1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kurucan

  3. Akraba evliliği
Ahmet Kurucan

Ahmet Kurucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Akraba evliliği

A+A-

Şimdiye kadar değişik vesilelerle yüzlerce-binlerce defa cevabını bulan bir meseledir bu; akraba evliliği.

Halkımız arasında bu meselenin hâlâ gündemde olması, hatta problem olarak algılanması, 'caiz mi değil mi' endişelerinin bir türlü atılamadığı da bir vakıadır. Tabii bunu destekleyen bazı faktörler var. Bunların başında akraba evliliklerinden doğan sakat çocuklar geliyor.

İslam, yakın akrabalar arasındaki evliliği aksine ihtimal verilemeyecek, tevil ve tefsire kapalı bir dille yasaklamıştır. Kimler girer bu yakın akrabalar arasına? Kişinin ister kan isterse süt vesilesiyle annesi, kızı, kız kardeşi, halası, teyzesi, kız ve erkek kardeşlerinin kızları yani yeğenleri, kayınvalidesi, karısı nikâhında kaldığı müddetçe baldızı. Ama İslam dayı, hala, amca, teyze çocukları yani kuzenler arasındaki evliliğe cevaz vermiştir ki; bunlar birincilere nisbetle uzak akraba sayılır. Nitekim Efendimiz (sas), halasının kızı Hz. Zeynep ile evlendiği gibi, kızı Hz. Fatıma'yı da yeğeni Hz. Ali ile evlendirmiştir.

Aslında İslam, İslam öncesi toplumlarda var olagelen evlenmelere bakınca bu yaklaşımı ile her meselede olduğu gibi orta yolu tutmuştur. Çünkü kimi kabile ve kavimlerde bizim yukarıdaki tasnife göre yakın dediğimiz akrabalar arasındaki evlilik meşru olduğu gibi, kimi kabile ve kavimlerde ise uzak akrabalar arasındaki evlilik dahi meşru değildi.

İslam'ın tutmuş olduğu bu orta yol, nüfusu alabildiğine az, küçük, kabile esasına göre yerleşimlerin olduğu bir toplum yapısında çok isabetlidir. Çünkü böylesi bir yapıda uzak akrabalar arasında evliliği yasaklamak, bir manada evlenecek kız-erkek bulamamak ile eşanlamlıdır.

Dinî meşruiyeti bu şekliyle kısaca özetledikten sonra, dünden bugüne devam edegelen akraba evliliklerine bir bütün olarak baktığımızda, karşımıza birtakım getiri ve götürüler çıkmaktadır. İnsan fıtratı, akrabalık ilişkileri, değişen toplum yapımız ve hayat tarzımız da hesaba katılarak bu getiri ve götürülerin akraba evliliği yapmayı planlayan fertler, aileler tarafından yeniden gözden geçirilmesi lazımdır. Mesela; çocuklukları aynı ortamda birlikte geçmiş kuzenlerin birbirlerini kardeş gibi görmeleri fıtri olmasa da anlaşılabilir ve kabullenilebilir bir olgudur. Bunun manası, tarafların birbirlerine karşı şehevî bir his beslememesi, duymaması demektir ki; bu, evlilik hayatını olumsuz etkileyecek bir faktördür.

Hakeza; maddî ve manevî sebeplerle her ailede olan ve olmaya da devam edecek türden anlaşmazlık ve tartışmaların sonuçları çok farklı boyutlarda karşımıza çıkmaktadır. Karı-koca arasında yaşanan problem, mazide aileler arasında yaşanan olayların yeniden gündeme gelmesine vesile olmakta, hafızalar tazelenmekte ve küçük bir hadise büyük bir aile faciasına yol açabilmektedir.

Sakat doğumlara gelince; günümüzde tıp ilminin verdiği bilgilere göre, sakat doğumların nedeni akraba evliliği değil, aksine genetik problemlerden kaynaklanmaktadır. Ama bu tür genetik problemler akrabalar arasında daha sık görülebilmektedir. Sebepler planında bunu önlemenin çaresi akraba evliliğini kökünden yasaklamak değil, aksine muhtemel eşlerin evlilik öncesi tıbbî tahlillerden geçmeleridir. Sebepler dairesinde yaşayan insanlar olarak yapabileceğimiz şeylerin başında gelir bu.

Teşvik edilmeli mi akraba evliliği denecek olursa; bu soruya objektif bir cevap vermek imkânsızdır. Her fert, her aile buna kendisi karar verecek. Ama umumi açıdan baktığımda şahsen ben şöyle düşünüyorum; günümüz şartlarında toplumsal bağlarımızın güçlenmesi, sosyal münasebetlerimizin artması adına akraba dışı evlilikler yapma çok daha öncelikli bir yer işgal etmelidir bizim hayatımızda.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT