiğine işaret ederek, bir daha bu topraklarda Dersim gibi olaylarla Alevilere ne diğer bazı uygulamalarla Kürtlere ya da başkalarına ne 3 Mayıs 1944'te yaşandığı şekilde bugünkü MHP'yi oluşturan fikri kadrolarına, ne solcu diye bilinenlere, Nazım Hikmet'e ve diğerlerine, ama en önemlisi de halkın değerlerini savundu diye bu topraklarda tahkir edilen Müslümanlara, Hristiyanlara, Alevilere, Sünnilere yönelik, kimlere olursa olsun, yapılan zulme hep karşı çıktıklarını ve buna devam edeceklerini ifade etti. 

Davutoğlu, "Çünkü biz Kudüs-ü Şerif'te bütün farklı dinleri 400 yıl barış ile idare eden bir gelenekten geliyoruz. Çünkü biz yedi iklim, bütün dünyada bir barış düzeni olsun diye gece gündüz asırlarca çalışan bir ecdadın varisleriyiz. Çünkü biz, istiklal ordularıyla yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda bütün sömürgecilere karşı istiklalin, onurun ve izzetin merkez ülkesi olmuşuz. Bundan sonra da aziz İstanbullular, dünyanın neresinde olursa olsun, kim yapmış olursa olsun, zulme karşı duracağız, mazlumun yanında olacağız. Türkiye artık sadece bu aziz vatanın temsil ettiği değerlerle anılmıyor. Türkiye, bütün dünyada insanlık vicdanıyla anılıyor" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, burada nasıl Filistin bayrağı ile al bayrak nasıl yan yana dalgalanıyorsa, dünyanın her yerinde de Somali'de de Somalilerin bir araya geldiğinde kendi bayraklarıyla al bayrağı dalgalandırdığını söyledi. 

Filistin'de, vatandaşların, İsrail bombardımanı sürerken Gazze'de al bayraklarla yürüdüğünü bizzat gördüğünü aktaran Davutoğlu, "Ey Bahçeli, Ey Kılıçdaroğlu, biz bu al bayrağı, küresel vicdanın bayrağı yapmışız. Biz bu ülkeyi, küresel vicdanın ülkesi yapmışız. Biz bu vatanın üzerindeki her bir vatandaşımızın hakkını, hukukunu korumuş ve o hukuku koruyarak milli iradeyi egemen kılmışız" dedi. 

Davutoğlu, İstanbul demenin Türkiye demek olduğunu, 2015 seçimlerinde İstanbul'dan bir gür ses çıkmasını ve bu sesin bütün Türkiye'de yankılanmasını istediklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Bu ülkenin mazisinin, istikbalinin, istiklalinin yegane sahibi sadece millettir ve  o milletin seçtikleridir' diyerek 2023'e kadar olan yolumuzu aydınlatsın. Hazır mısınız? 2015'te, bütün bir vicdanın sesi olmak üzere AK Parti kadrolarına tekrar emaneti tevdi etmeye hazır mısınız? İstanbul'un her bir semtini, mahallesini dolaşarak, bu aziz şehirden bütün Türkiye'ye milli irade mesajı vermeye hazır mısınız? Bu aziz şehirden bütün dünyaya 'Durun kalabalıklar, artık vicdanın sesi olan Türkiye'nin ayak seslerini duyun' demeye hazır mısınız? Biz de İstanbulumuzun tarihiyle, kadimiyle korumaya, küresel bir geleceğe hazırlamaya kararlıyız. Allah bu yolda sizlerin ve bizlerin yardımcısı olsun.

Sizlerin desteğini bizden hiç eksik etmesin. İstanbulumuzun, tarihin derinliklerinden küresel geleceğe ve ebediyete kadar istiklaliyle payidar eylesin. Bu topraklarda bir daha geçmişte yaşandığı gibi bir işgal İstanbul'da görülmesin. İstanbul nasıl istiklal ordularıyla hür ve aziz olduysa bütün kardeş şehirleri de ebediyen hür ve aziz olsun. Bir gün İstanbul'un izzetini Kudüs de Mescid-i Aksa da yaşayacaktır. Buradan da mesajımız odur. Şu anda TİKA Başkanımız Mescid-i Aksa'da, biraz önce mesajını aldım. Mescid-i Aksa'da eksilen tek bir taşın, yıpranan tek bir sütunun, ne varsa hepsi bizim elimizle tekrar inşa edilecektir, ihya edilecektir. İnşallah hem Mescid-i Aksa'yı ve Kudüs'ü inşa yolunda üzerimize düşen görevi yapacağız hem de önümüzdeki günlerde toplantıya çağırdığımız Kudüs temas grubu toplantısıyla Birleşmiş Milletler'de ve dünyanın her yerinde bu davayı savunacağız."

Davutoğlu, İstanbul'a hizmet etmenin en büyük onur ve İstanbulluların yanında olmanın en büyük görev olduğunu sözlerine ekledi.

 Davutoğlu, metronun vatman koltuğuna geçti

Başbakan Davutoğlu'nun konuşma yapacağı Aksaray Meydanı'na vatandaşlar x-ray cihazlarından geçirilerek ve aranarak alındı. 

Ellerinde Türkiye ve Filistin bayrakları olan vatandaşlar, Davutoğlu'nun konuşması sırasında sık sık slogan attı.

Konuşmadan sonra Davutoğlu, Aksaray-Yenikapı metro hattı açılış kurdelesini törene katılan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile kesti.

Davutoğlu, daha sonra Aksaray'da metronun vatman koltuğuna geçti. Buradan basın mensuplarına el sallayan Davutoğlu, Yenikapı'ya kadar metroyu kullandı.

Bu sırada Davutoğlu'nun yanına vatman bölümünde bakanlar Elvan ve Güllüce ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş da bulundu.

"Bu bağlantı 900 bin insanımıza doğrudan hitap ediyor"

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, bugün işletmeye aldıkları Aksaray-Yenikapı metro hattının ve açılan yeni istasyonun Atatürk Havaalanı, Marmaray ve Yenikapı-Taksim-Hacıosman metrosu bağlantılarıyla adeta bir kayıp halkanın inşası olduğunu belirterek, "Bu anlamlı bağlantı metrolarda ve Marmaray'da seyahat eden günlük 900 bin insanımıza doğrudan hitap ediyor" dedi.

Elvan, Aksaray-Yenikapı metro hattı açılış töreninde yaptığı konuşmada, tıpkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu gibi 100 bin kişilik bakanlık ailesi olarak Türkiye'nin, İstanbul'un rüyalarını gerçekleştirmek için sevdayla çalıştıklarını, Marmaray'ın, İstanbul-Ankara Yüksek Hızlı Tren Projesi'nin, Avrasya Boğaz Geçiş Tüneli'nin, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Körfez Geçiş Köprüsü'nün, İstanbul'a yapılacak 3. havaalanının, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün bu sevdanın ürünü olduğunu söyledi.

İstanbul banliyö hatlarının Marmaray, yüksek hızlı tren, İstanbul metrolarıyla entegre edilecek şekilde modern hale getirilmesinin, yüzeysel metroya dönüştürülmesinin bu sevdanın ürünü olduğunu dile getiren Elvan, İstanbul'a ne gerekiyorsa yapmanın Bakanlık olarak bu ülkenin görev tevdi edilen bir evladı olarak boyunlarının borcu olduğunu ifade etti.

"Levent-BÜ metro hattını yıl sonunda tamamlayacağız"

Elvan, "Türkiye'de bugün itibariyle metro, hafif raylı sistem, banliyö olmak üzere 492 kilometre kent içi raylı sistem ağı bulunuyor. 133 kilometrelik kent içi raylı sistemin ise inşası devam ediyor. 54 kilometrelik kısmın proje çalışması, 58 kilometrelik kısmının ise ön aşama projelendirme çalışmaları devam ediyor. 14 büyükşehiri kapsayan bu veriler içerisinde ise ağırlığı İstanbul teşkil ediyor" diye konuştu. 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı olarak bir yandan 64 kilometrelik banliyö sistemini metro standardına getirirken bir yandan da İstanbul'daki mevcut metro ağını geliştirdiklerini ifade eden Elvan, Levent-Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) metro hattının inşasına devam ettiklerini, bu yıl sonuna kadar bu hattı tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi.

Elvan, Bakanlıkça yapımı üstlenen Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı ve Kaynarca-Sabiha Gökçen Havalimanı metrosunun ihale sürecinin devam ettiğini, aralık ayı sonu itibariyle ihaleleri bitirmeyi planladıklarını kaydederek, Bağcılar'ı, Başakşehir'i ve Bahçelievler'i metrobüse, Marmaray'a, İDO iskelesine bağladıklarını aktardı.

İstanbul'un ulaşım altyapısı için 17 milyar lira

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstanbul'un yoğun yerleşimli ve ulaşım sıkıntısı çeken bölgelerini şehrin kara, deniz ve demiryolu bazlı toplu ulaşım modlarına bağlıyoruz. Sabiha Gökçen Havaalanı'nı raylı sistemle en kestirme yoldan ulaşılabilir hale getiriyoruz. Bugün için İstanbul metrolarına yönelik toplam yapmış olduğumuz toplam yatırım tutarı 6,3 milyar liradır. Yani 6,3 katrilyonluk harcama gerçekleştirdik Bakanlık olarak. Şu anda tam 7 katrilyonluk yatırım projemiz İstanbul için devam ediyor. 4 katrilyonluk projemiz ise projelendirme, 2 katrilyonluk kısmı ise ihale aşamasında.

Yani kısaca özetlemem gerekirse İstanbul'un ulaşım altyapısı için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız tam 17 katrilyon lira ayırmış durumda. Ve bunun da önemli bir kısmını gerçekleştirmiş durumda. Bugün işletmeye aldığımız 700 metrelik bağlantı ve açılan yeni istasyon Atatürk Havaalanı, Marmaray ve Taksim metrosu bağlantılarıyla adeta bir kayıp halkanın inşasıdır. Bu anlamlı bağlantı metrolarda ve Marmaray'da seyahat eden günlük 900 bin insanımıza doğrudan hitap ediyor."

Topbaş: "Çok kısa ama çok özel bir hat"

Açılışta konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul'da yönetici olarak yaşamanın da ayrı bir sorumluluk ve mutluluk getirdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile başlayan hizmet anlayışını sürdürmekten mutlu olduklarını söyledi.

Dünya kentlerinin birinci öncelikli sorununun ulaşım olduğunu ve artan şehirleşmenin bu sorunu körüklediğini dile getiren Topbaş, doğru adımlar atılmadığında da şehirlerde ulaşımın ciddi problemlere sebep olacağına işaret etti.

Topbaş, şöyle devam etti:

"Göreve geldiğimizde 2004'te İstanbul'daki günlük hareketlilik 11 milyon civarındayken günümüzde ise 23 milyon seviyesine çıktı. Bu hareketliliği bireysel araçlarla karşılamak mümkün değil. Bir şehrin medeniyet ölçüsü o şehirde yaşayan insanların toplu taşıma araçlarını kullanma oranlarına bağlıdır. Toplu taşıma araçlarını kullanması için de insanlarımızın kaliteli konforlu hızlı ve güvenli sistemler oluşturulması gerekmektedir.

Göreve geldiğimizde şehrin ulaşım master planlarını yapmıştık. Ve o yaptığımız planları şimdi bir bir hayata geçiriyoruz. Bugün açılışını yaptığımız hat çok özel. Belediye olarak 32,5 milyar sadece ulaşıma yatırım yaptık ama daha alacağımız çok yol var ve kendimizi daha işin başında sayıyoruz. Bugün burada açacağımız çok kısa ama çok özel olan bu hat İstanbul'a önemli bir rahatlık getirecek. Bu açacağımız hat ile birlikte İstanbul’daki kesintisiz ulaşımın önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Bu çalışmamız uzun sürdü çünkü Yenikapı’daki çalışmalarımız sırasında arkeolojik kalıntılara ulaştık. Bu münasebetle de İstanbul’un tarihi yeniden yazıldı. Bu açacağımız hatla birlikte 13 ilçemiz birbirine bağlanmış olacak."

AA

HABERE YORUM KAT